bugün
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye36
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması41
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- recep tayyip erdoğan27
- dünyanın en kısa fıkralarından biri7
- vexillarius the slayer6
- leonidas6
- sibel kekilli6
- fiziği güzel sözlük kızları47
- cumhurbaşkanı olacak olmam4
- akp denince akla ilk gelenler7
- iltica6
- elma yiyen erkek4
- türkler balık hafızalıdır6
- yeni uyanmış kadın güzelliği12
- sizde hiç utanma yok mu4
- evlenme teklifi bekleyen erkek7
- kürtler ateşe taparken türkler tek tanrı cıydı2
- cemal enginyurt4
- ups boobs'un yeni nicki7
- en havalı isim soyisim kombonizasyonları2
- ibne11
- simko314
- dünyanın en kaba dilinin hollandaca olması3
- kadın ayağı vs memesi6
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaklı olay7
- süresiz nafaka8
- arap aksanı7
- nervio13
- sözlüğün kızgınlık dönemine girmesi5
- bir akp liyi ciddiye almak3
- günaydın aşk çiçeğim mesajı atmayan erkek6
- fetö de kandırılmış ekonomi dış güçler2
- birinin sizi ilk hatanızda hayatından çıkarması4
- apoya villa2
- seviştikten sonra teşekkür etmekk10
- adalet sağlanana kadar sözlükte yazmamak2
- sözlük erkeklerinin memeleri5
- ispanya da maricarmen isyanı5
- paralar gettiii3
- memeleri kafam kadar kız21
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak13
- baklavalık yufka ile börek yapmak3
- bilime göre türkçenin konuşulan en eski dil olması7
- hoca fetişizmi2
- fatma betül sayan kaya58
- kemal kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı olması3
- başkanlık sistemi4
- 29 yaşındayım hiç sevgilim olmadı3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
filmin senaristinin ismi hakan evrensel olup eski bir rütbeli personeldir.bölgede görev almıştır.ben filmin her konuda mükemmel olduğunu savunanlardanım. en azından alanında ilk olması saygı duyulası bir film olmayı hak ediyor.teknik açıdan yeterli bulamayanlara ise şöyle bir tavsiyede bulunabilirim:hakan evrensel in güneydoğudan öyküler isimli kitabı size gerekli heyecanı verecektir.mutlak suretle okunması gereken dinamik bir kitap olduğunu düşünüyorum.
pkk yandaşlarına, akp yalakalarını acayip rahatsız eden film.
yok milliyetçi duygular, yok askeri övmeler falan var diye kuduruyorlar.
ne yapsınlar yani tsk'yi terörist gibi, türk milletini de soykırımcı mı göstersin.
hoş öyle olsa anında bu üstte saydığım troll zihniyet yalayıp yutardı filmi.
yok milliyetçi duygular, yok askeri övmeler falan var diye kuduruyorlar.
ne yapsınlar yani tsk'yi terörist gibi, türk milletini de soykırımcı mı göstersin.
hoş öyle olsa anında bu üstte saydığım troll zihniyet yalayıp yutardı filmi.
yıllarca doğuda o kadar asker kurban edildi, o kadar şehit verildi, o kadar masum insan kanı aktı akıtıldı.
şimdi işini bilir bir yapımcı çıktı sahneye. parasını verdi yönetmeni tuttu. senaryosunu yazdırdı. oyuncusunu ayarladı.
babalar gibi çekti filmi. sürdü vizyona. hobaaa paranın amına koydu.
peki noldu ?
benim verilen şehitlerime ne faydası oldu bunun. akan kanlara ne faydası oldu.
yapımcının oyuncuların yönetmenin senaristlerin kazandıkları paralar dışında kime ne faydası oldu söyleyin ?
izlemedim.izlemem.izlettirmem. çok duyguludur, çok içlidir, çok güzel anlatıyordur mevzuyu.sikime kadar ben bu açıkgözlü insanları nemalandırmam arkadaş.
şimdi işini bilir bir yapımcı çıktı sahneye. parasını verdi yönetmeni tuttu. senaryosunu yazdırdı. oyuncusunu ayarladı.
babalar gibi çekti filmi. sürdü vizyona. hobaaa paranın amına koydu.
peki noldu ?
benim verilen şehitlerime ne faydası oldu bunun. akan kanlara ne faydası oldu.
yapımcının oyuncuların yönetmenin senaristlerin kazandıkları paralar dışında kime ne faydası oldu söyleyin ?
izlemedim.izlemem.izlettirmem. çok duyguludur, çok içlidir, çok güzel anlatıyordur mevzuyu.sikime kadar ben bu açıkgözlü insanları nemalandırmam arkadaş.
daha yeni izleyen eski mavi berelilerin olduğu film. *
yüzbaşı olmuşsun ama çatışmada armut gibi kalakalıyorsun. komutanlarından daha çevik oldukları için bu askerler kahraman. yüzbaşı açılış sahnesinde orhan tecrübeli çocuk benim gibi değil diyordu. yada o anlama gelen bir şeyler mırıldanıyor. fakat o tarihlerde çatışma tecrübesi olmayan mavi bereli yüzbaşı olur mu lan.
bu filmde ağlanır, neden ağlanmasın? oradaki ölenler, evini özleyenler, annesine verecek cevap bulamayanlar, sevgilisi tarafından terk edilenler bunarın hepsi biziz. askerliği yaptıktan sonra çok daha fazla acıtıyor bunları izlemek. gerçi biraz duygusal bi insan, şehit cenazelerini 45 saniye izlerkende ağlıyor.
masanın üstündeki terorist kadın ile televizyondaki türkiye güzeli seçilen kızı aynı sahnede görüp etkilenmemek elde değil. aynı teroristi almaya gelen helikopterin kalkışının camdan yansıtılması hoş olmuş.
hadi bir mantık hatasıda bizden gelsin. kapının önünde 3-4 asker çatışıyor üstlerinde bilmem kaç yüz metreden koşarak gelen canlı bombayı durduramıyorlar. kız içerde fünyeyi çekiyor tabi. anlamsız.
karakol doktoru ile yüzbaşının burunlarını öpüştüren bir açıdan* çekilmiş sahnede ise bu savaşa dair önemli sözler söylendi:
--spoiler--
yüzbaşı: ...bende biliyorum bu savaşın böyle kazanılmayacağını. beni aptal mı sanıyorsun?...ben burada kaybedersem sen istanbulda ankarada kaybedersin... *
--spoiler--
yüzbaşı olmuşsun ama çatışmada armut gibi kalakalıyorsun. komutanlarından daha çevik oldukları için bu askerler kahraman. yüzbaşı açılış sahnesinde orhan tecrübeli çocuk benim gibi değil diyordu. yada o anlama gelen bir şeyler mırıldanıyor. fakat o tarihlerde çatışma tecrübesi olmayan mavi bereli yüzbaşı olur mu lan.
bu filmde ağlanır, neden ağlanmasın? oradaki ölenler, evini özleyenler, annesine verecek cevap bulamayanlar, sevgilisi tarafından terk edilenler bunarın hepsi biziz. askerliği yaptıktan sonra çok daha fazla acıtıyor bunları izlemek. gerçi biraz duygusal bi insan, şehit cenazelerini 45 saniye izlerkende ağlıyor.
masanın üstündeki terorist kadın ile televizyondaki türkiye güzeli seçilen kızı aynı sahnede görüp etkilenmemek elde değil. aynı teroristi almaya gelen helikopterin kalkışının camdan yansıtılması hoş olmuş.
hadi bir mantık hatasıda bizden gelsin. kapının önünde 3-4 asker çatışıyor üstlerinde bilmem kaç yüz metreden koşarak gelen canlı bombayı durduramıyorlar. kız içerde fünyeyi çekiyor tabi. anlamsız.
karakol doktoru ile yüzbaşının burunlarını öpüştüren bir açıdan* çekilmiş sahnede ise bu savaşa dair önemli sözler söylendi:
--spoiler--
yüzbaşı: ...bende biliyorum bu savaşın böyle kazanılmayacağını. beni aptal mı sanıyorsun?...ben burada kaybedersem sen istanbulda ankarada kaybedersin... *
--spoiler--
kaskafalılar tarafından izlenmeden ne kadar miliiyetçi ve militarist bir film olarak lanse edilse de tam tersine anti militarist bir filmdir. askeri seven ve onları savunan bir vatandaş olarak ben buna rağmen çok beğendim. anti militarist olomasının sebebi ise bir komutanın şahsi duyguları için askerlerini teröristlerin kucağına atmasındandır. asker duygularıyla değil mantığıyla hareket etmelidir. bu yönüyle de sanki bir eleştiri getirmek istenmiş bu duruma...
vicdani ret hakkının türkiye'de de geçerli olmasını isteyen bir millette bu tarz filmlerin iyi gişe yapması ironik bir durum yaratıyor.
komutan askerlere aciklama yaptiginda agladigim film. sevgilimde vardi utanmistim ama. *
serdar ortaç'ın yaptığı en güzel şarkı.
belli bir konusu olmayan vasat film. recep ivedik 3'le yarışamayacak düzeyde konu bakımından.
An itibari ile izlediğim ve gözlerimi doldurmuş olan film son sahnesi ile. tamam biraz saçmalıklar var ama her şekilde gerek oyunculuk gerek müzikler harika bir film olmuş.
türkiyedeki olaylardan haberi olmayan birini tutsanız getirseniz izletseniz, aha bu filmi kesin pkk lılar çevirmiştir diyeceği film.
gerçekleri yansıtmasına kimse bişey demez ama tıkır tıkır türk askeri indirilen bir filmi izlemek hoş olmuyor.
gerçekleri yansıtmasına kimse bişey demez ama tıkır tıkır türk askeri indirilen bir filmi izlemek hoş olmuyor.
gerçek bir olaydan alıntı film. günümüz koşullarına uyarlanmış gibi geldi biraz bana. 1993 yılında türk askeri bayrağı göndere çekerken kürtçe türkü söylüyor. annesiyle telefonda kürtçe konuşuyor felan. bunlar o zamanın türkiyesinde imkansız şeyler. ki şu an bile çoğu kişi toplu taşımada yada kalabalık bir ortamda biri kürtçe konuşsa hoş karşılayamıyor bu durumu. adam bir de askeri karakolda yapacak bunu terörün en yoğun olduğu zamanlarda. zaten dikkat edilirse doktor da yüzbaşı ile konuşurken söylediği şeylerden bir tanesi dilimizi yasakladınızdı.
ama militarist ve faşist bir film olduğu kanısında değilim. gayet dozunda ve çok gerçekçi sahnelerle dolu bir film. sonunda söyledikleri şarkıda hepsinin yüzüne bakıp öldüklerini düşünüyor insan. keşke hiç olmasaydı da böyle neşeli bir biçimde bitirselerdi askerliklerini dedim içimden.keşke..bu keşke gerçekten bu bitmeyen terör belasında şehit düşenler için...
ama militarist ve faşist bir film olduğu kanısında değilim. gayet dozunda ve çok gerçekçi sahnelerle dolu bir film. sonunda söyledikleri şarkıda hepsinin yüzüne bakıp öldüklerini düşünüyor insan. keşke hiç olmasaydı da böyle neşeli bir biçimde bitirselerdi askerliklerini dedim içimden.keşke..bu keşke gerçekten bu bitmeyen terör belasında şehit düşenler için...
bazı dangalakların film hakkında fazla militarist yada cuntacı bunlar diye laf attığı, utanmadan alay ettikleri film. söyleyecek fazla söze gerek yok, hele ki günümüzde orduya ve askerlere anlamsız kin besleyen şakşakcı bir medya ve yavşak gazeteleri varken filmin değerini daha iyi anlıyorsunuz. filmde ölen gençlerin hepsi bu ülkenin evladıdır ve her gün ölmeyde devam etmektedirler, kimisi komşunuz, kimisi kuzeniniz, kimisi kardeşiniz; eleştirirken bunları da düşünmek lazım. filmdeki diyaloglar da aslında herşeyi özetliyor bir bakıma;
-doktor: bu dağlar benim komutan git buradan.
-komutan: bu ülke hepimizin doktor.
-doktor: ...
-doktor: bu dağlar benim komutan git buradan.
-komutan: bu ülke hepimizin doktor.
-doktor: ...
alamasan bir sorun, veremesen ayrı sorun. filmini izlediğinde apayrı bir sorun. terörle mücadelenin sanal kahramanlıktan öte insani yanını soğukluğunu gözler önüne seren, nefretimizi katlayan film. bir vatan evladının daha kaybını hazmetmek istemiyoruz. nefesimizi kesenlerin nefessiz kalmasına adadık varlığımızı.
bu film hakkında bir çok eleştiri, kritik yapan-ede, sokan-çıkartan veyahut bölen-parçalayan olmuştur lakin murat belge tarafından yapılan şu yakışıklı irdeleme kanaatimce en iyisidir.
şöyle ki;
http://www.taraf.com.tr/makale/10058.htm
şöyle ki;
http://www.taraf.com.tr/makale/10058.htm
tanım; o dönemde bölgede yaşanmış olayları insanların görebilmesi, kaybolan hayatları hatırlaması, pkklıların aslında o kadar masum tipler olmadığının görülmesi açısından faydalı bir film.
ama diyeceğim başka;
asteğmenin kızarkadaşıyla telefonda konuşma sahnesi vardı malum, tribal hareketler, ilgilenmiyosunla başlayıp bitti diye biten muhabbet. heh işte;
o zihniyetin ta amına koyim ben oldu mu!.
ama diyeceğim başka;
asteğmenin kızarkadaşıyla telefonda konuşma sahnesi vardı malum, tribal hareketler, ilgilenmiyosunla başlayıp bitti diye biten muhabbet. heh işte;
o zihniyetin ta amına koyim ben oldu mu!.
o dağlarda askerlik yapanların anlayacağı,gerçeklerin yansıtıldığı izlenesi bir film.eleştiren arkadaşlara acaba siz oralarda kaç gün askerlik yapardınız diyorum.buyursunlar gabar,cudi,kato orada onları bekliyor.gitmek iseyene bilet benden bedava.
geçmiş zamanda yaşanan bir olayı ele alan son derece hüzünlü bir filmdir.
-- belki spoiler vardır--
öncelikle film türk standartlarının üstünde, bayağı emek harcanmış, tebrik etmek lazım. filme gelince güzel bir yapım olduğu kesin, lakin üç beş çapulcuya karşı bu kadar ezik gösterilmeyi anlamıyorum. mesela o son sahnede kafasına sıksan ne olacaktı? izleyici mi üzülecekti? ulan ben orada olacağım üstüne bile işerdim, film de olsa sevinecektik belki bi kahpe daha öldü diye. neyse efendim film iyi hoş olmuş, müziği de schindler's list müziğinden etkilenerek bestelenmiş sanırım, o da iyi olmuş.
-- ama o kadarcıktan bi şey olmaz --
öncelikle film türk standartlarının üstünde, bayağı emek harcanmış, tebrik etmek lazım. filme gelince güzel bir yapım olduğu kesin, lakin üç beş çapulcuya karşı bu kadar ezik gösterilmeyi anlamıyorum. mesela o son sahnede kafasına sıksan ne olacaktı? izleyici mi üzülecekti? ulan ben orada olacağım üstüne bile işerdim, film de olsa sevinecektik belki bi kahpe daha öldü diye. neyse efendim film iyi hoş olmuş, müziği de schindler's list müziğinden etkilenerek bestelenmiş sanırım, o da iyi olmuş.
-- ama o kadarcıktan bi şey olmaz --
ankarada sakaryanın sonundan şöyle üst geçit varken kullanmayıp, tehlikeli caddede karşıdan karşıya geçtikten sonra solda kalan, pek güzel gidilesi bar.
ayrıca cuma cumartesi eski 45likler tarzından yaptığı müzikle tadından yenmez duruma gelmektedir.
çalışanlarıyla, tarzıyla rahat mekan.
ayrıca cuma cumartesi eski 45likler tarzından yaptığı müzikle tadından yenmez duruma gelmektedir.
çalışanlarıyla, tarzıyla rahat mekan.
o askerlerin sevgililerindeki tavır ne öyle yahu? sevdiğin insanı 15 ay bekleyemeyecek kadar acizsen ''siktir git'' derler adama.
çoğu zaman askerliğin duyguların bittiği ve başladığı yer olduğunu düşünmüşümdür. kişinin silahından başka hiç bir şeyin olmadığı ve bildiğimiz anlamda bütün sosyal normların ortadan kalktığı vahşi bir ortamda, kişi bence düşmanla değil kendisiyle savaşır, kendiyle hesaplaşma içine girer.
nefesi sinemadaki savaş klasiklerine yaklaştıran olay da bu kanımca. onları üniforma içindeki yeşil bir şey olarak değil ama ağlamalarıyla, gülmeleriyle, annesiyle, sevgilisiyle, askerden dönünce iş kurma arzusuyla ele alması filmi değerli kılıyor. dağın başına hedef gibi bırakılıp - o karakol öyle bir duruyor ki, pkk'ya adeta 'gel, beni vur' diyor - başlarına ne geleceğini bilmeyen askerlerin birleşmiş hayatları.. farklı sınıflardan, kültürlerden, eğitim düzeylerinden, şehirlerden, etnik kökenlerden gelen bu insanları birleştiren tek şey, o zamana kadar hiç görmedikleri bir coğrafyada, o zamana kadar hiç bilmedikleri bir düşmana karşı 'vatanı' koruma sorumluluğu. hayatında eline hiç silah almamış insanlara 3 ay silah eğitimi verip askerliklerinin geri kalan 12 ayında kuş uçmaz kervan geçmez dağlarda teröriste karşı durmanın psikolojisini izleyenlerine çok iyi indiriyor, nefes. askerler sanki her an baskın olacakmış, her an şehit düşecekmiş halet-i ruhiyesi içinde ki, yalnızca böyle yaşamak bile kafayı sıyırmak için yeterli gelir.
bana en çok ilginç gelen, bir türk filminden beklenmeyecek kadar ağdalı ve felsefe dolu diyaloglardı. bunu yapan kişi yüzbaşıydı. sürekli konuşarak onlara niçin burada olduklarını, neden burada olmak zorunda olduklarını, burada ne yapıldığını vermeye çalışan bu adam, esasen, onların kafasında bu anlamsız çarpışmayı rasyonelleştirmeye çalışıyor. onları tekrar ve tekrar savaşmaya inandırmak istiyor ama öylesine içi boş bir mücadele ki bu, geride bıraktığı yalnızca ağlayan kadınlar.. anneler, eşler, sevgililer.
thin red line filminde bir cümle vardı, "her asker kendi savaşını verir" diye.. nefes bize bunu tekrar ispatlıyor; yüzbaşı ile doktor'un kişisel bir onur mücadelesine dönen savaşları, kendi şahıslarında bağlı bulundukları tarafın ideolojilerini çarpıştırmaları kadar erlerin neredeyse tamamının şehadetle sonuçlanan askerliği, orada herkesin esasen kendi hayatının savaşını verdiğin gösteriyor. ölüm ve yaşam arasındaki çizgi bu kadar ince ve geçirgen: bir nefes kadar, aldın ve verdin, hepsi o..
nefesi sinemadaki savaş klasiklerine yaklaştıran olay da bu kanımca. onları üniforma içindeki yeşil bir şey olarak değil ama ağlamalarıyla, gülmeleriyle, annesiyle, sevgilisiyle, askerden dönünce iş kurma arzusuyla ele alması filmi değerli kılıyor. dağın başına hedef gibi bırakılıp - o karakol öyle bir duruyor ki, pkk'ya adeta 'gel, beni vur' diyor - başlarına ne geleceğini bilmeyen askerlerin birleşmiş hayatları.. farklı sınıflardan, kültürlerden, eğitim düzeylerinden, şehirlerden, etnik kökenlerden gelen bu insanları birleştiren tek şey, o zamana kadar hiç görmedikleri bir coğrafyada, o zamana kadar hiç bilmedikleri bir düşmana karşı 'vatanı' koruma sorumluluğu. hayatında eline hiç silah almamış insanlara 3 ay silah eğitimi verip askerliklerinin geri kalan 12 ayında kuş uçmaz kervan geçmez dağlarda teröriste karşı durmanın psikolojisini izleyenlerine çok iyi indiriyor, nefes. askerler sanki her an baskın olacakmış, her an şehit düşecekmiş halet-i ruhiyesi içinde ki, yalnızca böyle yaşamak bile kafayı sıyırmak için yeterli gelir.
bana en çok ilginç gelen, bir türk filminden beklenmeyecek kadar ağdalı ve felsefe dolu diyaloglardı. bunu yapan kişi yüzbaşıydı. sürekli konuşarak onlara niçin burada olduklarını, neden burada olmak zorunda olduklarını, burada ne yapıldığını vermeye çalışan bu adam, esasen, onların kafasında bu anlamsız çarpışmayı rasyonelleştirmeye çalışıyor. onları tekrar ve tekrar savaşmaya inandırmak istiyor ama öylesine içi boş bir mücadele ki bu, geride bıraktığı yalnızca ağlayan kadınlar.. anneler, eşler, sevgililer.
thin red line filminde bir cümle vardı, "her asker kendi savaşını verir" diye.. nefes bize bunu tekrar ispatlıyor; yüzbaşı ile doktor'un kişisel bir onur mücadelesine dönen savaşları, kendi şahıslarında bağlı bulundukları tarafın ideolojilerini çarpıştırmaları kadar erlerin neredeyse tamamının şehadetle sonuçlanan askerliği, orada herkesin esasen kendi hayatının savaşını verdiğin gösteriyor. ölüm ve yaşam arasındaki çizgi bu kadar ince ve geçirgen: bir nefes kadar, aldın ve verdin, hepsi o..
birçok klişeyi bir arada sunan, teorikte süper; pratikte vasat bir film.
ancak sırf çatışma sırasında ''öldürecekler bizi... ahahahaha'' diyerekten kafayı yiyen kel asker için bile izlenilebilir.
ancak sırf çatışma sırasında ''öldürecekler bizi... ahahahaha'' diyerekten kafayı yiyen kel asker için bile izlenilebilir.
askerlerin anneleriyle konuştuğu sahnede annemin kardeşime baktığını görünce beni olabileceğinden daha da fazla etkilendirip, ağlatan film.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar