bugün
- dinsize inanır mısın9
- chatgptye penis fotoğrafını atmak15
- devletten başkasına güvenilmez11
- elalemin derdi true olmuş3
- slavko vincic3
- yaz günü çay içme saçmalığı4
- haluk levent olayından çıkarılacak ders8
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması16
- sinema bileti2
- zenginlere 1 den fazla eş verilmesi gerektiği2
- pizzaya pitza diyen kız2
- yapay zekanın öğretmenliği yok edecek olması3
- şekeri bırakınca çayın tadını alacaksın yalanı5
- oğlak burcu kadını18
- leopar olan sözlük yazarları2
- haluk levent23
- muhafazakar kız için dine dönmek3
- aykolikle site havuzuna girmek4
- telegram kullanan erkek3
- sevdam karadeniz dizisi2
- ulupuanlar ahirette geçerli mi sorunsalı5
- tango dersi alan urfalı teyze3
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları29
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti7
- abd'nin iran'ın 12 şehrine saldırması2
- saç boyama perileri3
- m kemal'in manda ve himaye istediği iddiası3
- 18 temmuz 2026 taytlı valinin görevden alınması2
- koç burcu kadını uyuzluğu3
- chatgpt ile sohbet etmek9
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- aptalları hipnotize etmek6
- web tasarım5
- en çok sevdiğiniz yazar19
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak2
- sadece arkadaşlarından mesaj alıyor4
- diamond bosphorus15
- sözlük yazarlarının dondurmaları3
- bir kadınla deniz arasındaki benzerlik3
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı15
- hayatın güzel olması10
- atatürkçü sanatçı azlığı12
- neden evleniyoruz sorusunun cevapsızlığı2
- yusuf tekin'in imamoğlu hakkındaki proje çıkışı3
- sözlüğün tanrıçası olmak20
- sevgiliyle ormanın derinliklerine gitmek8
- gececi tayfa kezosu10
- seni bütün sorunlarından kurtaracağım diyen erkek3
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması13
- gocu29
basrollerinde tarik akan, nur sürer ve yavuz cetinkaya'nin yer aldigi, 1986 yapimi bir zeki ökten filmi.
kişiliktir.
önce sesini sevdim sonra seni
usulca aktı sesin ve önce kim bu dedim kim
sonra gözlerine kilitlendim en son dudaklarında kaybolduğumu anımsıyorum.
tonlamaların içinde bir benim rengimi tonlamasanda hiç kızmadın ben sana.
rengini tüm alacalı renklere çevirsende ben bekledim tek renge dönmeni.
kimi geceler sesini yastık altında sakladığımda kokunda olsa derdim
hem sesin hem kokun ama anca biri benimdi. bekledim.
hep bekliyorum zaten kurmalı saate döndüm hani şu ortasında yerden yem yiyen turuncu tavuklu saat var ya o gibiyim şimdi. bekliyorum.
sesini gönder bana bir mektuba saklasam bir ömür benle kalsa
nefesini gönder bana dudaklarıma sürsem senin tadını alsam
fikrini gönder bana aklında olayım bu bana huzur versin.
sen yine susma konuş sesini ver bana çok yalnızım bildiğin gibi değil.
yüzlerce cümle kuruyorum belki ama çok ihtiyacım var sana. duy!
önce sesini sevdim sonra seni
usulca aktı sesin ve önce kim bu dedim kim
sonra gözlerine kilitlendim en son dudaklarında kaybolduğumu anımsıyorum.
tonlamaların içinde bir benim rengimi tonlamasanda hiç kızmadın ben sana.
rengini tüm alacalı renklere çevirsende ben bekledim tek renge dönmeni.
kimi geceler sesini yastık altında sakladığımda kokunda olsa derdim
hem sesin hem kokun ama anca biri benimdi. bekledim.
hep bekliyorum zaten kurmalı saate döndüm hani şu ortasında yerden yem yiyen turuncu tavuklu saat var ya o gibiyim şimdi. bekliyorum.
sesini gönder bana bir mektuba saklasam bir ömür benle kalsa
nefesini gönder bana dudaklarıma sürsem senin tadını alsam
fikrini gönder bana aklında olayım bu bana huzur versin.
sen yine susma konuş sesini ver bana çok yalnızım bildiğin gibi değil.
yüzlerce cümle kuruyorum belki ama çok ihtiyacım var sana. duy!
yaşama sebebidir.
kristal su değirmeni gözlerin
nereye baksan öğütür
mengenesidir sesin huzursuz kalplerin
yıkar arıtır hazan rengine savurur
sen söyle sussun herkes
huzur versin sesin
parantez arası sessizliklerin
her mevsimi temize çekmektir seni dinlemek
karın beyazından yağmurun çiğine
sesini duyup imkansızı istemek...
kristal su değirmeni gözlerin
nereye baksan öğütür
mengenesidir sesin huzursuz kalplerin
yıkar arıtır hazan rengine savurur
sen söyle sussun herkes
huzur versin sesin
parantez arası sessizliklerin
her mevsimi temize çekmektir seni dinlemek
karın beyazından yağmurun çiğine
sesini duyup imkansızı istemek...
kavramların en garibidir. içinizde öyle sesler yükselir ki dışarıya ise hiç bir ses çıkmaz. sesleri duymassınız ama duysanız bukadar iyi anlayamassınız. bazen bu ses dediğimiz kavramları duymadanda anlarız.
kimi zaman bir nefestir nefesini adadığın bir ömrü bir ana sığdırdığın.
"yıllarca sesini duymadığım oldu. yıllarca yüzünü görmediğim hem de hiç. bazen günlerce aklıma gelmezdin bile. severdim ama seni. bu nasıl bir sevgiydi sensiz yaşıyordum. hatta senin varlığına rağmen seviyordum da, öyle sanıyordum şimdi anladım sevmiyormuşum. sesini duymak istemiyordum bazen. sesin acıtıyordu çünkü, sesin hiç gelmeyecek şafak vaktini hatırlatıyordu. sen yoktun.
bir tek sesin var bende senden kalan senden yadigar
bir tek sesin var bende ondan vazgeçer miyim kendimden geçer miyim?
özledim çok özledim
bakışının bittiği noktada ölmez miyim?
gel desen gelmez miyim ?
seni seviyorum
elleri hiç dinlemedim
bitecek olsa biterdi bitmedi benimle kaldı
16 baharı sattım 17. bahardayım
sesin kaç bahar eskitti benim sessizliğim senin yokluğun
ayrı çoğrafyalar ayrı insanlar ayrı diller
hep bir kumral ten üstünde ezildim
ben bir hayali bekledim sen o kişiysen
gelecek misin ?
sesimsin sessizliğim "
"yıllarca sesini duymadığım oldu. yıllarca yüzünü görmediğim hem de hiç. bazen günlerce aklıma gelmezdin bile. severdim ama seni. bu nasıl bir sevgiydi sensiz yaşıyordum. hatta senin varlığına rağmen seviyordum da, öyle sanıyordum şimdi anladım sevmiyormuşum. sesini duymak istemiyordum bazen. sesin acıtıyordu çünkü, sesin hiç gelmeyecek şafak vaktini hatırlatıyordu. sen yoktun.
bir tek sesin var bende senden kalan senden yadigar
bir tek sesin var bende ondan vazgeçer miyim kendimden geçer miyim?
özledim çok özledim
bakışının bittiği noktada ölmez miyim?
gel desen gelmez miyim ?
seni seviyorum
elleri hiç dinlemedim
bitecek olsa biterdi bitmedi benimle kaldı
16 baharı sattım 17. bahardayım
sesin kaç bahar eskitti benim sessizliğim senin yokluğun
ayrı çoğrafyalar ayrı insanlar ayrı diller
hep bir kumral ten üstünde ezildim
ben bir hayali bekledim sen o kişiysen
gelecek misin ?
sesimsin sessizliğim "
msn de veya başka konuşma platformlarında karşıdaki kişinin orada olup olmadığını anlamak için kullanılan alternatif kelime. bir nevi "orda mısın", "ses ver" manasında.
-ses?
+ok geldim
gibi.
-ses?
+ok geldim
gibi.
varlığın habercisidir.
"hava buz, hava soğuk ve içimi ısıtan tek şey sesin. ama yok. hani şarkı var ya alışmak sevmekten ağır geliyor alışmak bu kadar dokunmamalı, alıştım ağzında şeker varmışcasına konuşmana.
istiyorum düşe vurmadan önce yüzümü son ses sen ol kulaklarımda biliyorsun sen.
Sesini bırak ruhuma seni duymak istiyorum tüm fısıltılarda..."
"hava buz, hava soğuk ve içimi ısıtan tek şey sesin. ama yok. hani şarkı var ya alışmak sevmekten ağır geliyor alışmak bu kadar dokunmamalı, alıştım ağzında şeker varmışcasına konuşmana.
istiyorum düşe vurmadan önce yüzümü son ses sen ol kulaklarımda biliyorsun sen.
Sesini bırak ruhuma seni duymak istiyorum tüm fısıltılarda..."
sağlık emekçileri sendikasının kısaltılmış şeklidir.içerisinde az da olsa doktorlar da örgütlüdür.
bazı anlarda bazı tonları tabiri caizse adamın amına koyar.
(bkz: trt 6)
ses insanın kimliğidir, derler..
üç sesle varolabilirmiş bir insan..
önce duyulmadan canlandırılan, sonra dolaylı şekilde duyulunca şekillenen, en sonunda da doğrudan işitilince aslı ortaya koyan..
işitilmediği dakikalarda oluşan hemen her türlü hissi yerle bir edebilirmiş sesi ile insan.. tabii bu gücü de işitilmesindeki engellere bağlıymış..
"sesini duydum, içim ısındı" varmış, gerçekmiş..
hem de öyle gerçekmiş ki, "erol taş o" sezisinin yanlışlığını -tam düşünülmese de- en net gösteren ispatmış..
yazıların insanı anlatması yetersizmiş, başka her türlü iletişimin de.. dokunmaktan da daha başka şekilde bağlayanmış ses, en hızlı etki gösteren..
şarkı söylerken olan sesin herkese anlamı olabilirmiş de, konuşma sesi bambaşkaymış.. el tutma isteği uyandıranmış sanki, sanki sokulmaya iten..
ayrılmalarda çok şeyden kopmamak istenir de.. "merhaba"yı öylece doğaldan duymama düşüncesi en içte kem kıpırtıları başlatanlardanmış..
diğer kopulacakların da varlığıyla bağlayanmış..
üç sesle varolabilirmiş bir insan..
önce duyulmadan canlandırılan, sonra dolaylı şekilde duyulunca şekillenen, en sonunda da doğrudan işitilince aslı ortaya koyan..
işitilmediği dakikalarda oluşan hemen her türlü hissi yerle bir edebilirmiş sesi ile insan.. tabii bu gücü de işitilmesindeki engellere bağlıymış..
"sesini duydum, içim ısındı" varmış, gerçekmiş..
hem de öyle gerçekmiş ki, "erol taş o" sezisinin yanlışlığını -tam düşünülmese de- en net gösteren ispatmış..
yazıların insanı anlatması yetersizmiş, başka her türlü iletişimin de.. dokunmaktan da daha başka şekilde bağlayanmış ses, en hızlı etki gösteren..
şarkı söylerken olan sesin herkese anlamı olabilirmiş de, konuşma sesi bambaşkaymış.. el tutma isteği uyandıranmış sanki, sanki sokulmaya iten..
ayrılmalarda çok şeyden kopmamak istenir de.. "merhaba"yı öylece doğaldan duymama düşüncesi en içte kem kıpırtıları başlatanlardanmış..
diğer kopulacakların da varlığıyla bağlayanmış..
içimdeki john nash'in fısıldadıklarını duymamı sağlayandır.
inanılmaz bir oluşumdur. 8 sene kesintisiz bağırarak ancak bir kahveyi kaynatabilir ama tek bir bağırma ile dağlar arasını kat eder.
turgut uyar bu şiiri okurken, ki ussuz durursan sen de duyabilirsin, sesimi keserim. sesini keserim her şeyin. bir tek ses yeter. o da bu ses:
"seni sonsuz biçimde buldum o biçimi almıştın
sandviçlerle, kötü şehirle, terle başbaşa kalmıştın
yürüdü üstüne herkesin neonu, herkesin babaannesi
herkesin en eski olan kökü, en eski hanesi
yeşili bozup suya çevirdin, akşamı sonsuz uzattın
ne buldunsa o akşama uygun, ne buldunsa ona kattın
sen bir atmacanın en uzun çığlığısın, her türlü gökte
göğü büyüttün, otobüsleri aldın, şehirleri ufalttın
seversin diye söylerim her şeyi, sana uygun olsun
çünkü her şeyin birbirine uygununu sen bulursun
gel ellerini ver en güzel ellerini öyle
ruhum, ateş yüreğim, kokum birlikte öyle..."
çok güzel şiir di mi? lakin bir turgut uyar şiiri, asla bir kere okunduğuyla kalmamalı. başa dönelim sevgili reji...
"seni sonsuz biçimde buldum o biçimi almıştın
sandviçlerle, kötü şehirle, terle başbaşa kalmıştın
yürüdü üstüne herkesin neonu, herkesin babaannesi
herkesin en eski olan kökü, en eski hanesi
yeşili bozup suya çevirdin, akşamı sonsuz uzattın
ne buldunsa o akşama uygun, ne buldunsa ona kattın
sen bir atmacanın en uzun çığlığısın, her türlü gökte
göğü büyüttün, otobüsleri aldın, şehirleri ufalttın
seversin diye söylerim her şeyi, sana uygun olsun
çünkü her şeyin birbirine uygununu sen bulursun
gel ellerini ver en güzel ellerini öyle
ruhum, ateş yüreğim, kokum birlikte öyle..."
böylesi daha güzel di mi?
mesai saatleri dahilinde çaktırmadan turgut uyar okuyanlar, bi gün masa altı votka yapmalısınız usta için. evet, kesinlikle...
meşguldüm ben. yorgundum. dalmıştım. sarhoş değildim ama hatırlayamadım. belki de sarhoş olmalıydım. buralardan bir votka kokusu geçmeliydi. şehri dolaşıp dolaşıp geri gelmeliydi. tam buraya. bu yazıya.
neyse...
çok güzel şiir di mi? uyar babanın, bu şiiri kime yazdığını biliyorsun.
peki sana şu fani hayatında, böylesine bir şey yazman için, böylesine ilham veren bir güzel oldu mu hiç?
peki o ilham servis edildi de, sen alabildin mi?
"bir yağmur yağsa da beraber ıslansak" senfoni'si var şimdi istanbullu bir yaz yağmurunun damlalarında. çok açık ve seçik ifade ediyorum böyle bir şiir -ses- yazmadan şu hayattan geçip gitmek istemem. bunu en ulvi amaç bellerim hatta. belledim. az önce. biraz önce. hani dedim ya, yağmur... ses... votka kokusu hayali... güzel... ilham... filan...
böyle belledim şimdilik.
şimdilik,
ya sonra?
"aşkım da değişebilir gerçeklerim de..."
hakkında yapılan hiç bir konuşma, ki genelde hepsi lakırdıdır, ki bu dahil, şiirin kendisinin muaazzamlığının yanından bile geçemez. o yüzden bi daha bi daha bi daha okumak bu şiiri. bi daha... be hey canına yandığımın turgur uyar'ı... tazeliyorum votkanı...
"seni sonsuz biçimde buldum o biçimi almıştın...
"seni sonsuz biçimde buldum o biçimi almıştın
sandviçlerle, kötü şehirle, terle başbaşa kalmıştın
yürüdü üstüne herkesin neonu, herkesin babaannesi
herkesin en eski olan kökü, en eski hanesi
yeşili bozup suya çevirdin, akşamı sonsuz uzattın
ne buldunsa o akşama uygun, ne buldunsa ona kattın
sen bir atmacanın en uzun çığlığısın, her türlü gökte
göğü büyüttün, otobüsleri aldın, şehirleri ufalttın
seversin diye söylerim her şeyi, sana uygun olsun
çünkü her şeyin birbirine uygununu sen bulursun
gel ellerini ver en güzel ellerini öyle
ruhum, ateş yüreğim, kokum birlikte öyle..."
çok güzel şiir di mi? lakin bir turgut uyar şiiri, asla bir kere okunduğuyla kalmamalı. başa dönelim sevgili reji...
"seni sonsuz biçimde buldum o biçimi almıştın
sandviçlerle, kötü şehirle, terle başbaşa kalmıştın
yürüdü üstüne herkesin neonu, herkesin babaannesi
herkesin en eski olan kökü, en eski hanesi
yeşili bozup suya çevirdin, akşamı sonsuz uzattın
ne buldunsa o akşama uygun, ne buldunsa ona kattın
sen bir atmacanın en uzun çığlığısın, her türlü gökte
göğü büyüttün, otobüsleri aldın, şehirleri ufalttın
seversin diye söylerim her şeyi, sana uygun olsun
çünkü her şeyin birbirine uygununu sen bulursun
gel ellerini ver en güzel ellerini öyle
ruhum, ateş yüreğim, kokum birlikte öyle..."
böylesi daha güzel di mi?
mesai saatleri dahilinde çaktırmadan turgut uyar okuyanlar, bi gün masa altı votka yapmalısınız usta için. evet, kesinlikle...
meşguldüm ben. yorgundum. dalmıştım. sarhoş değildim ama hatırlayamadım. belki de sarhoş olmalıydım. buralardan bir votka kokusu geçmeliydi. şehri dolaşıp dolaşıp geri gelmeliydi. tam buraya. bu yazıya.
neyse...
çok güzel şiir di mi? uyar babanın, bu şiiri kime yazdığını biliyorsun.
peki sana şu fani hayatında, böylesine bir şey yazman için, böylesine ilham veren bir güzel oldu mu hiç?
peki o ilham servis edildi de, sen alabildin mi?
"bir yağmur yağsa da beraber ıslansak" senfoni'si var şimdi istanbullu bir yaz yağmurunun damlalarında. çok açık ve seçik ifade ediyorum böyle bir şiir -ses- yazmadan şu hayattan geçip gitmek istemem. bunu en ulvi amaç bellerim hatta. belledim. az önce. biraz önce. hani dedim ya, yağmur... ses... votka kokusu hayali... güzel... ilham... filan...
böyle belledim şimdilik.
şimdilik,
ya sonra?
"aşkım da değişebilir gerçeklerim de..."
hakkında yapılan hiç bir konuşma, ki genelde hepsi lakırdıdır, ki bu dahil, şiirin kendisinin muaazzamlığının yanından bile geçemez. o yüzden bi daha bi daha bi daha okumak bu şiiri. bi daha... be hey canına yandığımın turgur uyar'ı... tazeliyorum votkanı...
"seni sonsuz biçimde buldum o biçimi almıştın...
yaydığı dalgalardan elektrik üretilen titreşim.
5 mart'ta vizyona girecek başrollerinde mehmet günsür'ün olduğu film.
dış görünüşten, iyilikten yada başka şeylerden beni daha çok etkiler.
kişinin karakterini gösterir sanki,
bir ses bekliyorum.
kişinin karakterini gösterir sanki,
bir ses bekliyorum.
(bkz: evdeki ses)
akustik.
--spoiler--
göremediğin bir şeyden nasıl kaçarsın ?
--spoiler--
gün itibaryle vizyona girmiş, başrollerini selma ergeç ve mehmet günsur'un paylaştığı gerilim filmi.
http://www.ses-film.com/index.html
göremediğin bir şeyden nasıl kaçarsın ?
--spoiler--
gün itibaryle vizyona girmiş, başrollerini selma ergeç ve mehmet günsur'un paylaştığı gerilim filmi.
http://www.ses-film.com/index.html
--spoiler--
o neydi yarabbim filmi. ya abicigim yapamıcaksanız yapmayın bu tarz filmleri. bu ne ya. ''derya onuru seviyo derya onuru seviyo'' pardon ama zikerim ben böyle iç sesi. yer yer gerecek derken o ses ne komedi konuşuyor öyle. konu basit, oyunculuk ben amatörüm abi diye bagırıyor. filmin ortasında püff sesleri ile dışarı çıkanlara sesleniyorum. en iyisini yaptınız. ekşi sözlük reklamı da fiyakalı olmadı kendimce.
--spoiler--
o neydi yarabbim filmi. ya abicigim yapamıcaksanız yapmayın bu tarz filmleri. bu ne ya. ''derya onuru seviyo derya onuru seviyo'' pardon ama zikerim ben böyle iç sesi. yer yer gerecek derken o ses ne komedi konuşuyor öyle. konu basit, oyunculuk ben amatörüm abi diye bagırıyor. filmin ortasında püff sesleri ile dışarı çıkanlara sesleniyorum. en iyisini yaptınız. ekşi sözlük reklamı da fiyakalı olmadı kendimce.
--spoiler--
ses, ışık, gürültü haricinde komple sıçmık, film yapmak için yapılmıştır.
bir konu bu kadar mı basit olur? senaryoyu 18 yaş altı bir beyinin yazdığına yemin ederim. parama ve zamanıma acıyorum.
--spoiler--
derya ya sıcak, soğuk diyen içinden gelen sesin komik olmasıda baya güldürdü. o nasıl bir sıcak, soğuk deyiştir ey iç ses!
korku filminden çok komedi filmi gibiydi. gayette güldük saloncak. bi de son not ekleyeyim. kutsal damacana daha komikti.
--spoiler--
bir konu bu kadar mı basit olur? senaryoyu 18 yaş altı bir beyinin yazdığına yemin ederim. parama ve zamanıma acıyorum.
--spoiler--
derya ya sıcak, soğuk diyen içinden gelen sesin komik olmasıda baya güldürdü. o nasıl bir sıcak, soğuk deyiştir ey iç ses!
korku filminden çok komedi filmi gibiydi. gayette güldük saloncak. bi de son not ekleyeyim. kutsal damacana daha komikti.
--spoiler--
mehmet günsür ve serra yılmaz 'ın alınlarına sürülmüş bir kara lekedir benim için.
dün izledim. film boyuncam sustum, kendi içimde senaryolar ürettim sonu için. benimkiler daha etkileyiciydi. film bittikten sonra söylediğim tek şey;
ah be şebnem; ne güzel şarkıların vardı eskiden. benim adım orman ne şimdi yaa.
(bkz: ben bir mülteciyim)
ah be şebnem; ne güzel şarkıların vardı eskiden. benim adım orman ne şimdi yaa.
(bkz: ben bir mülteciyim)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar