bugün

Kötü eğitim sistemi bir şey bilmeyen hocalar yüzünden öğrencilerin nefret ettiği yer.
bitsin artık.doyduk
görsel
Ulusa sadakatle hizmet edecek yetenekli ve itaatkar
vatandaşlar yetiştirmek için kurulan kurumlar.
sistemin bir numaralı köpeği..............
üniversitede değilim, ve fakat üniforma giymiyorum, sigara içmiyorum, fakat yasak değil, ayrıca diğer okullardan erken kapanıp geç açılıyor, belki bunlardan dolayı ben çok şikayetçi değilim, benim canımı sıkan üniversiteye hazırlanma modu...
her sabah kalkarken bildigim butun kufurleri ettigim şey.
bir kelimeyi sifrelemek icin her harfini, turkce alfabede kendinden bir sonra gelen harfle degistirirsek cok ilginc ve anlamli bir sekilde sifrelenen kelime.
her sabah kalkarken bildigim butun kufurleri ettigim şey.
görsel ülkelerin kaderlerini yönlendiren kurumlardır. bu yüzden ciddiyetle korunmaları gerekir.
çocuk denen yaratıkların hiç değilse günün bir kısmında ortadan kaybolmasını sağlayan kurum.
Washington 1907'de, inek üstünde okula giden çocuklar:

görsel
(bkz: okulsuz toplum)

Bir öğretmen olarak okulların mevcut statükonun korunmasına vesile olan araçlardan biri olduğunu düşünüyorum. Bunun adını da müfredat koymuşlar mesela.. peki eğitim okulda değil de nerede yapılacak deyyus diyenlere de:

(bkz: antik Yunan)
(bkz: summerhill)
(bkz: fırsat ağları)
nereden bakarsan bak, saçma ve gereksiz bir deneyim. 

anaokuluna beş kere gittim. zorla uyutuluyorduk. uykum yok, uyuyacaksınız deniyordu.

iyide benim uykum yok...

yemek yediriyorlardı zorla. 

ufak şeylere iğrenmem vardı. insan cildindeki benler özellikle ufaksa midemi bulandırır. zeytin çekirdeği midemi bulandırır kusuveririm.

kıymalı tarhana çorbası yapmışlardı, fakir ibneler, nokta nokta kıyma koymuşlar. yiyemem dedim, yedirmeye kalktılar, tabağa kustum. 

beşinci gün tutundum evdeki kalorifer borusuna. kimsecikler ayıramadı beni.

kurtuldum gitmekten o aptal okula. sonrasında ilkokul, ortaokul, lise derken bu eziyete katlanmak zorunda kaldım.

allah'tan lisede 3 senede toplamda 90 kere falan okula gittim. "özel nilgün doğay lisesi" hayatımı kurtardı o noktada.

sonra öss'yi kazandım kamu yönetimi falan derken yoook ondanda sıkıldım, üniyi terkettim.

toplum mühendisleri bu okul denilen, insana birşey öğretmeyen engizisyon mahkemesi kılıklı çin işkencesi makinalarından başka bir filtreleme sistemi geliştirmeliydi...

başka, bambaşka bir yöntem olmalıydı. doktor olmak istiyorsan misal, kendi başına kitaplardan mesela beyini öğrenip, sınavlara girip beyin doktoru olmalısın direk. 6 sene tıp okuyup, bir bok bilmeyen cahil hekimlerle dolu hastahaneler. 

açık öğretim mantığı gibi olmalı. ama bir hafta sürecek sınavlar silsilesinden sonra doktor olunmalı.

halihazırda 6 sene tıp okumak hammallıktan başka birşey değil.
(video artık mevcut değil)

eğitim alan çocukların hayatlarına yönelik yani geleceğimize yönelik önlemlere bir yenisi eklendi maltepe belediyesi tarafından trafik zabıtaları okul önlerinde trafik önlemleri alıyor.
Coğu insanın hayallerini sınırlayak devlet kurumu. net.
insanların tek bir şekle girmesi için çaba gösterilen yer. Tek tipleştirme. Müfredat dediğin seni yönetenlerin bilmeni istediği kavramlar. Ya öğrenemediklerin? Ya sana anlatılmayanlar?
görsel
Her ne kadar basit tanımlarla karşılaşsak da aslında hiç öyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Doğar doğmaz başlar okulumuz ve son anımıza kadar da devam eder. Attığımız her adımda aldığımız her nefeste hep yeni bir şeyler öğreniriz. Okul bitmeyen bir yaşam biçimidir esasen.
sabah sabah gittiğiniz ilim irfan yuvası.
her tür matahın belli belirsiz münakaşalara girdiği esrarengiz yer.
Okullarda tek boyutlu insan yetiştirme programı, hayatı anlamayan, değişik disiplinleri kavramadan, vida gibi hep aynı noktada dönüp duran bireyler yaratıyor.
eğitim yeri değildir. insan aklını tertibe, nizama sokma yeridir. insanın zehirlendiği yerdir. aklın devlete teslim edildiği yerdir. dünyanın bütün yerleri için geçerlidir. denebilir ki, okulsuz bir toplum düşünülemez, fakat hakikatte kişiyi ilerleten kendi kuracağı okuldur. müfredatı belirlenmiş, belli zihinlerin süzgecinden geçmiş mahsulleri zihinlere sınıf sınıf aşılama yeridir okul. gitmeyiniz. kendi okulunuzu kendiniz kurunuz. bu hem devlete aynı zamanda verili düzene karşı gelimdir. verili düzenin yıkımı için bu şarttır. "devlet dersinde öldürülen çocuklardan" kasıt bu tür yerlerde okuyanlardır. günümüzde okul, işlevini yitirmiş bir hapishaneden ibarettir. girdik mi, çıkması pek mümkün olmayan bir hapishane.
devlet okullarında pekçok farklı gelir ve kültür seviyesinden olan öğrenci bir aradadır. topluma ve sosyal dünyaya ilk adım atışınızdır. herzaman içine kapanık bir çocuk olarak, okulda tanışıp bu günlere kadar sürdürdüğüm sadece tek bir arkadaşım oldu. ötekilerden hep kaçtım. belirli bir kültür ve zekâ seviyesindeyseniz, ilgi alanlarınız toplumun genelinden farklıysa doğal olarak arkadaş bulmak zor oluyor.

okula dair en sevdiğim şey zannedersem teneffüslerdi...

her sabah o eşşek donduran soğuğun veya çöl sıcaklarının altında istiklal marşını okuduktan sonra sınıflarınıza girdiğinizde herzamanki can sıkıcı öğretmenler ve normal hayatta görüp ufacık bir muhabbet etmeye bile tenezzül etmeyeceğiniz karakterde öğrencilerle dolu koskoca bir ders süresi sizi bekliyordur. tıpkı kocaman bir papağanın ufacık bir kafese tıkılması gibi.

günün çoğunu geçirdiğiniz cezaevleridir okullar adeta.

milli eğitim bakanlığı ve velilerin çocuklarına yaptığı en ağır işkencedir, en sabır taşı öğrencileri bile isyan ettirici müfredatlarıyla milli eğitim bakanlığı her yıl en büyük işkenceci ödülüne layık bir performans çıkarır.
bir çeşit fabrikadır hatta bir tuğla fabrikasıdır insanları sistemin düzenine göre yontup duvarda bir tuğla yapar bu fabrika balığa ağaca çıkmasını emreder dersleri dinlemek ve öğrenmek için 40 dakika dinlenmek için ise 10 dakika veren bahçesi duvarlarla ve tellerle kaplı bir fabrikadır okul.
© copyright 2005 - 2026