bugün

Adama sormuşlar yarin ile hoş musun diye. O da demiş size ne amk ister döverim ister severim.
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam.
hoş muydu acaba hep merak etmişimdir.
Bir cefakeş aşıkem ey yâr senden dönmezem,
Hançer ile yüreğimi yar senden geçmezem,
Ger zekeriyya tek beni baştan ayağa yarsalar,
Başıma koy erre neccâr senden dönmezem,
Ger beni yandırsalar,toprağımı savursalar,
Külüm oddan çağırsalar settâr senden dönmezem.

Ya settar
şifa istemem balından
bırak beni bu halımdan
razıyım açan gülünden
yeter dikenin batmasın

gece gündüz bu hizmetin
şefaatin kerametin
senin olsun hoş sohbetin
yeter huzurum gitmesin

taşa değmesin ayağın
lale sümbül açsın bağın
istemem meth'eylediğin
yeter arkamdan atmasın

kolay mı gerçeğe ermek
dost bağından güller dermek
orda kalsın değer vermek
yeter ucuza satmasın

sonu yoktur bu virdimin
dermanı yoktur derdimin
istemem ilaç yardımın
yeter yakamdan tutmasın

nesimi'yem vay başıma
kanlar karıştı yaşıma
yağın gerekmez aşıma
yeter zehirin katmasın

Gibi bir sanat eserinin sahibidir.
14. yüzyılın azeri türkçesine yakın bir dille eser veren şairlerindendir.
ateşi aşkına yaktın özümü
Halil ibrahim'le nardan gelirem
ab-ı kevser ile yudun özümü
kırkların bezminde dardan gelirem

cebrail çerağın almış eline
muhabbete gider dostun iline
hayranım şakıyan dudu diline
rıdvan kapı açmış şardan gelirem

tenden sual etme ten kuru tendir
can onun içinde gevheri kandır
bu ilmin deryası bahr-i umman'dır
sırr-ı kal oldukça sırdan gelirem

nesimi'yem ikrarından belliyim
gerçek erenlerin kemter kuluyum
ali bahçasının gonca gülüyüm
münkir münafıka hardan gelirem

https://www.youtube.com/watch?v=v5pKnHiTaTI
beyitlerindeki gizli dili çözdüğünüz anda birden fazla dualist felsefenin anahtarını elde etmenizi sağlayan, ciddi şekilde araştırılması gereken, yazdıkları tarihi ayrıntıları ile birlikte araştırılması gereken biridir. hatta nesimi bir beyitinde büyük ihtimal çin zulmü altındaki türklerin maniciliği benimseyişini betimlemiştir. şiir kısaca şu şekilde, ancak dediim gibi nesimi'nin yazdıkları tarihle ve teoloji ile paralel okunduğunda batını (gizli dilcilik) ortaya çıkacaktır. nesimi tarihsel bir olguyu şu şekilde anlatır;

--spoiler--
Câ’d-ı zülfin anber-efşân eylemiş
Nâfe-i Çîni perîşan eylemiş

Cân u dil her dem nice top olmasun
Çün nigârum zülfi çevgân eylemiş

Zülfi tağılmış ruh üzre ol sanem
Kâfir-i Çîn kasd-ı îmân eylemiş

Âşıkun kanına bandurmış elin
Gör bu çoh destân ne destân eylemiş

Gözleri kaşı ene’l-hak çağırur
Gör bu sırrı kimde pinhân eylemiş

Hüsn içünde ğörmemiş mislün felek
Munca devrânı ki devrân eylemiş

Iyd-i ekberdür Nesîmîye bu gün
Cânını şol mâha kurbân eylemiş
--spoiler--

bu sadece bir örnek, dualiteye ve gizli dilciliğe dair onlarca örnek vardır nesimi'de.
ayrıca kendisinin öldürülüş biçimi de gariptir. çünkü deriyi yüzerek ifşa etme biçimindeki işkence, iran'da zerdüştlere tepkisel olarka ortaya çıkan maniheizm kurucusu mani ile kendini göstermiştir, mani'de derisi yüzülerek ve ifşa edilerek öldürülmüştür. bu işkence yöntemi yaptığım araştırmalara göre arap yarım adasında ya da orta asya'da bulunmamaktadır, daha çok zerdüştlerin ''ışıkçılar'' dedikleri ve büyük kıyımdan geçirdikleri mani'nin takipçilerine uyguladıkları bir cezadır. nitekim islam sonrası dönemde maniheistler ehli hakçılar ya da yine eski adı ile ışıkçılar, batıniler olarak adlandırılarak, islam öncesi dönemde olduğu şekli ile derisi yüzülerek katledilmişlerdir. mesela hallac-ı mansur'da aynı şekilde ölmüştür.
bu teorimi doğrulayacak onlarca kanıt elimde mevcut ve eminim ki nesimi mansur gibi, yemini, virani, hallac gibilerinin olduğu gibi bir ışıkçı yani maniheistti.
nizamülmülk'ün siyasetname eseri okunduğunda ışıkçılar ve batıniler hakkında detaylı bilgiler vermektedir ve bunu haricinde irene melikoff'un çalışmaları da nesimi gibi ozanların manici dervişler olduğu gerçeğini bir nebze ortaya koymuştur. çok yönlü olan bu durum birden fazla unsurun irdelenmesi gereklilğini doğurduğu için kısa kesiyorum, son cümlem ise nesimi ve ya diğerleri ali taraftarı olduğu için katledilmediler, bu hikayelerle kandırmayın kendinizi.
ileri de daha detaylı örneklerle açıklayacağım bu durumu.
(bkz: nesimi çimen)
(bkz: kul nesimi)

diye ayrılır.

edit:sonradan öğrendim ki esas "seyyid nesimi" de varmış bu ilk ikisini siktir edin sonuncusu harika be kardeşim. saygılar.
derisi yüzülerek öldürülmüş. tuyuğları ile ünlü.
klasik olduğu üzere imam alinin taraftarı olduğu üzere şehid edilmiştir. şamda halkın önünde derisi yüzülerek hak mertebesine ulaşmıştır. bir çok alevi bektaşi nefesine türküsüne ilham kaynağı olmuştur. alevi bektaşi ekolünde nesimiden kat kat daha çok itibar gören ozanlar olmasına rağmen nesiminin şehid oluş şekli ve sonuna kadar inancını haykırması kendisini destansılaştırmış ancak 20.yy ile birlikte cumhuriyet devrimlerinin etkisinden ötürü aleviler sekülerleşmeye başlamış sonuç olarak nefeslerde nesimi bahsedilirken kendisinin kim olduğu alevi dedeleri tarafından dahi unutulmuştur.

BENDE SIĞAR iKi CiHAN

Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam

Kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim
Sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam

Kimse gümân ü zann ile olmadı Hakk ile biliş
Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam

Sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim
Cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam

Hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât
Bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam

Genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş
Gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam

Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün
Kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam

Gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim
Dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam

Cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim
Gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam

Encüm ile felek benim vahy ile melek benim
Çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam

Zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim
Sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam

Zât ileyim sıfât ile Kadr ileyim Berât ile
Gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam

Şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim
Rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam

Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim
Devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam

Yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim
Cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam

Nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim
Gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam

Gerçi bugün Nesîmîyim Hâşîmîyim Kureyşîyim
Bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam
Minnet eylemem şiiri ahmet aslan tarafından yorumlanmış. Biri mükemmel yazmış öbürü harkulade yorumlamış.

https://www.youtube.com/watch?v=NdL4mEG7ess&feature=related

Har içinde biten gonca güle minnet eylemem
Arabi farisi bilmem, dile minnet eylemem
Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
iblisin talim ettiği yola minnet eylemem

Bir acaip derde düştüm herkes gider karına
Bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına
Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
Rizkimi veren huda dir kula minnet eylemem

Oy nesimi, can nesimi ol gani mihman iken
Yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken
Cümlenin rızkını veren ol gani settar iken
Yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem
münasebetsizlere çok güzel cevaplar veren insan evladı, saygı duyarız, başka bir zaman anlatılır ayrıca, nur içinde yatsın..*
hakkinda buyuk bir kafa karisikliginin mevcut oldugu buyuk sair.

biri 14, digeri 17. yy'larda yasamis iki nesimi vardir. bunlardan ilki 14. yy'da "azerbaycan sahasi" tabir edebilecegimiz genis bir bolgede yasamis olan seyyit imameddin nesimi, digeriyse 17. yy'da anadolu'da yasamis olan kul nesimi'dir. mahlaslarinin ayni olusunun sebebi, esas nesimi'den uc yuz yil sonra yasamis olan ikincinin onu cok sevmesi, adeta hayran olmasi ve bundan dolayi kendine mahlas olarak onun ismini secmesidir. bu hayranlik o derecededir ki kul nesimi seyyit nesimi'nin bircok siirinin parcalarini aynen alip kullanmistir. bizde bir nazire gelenegi vardir fakat bu nazireden ote bir "ayniyet" halidir, sebebi de asiri hayranliktir. mesela olay su sekildedir: kul nesimi seyyit nesimi'den bir-iki beyiti harfiyyen alir ve ustune kendi -diyelim 10-20- beyitlik siirini insaa eder. esasinda nazirenin cok ileri bir formu diyebiliriz.

seyyit nesimi hurufidir, fazlullah esterabadi veya fazlullah hurufi isimleriyle meshur bir alimin talebesi ve halefidir. kul nesimi de onun hurufiligini benimsemistir. seyyit nesimi bir kategori olarak sii veya alevi degildir, sunni kesinlikle degildir. mezheplerden cok farkli bir yerde durmaktadir, kimisi onu tekfir dahi etmistir. fakat siirinde islam karakterlerinden en guclusunun hazreti ali oldugunu soylemek hic zor degildir. kul nesimi ise alevidir. kaydedilmesi gereken son nokta ise seyyit nesimi'nin siirlerinin tamaminin aruzla yazilmis oldugu, kul nesimi'ninse cogunlukla hece olcusuyle yazdigidir. dolayisiyla bugunun edebiyat arastirmacilari ilk nesimi'yi divan, ikinci nesimi'yi halk edebiyati saflarina dahil ederler.

kul nesimi -sanirim- bir tek "haydar haydar" siiriyle taninirken seyyit nesimi'nin meshur beyitlerine birkac ornek:

oyle bir derde dustum ki herkes gider karina --> (kar dedigi snow degil profit'tir, anladin sen onu, turkce karakter mevzusu.)
bugun buldum bugun yerim hak kerimdir yarina

ey ozunden bihaber gafil, uyan
hakk'a gel kim hak degil batil, uyan

seni bu husn-u cemal, bu kemal ile gorup
korktular hak demeye, donduler insan dediler

gul bulunmaz bu dikenli dunyanin baginda cun
ebsem ol, beyhude gulsuz yerde gulzar isteme

---

seyyit nesimi'nin ebsem kavraminin mevlana'nin hamus kavramiyla yakindan alakali oldugunu, hatta farsca kelimenin turkce karsiligi oldugunu kaydederek iletimi burada noktaliyorum zira oyle gorunuyor ki kendimi durduramayarak, yazdikca yazarak memleketin murekkep stogunu tehdit ediyorum. sunu belirtmeliyim ki seyyit nesimi bence turkce'nin en guzel sairidir!

hayatina dair son anlati, derisi yuzuldukten sonra derisini eline alip "yolumuz kabe, ihramimiz derimizdir bizim" cumlesini soyleyip idam sehpasini yuruyerek terkettigi rivayetidir. elbette bu rivayete inanmak noel babanin gercek olduguna inanmakla esdeger olsa da halkin onu ne derece sevdiginin, yucelttiginin, mert gordugunun ve oldukten sonra dahi ona nasil delikanli laflar ve tavirlar yakistirdiginin kaniti olarak son derece manali olan bu hadiseyi iletimize dahil ettik...
"gah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi
gah inerim yer yüzüne seyreder alem beni" gibi güzel bir beytin sahibi.
''nesimi'ye sordular ki /yârin ile hoş muşun
hoş olayım olmayayım / o yâr benim kime ne''

sormak isterim kendisine??
hani toplumculuk hani paylasmak...!!!
(bkz: kul nesimi)
(bkz: seyyid nesimi)
gel gel beri ki, savm u salâtın kazâsı var
sensiz geçen zamân-ı hayatın kazâsı yok...
sofular secde eder mescidin mihrabına
yar eşiği secdegahım yüz sürerim kime ne...*
nesimi'ye sormuşlar yarin ile hoş musun? size ne mına koyim, siktirin gidin demiş.
Çün bildin mü`minin kalbinde Beytullah var,

Niçin izzet etmedin, ki ol evde ALLAH var?.

Her ne var Ademde var, Adem'den iste Hak'kı sen!.

Olma iblis-i şakî, Âdemde sırrullah var!."
"nesimi'ye sormuşlar yarin ile hoş musun, hoş olayım, olmayayım o yar benim kime ne."
idam edilmiştir. yazdıklarının türküsü meyhanelerde rakı masalarında zevkle söylenmektedir zaman zaman.

(bkz: haydar haydar)
mansur ene'l hakk söyledi,
haktır sözü hak söyledi.
mısraları gibi hallac yanlısı olmasından ötürü derisi yüzülerek idam edilen divan şairi. mutasavvıf.

rivayet odur ki; başmüftü onun hakkında: bu adam pistir, kanı da pistir. kimin neresine sıçrarsa, sıçrayanın da o uzvu kesilme gerektirir. fetvasını vermiş. derisi yüzülmek suretiyle infaz edilirken, tesadüf bu ya, başmüftünün parmağına sıçramış nesimi'nin kanı. başmüftü ise bunun üzerine "kesilme gerekmez, biraz suyla temizlenir" demiş. bu olayı gören nesimi ise derisi yüzülürken doğaçlama olarak bir gazel söyler:

zahidin bir parmağın kesseler dönüp haktan kaçar
gör ki bu miskin aşığı ser-pa soyarlar ağlamaz.
trtde hariçten gazel isimli programı sunan dr.iskender palanın anlattığına göre;

"nesimi, infazının gerçekleşeceği yere götürülürken, bir minarenin tepesinden, imamın biri ezan okumaya başlar. nesimi bir anda bağırıp çağırmaya başlar bunu duyunca. "yalancı, sahtekar, hadi oradan, in oradan aşağı" şeklinde bağırır. orada bulunan herkes ona kızgınlıkla bakar ve içlerinden bir cellat ona hiddetle sorar, "sen nasıl bir adamsın, idama götürüyoruz seni, hala allaha küfrediyorsun, hiç mi akıllanmıyorsun?" nesimi bir anda cellatların elinden kurtulur, bir taşın üzerine çıkar ve cevap verir, "eğer o adam bir kez olsun, içinden gelerek allah deseydi, üstünde bulunduğu minare devrilir, taşları erir giderdi!" nesimi taşın üzerinde allah diye bağırır, üstünde bulunduğu taş toz haline gelir, erir gider. bu mucizeyi gören çevredekiler yine de nesimiye inanmaz ve de nesimi derisi yüzülerek idam edilir."

enel hakk inancını benimsemiştir, idamı da bundan kaynaklanmaktadır.

edit: buna benzer bir hikaye de hacı bektaşı veli için söylenir. hal böyle olunca, bu hikayelerin sadece halk arasında anlatılan ve kişiyi yüceltme maksadı taşıyan, aşırı abartılmış hikayelerden ibaret olduğu düşüncesindeyim. zira hem hacı bektaşı veli için hem nesimi için ezan okuyan imama "yalancı" dedikleri söylenir, bu bana kalırsa iki hikayenin de halkın uydurduğu hikayeler olduğuna bir delildir.

kaldı ki bilal i habeşi(radıyallahu anh)gibi bir zatın da zamanında ezan okumuş olduğunu bilmemize rağmen altındaki yerin paramparça olduğuna dair bir rivayet hakkında bilgimiz yok ise, sanırım bugün bu hikayelere sadece hikaye dememizde bir mahzur da yoktur.
© copyright 2005 - 2026