bugün
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması14
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat40
- 10 şehirde basın özgürlüğü yürüyüşleri4
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler8
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız10
- iran da şahı da humeyni'yi de biz getirdik4
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı7
- cadılar bayramında cadı kesmek4
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek26
- şu an ne isterdin14
- filiz ankara piyale barilla pastavila mutlu arbela2
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur12
- türk erkekleri2
- fransa13
- yılmaz erdoğan6
- çocukluk arkadaşlığı7
- israil de eski generalin netanyahu planı2
- futbol17
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- sabah programları3
- istanbul7
- cep telefonu26
- görükle'deki benzin istasyonundaki market2
- nokia22
- süper lig6
- azrail'in görüldüğü an4
- ekonomi6
- soner sarıkabadayı3
- tuvalet kağıdını ters takanlar ruh hastası mı2
- kasımpaşa2
- engin altan düzyatan3
- açım aç9
- yulaf lapası vs tost11
- ığdır'ın baş harfi ığdır2
- dincilere laf anlatmakta çalışmak19
- en güzel öpüşme sahnesi2
- melike öcalan2
- sosyal medyadaki hastalıklı zihniyet2
- fon vurgunu54
- herkes nerde4
- bir beden küçük kıyafet almak7
- devlet bahçeli4
- galatasaray vs akp13
- batı şeria2
- güneşli bir günde insanın evde oturma nedenleri3
- karpuzcu liboş3
- edep sen ne güzel şeysin6
- from gold from dust34
- dinlerin evrensel olmaması3
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler14
nasılki rakı içmek bir içki kültürü isterse pink floyd dinlemekte bir müzik kültürü ister.wish you were here şarkısının olayıda çok hoştur.
"what do you want from me" şarkısına bir youtube yorumu:
"That thing when the guitar starts playing is not sound, it's sex."
"That thing when the guitar starts playing is not sound, it's sex."
Sadece 40 karakteri doldurmak için bukadar uzun yazı yazığım normalde sadece ''...'' koyacağım hayatımın efsanesi grup.
syd barrett olmasa olmayacak gruptur. ilham, teknik ne varsa barrett sayesindedir.
sesleri işleyerek insanı anlatan daha yetkin bir oluşumun var olduğunu sanmıyorum. bu anlatımı esrarengiz yapan ise aşka değinmeksizin yapmaları, aslında çok ilginç bir durum bu. her hangi bir şarkılarını üst üste ikinci veya üçüncü kez dinlediğinizde hayattan soyutlanıyorsunuz, çevresi buğulaşmış bir fotoğraf karakteri gibi hissediyorsunuz, vücudunuz katılaşıyor hareketsizleşiyorsunuz. kutuplarda yalnız kalmış soğuktan donmak üzere olmak gibi bir şey... ve karşınıza çıkan ilk nesneyi sahiplenmek istiyorsunuz. o anki yaşadığınız his ve arzu aşk kadar kuvvetli, ama aşk değil! bu da ne denli bir yalnızlığı kabullenmenizden ileri gelse gerek. böyle tuaf duyguları bir biri ile garip bir şekilde harmanlayabilen ve insana son derece 'özenli' ve 'karmaşık' bir biçimde sunabilen bir oluşum.
her insan için bir ya da birkaç favori sanat eseri mutlaka bulunan, benim için ise high hopes'i yaratmış olan grup.
her insan için bir ya da birkaç favori sanat eseri mutlaka bulunan, benim için ise high hopes'i yaratmış olan grup.
ne zaman dinlesem, kedimi yatağımın baş köşesinde gözünü kapatıp müziği dinlerken bulurum. O derece beni ve kedimi buradan alıp başka yerlere götüren gruptur.
londra'daki nehir* yakınlarında konser verirlerken ses dalgalarının yoğunluğundan nehirdeki balıkları öldürmüşlerdir.
tü kaka.
tü kaka.
careful with that axe eugene isimli şarklarının orta yerlerince roger waters uraaaaaoooovvvvv diye çığlık atmaktadır. aman korkmayınız
insan ihtiyaç duyuyor bazen, resmen. kan istiyor yani.
en iyi, en olgun, en bir progressive ve en ustaca yaratılmış albümleri wish you were here ile animals olan efsane müzik topluluğu. her bağlamda, yere göğe sığdırılamayan the dark side of the moon'a tercih ederim bu albümlerini.
"pigs on the wing" adlı şarkılarında basit kelimelerle eşsiz bir müziği birleştirerek ortaya bir şaheser çıkaran topluluk.
pink floyd'u sevenler ikiye ayrılabilir:
birinci grup çoğunluğu oluşturur ve bu grubun progressive rock bilgisi neredeyse, sadece pink floyd ile sınırlıdır. yani bunlar için varsa yoksa pf'dir. ya da progressive eşittir pink floyd'dur adeta. işte bu gruptakiler pf'yi yere göğre sığdıramazlar, fanatikçe ve inanılmaz övgüler dizerler pf için. sözlüklerdeki pf severlerin de çoğu bu gruptandır.
ikinci grup azınlıktadır ve elit bir progressive rock dinleyicisi grubudur. bu grup da pf'yi sever, pf'nin progressive rock ve psychedelic rock'taki önemli yerini gayet iyi bilir. ama pf kadar önemli olan ve daha önemlisi birbirleriyle karşılaştırılmaları hata olacak diğer devleri de bilir: rush, king crimson, jethro tull, genesis, van der graaf generator, yes, camel, eloy, gentle giant, supertramp vs.
birinci grup çoğunluğu oluşturur ve bu grubun progressive rock bilgisi neredeyse, sadece pink floyd ile sınırlıdır. yani bunlar için varsa yoksa pf'dir. ya da progressive eşittir pink floyd'dur adeta. işte bu gruptakiler pf'yi yere göğre sığdıramazlar, fanatikçe ve inanılmaz övgüler dizerler pf için. sözlüklerdeki pf severlerin de çoğu bu gruptandır.
ikinci grup azınlıktadır ve elit bir progressive rock dinleyicisi grubudur. bu grup da pf'yi sever, pf'nin progressive rock ve psychedelic rock'taki önemli yerini gayet iyi bilir. ama pf kadar önemli olan ve daha önemlisi birbirleriyle karşılaştırılmaları hata olacak diğer devleri de bilir: rush, king crimson, jethro tull, genesis, van der graaf generator, yes, camel, eloy, gentle giant, supertramp vs.
ayrıca eloy siker atar pink floy' du.
pembe panterin gelişmiş versiyonudur.
syd barrett' li dönem sadece 3 yıl sürmüştür, etkilerinin daha uzun olmasının tek nedeni grubun ona haksızlık yaptığının düşünülmesiydi ve yapılan müziğin tam anlamıyla "psychedelic rock" olmasıydı ki o dönem the doors' la birlikte en büyük akımdı bu.
roger waters' la birlikte daha çok progressive rock yolunda gitmiştir ve bence de çok çok iyi yapmıştır.
açıkçası roger waters dönemi müzik tarihi açısından pek çok şeyi değiştirmiştir.
the dark side of the moon
the wall
david gilmour' la the division bell vardır zaten ki benim favorilerimdendir bu albüm.
her dönemi de kendine göre güzeldir efendim neticede.
roger waters' la birlikte daha çok progressive rock yolunda gitmiştir ve bence de çok çok iyi yapmıştır.
açıkçası roger waters dönemi müzik tarihi açısından pek çok şeyi değiştirmiştir.
the dark side of the moon
the wall
david gilmour' la the division bell vardır zaten ki benim favorilerimdendir bu albüm.
her dönemi de kendine göre güzeldir efendim neticede.
insanı başka başka dünyalara sürükleyen nadir şeylerden biridir pink floyd. şarkıları eşliğinde, 'yak bir sigara' komutunu yerine getirmemeniz için hiçbir sebep yoktur. dalar gidersiniz uzaklara.
syd barrett'ın dönemine övgüler yağdırıp sonrasını ezenler için söylüyorum; "cliff öldü metallica bitti abi yeaa" diyenlerden zerre farkınız yok. müzik denen şeyden de bihabersiniz gençler. comfortably numb'ı, another brick in the wall'ı, hey you'yu da eniştem yazdı söyledi zaten. hatta comfortably numb'ın pulse konserindeki solosunu da kayınçom attı. division bell'i de bacanak çıkardı. aslında biz sülalecek müzisyeniz de pf hesabına çalışıyoruz.
bu aradai yaşınız kaçtı, merak ettim?
bu aradai yaşınız kaçtı, merak ettim?
ruhumdaki izleri asla silinmeyecek olan evrensel değer.
syd barrett' in olduğu dönem en kaliteli dönemleridir. syd barrett gilmour, waters ikilisinden kat ve kat daha iyi bir müzisyendir. nedeni lsd etkisiyle yazdığı sayko sözler de değildir, doğallığıdır. sadece pink floyd döneminde yaptığı albümleri değil, solo kariyerinde çıkardığı albümleri de harikadır.
dünyanın en aşmış ve (last fm deneyimlerimden yola çıkarak vardığım sonuca göre) farklı farklı tarzları dinleyen çoğu kişinin buluşma noktası olabilmeyi başarabilmiş bir gruptur.high hopes, comfortably numb, echoes, sorrow, time gibi parçaları dinlenirken akıl sağlığına dikkat edilmelidir.
her şarkısının mükemmelliği su götürmez bir gerçek olsa da, goodbye blue sky şarkısıyla beni benden alan grup.
insanlığa kalmış müzik mirası.
şu sıralar "julia dream" şarkısını sürekli dinlediğim muhteşem grup.
an itibariyle delicate sound of thunder konser kayıtlarını izlemekteyim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar