bugün
- kabak tatlısını sevenler15
- fingirdek sözlük erkeği5
- okan yalabık'ın son hali4
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali4
- taksim delisi cenk7
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- anın görüntüsü25
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- elmas bey birader'in online olmaması3
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
- pirizade ismed molla balizade kafadumanevi5
- sözlük sevgilisi2
- pazar akşamları3
- sarı tekerin yazar olamaması2
- kasımda aşk başkadır6
- kaz fobisi2
- hambeles2
- göksel'in memeleri4
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- nat rothschild4
- kafanın çok büyük olması8
- gazze de evlenen çiftin düğün fotoğrafı3
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- ismet gurbuz 20244
- erecto kral reyiz3
- bir sözlük yazarını kerhaneye götürmek3
- 20043
- 1 doların 50 tl olması3
- nervio'nun gerçek yüzü4
- 8 kasım 2026 alanyaspor trabzonspor maçı3
- nervio34
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- fenerbahçe11
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- barış alper yılmaz4
- boyun ağrısı2
- oğuz tezmen2
- ismed ibni semiz cincihocaevi efendi2
- android için televizyon uygulaması yapılmalı2
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- yalnız çirkin asosyal erkek5
- 8 kasım 2026 rizespor erzurumspor maçı4
- kimse beslenmesine dikkat etmiyor2
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- duygu özaslan6
- bırak kolumu acıtıyorsun4
- hoca4
1999 yılında hayata veda eden, sinema anlayışı günümüzde birçok yönetmene ilham veren minimalist sinemacı.
bir çok büyük fransız yönetmeni gibi-başta renoir olmak üzere- tiyatro temelli bir yönetmendir. katolisizmden tutun filmlerindeki alışılmadık kurguları ile oldukça dikkate değer bir bakış açısı vardır. lakin türkiye'de "Festival seyircilerinin tanıyageldiği bir yönetmen" olmaktan kurtulamamıştır.
(bkz: au hasard balthazar)
(bkz: oksuzler)*
(bkz: Au Hasard Fıstık) * * * *
(bkz: au hasard balthazar)
(bkz: oksuzler)*
(bkz: Au Hasard Fıstık) * * * *
“Her sanatta, aksine hareket ederek o sanatı yıkmaya çalışan şeytani bir ilke vardır" sözüyle tanınan.
film çekerken tuttuğu kısa notlarını "sinematograf üzerine notlar" isimli bir kitaba çevirmiş ve 14 uzun metraj filmi olan yazar-yönetmen. filmlerinin çoğunun senaryosu kendisine aittir. sinamatografın özelliklerini filmlerinde çok iyi kullanır.
-sesler müziğe dönüşmeli
-çekim. beklenmedik şeylerin hepsini sen gizlice bekliyor olmalısın
-sen olmasan belkide asla görülemeyecek olan şeyi ortaya çıkar
sözleriyle bana yön vermiştir. pickpocket filmi izlenmelidir.
-sesler müziğe dönüşmeli
-çekim. beklenmedik şeylerin hepsini sen gizlice bekliyor olmalısın
-sen olmasan belkide asla görülemeyecek olan şeyi ortaya çıkar
sözleriyle bana yön vermiştir. pickpocket filmi izlenmelidir.
Erdem, masumiyet ve suç, ölüm- özellikle intihar -, tinsel açıdan yeniden yaradılış ve çürüyüş temalarını beyaz perdeye tertemiz bir fotoğraf karesi şeklinde aktarmış fransız sinemasının idol yönetmenlerinden.
pickpocket (yankesici) filmini suç teması üzerine kurmuştur.filimde paris metrosunu karış karış gezip usta tekniklerle yankesicilik yapan bir adamın öyküsü anlatılır:metroda okuduğu gazetenin altından yolcuların kol saatlerini çalacak usta bir yankesicinin öyküsü.sonra bir kadın girer hayatına, kaçınılmaz dramatik son...tam robert bresson luk bir senaryo.
belli başlı uzun metrajlı filimleri:
(bkz: pickpocket)
(bkz: au hasard balthazar)
(bkz: l argent)
(bkz: lancelot du lac)
(bkz: mouchette)
(bkz: une femme douce)
(bkz: Journal d un curé de campagne)
(bkz: Les dames du Bois de Boulogne)
(bkz: Les Anges du péché)
(bkz: Les affaires publiques)
pickpocket (yankesici) filmini suç teması üzerine kurmuştur.filimde paris metrosunu karış karış gezip usta tekniklerle yankesicilik yapan bir adamın öyküsü anlatılır:metroda okuduğu gazetenin altından yolcuların kol saatlerini çalacak usta bir yankesicinin öyküsü.sonra bir kadın girer hayatına, kaçınılmaz dramatik son...tam robert bresson luk bir senaryo.
belli başlı uzun metrajlı filimleri:
(bkz: pickpocket)
(bkz: au hasard balthazar)
(bkz: l argent)
(bkz: lancelot du lac)
(bkz: mouchette)
(bkz: une femme douce)
(bkz: Journal d un curé de campagne)
(bkz: Les dames du Bois de Boulogne)
(bkz: Les Anges du péché)
(bkz: Les affaires publiques)
sinematograf üzerine notlar adlı farklı zamanlarda aldığı notlarını içeren bir kitabı vardır.
'seyirci ne istediğini bilmez,kendi isteklerini zevklerini kabul ettir ona.'
'seyirci ne istediğini bilmez,kendi isteklerini zevklerini kabul ettir ona.'
(bkz: Le diable probablement) ile tanıdığım yönetmen.
Belki kendimle kurduğum bazı benzerliklerden dolayı, olağanüstü gerçekçi gelmişti bu film bana.
Hatta belgesel izliyor gibi izlemiştim.
Diğer filmleri de öyle bir his bırakır gerçi zaman zaman. Ama bence en iyi filmi budur.
Belki kendimle kurduğum bazı benzerliklerden dolayı, olağanüstü gerçekçi gelmişti bu film bana.
Hatta belgesel izliyor gibi izlemiştim.
Diğer filmleri de öyle bir his bırakır gerçi zaman zaman. Ama bence en iyi filmi budur.
filmlerini izlerken uzun iç çekişler,bekleyişler ve aynı anda huzur hissettiğim minimalist yönetmen.Reha Erdemin en çok etkilendiği yönetmenlerden biri ayrıca.Mouchette filminin derin etkilerini hayat var filminde görebilirsiniz.
25 Eylül 1901'de Fransa'da, Auvergne'de doğdu. Aslında ressam ve fotoğrafçı olan yönetmen, 30'lu yıllarda film alanında bazı deneyimler kazandı. ilk konulu film denemesini 1943 yılında gerçekleştirdi. Kendi özgün üslubunu, o gün bu yana çevirdiği çoğu edebiyat uyarlaması filmlerle oluşturdu. Erdem, masumiyet ve suç, ölüm - özellikle intihar -, tinsel açıdan yeniden yaradılış ve çürüyüş temalarında tutkulu ısrarı, pek çok ödüle sahip bu sinema ustasını, saygı duyulan, ancak popüler olmayan bir yönetmen konumuna getirdi.18 Aralık 1999' da öldü.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Robert_Bresson
http://tr.wikipedia.org/wiki/Robert_Bresson
tarkovsky'nin en beğendiği yönetmen.
"iki tür film vardır: Tiyatronun öğelerini kullananlar (aktörler, mizansen vs) ve sinematografinin olanaklarına başvurup, kamerayı sadece yaratmak amacıyla kullananlar"
yıldızlı 10.
yıldızlı 10.
bir noktada oyuncunu klişesini kırmış yönetmendir. onu parçalılığı tahmin edilemez. bu hem dini anlamda hem de cinematographic analmda kendisini gelmiş geçmiş en heretik yönetmen kılar. mouchette'i hala çözmeye çalışabilirsiniz, pickpocket'i de öyle. [hapishane metaforu ve tersyüz edilmiş özgürlük metaforu olarak görebiliriz pickpocket de kahramanın özgürlüğü hapiste bulmasını. bu yeterince sorunlu ve heretik kılmıyor mu bresson'u?] kendisi dünyanın en karamsar tahmin edilemezidir, minimalizmi öldürmektedir.
Sinematograf kitabından birkaç dipnot...
"Ellerimizle, başımızla, omuzlarımızla ne çok şey anlatabiliriz! Böylece, gereksiz yere söylenen, ortalığı dolduran ne çok söz ortadan kalkar! Ne büyük iktisat!"
"Sahicisi olmayınca seyirci sahtesine sarılır. Dreyer'in filminde Bayan Falconetti'nin exprestyonist tarzda gözlerini göğe çevirmesi herkesin göz yaşlarına boğulmasına neden oluyordu."
"iki tür Hakikat olduğu söylenebilir: Biri, en azından onu yalanla renklenledirenlerin gözünde yavan, tatsız, tuzsuz, sıkıcı olan, öteki ise..."
"Proust, özellikle Dostoyevski'nin kurgusunun ilginç olduğunu söyler. Olağanüstü derecede karmaşık, sık örülmüş, Proust'ta da görülen, denizdeki akıntılara benzer karşıt akımlar barındıran, tamamen kendi içine dönük bir bütün ki bunun bir benzeri filme de uygun düşer."
"Eski bir film hatırlıyorum:TOKYO ÜZERiNDE 30 SANiYE. Hiçbir şeyin olmadığı bu harikulade 30 saniye içinde yaşam havada asılı kalıyordu. Sinematograf, görüntülerle hiçbir şeyi temsil etmeme sanatı."
"Ellerimizle, başımızla, omuzlarımızla ne çok şey anlatabiliriz! Böylece, gereksiz yere söylenen, ortalığı dolduran ne çok söz ortadan kalkar! Ne büyük iktisat!"
"Sahicisi olmayınca seyirci sahtesine sarılır. Dreyer'in filminde Bayan Falconetti'nin exprestyonist tarzda gözlerini göğe çevirmesi herkesin göz yaşlarına boğulmasına neden oluyordu."
"iki tür Hakikat olduğu söylenebilir: Biri, en azından onu yalanla renklenledirenlerin gözünde yavan, tatsız, tuzsuz, sıkıcı olan, öteki ise..."
"Proust, özellikle Dostoyevski'nin kurgusunun ilginç olduğunu söyler. Olağanüstü derecede karmaşık, sık örülmüş, Proust'ta da görülen, denizdeki akıntılara benzer karşıt akımlar barındıran, tamamen kendi içine dönük bir bütün ki bunun bir benzeri filme de uygun düşer."
"Eski bir film hatırlıyorum:TOKYO ÜZERiNDE 30 SANiYE. Hiçbir şeyin olmadığı bu harikulade 30 saniye içinde yaşam havada asılı kalıyordu. Sinematograf, görüntülerle hiçbir şeyi temsil etmeme sanatı."
gelmiş geçmiş en iyi yönetmenlerden biri. aynı zamanda türkiyede vcd si dvd bulunmayan da biri.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com