bugün
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi13
- bir fenerbahçeli ile tartışmak4
- kürtçülük3
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması16
- tom barrack4
- türk ırkçısı3
- sarapci koala2
- cedidacer3
- şarkılarım dağlara3
- özgür özel5
- hakan altun2
- ultraslan lideri sebahattin şirin'in gözaltına alı4
- dünyanın en ünlü kişisi3
- pazar günü evde oturan insan3
- düşün ki o bunu okuyor6
- internet kafede porno izleyen tip2
- ikinci abdülhamid4
- dinsiz milliyetçilik4
- simko36
- futbol24
- allah2
- türk islam sentezi zırvaları2
- heybeliada ruhban okulu2
- cansever16
- gocunun freddy travması6
- sadece akçomarların gördüğü büyük oyun2
- durmazlar çetesi3
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- honda civic5
- çocuğa tecavüz eden adamın kurşuna dizilmesi5
- pazar kahvaltı klasikleriniz6
- okan buruk5
- victor osimhen8
- galatasaray ın yine başını alması3
- dem parti3
- 09 ağustos 2026 istanbul da sağanak ve rüzgar uyar3
- ayşen gruda4
- a9 tv3
- kışlık domates konservesi yapmak5
- behlül bihter sevişmesinin reyting rekoru kırması5
- pkk lılara af çıkması4
- türkiye pazar günü yeni bir sabaha uyanacak6
- adnan oktar vs fethullah gülen3
- anın görüntüsü10
- kaplanın sırtında2
- namuslu filmi3
- spor yapmak2
- almanya11
- çinliler4
- aym memur emeklilerine seyyanen zam kararı3
çoğu zaman askerliğin duyguların bittiği ve başladığı yer olduğunu düşünmüşümdür. kişinin silahından başka hiç bir şeyin olmadığı ve bildiğimiz anlamda bütün sosyal normların ortadan kalktığı vahşi bir ortamda, kişi bence düşmanla değil kendisiyle savaşır, kendiyle hesaplaşma içine girer.
nefesi sinemadaki savaş klasiklerine yaklaştıran olay da bu kanımca. onları üniforma içindeki yeşil bir şey olarak değil ama ağlamalarıyla, gülmeleriyle, annesiyle, sevgilisiyle, askerden dönünce iş kurma arzusuyla ele alması filmi değerli kılıyor. dağın başına hedef gibi bırakılıp - o karakol öyle bir duruyor ki, pkk'ya adeta 'gel, beni vur' diyor - başlarına ne geleceğini bilmeyen askerlerin birleşmiş hayatları.. farklı sınıflardan, kültürlerden, eğitim düzeylerinden, şehirlerden, etnik kökenlerden gelen bu insanları birleştiren tek şey, o zamana kadar hiç görmedikleri bir coğrafyada, o zamana kadar hiç bilmedikleri bir düşmana karşı 'vatanı' koruma sorumluluğu. hayatında eline hiç silah almamış insanlara 3 ay silah eğitimi verip askerliklerinin geri kalan 12 ayında kuş uçmaz kervan geçmez dağlarda teröriste karşı durmanın psikolojisini izleyenlerine çok iyi indiriyor, nefes. askerler sanki her an baskın olacakmış, her an şehit düşecekmiş halet-i ruhiyesi içinde ki, yalnızca böyle yaşamak bile kafayı sıyırmak için yeterli gelir.
bana en çok ilginç gelen, bir türk filminden beklenmeyecek kadar ağdalı ve felsefe dolu diyaloglardı. bunu yapan kişi yüzbaşıydı. sürekli konuşarak onlara niçin burada olduklarını, neden burada olmak zorunda olduklarını, burada ne yapıldığını vermeye çalışan bu adam, esasen, onların kafasında bu anlamsız çarpışmayı rasyonelleştirmeye çalışıyor. onları tekrar ve tekrar savaşmaya inandırmak istiyor ama öylesine içi boş bir mücadele ki bu, geride bıraktığı yalnızca ağlayan kadınlar.. anneler, eşler, sevgililer.
thin red line filminde bir cümle vardı, "her asker kendi savaşını verir" diye.. nefes bize bunu tekrar ispatlıyor; yüzbaşı ile doktor'un kişisel bir onur mücadelesine dönen savaşları, kendi şahıslarında bağlı bulundukları tarafın ideolojilerini çarpıştırmaları kadar erlerin neredeyse tamamının şehadetle sonuçlanan askerliği, orada herkesin esasen kendi hayatının savaşını verdiğin gösteriyor. ölüm ve yaşam arasındaki çizgi bu kadar ince ve geçirgen: bir nefes kadar, aldın ve verdin, hepsi o..
nefesi sinemadaki savaş klasiklerine yaklaştıran olay da bu kanımca. onları üniforma içindeki yeşil bir şey olarak değil ama ağlamalarıyla, gülmeleriyle, annesiyle, sevgilisiyle, askerden dönünce iş kurma arzusuyla ele alması filmi değerli kılıyor. dağın başına hedef gibi bırakılıp - o karakol öyle bir duruyor ki, pkk'ya adeta 'gel, beni vur' diyor - başlarına ne geleceğini bilmeyen askerlerin birleşmiş hayatları.. farklı sınıflardan, kültürlerden, eğitim düzeylerinden, şehirlerden, etnik kökenlerden gelen bu insanları birleştiren tek şey, o zamana kadar hiç görmedikleri bir coğrafyada, o zamana kadar hiç bilmedikleri bir düşmana karşı 'vatanı' koruma sorumluluğu. hayatında eline hiç silah almamış insanlara 3 ay silah eğitimi verip askerliklerinin geri kalan 12 ayında kuş uçmaz kervan geçmez dağlarda teröriste karşı durmanın psikolojisini izleyenlerine çok iyi indiriyor, nefes. askerler sanki her an baskın olacakmış, her an şehit düşecekmiş halet-i ruhiyesi içinde ki, yalnızca böyle yaşamak bile kafayı sıyırmak için yeterli gelir.
bana en çok ilginç gelen, bir türk filminden beklenmeyecek kadar ağdalı ve felsefe dolu diyaloglardı. bunu yapan kişi yüzbaşıydı. sürekli konuşarak onlara niçin burada olduklarını, neden burada olmak zorunda olduklarını, burada ne yapıldığını vermeye çalışan bu adam, esasen, onların kafasında bu anlamsız çarpışmayı rasyonelleştirmeye çalışıyor. onları tekrar ve tekrar savaşmaya inandırmak istiyor ama öylesine içi boş bir mücadele ki bu, geride bıraktığı yalnızca ağlayan kadınlar.. anneler, eşler, sevgililer.
thin red line filminde bir cümle vardı, "her asker kendi savaşını verir" diye.. nefes bize bunu tekrar ispatlıyor; yüzbaşı ile doktor'un kişisel bir onur mücadelesine dönen savaşları, kendi şahıslarında bağlı bulundukları tarafın ideolojilerini çarpıştırmaları kadar erlerin neredeyse tamamının şehadetle sonuçlanan askerliği, orada herkesin esasen kendi hayatının savaşını verdiğin gösteriyor. ölüm ve yaşam arasındaki çizgi bu kadar ince ve geçirgen: bir nefes kadar, aldın ve verdin, hepsi o..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar