bugün
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı23
- diamond bosphorus denince akla gelenler39
- sözlüğün ne güzel kız yazarı11
- bana onu sormayin32
- sözlüğün en zengin yazarları4
- yazarların ilk arabası11
- sophie dee'nin memeleri5
- joseph shomolo kuschca6
- en iyi kadir inanır filmi3
- pazar akşamı gelen iç daralmasının başlaması4
- ne kadar yaşlısın22
- gammazlık3
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz7
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen29
- arabesk rock2
- filistin54
- fait bey saik bey asabiyanik biraderdir8
- uludede3
- her şeye neden diye sormak2
- en sevdiğiniz seks pozisyonu nedir anketi6
- macron adamdır14
- aleyna tilki2
- o değil de kafa koparan dede vardı ne oldu ona6
- uludede'ye sarılıp uyumak3
- sevgilim dediğin kisiyi satar mısın7
- pazar günü avm leri dolduran salak insanlar3
- bu yazar sadece arkadaşlarından mesaj alıyor8
- üflüyo muyuz içimize mi çekiyoz memeleri7
- sözlüğün en güzel kızıyla erkeğinin kürt olması3
- şükretmeyen insan9
- ismet gürbüz'ün idam edilmesi4
- yazarların korkudan altına sıçtığı anlar2
- yapay zeka moderatörü3
- usual bey başka bir biraderdir4
- 11 ekim 2026 beşiktaş kocaelispor maçı5
- bir erkekten duyulabilecek en güzel söz3
- karton toplayan meric'in tekerlek fantezisi5
- türklere karınız nasıl diye sormak8
- anasına sövdürmek için doğmuş insanlar7
- eğer bir dizi veya film karakteri olsaydınız8
- üç biradşörler5
- arkadaşlar naber ya3
- karton toplayan lpg li4
- ismetin tüm biraderleri3
- feyk hesapla kendini oylayan yazar2
- aile binasında yaşamak istemeyen kız3
- heyt bea11
- 2026 uludağ sözlük analizi8
- ten uyumu vs kafa uyumu11
- renault 9 broadway vs murat 1313
"Neşeli hayat" güzeldir; yeterince endişesizseniz...
O yüzden kusura bakma yılmaz ağabey. oluyormuş gibiyken olamadı.
O yüzden kusura bakma yılmaz ağabey. oluyormuş gibiyken olamadı.
gişe kaygısından uzak tavrı dikkat çeken sıcak ve sade bir filmdir.
bir haftadır köşe yazarları ve magazin ekleri tarafından yapılan gizli reklam bombardımanı ile gişe kaygısından ne kadar uzak olduğu belli olan film.
umut sarıkaya film çekse böyle olurdu herhalde. akıcı, gerçek, eğlenceli bir filmdi. yılmaz erdoğan'ın hangi yöreye ait olduğu bilinmeyen 'ağızı' olmasaydı daha iyiydi.
oyunculukta abartmamak gerektiğini, kendi halinde zaten buyum hissi uyandırmanın ustalık işi olduğunu gösteren film. yılmaz erdoğanın en başarılı oyunculuğu bence, şive mükemmel ve tek bir abartı yok. halbuki murat ve ersinde gereksiz zorlama vardı, oturmamıştı. sinan benginer ve erdal tosundan ders almalılar.
izlediğime pişman olmadığım film.
izlediğime pişman olmadığım film.
yılmaz erdoğan ve bkm oyuncularının vizyona giren övülesi filmi. komik bir seyler bekleyenlerin gitmemesi gereken bir film fakat konusu adına sürükleyen yapıt.
izleyiciyi yormayan eğlenceli ve samimi olan film. yılmaz erdoğan en başarılı oyunculuklarından birisini çıkarmış. diğer filmlerinde yılmaz erdoğan'ı hatırlarken bu filmde kendi kimliğini unutturarak gerçek bir oyunculuk sergilemiştir.
ersin korkut'in önünde gerçek bir usta olmasına rağmen oyunculukta henüz istenilen kıvama gelmemiştir. sempatik olmasından kelli şimdilik yırtıyor. ayrıca çok kasma be abi. rahat ol.
film güzel olmasına güzeldi ama eksik bişeyler vardı sanki... onu da şimdilik es geçelim.
edit: uyarı için 0bscur3 arkadaşımıza teşekkürler.
ersin korkut'in önünde gerçek bir usta olmasına rağmen oyunculukta henüz istenilen kıvama gelmemiştir. sempatik olmasından kelli şimdilik yırtıyor. ayrıca çok kasma be abi. rahat ol.
film güzel olmasına güzeldi ama eksik bişeyler vardı sanki... onu da şimdilik es geçelim.
edit: uyarı için 0bscur3 arkadaşımıza teşekkürler.
insanı, giydiği bottan, kottan, monttan utandıran bir filmdir. *
yılmaz erdoğan yaptı diye, çok güleceğiz gibi bir dertle gitmeyin.film komedi değil ama güzel iş çıkarmış yılmaz erdoğan.akıcı, sıkmayan keyifli film.
ho hoo hooo. 'sahip olduklarımızdan utanıyoruz, utandıklarımıza sahip çıkıyoruz.'
gülmek için sinemaya girilen ama yüzde hafif bir gülümseme ve güzel duygularla sinemadan çıkılan türk filmi. film çekilirken herkesin ilk düşündüğü şey yılmaz erdoğan'ın komedi filmi çekeceğiydi doğal olarak. çekimler devam ederken iyice sükse yapan çok güzel hareketler bunlar tayfasının da filmde rolleri olduğu düşünüldüğünde tüm beklentiler çok komik bir filmin ortaya çıkacağı yönündeydi. belki de insanlara bunu hissettiren fragmanlarda filmeden komik sahnelerin olması. film vizyona girdiğinde ilk izleyenler bu fikirle salona girdiğinden hayal kırıklığına uğradılar. ama sonrasında filmin duygusal yönünün ağır bastığını öğrenip bunu bilerek izleyenler memnun ayrıldılar sinemadan. kısacası yılmaz erdoğan'ın yaptığı en pamuk gibi film. yer yer gülümsediğiniz, yer yer çok güldüğünüz, yer yer duygulandığınız güzel bir film.
izlenince mutluluk ve buruklukla karışmış bi gülümseme bırakan yılmaz erdoğanın kendini hissettirdiği başrılı filmi.
izlensede olur izlenmesede olur tarzi bir film.
paranızın ve vaktinizin asla boşa gitmeyeceği bir film. hafif komedi, hafif dram hoş bir havası var.
adının hiç neşesiz hayat olarak değiştirilmesinin izliyici açısından daha yararlı olacağını düşündüğüm bir yılmaz erdoğan filmi. kendisinin önceki filmlerini mumla aratan film olmakla birlikte oyunculuk olarak sergilediği muhteşem performansını bir seyirci olarak alkışlamamak da mümkün değil.
bildiğimiz hayattan bildiğimiz bir insanı, sıradan bir insanı çok samimi oynamış ve başroldeki bu karakterin hayatına şahit oldukça belkide bin kere sahip olduklarına şükrediyor insan....
bildiğimiz hayattan bildiğimiz bir insanı, sıradan bir insanı çok samimi oynamış ve başroldeki bu karakterin hayatına şahit oldukça belkide bin kere sahip olduklarına şükrediyor insan....
vizontele den iyi olmasi imkansiz olan film.
şahsi bir tanım yapacak olursam; son zamanlarda izlediğim en başarılı türk filmi diyebilirim. tabii ki zevkler, beğeniler tartışılmıyor; ama yine de neden beğendiğimi destekleyecek -en azından desteklediğini düşündüğüm- birkaç cümle söylemek isterim:
eğer filmin kurgusundan bahsedeceksek,
ki burada bir parantez açmak istiyorum kurgu:"bir bütün oluşturmak için parçaları takıp birleştirme işi" demektir. yani burada olayların bağlantısının nasıl kurulduğunu görmemiz gerek ki bence filmde yer alan flashbackler gayet başarılı yerleştirilmişti. hepsi tam zamanındaydı ve oyuncunun zihninde uyanan sorulara cevap veriyordu.
oyunculuklara gelirsek;
hiçbir zaman yılmaz erdoğan' ın çok başarılı bir oyuncu olduğunu düşünmedim; ama bu film bir başkaydı. ilk sahneden son sahneye kadar mimikleri, duruşu, bakışı şahaneydi. o konumdaki bir adamın neler yaşadığını, yaşayabileceğini çok güzel göstermiş izleyiciye.
işin bir de maddi boyutu var;
hayallerinizi yıktığım için üzgünüm; ama şu an vizyonda gördüğünüz filmlerin en az %85' i ve televizyonda reklamını, orada burada afişlerini gördüğünüz filmlerin %100' ü ticari kaygılarla yapılmıştır. he reklamını görüyorsanız ve yine de yapımcısı/yönetmeni biz sanat filmi yaptık diyorsa bilin ki gişe başarısı sıfırdır. bir film gerçekten sanat filmi kıstasları içinde çekiliyorsa bilin ki adını yalnızca ödül törenlerinde duyarsınız.
eğer filmin kurgusundan bahsedeceksek,
ki burada bir parantez açmak istiyorum kurgu:"bir bütün oluşturmak için parçaları takıp birleştirme işi" demektir. yani burada olayların bağlantısının nasıl kurulduğunu görmemiz gerek ki bence filmde yer alan flashbackler gayet başarılı yerleştirilmişti. hepsi tam zamanındaydı ve oyuncunun zihninde uyanan sorulara cevap veriyordu.
oyunculuklara gelirsek;
hiçbir zaman yılmaz erdoğan' ın çok başarılı bir oyuncu olduğunu düşünmedim; ama bu film bir başkaydı. ilk sahneden son sahneye kadar mimikleri, duruşu, bakışı şahaneydi. o konumdaki bir adamın neler yaşadığını, yaşayabileceğini çok güzel göstermiş izleyiciye.
işin bir de maddi boyutu var;
hayallerinizi yıktığım için üzgünüm; ama şu an vizyonda gördüğünüz filmlerin en az %85' i ve televizyonda reklamını, orada burada afişlerini gördüğünüz filmlerin %100' ü ticari kaygılarla yapılmıştır. he reklamını görüyorsanız ve yine de yapımcısı/yönetmeni biz sanat filmi yaptık diyorsa bilin ki gişe başarısı sıfırdır. bir film gerçekten sanat filmi kıstasları içinde çekiliyorsa bilin ki adını yalnızca ödül törenlerinde duyarsınız.
güldüren, güldürürken de içinizi burkan film.
fakirler, zenginler, güzel evler ve yoksul olan "başımızı sokacak kadar" diye tabir edilen evler, içindeki dekorları, içindeki hayatlar, fakir mahallesindeki yaşamlar, sofralar, karakterler, kıyafetler, umutlar, şaşırılan ve normal karşılanan şeyler, parası olmayanın güçsüz oluşu vs.
bu filmi izledikten sonra ve izlerken "zengin/fakir" ayrımı gayet net beliriyor kafanızda. onların hayatları ve diğerlerinin hayatları şeklinde. istinye park sahneleri bunu daha bi netleştiriyor.
"yalnızca bir film" diyorsunuz ama bu hayatlar gerçekten de yaşanıyor bir yerlerde. o evler, gecekondular sadece görüntü değil.
onun dışında bir mutlu son var. ama gayet mütevazi bir mutlu son. bu insanların hayatları gibi o da.
oyunculuklara değinmeye gerek bile görmüyorum.
not: her sahnesi gülmek için (sadece gülmek için) bir film değil.
öyle düşünerek, o beklentiyle gidenler hayal kırıklığına uğrarlar. ama dram ve biraz komedi dersek, o beklenti içinde olursak bizi memnun eder.
fakirler, zenginler, güzel evler ve yoksul olan "başımızı sokacak kadar" diye tabir edilen evler, içindeki dekorları, içindeki hayatlar, fakir mahallesindeki yaşamlar, sofralar, karakterler, kıyafetler, umutlar, şaşırılan ve normal karşılanan şeyler, parası olmayanın güçsüz oluşu vs.
bu filmi izledikten sonra ve izlerken "zengin/fakir" ayrımı gayet net beliriyor kafanızda. onların hayatları ve diğerlerinin hayatları şeklinde. istinye park sahneleri bunu daha bi netleştiriyor.
"yalnızca bir film" diyorsunuz ama bu hayatlar gerçekten de yaşanıyor bir yerlerde. o evler, gecekondular sadece görüntü değil.
onun dışında bir mutlu son var. ama gayet mütevazi bir mutlu son. bu insanların hayatları gibi o da.
oyunculuklara değinmeye gerek bile görmüyorum.
not: her sahnesi gülmek için (sadece gülmek için) bir film değil.
öyle düşünerek, o beklentiyle gidenler hayal kırıklığına uğrarlar. ama dram ve biraz komedi dersek, o beklenti içinde olursak bizi memnun eder.
şehir yoksulluğun çıplak,arada derede,parıltısız,yamalı bohçaya benzeyen hayatlarını iyi tasvir ettiğini düşündüğüm. herkesin aynı yeni yıla girmediğini vurgulayan seyredilesi bir film. vizontele serisinden daha iyi bir film yapmış bence yılmaz erdoğan.
türkiye gerçeğini, insanlarımızın mütevazi hayatlarını, çaresizliklerini çok iyi yansıtan bir film. dialoglar cok samimi. sonunda insanın içini burkuyor ve tuhaf bi hisle salonu terkediyorsun.
yılmaz erdoğan'ın da dediği gibi hüzündürücü bir film bu. rıza gülse tam gülemiyorsunuz, ağlasa tam ağlayamıyorsunuz. öyle rıza gibi iki arada bir derede izleyip bitiriyorsunuz işte.
yılmaz erdoğanın son filmi.
tanım: 2009'un en iyi türk filmlerinden biridir.
terlik söyle bana,
terlik söyle bana,
yılmaz mısın sen?
terlik söyle bana,
terlik söyle bana,
yılmaz mısın sen?
tavsiye edeceğim film değil. ne akıcı ne de gerçek bir film. olmamış rıza.
ülkemizdeki sınıfsal uçurum vurgularıyla dikkat çeken ancak bir komedi filmi olarak gidilirse hayal kırıklığı yaratabilecek olan yılmaz erdoğan filmi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar