bugün

gripin şarkısı.

kadınlar, yaz yaz bitmez boş sayfalara
günahlar, sil sil bitmez boşuna uğraşma
hiç korkmadan yazdım kara tahtaya adımı
tütün basıp kapattım kanayan damarımı
yani rüzgar her şeyi alıp götürmeyecek mi?
tek gecelik hatam için affetmeyecek mi?
hani rüzgar herşeyi alıp götürecekti
fırtınadan arda kalan yalınızlık şimdi
kadınlar, bir ömür yetmez anlamaya
oyunlar, hiç değmez kafanı yormaya
boşver aldanma göğsündeki o hayvana
boşver aldanma midendeki o sancıya
(bkz: rüzgar türbini)
ne olur durma gözyaşlarımda,
bugünden kal yarınlarıma... yeni türkü kalitesi, alıp götüren şarkı..
keske benide alip goturse.
Rüzgârlarla gelip aylar yıldızlar...
Rüzgârlarla açılıp gider kimsesiz sandal...
Kız göğüsleri rüzgârlarla inip kalkar...
Rüzgârla titrer sakal...
Oynaşır sularda yalıların ışıklı gölgeleri rüzgârla...
Rüzgârla uçup gider emek...
Rüzgârla büyür çocuk...
Boncuk boncuk anılar, rüzgârla dağılır toplanır şakalaşırlar.
Buyrukların estirdiği rüzgârda bazen ölüme gider canlar.
Sonra buyruklar da kaybolurlar rüzgârların içinde...
***
Tozkoparanların önünde, çerçeveleri altından yaldızlı ve sert bakışlı büyük boy nice fotoğraf; boş sokaklarda, boş bir kesekâğıdı gibi, parçalana parçalana sağa sola savrulup gitti.
Tayfunlarla dalgalara bir gömülüp, bir çıkan uzun direkli gemiler; en sıcak sevdaların hangi kıyılarda kaldığını bir türlü kestiremediler.
Rüzgârla söner ateş, cılızsa.
Rüzgârla büyük ateş, güçlüyse.
Çöl rüzgârlarının yuttuğu kervanları, hiçbir tarihçi yazamadı.
Rüzgârlara ben, sen, o, biz, siz, onlar; hem kızdı, hem kızamadı.
Göğsü hafif kıllı ve gömleğinin kopçaları kopuk deli bir sarhoş, elinde salladığı şişeyi dikip ağzına, rüzgârlara karşı sallanarak yürüdü ve düştü.
Açık arabalarda saçları rüzgârda savrulan kızlar vardır ki, ekranlarda görünür çokçası.
Kaç sobalı mangallı ev kızı, yattığı yatağın hırçın uykularla yere kaymış yorganları altında gördü, saçlarının açık bir arabada rüzgârla savrulduğunu. Nine olduğu ve dişlerinin döküldüğü yıllarda bile, genç kızlığından kalma tek düş, bu düştü...
***
Rüzgârda uçar uçurtma.
Rüzgârda uçar balon.
Rüzgârda bir avucunu ötekine siper eder de, öyle yakarsın sigaranı.
Rüzgâr, meltem meltemdir Adalar'ın yaz akşamlarında.
Rüzgâr, sinsi bir hava akımıdır Victoria Garı'nda.
Rüzgâr, dualı bir nefes olur, iyi gelir nazara.
Eski büyük köşklerin pancurlarında, geceleri ecinli çatırtıları ve ıslıklarıyla dolaşır rüzgâr...
Rüzgârda bir yerlere varmak ister gibi, dalgalanır bayraklar.
***
Rüzgâr, bacaların dumanlarında. Rüzgâr, güverte merdivenlerini çıkan eteklikli kızların bacak aralarında...
Rüzgârlar, horultulanır karı-kocaların yatak odalarında.
Rüzgâr, demir parmaklı koğuşların içinde, bir af fısıltısıdır.
Rüzgâr, hem bir yaşlılık aksırığı, hem bir gençlik raksıdır.
***
Gözleri yumuk, elleri ileride, aranırlar doğmamış bebekler; yazgılarını yazacak rüzgârları.
Aranırlar rüzgârlar, ölülerden arta kalmış birkaç yırtık kitapla, kimseye anlatılmamış anıları.
Rüzgârla sallanan ağaç gölgelerinde, kayar gider tadılmamış aşklar.
Rüzgârla dalga dalga, eğile kalka, geceleri selam verir bulutlara, başaklar...
***
Köpük köpük saldırır kayalara deniz, rüzgârla.
Rüzgârla sıyırtır mandalını balkonda asılı duran çarşaf.
Müminler bir inanç rüzgârıyla rükû'a varırlar Kabe'ye doğru saf saf...
Kedi, kendi rüzgârıyla tutar sıçanı.
Bir borsa rüzgârıyla birbirine karışır dolar yatırımları ve mısır koçanı.
Kıyıdan esen rüzgârdaki öpüş.
Rüzgârda uçuş.
Rüzgârda düşüş.
***
Cavidan havalı kadındır, Sacit rüzgârlı erkek.
Bir gönül rüzgârında atılan iki tek.
Piyanoda uçan ellerin rüzgârı...
Fuzulî'nin kapısını sadece sabah rüzgârı çalardı.
Nefî'nin şafak gülleri bahar rüzgârıyla açardı.
Bir ince rüzgârdır Chopin'in marşı, cenaze törenlerinin resmisinde çalınır...
***
Haberler vardır rüzgârlarla alınır, rüzgârlarla salınır.
Rüzgâr uçurur kiremitleri.
Bir rüzgâr kilitler kilitleri, bir rüzgâr açar kilitleri.
Rüzgâr bir sestir, bir hışım, bir titreşim, bir bela, bir karasevda...
Rüzgâr hem iniştir, hem yokuş...
Rüzgâr başı ve sonudur öykümüzün; bir varmış, bir yokmuş... *
ing. ve alm. wind
içe i$leyenlerden... vapurun en rüzgar alan bölümünde birini dü$ünmek, o birini dü$ünceler ve rüzgarla birlikte vücuda enjekte etmek... bozulan saçları düzeltmek ve gözlerden gelen ya$ların $iddetli hava akımından mı, yoksa bazı $eylere ula$amamaktan mı olduğunu ayırt edememek...
çok güzel bir erkek ismi.
grup gündoğarken' in, ideolojilerin ayırdığı iki komşu ülkenin insanlarının dertleşmesini klibinde betimleyen nefis şarkısı.
ilhan sesen'in de pek bir guzel yorumladigi enfes sarki.
insana dokunan bir demir demirkan parçası.
eğer açık havada tenis oynuyorsanız bol bol kalayladığınız doğa olayıdır.
divan edebiyatında gelip geçiciliği dolayısıyla zamandır.
nil karaibrahimgil'in ruhu dinlendiren, sözleri de müzigi de güzel hos sarkisi.

"hani zaman her seye ilac ya, yalanmis.."
grup yeniçağın müthiş bir şarkısı
demir demirkan'ın süper şarkısı

Gözlerim kapalı bu aydınlık niye?
kalbim dönüyor dünya gibi yine
bildiğim, bilmediğimin içinde

anlamli ama tarifsiz neden
neden benden ağır bu beden
anladım aslolan
inanmak için görmek değil
görmek için inanmakmiş

okyanustaki rüzgar
yüzümde yüzün
bir aşığın nefesiyim bugün
kalbine uzanan bu yolda
bensin artık sen
vazgeçtim kendimden

tenimde gemiler içimde balıklar
yosunlu kıyımda şarap içen insanlar
ya umutlu ya umutsuz
kayıp yüzümden düşen maskesi
katılır bana su gibi akmaya
farsça'da dünya anlamına da gelen sözcük.
lazcası ixi olan kelime.
ilhan şeşen amca'nın yorumuyla ayrı bir hava kazanmı$ on numara parça. hele o grekçemi ne söyleyen kadının ses tonu yok mu. off off.
grup yol arkadaşları şarkısıdır

geceleri gün çiçeği gibi
boynumu eymeyeyim ey rüzgar
yarimi gördüysen söyle
söyle ey deli rüzgar

kaç zamandır uykusuz
buralarda ben mutsuz
o yar bensiz ben onsuz
olamamki ey rüzgar

göçten kalmış kuşlar gibi
yönümü kesme ey rüzgar
özlediğim yar kokusunu
alıp getir ey rüzgar

(bkz: http://www.geocities.com/gamze8419/poemruzgar.html) *
bir sunay akın şiiri.

Bayrakları birbirine
benzemese de ülkelerin
bir ağızdan söyledikleri
barış ezgisini
yankılatır rüzgar
direklerine çarpan
iplerinin

Savaş alanında
silahların sustuğu saatlerde
mektup yazacak
bir ailesi olmayan askerin
yaptığı kağıt gemiyi yüzdürür
arkadaşının kan
gölünde

Karıştırır martıların oyununa
çocukların getirilmemesi
rica olunan davetiyelerin
arkasına yazarak
Galata Kulesi'nden
attığımız son sözlerini
erdal eren'in

Usulca siler
patika yollardaki
nal izlerini
ve açıp pencereleri
korkutur aniden
tanrıça heykeliyle sevişen
müze bekçisini

Beklediğimiz sensin ey özgürlük
kaybolur izleri
bütün işkencelerin
bir gün çıkıp gelirsen
nasıl ki katlanmış hüznünü
unutuyorsa o anda
rüzgara açılan bir yelken.
bazılarına estiğinde korku veren,bazılarına huzur veren doğa olayıdır.
bir bülent birinci şarkısıdır.

rüzgar
Son rüzgardı esen
Yolunu gözlüyordum
Açtım kollarımı, açtım açtım
Uçmayı bekliyordum

Sımsıkı bağlı sanki
Ayaklarım dalıma
Kollarımı açtım olduğunca ama
Uçamıyordum

Bir daha bekleyemem
Yolunu gözleyemem
Götüreceksen şimdi götür
Tükenirim gelemem

Baharı bekleyemem
Çok yorgunum ölürüm
Yarısı kopsun bedenimin ama
Al beni şimdi götür

Kurbanın olurum
Bekle beni rüzgar
Dalımda sarardım kurudum
Götürmezsen ölürüm

Yalvarıyorum rüzgar
Biraz daha kuvvetli es
Ya kopar dalımı ya parçala al yarımı
Gelemezsem ölürüm

Yalvarıyorum sana rüzar
Biraz daha acımasız ol
Kopar dalımdan yarımı parçalara bölünsün
Götürmezsen ölürüm
Sözlerini Meral Özbek'in yazdığı muhteşem Yeni Türkü parçasıdır.
doganin isligidir ruzgar, yurekten bir dostun sesi gibi, hissetmektir ruzgar tum bedeninde her duyguyu aciyida,mutluluguda.
ruzgar sevdigine cigliktir alir goturur o sesi uzaklara, ruzgar elveda demektir kendini birakirsin onun
kollarina.
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026