bugün
- tembel ve çalışmayan insan16
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- 1 saatte 10 bira içmek16
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- sözlük kızlarının kombinleri20
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- velvet vs nervio19
- lahmacun3
- manyak olmaya karar verdim9
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması3
- mezarlıkları sevmek3
- ktç birader2
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip3
- ioçk bak bi buraya2
- almanya da hangi partiyi seçerdiniz5
- arkadaşlar neden bu kadar salaksınız5
- skyhunter2
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri5
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- türkiyeden siktirolup gitmek5
- velvet12
- şaka maka 2026 dünya kupasının bitmesi3
- nervio11
- hırt5
- slavko vincic15
- otomobile ek vergi5
- messi ve arjantin'in tüm dünyaya rezil olması7
- aylık 550 milyar tl iyi para mıdır sorunsalı2
- otokar3
- ingilterede çocuklar açlıktan silgi yiyor5
- haber turk2
- yüksek seviye otomobile binmeye utanmak2
- kıbrıs barış harekatı3
- cunda adası3
- sevilince şımaran kızlar4
- teröriste o da insan demek4
- ispanya19
- blok33
- kadınların efendi erkek yerine katil tercihi4
- akşamları yürüyüşe çıkmak2
- yazık oldu yarınlara4
- anna karenina'ya orospu diyen beyinsiz adi köpek6
- özgünlüğün faydasız olması5
- arjantin'in 115 dakika şut atamaması8
- vurgun yemek4
- tememda kenka nalaka10
- üniversite tercih edeceklere tavsiyeler3
- pahalılığın çaresi3
Melaike... Gerçekte Hz. ibrahim'e gelen üç melek... Rus dindarlığının bilincindeyse teslis'in sembolü... üçlemenin...
ikona geleneğinin devrimci teşebbüslerinden...
Bir 15. yüzyıl duyarlılığı...
Mütevazi ve fakat kararlı...
Ne istediğini bilen bir iradenin eseri.
Ne anlatmak istediğini bilen bir iradenin...
Bu nedenle de Moskova'da Galeri Tretyakov'un en seçkin yapıtlarından...
istanbul süslemeciliğinin naif işçiliğine hâkim o derviş ızdırabını duymamak mümkün mü?
Andrei Rublev'in ızdırabını...
Yitip gitmez bir hüzün saçar çevresine bu yüzden.
Melaikeye ne de yakışır o mavi!
Lapis Lazuli'nin o hüzünlü ışıltısı.
Dikkatli bakıldığında ancak görülebilecek olan siyah, beyaz, gri kırçıllarıyla görkemini hiç kaybetmeyen Lapis Lazuli!
Çizgileri boşverin, acemi perspektif denemelerini de...
Siz asıl renklere bakın!
ikona demek renk demektir çünkü.
Renk ve ışık.
istanbul, bir zamanlar rengin ve ışığın yurduydu.
Bizans biraz da ışık ve renktir. Lütfen ışığını Bizans'tan, yani istanbul'dan alan o Venedikli ustaları hatırlayınız. Tiziano'yu, Tintoretto'yu, Verones'i...
Bir yanda Venedik rutubeti, öte yanda coşkun renkleriyle neşeyi de hüznü de birleştiren istanbul'un ışığı.
Göğün, denizin ve gözlerin mavisi...
ilk baharda koynuna kırmızıları da alarak mora çalmaktan çekinmeyen çiçeklerin mavisi...
Rum usta Theophanes'in ekibinde çalışan bir sanatçıydı Andrei Rublev.
Bir ressam, bir nakkaş, bir derviş...
Kendisi gibi bir dervişin hayretle açılmış gözlerinden seyredilmeyi hakeden bir derviş...
"Olsun, ben maviyi herkesten daha iyi görüyorum."
Ustası Andrei Rublev'in, "Sen herşeyi bildiğini düşünüyorsun, sana artık bir şey öğretemem" şeklindeki sitemine böyle cevap verir huysuz çırak Foma.
istidadının çabayla kemâline ereceğini akıl edemez. Çabayla, yani alçak gönüllülükle...
Bir zamanlar bizde "cehl-i mürekkeb" denirdi bilgisizliğin böylesine.
iki katmanlı bilgisizlik. Hem bilmemek, hem bilmediğini bilmemek.
Başka bir deyişle cehalet değil, gaflet. Yani kişinin kendinden habersiz olması.
Bilmediğini bilmeyene ne öğretilebilir?
Hiç.
Andrei Rublev (1966), tartışmasız Tarkovsky'nin opus magnumudur.
Bir şah-eser.
Sanata dair bir şah-eser.
Sanatın gereksindiği özgürlüğe dair.
Yasaklanır bu yüzden.
Henüz ikinci filmidir.
Ne Stalker, ne Solaris, ne Nostalgia, ne Zerkalo, ne Offret...
Bütün eserlerinin zirvesinde Andrei Rublev yer alır.
Tarkovsky'nin ufku her yeni adımında yukarılara yükselmez sanıldığı gibi, bilâkis adım adım aşağıya iner. Genişler. Ovaya yayılır.
Tohumun ağaca dönüşmesi gibi büyür içgörüleri. Ağaç tohumda saklıdır.
"insanlara insan olduklarını daha çok hatırlatmalıyız" der Tarkovsky.
Sanat işbu duyarlılığın bir gerecidir.
Filmleri de insana insan olduğunu daha çok hatırlatmanın bir aracı.
Filmin en önemli karakterlerinden biri de ivan Lapikov'un canlandırdığı Kirill.
Gerçekte Judas'ın ta kendisi. Yahuda'nın.
Hasedin yiyip bitirdiği adam.
Miloş Forman'ın ünlü yapıtı Amadeus'un (1984) baş karakteri Antonio Salieri'nin selefi.
Aradaki fark, Kirill bir Rus gibi pişman olur. itirafı da Rusçadır.
Salieri gibi istidad yoksunluğuna dayanamaz bir türlü. istidadı, kabiliyeti olmadığı için sonunda bir hiç olacağına inanır. Tanrı'yla başı belâya girer. Adaletinden kuşkuya düşer çünkü.
istidada sahip olmak için önce inanması gerektiğini bilemez.
Kime? Neye?
Kendi dışında bir noktaya sadece. Dışında ve üstünde...
Andrei Rublev gibi.
O önce derviştir. Sanatın ilk koşulunun sanatçının özgürlüğü olduğuna inanır
Özgür ruhların işidir sanat. Tıpkı dervişlik gibi.
Masumdur. Bir bebek kadar.
Bu yüzden kirlendiğini hisseder her defasında. Günahlarını...
"Bir insan sadece yalnızken mi iyidir?"
Yanlış soru.
iyilik aslâ yalnızlıktan hoşlanmaz. Kalabalığa ihtiyacı vardır. Günaha. Şehre. Çarşıya.
Korunmaya muhtaç görünecek denli saf ve masum ruhlara, zannedildiği gibi, zırhsız dolaştıkları için değil, zırha ihtiyaç duymadıkları için kötülük bir zarar veremez.
Ne zaman korunmaya muhtaç olduklarını anlarlar ve zırhlarını kuşanırlarsa, işte o zaman kötülük okları bedenlerine saplanmaya başlar.
Düşmanın gözü, tabiatı gereği, çıplak bedenleri değil, parlak zırhları hedef seçer kendisine.
Aklı-sıra korunanları.
Hayrın ve şerrin sahibinden sakınanları.
Hal böyleyken ey talib, nasıl oluyor da maviyi herkesten daha iyi gördüğünü iddia edebiliyorsun.
Sen günahı tanımazsın ki!
dücane cündioğlu
ikona geleneğinin devrimci teşebbüslerinden...
Bir 15. yüzyıl duyarlılığı...
Mütevazi ve fakat kararlı...
Ne istediğini bilen bir iradenin eseri.
Ne anlatmak istediğini bilen bir iradenin...
Bu nedenle de Moskova'da Galeri Tretyakov'un en seçkin yapıtlarından...
istanbul süslemeciliğinin naif işçiliğine hâkim o derviş ızdırabını duymamak mümkün mü?
Andrei Rublev'in ızdırabını...
Yitip gitmez bir hüzün saçar çevresine bu yüzden.
Melaikeye ne de yakışır o mavi!
Lapis Lazuli'nin o hüzünlü ışıltısı.
Dikkatli bakıldığında ancak görülebilecek olan siyah, beyaz, gri kırçıllarıyla görkemini hiç kaybetmeyen Lapis Lazuli!
Çizgileri boşverin, acemi perspektif denemelerini de...
Siz asıl renklere bakın!
ikona demek renk demektir çünkü.
Renk ve ışık.
istanbul, bir zamanlar rengin ve ışığın yurduydu.
Bizans biraz da ışık ve renktir. Lütfen ışığını Bizans'tan, yani istanbul'dan alan o Venedikli ustaları hatırlayınız. Tiziano'yu, Tintoretto'yu, Verones'i...
Bir yanda Venedik rutubeti, öte yanda coşkun renkleriyle neşeyi de hüznü de birleştiren istanbul'un ışığı.
Göğün, denizin ve gözlerin mavisi...
ilk baharda koynuna kırmızıları da alarak mora çalmaktan çekinmeyen çiçeklerin mavisi...
Rum usta Theophanes'in ekibinde çalışan bir sanatçıydı Andrei Rublev.
Bir ressam, bir nakkaş, bir derviş...
Kendisi gibi bir dervişin hayretle açılmış gözlerinden seyredilmeyi hakeden bir derviş...
"Olsun, ben maviyi herkesten daha iyi görüyorum."
Ustası Andrei Rublev'in, "Sen herşeyi bildiğini düşünüyorsun, sana artık bir şey öğretemem" şeklindeki sitemine böyle cevap verir huysuz çırak Foma.
istidadının çabayla kemâline ereceğini akıl edemez. Çabayla, yani alçak gönüllülükle...
Bir zamanlar bizde "cehl-i mürekkeb" denirdi bilgisizliğin böylesine.
iki katmanlı bilgisizlik. Hem bilmemek, hem bilmediğini bilmemek.
Başka bir deyişle cehalet değil, gaflet. Yani kişinin kendinden habersiz olması.
Bilmediğini bilmeyene ne öğretilebilir?
Hiç.
Andrei Rublev (1966), tartışmasız Tarkovsky'nin opus magnumudur.
Bir şah-eser.
Sanata dair bir şah-eser.
Sanatın gereksindiği özgürlüğe dair.
Yasaklanır bu yüzden.
Henüz ikinci filmidir.
Ne Stalker, ne Solaris, ne Nostalgia, ne Zerkalo, ne Offret...
Bütün eserlerinin zirvesinde Andrei Rublev yer alır.
Tarkovsky'nin ufku her yeni adımında yukarılara yükselmez sanıldığı gibi, bilâkis adım adım aşağıya iner. Genişler. Ovaya yayılır.
Tohumun ağaca dönüşmesi gibi büyür içgörüleri. Ağaç tohumda saklıdır.
"insanlara insan olduklarını daha çok hatırlatmalıyız" der Tarkovsky.
Sanat işbu duyarlılığın bir gerecidir.
Filmleri de insana insan olduğunu daha çok hatırlatmanın bir aracı.
Filmin en önemli karakterlerinden biri de ivan Lapikov'un canlandırdığı Kirill.
Gerçekte Judas'ın ta kendisi. Yahuda'nın.
Hasedin yiyip bitirdiği adam.
Miloş Forman'ın ünlü yapıtı Amadeus'un (1984) baş karakteri Antonio Salieri'nin selefi.
Aradaki fark, Kirill bir Rus gibi pişman olur. itirafı da Rusçadır.
Salieri gibi istidad yoksunluğuna dayanamaz bir türlü. istidadı, kabiliyeti olmadığı için sonunda bir hiç olacağına inanır. Tanrı'yla başı belâya girer. Adaletinden kuşkuya düşer çünkü.
istidada sahip olmak için önce inanması gerektiğini bilemez.
Kime? Neye?
Kendi dışında bir noktaya sadece. Dışında ve üstünde...
Andrei Rublev gibi.
O önce derviştir. Sanatın ilk koşulunun sanatçının özgürlüğü olduğuna inanır
Özgür ruhların işidir sanat. Tıpkı dervişlik gibi.
Masumdur. Bir bebek kadar.
Bu yüzden kirlendiğini hisseder her defasında. Günahlarını...
"Bir insan sadece yalnızken mi iyidir?"
Yanlış soru.
iyilik aslâ yalnızlıktan hoşlanmaz. Kalabalığa ihtiyacı vardır. Günaha. Şehre. Çarşıya.
Korunmaya muhtaç görünecek denli saf ve masum ruhlara, zannedildiği gibi, zırhsız dolaştıkları için değil, zırha ihtiyaç duymadıkları için kötülük bir zarar veremez.
Ne zaman korunmaya muhtaç olduklarını anlarlar ve zırhlarını kuşanırlarsa, işte o zaman kötülük okları bedenlerine saplanmaya başlar.
Düşmanın gözü, tabiatı gereği, çıplak bedenleri değil, parlak zırhları hedef seçer kendisine.
Aklı-sıra korunanları.
Hayrın ve şerrin sahibinden sakınanları.
Hal böyleyken ey talib, nasıl oluyor da maviyi herkesten daha iyi gördüğünü iddia edebiliyorsun.
Sen günahı tanımazsın ki!
dücane cündioğlu
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar