bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri32
- en sevilen meyveler6
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler5
- togg'a lpg taktırmak11
- yagmurcu4
- iremga9
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı3
- sibel can diyeti6
- beyazsemsiyeliyabanci48
- sözlükte erkekleri istemiyoruz17
- zaman baba7
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi11
- kezo saçından meslek tahmini yapmak2
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır10
- aberdeen2
- bebeksi bir hatunla sevgili olmak9
- türkçe'nin edebi bir dil olmadığı gerçeği7
- aziz yıldırım13
- gereksiz vergiler2
- florya ormanı2
- schopenhauer'un kadın nefreti3
- ısparta9
- ilk aşkınız5
- sydney sweeney'in memeleri7
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak4
- bireysel silahlanmanın önü açılırsa alınacak silah3
- instagram'a sürekli hikaye atan kadın5
- türk mü türkiyeli mi sorunsalı4
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- cinayet saati neredeydin3
- yorgun mermi22
- ermeni kini2
- fetöcü olduğunu beklemediğiniz kişiler4
- günün sözü2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- soğuk suyla duş alan insan3
- kaşlarını alan erkek3
- 21 gün diyetteyim2
- aziz başkan efsanesinin geri dönmesi2
- gammazlama yapmamak12
- ölüm4
- bugün mükemmel bir gün olacak3
- haysenin1212
- günaydın şarkısı3
- akp'li kayseri belediyesi'nin villa parseli satışı3
- iran'ın israil'e füze saldırısı2
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz8
- kızının düğününde oynayan baba5
- yıldırım'ın başkan olmasından mutlu olan cimbomlu2
sevdicek yokken çok zor alınır...
aşk-ı memnu'ların, unutulmaz'ların, yaprak dökümü'lerin "dizilerde ensest ilişki trendi" çıtasını yükseklere taşıması ve kabız senaristlerimizin yeni can simidi olan "bütün aileyi sikiştirelim başarılı olalım" mottosuyla birlikte yeni yeni tomurcuklanan yeni sezon atv dizisi.
--spoiler--
konusu şöyle: şimdi bir konak var, burada aristokrat ve zengin bir aile yaşıyor. bu ailenin de 4-5 tane birbirinden salak erkek çocuğu var. dizinin esas kızı nefes de bu aileye, "annenin eski eşinden olan kızı" sıfatıyla giriyor. kızın amacı annesinden intikam almak ve annesinin, babasını aldattığı adamı ayartmak. bu yolda ilerlerken, üvey baba dahil, ailedeki bütün erkekler bu kıza yazıyor, emişmek gömüşmek istiyor.
--spoiler--
edit: 1 ay bile dayanamayıp, 4 bölümden sonra ekranlardan şutlanmıştır.
--spoiler--
konusu şöyle: şimdi bir konak var, burada aristokrat ve zengin bir aile yaşıyor. bu ailenin de 4-5 tane birbirinden salak erkek çocuğu var. dizinin esas kızı nefes de bu aileye, "annenin eski eşinden olan kızı" sıfatıyla giriyor. kızın amacı annesinden intikam almak ve annesinin, babasını aldattığı adamı ayartmak. bu yolda ilerlerken, üvey baba dahil, ailedeki bütün erkekler bu kıza yazıyor, emişmek gömüşmek istiyor.
--spoiler--
edit: 1 ay bile dayanamayıp, 4 bölümden sonra ekranlardan şutlanmıştır.
nefes(vatan sağolsun):gösterime yeni giren, niteliksiz propaganda filmi.
--spoiler--
her türkiye cumhuriyeti vatandaşının izlemesi gereken, özellikle yüzbaşının askerleri "uyursanız ölürsünüz" şeklinde ikaz edip fırçaladığı sahnede göz yaşlarının oluk oluk aktığı, her ne kadar beklenen kadar olmasa da güneydoğuda olanları etkileyici şekilde yansıtan bir film.
--spoiler--
her türkiye cumhuriyeti vatandaşının izlemesi gereken, özellikle yüzbaşının askerleri "uyursanız ölürsünüz" şeklinde ikaz edip fırçaladığı sahnede göz yaşlarının oluk oluk aktığı, her ne kadar beklenen kadar olmasa da güneydoğuda olanları etkileyici şekilde yansıtan bir film.
--spoiler--
açılım diye diretenlerin en az birkere izlemesi gereken film. bugüne kadar sınırlarda yaşananları sadece duymakla yetindiğimiz, olanları göremediğimiz ya da bilemediğimiz için ahlanıp vahlanmakla kaldığımızı hatırlattı. analar daha fazla ağlamasın diyenlere cevaptır.
şehit olan onca askerimizin annesinin senelerdir gözlerinin yaşı kurumuyor.
yazıktır günahtır.
bu vatanın her karış toprağında şehitlerimizin kanı var.
ed:zoruna giden okumasın entriyi arkadaşım.
şehit olan onca askerimizin annesinin senelerdir gözlerinin yaşı kurumuyor.
yazıktır günahtır.
bu vatanın her karış toprağında şehitlerimizin kanı var.
ed:zoruna giden okumasın entriyi arkadaşım.
film boyunca hemen hemen hiç göremediğimiz hayali teröristlerle, dağda sağım solum ebe çıkmayan nane oynayan 40 kişilik kominçinin hikayesi. bunları kim öldürdü ? az sonra....
bütün herşey bir kenara, komutanın askerleri iştimaya çekerek yaptığı konuşma ve askerlerin aileleriyle yaptığı telefon konuşmaları için bile terkar izleyebileceğim film.
doğuda askerlik yapmayan tiki yazarcıkların anlamayacağı filmdir. insanın psikolojisi nasıl bozulur, o dağlarda bir hafta kal gel de ondan sonra bok at filme. iyi filmdir gidiniz, izleyiniz
herkesin durup düşünmesi gereken bir filmdir. siz eğer sıcacık yataklarınızda mışıl mışıl uyuyorsanız bunu sınırları koruyan o gençlere borçlusunuz. kimisi kolunu, kimisi bacağını hatta kimisi canını bırakıyor o sınırlarda. ama sonuç nedir insan sormak istiyor başımızdakilere. açılım üstüne açılım yapıyorsunuz. neyin açılımı bu?? kime açılım?? benim abimin, babamın katilini sahipleniyorsun. sonra da bana diyorsun ki "üniversiteni bitir. devletin için çalış". siz bu ülkenin başındayken parmağımı oynatma isteği bile gelmiyor içimden açıkcası. ama geçmişe saygımdandır yine de bu ülke için bir şeyler yapıp başımızdakiler için değil ama sadece ve sadece atalarımın ruhu şad olsun diye düşündüğüm için ruhumu siper etmekten çekinmem.
not : sözlük formatına uymadı sanırım ama. türkiye dendiğinde aklıma sürekli başımızdakiler ve yaptıkları geliyor. rahatsız oluyorum artık. yeter nereye kadar devam edecek bu böyle??
(bkz: iki il alana üçüncü il rte den hediye)
(bkz: neyin açılımı bu böyle)
not : sözlük formatına uymadı sanırım ama. türkiye dendiğinde aklıma sürekli başımızdakiler ve yaptıkları geliyor. rahatsız oluyorum artık. yeter nereye kadar devam edecek bu böyle??
(bkz: iki il alana üçüncü il rte den hediye)
(bkz: neyin açılımı bu böyle)
nefes alamıyorum sandım bir an filmi izlerken. gerçekten de nefesimi tutmuşum. içimi acıttı, öfkelendirdi bu film. yüzbaşı eniştemin anlattıklarının aynısıydı nerdeyse filmde yaşananlar. tabiki onun yaşadıkları bu filmde yaşananlardan kat kat fazlaymış. film tamamen beni içine çekti. her karakter özenerek işlenmiş. tüm gece uyutmadı bu film beni. benim için uyuyamayanlar vardı ben nasıl uyurdum?
oyuncuların oynamak hususunda zorluk yaşamadığı film olmuştur.
"tipi altında kalan askeri oynamıyoruz biz. zaten tipi altında kalıyoruz."
"tipi altında kalan askeri oynamıyoruz biz. zaten tipi altında kalıyoruz."
senaristin kitabı için (bkz: güneydoğudan öyküler)
az önce ntv'de hakkı devrim hocamın programında bir eleştirmen bayan çıktı. başladı sıralamaya; klişelerin hepsi var, aynada traş olurken aynaya atatürk yansıyor çok mu uğraşmışlar?, erkek duygularını kabartıyor bu film, öyle kötü, böyle kötü. yeter artık arkadaşlar. izlediğim filmlerden keyif alamaz oldum. adamlar süper film yapmışlar işte, görselliği, kadrajları, oyunculukları tertemiz. başyapıt mı değil. bizi bize anlatıyor. yok efendim ille bişey bulunacak. klişeymiş, şuymuş, buymuş. bırakın ya. tüm filmler süper orjinal süper özgün, bi tek bizim filmler klişe kaldı dimi? sıkıldım artık bu kelimedende. komedi filmleri için ilk okul esprileri düzeyinde demek. nası bir aptallık. adam amerikanın en gerçekçi karakter komedilerini yazan judd apatow'un filmlerindeki kaliteli, karakterlere dayalı mizaha bile ilkokul esprisi diyor. bırakın arkadaşlar, ucuzlaşmayalım. bir film kendini izlettiriyor, bizi duygulandırıyor, ya da güldürüyor görevini yerine getiriyorsa başarılıdır. hiçbirimiz eleştirmen değiliz, keyfimize bakalım. eğlenmeye gidiyoruz sinemaya, para vermiyolar beğenmeyince, paramız gidiyor. buda değildir ille beğeneceğiz, beğenmeyedebilirsiniz ama klişe diye eleştirirken klişelere düşmeyelim. gemicilik zihniyetiyle film izlenmez ki, bu sinema! sakin olun yav. ne kendinize marjinal olucam diye hayatı zehredin, ne filmi beğeneni salak yerine koyun.
edit: bu yazı sadece nefes filmi için değil, vizyonda ki tüm filmler içinde okunabilir.
edit: bu yazı sadece nefes filmi için değil, vizyonda ki tüm filmler içinde okunabilir.
--spoiler--
fena halde spoiler içerir
--spoiler--
Nereden nasıl başlasam?
ilk önce şunu söylemek isterim ki bu film ilk şehidini 1984 yılında Eruh'ta vermiştir. Yol ortasında öldürülen subayımızın cesedini kaldırmak için askeri araç gelmiştir. O zamana dek insanlar yanından geçip gitmişlerdir. 1984 yılında ilk şehidini verdi diyorum, bir çok yazar belki o tarihte dünyaya bile gelmemişti. O tarihten bu yana 30.000 şehit veriyoruz. Ve bu ülkede 25 sene sonra konuyla ilgili film yapılıyor diye militarist, şovenist, faşist diye suçlanıyor. Bu şekilde düşünenlere cevabım net olacak: Yazıklar olsun size!
yaklaşık 2 saattir yazılanları okuyorum. Bazı yazarların görüşleri bana yakın, bazıları ise tamamen yabancı. inanılmaz hatta. Yine de merak ediyorum:
- Burada bunlara cevap verebilecek o coğrafyayı, o olayları yaşamış, neler olduğunu bilen bir yazar yok mudur diye? Ama o askerler giremez ki buraya. Bu topraklar için canlarını verenlerin evinde çoğu zaman ne latop olmuştur, ne bilgisayar ne de internet. O yüzden bazılarına ağzının payını verecek insanlar bulmak zor sözlükte. Benim postam antalyalı keramettin bana ne demişti: " ilk defa çatısı olan bir yerde askerde kaldım komutanım..."
Bu insanlar cevap da veremez zaten. Sanırlar ki herkes onlar gibi. Kendilerine birilerinin hak vermesini bekler kendilerini düzgün savunamazlar.
Film güzeldi. Daha başlar başlamaz gözümden yaşlar iç çekmeden akmaya başladı. 15 -20 dakika sonra durdu ancak. Filmin eksiklerini görenlere ya da eleştirenlere birebir cevap vererek filmi anlatayım kendimce...
hosaf : Kamuflaj beyaz da olur. Ama askerlik çok büyük bir şovdur. Bana bunu kıdemli yüzbaşım söyledi ben değil. Öyle televizyon ekranlarında gördüğümüz gibi olmuyor işler. 16 ay Hakkari de kaldım. Karlı günlerde de, tipili günlerde de oradaydım. Hiç beyaz kamuflajımız olmadı. Sadece bizim değil kimsenin. Kaldı ki ben 1997-98 yılında oradaydım. Film 1993'ü anlatıyor. 1993 askeri açıdan PKK'ya yaklaşımımızın değiştiği yıldır. O eleştirdiğimiz Tansu Çiller'in hayırlı bir işi olarak tüm karakollar güçlendirilmiştir. Derme çatma binalardan bölük binalarına geçilmiştir. Buna değineyim birazdan. KAmuflaj olmaması gayet normal. Unutmayın ki şehitlerimizin sayısının binli sayılarda dolaştığı zamanlarda pek kıymetli Kenan Evren PKK için "bir kaç çapulcu" diyerek ciddiye almıyordu. Ne kamuflajı...
Apolet olayında haklı olabilirsin. Ama her görevime apoletimle çıktım. Zaten elinde telsiz olan biri olarak komutan olduğumuz belli oluyordu. Bizim mantığımız buydu. 30 cm'lik telsizden anlamayacaklar da 10 cm'lik apoletle mi anlayacaklar diyorduk... Bence haklıydık.
Hangi komutan göt altına atar demiş hosaf arkadaşımız. Atar kardeşim atar. 98 yılının anneler gününün bir gün öncesi. 6 askerimiz o cumartesi gecesi şehit oldu. Bir hiç uğruna. Bir salaklık uğruna. TAbur komutanımız kıdemli yüzbaşı T. tümen komutanına hava atsın diye yazlık üs bölgesini değiştirmek istedi. Tümen komutanı onun bu çıkışına karşılık önerdiği yeri beğenmedi de daha önce koca kayseri komando'nun tutamadığı ve adının bile "Kavga yeri" olarak kaldığı bir yerin üst bölgesi olarak seçilmesini istediği Aynı gün skorsky ile yaptıkları keşif uçuşunda bile taciz yediler, helikopter kuyruğundan vuruldu da karar değişmedi. Yaklaşık bin kişinin mevzilendiği yere 120 kişi gittiler. Korucular da bu sayıya dahildir. 2. günü baskın yediler. 6 şehit... Bu altı kişi öteki tarafta o tümen ve tabur komutanını dört gözle bekliyorlar eminim. Basan değil bastıran suçlu çünkü. Yem gibi kullandılar o insanları.
işte sana askerini gör altına atan bir komutan örneği. Gece gönderildiği görevde protesto etmek için bir adam boyu ateş yaktıran ve hem kendini hem de 28 asker 2 asteğmeni hedef olarak sunan bir üsteğmenimiz de vardı bizim. Bu da bir başka örnek. Sadece benim yaşadıklarım. Bildiklerim için ayrı entry açmak gerekir.
intihar bombacısı olayında hosaf ile hemfikirim. Ne görev öncesi, ne görev sırasında ne de görevim sonra asla bir pkk'lı intihar bombacısı olayı ile karşılaşmadım. Ama Hakan evrensel'in adı o zaman bile efsaneydi ve onun farklı tecrübeleri olmuş olabilir.
Filmin sonuna da eleştiri var. Gayet normal ve olması gerektiği gibi daha doğrusu olduğu gibi bitmiş. Rambo havasına dönmemiş film. Yüzbaşı kafasına türk bayrağından bandana takıp öldürmemiş tüm teröristleri. Olmuyor böyle çünkü...
Kaplus : Böyle durumlarda yardım gelseydi demiş sözlükdaşım ki asla ama asla gelmez. Çünkü bu durumlarda asıl pusu yardıma atılır. Hiç bir şey yapamadan ölürlerdi. Türk ordusu bunu acı tecrübelerle öğrendi. 1998 yılında Harward'lı asteğmen bağıra bağıra yardım istedi de gitmedi yardım. Şehit edildikten sonra çevrim çıktı PKK'lılar. "Gelin ölüsünü alın" diye. Böyle acıdır işte...
TTTddd : Film sırasında bence dikkat çekilmesi gereken en önemli noktayı bir çok sözlükdaşım atlamış: Karakol. Neyse ki atlamayanlar da var. Karakolun ne kadar dandik olduğunu gördünüz değil mi? Aynen öyle... dışarıdan atılan mermilerle duvarların içinde olsanız bile ölebileceğiniz karakollar vardı. Bunların etrafında ne bir mevzi vardı ne de bir siper... Bildiğin gecekondu. Bu gibi yapılar teröristlerle değil kaçakçılarla mücadele etmek için kurulmuştu çünkü. Vazgeçilene kadar çok askerimizi kaybettik. o zamanlar üzümlü karakolu ile birleştirilmiş bir bölük daha vardı. Hizmet binaları Üzümlü ile aynı yere taşınmıştı. Asıl yeri başka bir yerdeydi. Bir gün asıl yerini de gördük. Nasıl bir askeri zihniyet gencecik insanlarımızı çanak biçiminde dağların sardığı bir yerin göbeğine öldürmeye göndermiştir ki? PKK bu karakolu acemi militanlarına eğitim yaptırtmak amacı ile kullanmış nakledilene kadar. O kadar acı ki... Ama evet, gencecik insanlarımız zamanında bu şekilde alınmış akılsızca kararlar neticesinde dağlarda canlarını verdiler. filmdeki karakolun da bundan farkı yok. Bayrak direği ve atatürk büstü bulunur da bir uçaksavarı bulunmaz. PKK'da uçak mı var demeyin. Bizim kullandığımız uçaksavarlar eğer hala değişmediyse ABD ordusunun birinci ve ikinci dünya savaşlarında kullandığı a4'ler. Bunlar taretlerle değil de bölüklere tek tek verilirdi ve oldukça caydırıcı ateş gücüne sahipti. Uçağa karşı kullanılması komik olurdu. Ama bir kayayı düzgün bir atışla unufak edebilir, bir insanı tek bir mermisi ile ikiye bölebilirdi. Yeri gelmişken askerliğini Hakkari Çukurca'da yapanlar için Üzümlü'nün anlamı büyüktür. Üzümlü defalarca basılmış, onlarca şehit verdiğimiz karakollarımızdandır. Çukurcadan binası görülecek kadar yakın ama dağların aman vermemesi yüzünden gidişi 1,5 - 2 saati bulurdu.
grb050904 : izli mermiler nasıl bitmez demiş sözlükdaşım. izli mermi neden bitsin ki. izli mermi çok özel bir mermi değil. Normal mermilerle aynı. Sadece arkasından ateş çıkarıyor. Bu merminin amacı ben buradayım demek değil atışımı izleyindir. izli mermi'nin dövdüğü hedefe çevrilir bütün silahlar ve yok eder orayı. Normalde her dört normal mermiden sonra bir tane izli konur, Mayonlara ya da şarjöre. ama mevcut mühimmatla tamamen hazırlayanın tasarrufundadır. Tümüyle izli mermi de doldurulur. Böyle yani
Cahillik mutluluktur : Bu arkadaşımızda nasıl olur da tüm askerlerimizin öldürülmediğini eleştirilmiş. Soğukkanlı ve biraz da cesur olan asker öldürülemez zaten. Baskın yedikten kısa bir süre sonra mevzini değiştirebilirsin. Çünkü olası yer biliniyordur ve tepene her an bir havan veya rpg yiyebilirsin. Onların, seni mevzi içinde olduğunu düşünürken senin başka bir yerde olman hem onları gafil avlar hem de hayatını kurtarır.
Askerlerin askerlikle alakası olmadığını söylemiş aynı arkadaşım. Bundan daha normal ne olabilir ki? elinde G3 ile adam öldürmesini beklediğin adam 6 ay önce sıvacı ersin, aşçı ercan, taksi şoförü ismail, tenekeci keramettin çünkü ya da benim gibi bilgisayar başında prince of persia oynayan birileri. Askercilik oynamakla aynı şey değil. insan üç ayda yarım yamalak eğitimle asker olmuyor. Benim timimin roketatarcısı ilk roketini usta birliğinde benim yanımda attı. Bu adam oraya roketatarcı olarak gönderildi düşünün. Onlara verilen bu ciddiyetsiz eğitimden sonra 18-20 yaşlarındaki adamların ne gibi bir durum içinde olduklarını kavramaları gerçekten zor. Attığı el bombası patlamayınca yanına gitmeye çalışan Ali de geldi aklıma.
Yüzbaşı da normal ... Sanırım bir çok insan bu filmde yüzbaşının o sert görüntüsünün ardından filmin finalinde eline silahı alıp teröristleri teker teker tepelemesini arzuladı. gerçekler böyle değil ne yazık ki. Komutanlar da insan ve onlarda donup kalabiliyorlar. hem filmin bu şekilde olması daha gerçekçi olmuş. Filmin finalinde bir rambo ya da malkoçoğlu çıkmamış ve filmi daha etkileyici yapmış.
Ulascan sanırım bu filmde şovenistlik algılayan ender isimlerden biri bu yazar arkadaşımız. Nerede vardı şovenizm be sözlükdaşım ? Bir söyle de biz de öğrenelim. Hangi ırk övüldü, hangi ırk yerildi. Irkçılık mı vardı? Kürt asker de vardı, doktor terörist te. Terörist doktor'un konuşması düzgün gelmedi mi sana... "Neden köyleri yaktın" dediğinde "yakmadım" mı dedi? Bu filmde haklı haksızdan ziyade savaşın anlamsızlığı üzerine bir dikkat çekildi bence.
Bohemian : Sevgili sözlükdaşım genelde çatışmalardan sonra etrafta tek bir ölü pkk'lı bulamazsın. Ellerini bulursan, ayaklarını bulursun, kafataslarının parçalarını bulursun, kanlarını görürsün ama ölülerini bulamazsın. Çünkü bırakmazlar. Bırakanlar ceza alır. Çünkü ele geçirilen ceset görüntüleri türk televizyonlarında propaganda olarak gösterilir. Buna izin vermezler, vermek istemezler. Aslına bakacak olursan filmin finalinde karakolun etrafında o kadar çok ölü terörist olması mantıksız. Çünkü bu ölüleri toplayacak bir yedek kuvveti mutlaka bırakırlar. Göremezsin, öldürdüğünü bilirsin. Ama ölüsünü göremezsin. en azından tek parça olarak.
Gaz veren komutanın pısmasını mantıksız bulma olayına gelince. Sanırım onlarca yıldır empoze edildiği şekilde komutanlarımızı birer üstün insan olarak hayal ediyoruz. Değiller! normal insanlar. Bir kısmı babasının zoruyla askeri okula girmiş, bir kısmı daha iyi bir iş imkanı bulamadığı için, bir kısmı da ekonomik imkansızlıklardan ötürü askeri okulları cazip bulduklarından. elbette aldıkları eğitim sonrası mükemmel komutanlarımız da var ya da bir komutanın çatışma anında pısıp kalması onun kötü bir komutan olduğunun delili değildir. Çoğumuz ölü insan görmedik. Kaldı ki yanımızda konuştuğumuz adamın kafasının patladığını, bir anda yere yıkıldığını görmedik hiç bir zaman. Görseydiniz haliniz nice olurdu ? Kimbilir değil mi? Kimi zaman hiç beklemediğiniz insanlardan hiç beklemediğiniz tepkiler görebiliyorsunuz. Bu adam asker olmak için yaratılmış dediğiniz yakışıklı bir üsteğmen çatışma sırasında cenin pozisyonunda "hepimizi öldürecekler" diye avaz avaz ağlayabilirken "ben askeri tek tokat atsam akşamına bir şişe rakı içerim" diyen bir başka üsteğmen çatışma sırasında mevzi mevziye atlayıp MG3'lere "helal olsun çocuklar, aslanlarım benim" diye gaz verebiliyor. Bu bir an aslında... o ana cesur başlarsanız cesaretiniz giderek artıyor, korkarak başlarsanız da çöküp ağlayabiliyorsunuz. Tamamen insani bir durum.
beyaz kamuflaj konusunda yazdım. Kadın PKK'lının kaşları alınmış. Ne var bunda? Biz karşımızda savaşan insanları mağara devrinde mi yaşıyor sanıyoruz acaba. Alakası yok. Kadın her yerde kadındır ama bu insanın ne işle iştigal ettiğini kim bilebilir ki. işte geçenlerde teslim oldular. Çıkarın üstündeki elbiseleri, normal vatandaş haline sokun kafanızda. hangisi için adam öldürebilir derdiniz. Katillerin tiplerinin bozuk olması, çirkin olması sadece filmlerde oluyor.
Filmin başından sonuna canlı terörist görmedik demişsin. sanırım konuşan, repliği olan yok demek istedin. Yoksa filmin son sahnesinde öldürülmeyenden tut ta, kaşlarını beğenmediğin kadın teröriste kadar canlı olarak göründükleri sahneler vardı.
Filmde teröristler görünmemiş fazlaca. iyi de olmuş. Ülkemizde dandik tv dizilerindeki kötü adamların bile vatandaş tarafından dayak yediği düşünülecek olursa şu günlerde terörist rolündeki aktörün başına kim bilir neler gelirdi? Sanırım biz biraz da saçı sakalı birbirine karışmış, tipi kaymış, yüzü gözü bere içinde iğrenç tipli teröristler görmeyi hayal ettik biraz da. Ama tıpkı terörist doktorun olması gibi diğerleri de normal tipli insanlar. Doktorun konuşmasını duydunuz. Her ne kadar asla benimsemek de davasına inanmış bir insanın konuşması değil miydi? Bizim komutanımıza da çevrim çıkan böyleydi, hatta daha kibardı. "Ölmedin mi" dedikten sonra. "Geçmiş olsun. başınız sağ olsun." dedi. Bizim komutan ana avrat dümdüz giderken o "Kızma bana 528, savaş bu. Kim kimi yakalarsa. Bugün ben seni yakaladım yarın da sen beni yakalarsın." şeklinde gayet sakin bir konuşma yapıp çıkmıştı. Tek kabalığı kodunu bildiği komutanımızı ıslıkla çağırması oldu. "Piiiiiuu piu.. 528" demesi gibi.
Filmde kimseyi kahraman yapmamışlar. Bir destan yaratmaya niyeti olmayan film. Herkesin çok şey beklediği adam hiç bir şey yapamadan ölüyor neredeyse.
Beni rahatsız eden sahneler ise çatışma sırasında yaralanan bir asker ile o kadar çok kişinin o kadar uzun süre ilgilenmesi oldu. imkansız diyebilirim. Bir de son sahnede öldürülmeyen PKK'lı... Belki de öldürmek ve ölmek her şeyin çaresi değil mesajı vermek istediler ama çevrenizdeki 12 kadar kişiyi öldürmüş birini yakalasanız acımazsınız emin olun. O anda ne insanlık kalır ne de insan hakları gelir aklınıza.
fena halde spoiler içerir
--spoiler--
Nereden nasıl başlasam?
ilk önce şunu söylemek isterim ki bu film ilk şehidini 1984 yılında Eruh'ta vermiştir. Yol ortasında öldürülen subayımızın cesedini kaldırmak için askeri araç gelmiştir. O zamana dek insanlar yanından geçip gitmişlerdir. 1984 yılında ilk şehidini verdi diyorum, bir çok yazar belki o tarihte dünyaya bile gelmemişti. O tarihten bu yana 30.000 şehit veriyoruz. Ve bu ülkede 25 sene sonra konuyla ilgili film yapılıyor diye militarist, şovenist, faşist diye suçlanıyor. Bu şekilde düşünenlere cevabım net olacak: Yazıklar olsun size!
yaklaşık 2 saattir yazılanları okuyorum. Bazı yazarların görüşleri bana yakın, bazıları ise tamamen yabancı. inanılmaz hatta. Yine de merak ediyorum:
- Burada bunlara cevap verebilecek o coğrafyayı, o olayları yaşamış, neler olduğunu bilen bir yazar yok mudur diye? Ama o askerler giremez ki buraya. Bu topraklar için canlarını verenlerin evinde çoğu zaman ne latop olmuştur, ne bilgisayar ne de internet. O yüzden bazılarına ağzının payını verecek insanlar bulmak zor sözlükte. Benim postam antalyalı keramettin bana ne demişti: " ilk defa çatısı olan bir yerde askerde kaldım komutanım..."
Bu insanlar cevap da veremez zaten. Sanırlar ki herkes onlar gibi. Kendilerine birilerinin hak vermesini bekler kendilerini düzgün savunamazlar.
Film güzeldi. Daha başlar başlamaz gözümden yaşlar iç çekmeden akmaya başladı. 15 -20 dakika sonra durdu ancak. Filmin eksiklerini görenlere ya da eleştirenlere birebir cevap vererek filmi anlatayım kendimce...
hosaf : Kamuflaj beyaz da olur. Ama askerlik çok büyük bir şovdur. Bana bunu kıdemli yüzbaşım söyledi ben değil. Öyle televizyon ekranlarında gördüğümüz gibi olmuyor işler. 16 ay Hakkari de kaldım. Karlı günlerde de, tipili günlerde de oradaydım. Hiç beyaz kamuflajımız olmadı. Sadece bizim değil kimsenin. Kaldı ki ben 1997-98 yılında oradaydım. Film 1993'ü anlatıyor. 1993 askeri açıdan PKK'ya yaklaşımımızın değiştiği yıldır. O eleştirdiğimiz Tansu Çiller'in hayırlı bir işi olarak tüm karakollar güçlendirilmiştir. Derme çatma binalardan bölük binalarına geçilmiştir. Buna değineyim birazdan. KAmuflaj olmaması gayet normal. Unutmayın ki şehitlerimizin sayısının binli sayılarda dolaştığı zamanlarda pek kıymetli Kenan Evren PKK için "bir kaç çapulcu" diyerek ciddiye almıyordu. Ne kamuflajı...
Apolet olayında haklı olabilirsin. Ama her görevime apoletimle çıktım. Zaten elinde telsiz olan biri olarak komutan olduğumuz belli oluyordu. Bizim mantığımız buydu. 30 cm'lik telsizden anlamayacaklar da 10 cm'lik apoletle mi anlayacaklar diyorduk... Bence haklıydık.
Hangi komutan göt altına atar demiş hosaf arkadaşımız. Atar kardeşim atar. 98 yılının anneler gününün bir gün öncesi. 6 askerimiz o cumartesi gecesi şehit oldu. Bir hiç uğruna. Bir salaklık uğruna. TAbur komutanımız kıdemli yüzbaşı T. tümen komutanına hava atsın diye yazlık üs bölgesini değiştirmek istedi. Tümen komutanı onun bu çıkışına karşılık önerdiği yeri beğenmedi de daha önce koca kayseri komando'nun tutamadığı ve adının bile "Kavga yeri" olarak kaldığı bir yerin üst bölgesi olarak seçilmesini istediği Aynı gün skorsky ile yaptıkları keşif uçuşunda bile taciz yediler, helikopter kuyruğundan vuruldu da karar değişmedi. Yaklaşık bin kişinin mevzilendiği yere 120 kişi gittiler. Korucular da bu sayıya dahildir. 2. günü baskın yediler. 6 şehit... Bu altı kişi öteki tarafta o tümen ve tabur komutanını dört gözle bekliyorlar eminim. Basan değil bastıran suçlu çünkü. Yem gibi kullandılar o insanları.
işte sana askerini gör altına atan bir komutan örneği. Gece gönderildiği görevde protesto etmek için bir adam boyu ateş yaktıran ve hem kendini hem de 28 asker 2 asteğmeni hedef olarak sunan bir üsteğmenimiz de vardı bizim. Bu da bir başka örnek. Sadece benim yaşadıklarım. Bildiklerim için ayrı entry açmak gerekir.
intihar bombacısı olayında hosaf ile hemfikirim. Ne görev öncesi, ne görev sırasında ne de görevim sonra asla bir pkk'lı intihar bombacısı olayı ile karşılaşmadım. Ama Hakan evrensel'in adı o zaman bile efsaneydi ve onun farklı tecrübeleri olmuş olabilir.
Filmin sonuna da eleştiri var. Gayet normal ve olması gerektiği gibi daha doğrusu olduğu gibi bitmiş. Rambo havasına dönmemiş film. Yüzbaşı kafasına türk bayrağından bandana takıp öldürmemiş tüm teröristleri. Olmuyor böyle çünkü...
Kaplus : Böyle durumlarda yardım gelseydi demiş sözlükdaşım ki asla ama asla gelmez. Çünkü bu durumlarda asıl pusu yardıma atılır. Hiç bir şey yapamadan ölürlerdi. Türk ordusu bunu acı tecrübelerle öğrendi. 1998 yılında Harward'lı asteğmen bağıra bağıra yardım istedi de gitmedi yardım. Şehit edildikten sonra çevrim çıktı PKK'lılar. "Gelin ölüsünü alın" diye. Böyle acıdır işte...
TTTddd : Film sırasında bence dikkat çekilmesi gereken en önemli noktayı bir çok sözlükdaşım atlamış: Karakol. Neyse ki atlamayanlar da var. Karakolun ne kadar dandik olduğunu gördünüz değil mi? Aynen öyle... dışarıdan atılan mermilerle duvarların içinde olsanız bile ölebileceğiniz karakollar vardı. Bunların etrafında ne bir mevzi vardı ne de bir siper... Bildiğin gecekondu. Bu gibi yapılar teröristlerle değil kaçakçılarla mücadele etmek için kurulmuştu çünkü. Vazgeçilene kadar çok askerimizi kaybettik. o zamanlar üzümlü karakolu ile birleştirilmiş bir bölük daha vardı. Hizmet binaları Üzümlü ile aynı yere taşınmıştı. Asıl yeri başka bir yerdeydi. Bir gün asıl yerini de gördük. Nasıl bir askeri zihniyet gencecik insanlarımızı çanak biçiminde dağların sardığı bir yerin göbeğine öldürmeye göndermiştir ki? PKK bu karakolu acemi militanlarına eğitim yaptırtmak amacı ile kullanmış nakledilene kadar. O kadar acı ki... Ama evet, gencecik insanlarımız zamanında bu şekilde alınmış akılsızca kararlar neticesinde dağlarda canlarını verdiler. filmdeki karakolun da bundan farkı yok. Bayrak direği ve atatürk büstü bulunur da bir uçaksavarı bulunmaz. PKK'da uçak mı var demeyin. Bizim kullandığımız uçaksavarlar eğer hala değişmediyse ABD ordusunun birinci ve ikinci dünya savaşlarında kullandığı a4'ler. Bunlar taretlerle değil de bölüklere tek tek verilirdi ve oldukça caydırıcı ateş gücüne sahipti. Uçağa karşı kullanılması komik olurdu. Ama bir kayayı düzgün bir atışla unufak edebilir, bir insanı tek bir mermisi ile ikiye bölebilirdi. Yeri gelmişken askerliğini Hakkari Çukurca'da yapanlar için Üzümlü'nün anlamı büyüktür. Üzümlü defalarca basılmış, onlarca şehit verdiğimiz karakollarımızdandır. Çukurcadan binası görülecek kadar yakın ama dağların aman vermemesi yüzünden gidişi 1,5 - 2 saati bulurdu.
grb050904 : izli mermiler nasıl bitmez demiş sözlükdaşım. izli mermi neden bitsin ki. izli mermi çok özel bir mermi değil. Normal mermilerle aynı. Sadece arkasından ateş çıkarıyor. Bu merminin amacı ben buradayım demek değil atışımı izleyindir. izli mermi'nin dövdüğü hedefe çevrilir bütün silahlar ve yok eder orayı. Normalde her dört normal mermiden sonra bir tane izli konur, Mayonlara ya da şarjöre. ama mevcut mühimmatla tamamen hazırlayanın tasarrufundadır. Tümüyle izli mermi de doldurulur. Böyle yani
Cahillik mutluluktur : Bu arkadaşımızda nasıl olur da tüm askerlerimizin öldürülmediğini eleştirilmiş. Soğukkanlı ve biraz da cesur olan asker öldürülemez zaten. Baskın yedikten kısa bir süre sonra mevzini değiştirebilirsin. Çünkü olası yer biliniyordur ve tepene her an bir havan veya rpg yiyebilirsin. Onların, seni mevzi içinde olduğunu düşünürken senin başka bir yerde olman hem onları gafil avlar hem de hayatını kurtarır.
Askerlerin askerlikle alakası olmadığını söylemiş aynı arkadaşım. Bundan daha normal ne olabilir ki? elinde G3 ile adam öldürmesini beklediğin adam 6 ay önce sıvacı ersin, aşçı ercan, taksi şoförü ismail, tenekeci keramettin çünkü ya da benim gibi bilgisayar başında prince of persia oynayan birileri. Askercilik oynamakla aynı şey değil. insan üç ayda yarım yamalak eğitimle asker olmuyor. Benim timimin roketatarcısı ilk roketini usta birliğinde benim yanımda attı. Bu adam oraya roketatarcı olarak gönderildi düşünün. Onlara verilen bu ciddiyetsiz eğitimden sonra 18-20 yaşlarındaki adamların ne gibi bir durum içinde olduklarını kavramaları gerçekten zor. Attığı el bombası patlamayınca yanına gitmeye çalışan Ali de geldi aklıma.
Yüzbaşı da normal ... Sanırım bir çok insan bu filmde yüzbaşının o sert görüntüsünün ardından filmin finalinde eline silahı alıp teröristleri teker teker tepelemesini arzuladı. gerçekler böyle değil ne yazık ki. Komutanlar da insan ve onlarda donup kalabiliyorlar. hem filmin bu şekilde olması daha gerçekçi olmuş. Filmin finalinde bir rambo ya da malkoçoğlu çıkmamış ve filmi daha etkileyici yapmış.
Ulascan sanırım bu filmde şovenistlik algılayan ender isimlerden biri bu yazar arkadaşımız. Nerede vardı şovenizm be sözlükdaşım ? Bir söyle de biz de öğrenelim. Hangi ırk övüldü, hangi ırk yerildi. Irkçılık mı vardı? Kürt asker de vardı, doktor terörist te. Terörist doktor'un konuşması düzgün gelmedi mi sana... "Neden köyleri yaktın" dediğinde "yakmadım" mı dedi? Bu filmde haklı haksızdan ziyade savaşın anlamsızlığı üzerine bir dikkat çekildi bence.
Bohemian : Sevgili sözlükdaşım genelde çatışmalardan sonra etrafta tek bir ölü pkk'lı bulamazsın. Ellerini bulursan, ayaklarını bulursun, kafataslarının parçalarını bulursun, kanlarını görürsün ama ölülerini bulamazsın. Çünkü bırakmazlar. Bırakanlar ceza alır. Çünkü ele geçirilen ceset görüntüleri türk televizyonlarında propaganda olarak gösterilir. Buna izin vermezler, vermek istemezler. Aslına bakacak olursan filmin finalinde karakolun etrafında o kadar çok ölü terörist olması mantıksız. Çünkü bu ölüleri toplayacak bir yedek kuvveti mutlaka bırakırlar. Göremezsin, öldürdüğünü bilirsin. Ama ölüsünü göremezsin. en azından tek parça olarak.
Gaz veren komutanın pısmasını mantıksız bulma olayına gelince. Sanırım onlarca yıldır empoze edildiği şekilde komutanlarımızı birer üstün insan olarak hayal ediyoruz. Değiller! normal insanlar. Bir kısmı babasının zoruyla askeri okula girmiş, bir kısmı daha iyi bir iş imkanı bulamadığı için, bir kısmı da ekonomik imkansızlıklardan ötürü askeri okulları cazip bulduklarından. elbette aldıkları eğitim sonrası mükemmel komutanlarımız da var ya da bir komutanın çatışma anında pısıp kalması onun kötü bir komutan olduğunun delili değildir. Çoğumuz ölü insan görmedik. Kaldı ki yanımızda konuştuğumuz adamın kafasının patladığını, bir anda yere yıkıldığını görmedik hiç bir zaman. Görseydiniz haliniz nice olurdu ? Kimbilir değil mi? Kimi zaman hiç beklemediğiniz insanlardan hiç beklemediğiniz tepkiler görebiliyorsunuz. Bu adam asker olmak için yaratılmış dediğiniz yakışıklı bir üsteğmen çatışma sırasında cenin pozisyonunda "hepimizi öldürecekler" diye avaz avaz ağlayabilirken "ben askeri tek tokat atsam akşamına bir şişe rakı içerim" diyen bir başka üsteğmen çatışma sırasında mevzi mevziye atlayıp MG3'lere "helal olsun çocuklar, aslanlarım benim" diye gaz verebiliyor. Bu bir an aslında... o ana cesur başlarsanız cesaretiniz giderek artıyor, korkarak başlarsanız da çöküp ağlayabiliyorsunuz. Tamamen insani bir durum.
beyaz kamuflaj konusunda yazdım. Kadın PKK'lının kaşları alınmış. Ne var bunda? Biz karşımızda savaşan insanları mağara devrinde mi yaşıyor sanıyoruz acaba. Alakası yok. Kadın her yerde kadındır ama bu insanın ne işle iştigal ettiğini kim bilebilir ki. işte geçenlerde teslim oldular. Çıkarın üstündeki elbiseleri, normal vatandaş haline sokun kafanızda. hangisi için adam öldürebilir derdiniz. Katillerin tiplerinin bozuk olması, çirkin olması sadece filmlerde oluyor.
Filmin başından sonuna canlı terörist görmedik demişsin. sanırım konuşan, repliği olan yok demek istedin. Yoksa filmin son sahnesinde öldürülmeyenden tut ta, kaşlarını beğenmediğin kadın teröriste kadar canlı olarak göründükleri sahneler vardı.
Filmde teröristler görünmemiş fazlaca. iyi de olmuş. Ülkemizde dandik tv dizilerindeki kötü adamların bile vatandaş tarafından dayak yediği düşünülecek olursa şu günlerde terörist rolündeki aktörün başına kim bilir neler gelirdi? Sanırım biz biraz da saçı sakalı birbirine karışmış, tipi kaymış, yüzü gözü bere içinde iğrenç tipli teröristler görmeyi hayal ettik biraz da. Ama tıpkı terörist doktorun olması gibi diğerleri de normal tipli insanlar. Doktorun konuşmasını duydunuz. Her ne kadar asla benimsemek de davasına inanmış bir insanın konuşması değil miydi? Bizim komutanımıza da çevrim çıkan böyleydi, hatta daha kibardı. "Ölmedin mi" dedikten sonra. "Geçmiş olsun. başınız sağ olsun." dedi. Bizim komutan ana avrat dümdüz giderken o "Kızma bana 528, savaş bu. Kim kimi yakalarsa. Bugün ben seni yakaladım yarın da sen beni yakalarsın." şeklinde gayet sakin bir konuşma yapıp çıkmıştı. Tek kabalığı kodunu bildiği komutanımızı ıslıkla çağırması oldu. "Piiiiiuu piu.. 528" demesi gibi.
Filmde kimseyi kahraman yapmamışlar. Bir destan yaratmaya niyeti olmayan film. Herkesin çok şey beklediği adam hiç bir şey yapamadan ölüyor neredeyse.
Beni rahatsız eden sahneler ise çatışma sırasında yaralanan bir asker ile o kadar çok kişinin o kadar uzun süre ilgilenmesi oldu. imkansız diyebilirim. Bir de son sahnede öldürülmeyen PKK'lı... Belki de öldürmek ve ölmek her şeyin çaresi değil mesajı vermek istediler ama çevrenizdeki 12 kadar kişiyi öldürmüş birini yakalasanız acımazsınız emin olun. O anda ne insanlık kalır ne de insan hakları gelir aklınıza.
en beni etkileyen sahnesi, çatışmanın ortasında aklını yitirmiş bir elinde fener diğer elinde telefon olan askerin annesini aramasıydı... komutanın etkileyici ve ülkemize tam yerinde msj bırakan vurgulayıcı sözleri vardı. filmde bir yüzleşme anı sonuna kadar beklendi ve o gerginlik izleyiciye çok iyi aktarıldı. ilk filmlerde genelde hata payı daha çok ön plana çıkarken, bu ilk levent semerci filmi hatalarından cok beğeniyle önümüze geldi. kendi adıma çok eğendim.
rekor imdb puanına sahip film. En iyi film olan The Shawshank Redemption dan 0.2 puan öndedir. Türk sineması adına sevindirici durum.
http://www.imdb.com/title/tt1171701/
http://www.imdb.com/title/tt1171701/
nefes,kim ki duk'un 14.filmi.filmin konusu kısaca şöyle, öpüşürken nefesi kesilen bir adamın hayata karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor.
1984 te yol ortasında öldürülen subayın yanına kimse yaklaşamazdı.çünkü yardım için yanına koşan da kurşunu yiyebilirdi.o gün yemese ertesi hafta yerdi.
beyaz kamuflaj o yıllarda yaygın değildi. karın üzerinde hareket eden uzaktan görülüp kurşunu yiyordu.beyaz kamuflaj sonraları yaygınlaştı.olmaması da amatörlüktü.
omuzunda apolet ile ateş hattına gidenler daha çanakkale savaşında keskin nişancılar tarafından kolayca tespit edilip vuruluyordu.o dönemin ingiliz subaylarının hatıralarında bile var.hepsini söktük diyorlar. 1930 larda doğuda eşkiya ile çarpışan subaylar bile er kıyafeti giyiyordu.emekli tuğgeneral cemal madanoğlunun anılarında bile var.1993 te rütbeli operasyona gidenlerin keskin nişancılar tarafından vurulması sadece amatörlüktü.
er ve uzman çavuşların teröristin yerini belirlemek için yem gibi kullanılması olmuştur. tüm ordularda er erbaşlar ölüme daha yakındır.bu o timin başındaki komutanın insafıyla ve insanlığı ile alakalıdır.bunu savunan ve karşı çıkan subay da çoktur.
evet karakollar kaçakçıları engellemek için geçiş yollarının üzerine yapılmıştı ve korunaksızdı..1 yıl içinde hepsi adam edilebilirdi.bunların bir yıl içinde adam edilmemesi de tamamen amatörlüktü.
harvardlı asteğmen bağıra bağıra yardım istedi ama gitmedi evet. çünkü o sadece bir asteğmendi. binbaşı olsa oraya kobralar inerdi.
türk ordusunda babam askerdeyken 1972 lerde bile 2. dünya savaşından kalma A 6 makineli tüfekleri vardı.mg 3 ler geldikten sonra bile kullanılmaya devam etti.çünkü lanet olası kırıkkale mg3 leri tutukluk yapıyordu.hala da çok tutulmayan bir silah. ulan daha hafif piyade silahlarını adam gibi yapmayı beceremiyoruz bu da bir ayrı amatörlük.kalaşnikofu örnek alıp geliştirseler bile dandik G 3 lerden daha çok işe yarardı.en azından tutukluk oranı düşük olurdu.pkk lıların rehin aldığı askerlerin çoğu ifadelerinde silahlarının şiştiğini söylemişlerdir..
bölgede eğitim almış, dağı taşı , elindeki kalaşnikofu uygulamalı olarak öğrenmiş attığı hedefi rahat rahat vuran o pkklıların karşısına ne bölgeyi, ne silahı bilmeyen gariban eri çıkarıyosun.terörle mücadele tamamen uzmanlık işi. eğitimi yetersiz askerle pkknın üzerine gidilmesi de bir amatörlüktü.
evet her subay mesleği severek isteyerek o mesleğe girmez.ailesi bedava okusun diye yollar.bunun haricinde çok iyi subaylar da vardır.tek tip değiller.onlar da insan ve o da korkabilir donup kalabilir. ancak subaylık nosyonu bunu engellemek için verilir.subayın orda donup kalması olabilecek bir şeydir. ancak doğru değildir.bizim bölük komutanı olsa ne yapardı, ilk anda ,,,,,,yere yatın, kimse dikilmesin yat ulaaaan der ,milletin sakinleşmesini ilk şoku atlatmasını sağlardı sanıyorum.
evet karakolun etrafında o kadar çok terörist leşi olması saçmaydı.götürürler.
yaralı askerle çok ilgilenilmesi ve sağ kalan teröristin öldürülmemesi de saçma. kafasına sıkarlar.
ama bu bir film . ve de güzel bir film. o kadar kusur kadı kızında da olur.orda yönetmen savaş ortamını daha etkileyici vermek istemiş.
beyaz kamuflaj o yıllarda yaygın değildi. karın üzerinde hareket eden uzaktan görülüp kurşunu yiyordu.beyaz kamuflaj sonraları yaygınlaştı.olmaması da amatörlüktü.
omuzunda apolet ile ateş hattına gidenler daha çanakkale savaşında keskin nişancılar tarafından kolayca tespit edilip vuruluyordu.o dönemin ingiliz subaylarının hatıralarında bile var.hepsini söktük diyorlar. 1930 larda doğuda eşkiya ile çarpışan subaylar bile er kıyafeti giyiyordu.emekli tuğgeneral cemal madanoğlunun anılarında bile var.1993 te rütbeli operasyona gidenlerin keskin nişancılar tarafından vurulması sadece amatörlüktü.
er ve uzman çavuşların teröristin yerini belirlemek için yem gibi kullanılması olmuştur. tüm ordularda er erbaşlar ölüme daha yakındır.bu o timin başındaki komutanın insafıyla ve insanlığı ile alakalıdır.bunu savunan ve karşı çıkan subay da çoktur.
evet karakollar kaçakçıları engellemek için geçiş yollarının üzerine yapılmıştı ve korunaksızdı..1 yıl içinde hepsi adam edilebilirdi.bunların bir yıl içinde adam edilmemesi de tamamen amatörlüktü.
harvardlı asteğmen bağıra bağıra yardım istedi ama gitmedi evet. çünkü o sadece bir asteğmendi. binbaşı olsa oraya kobralar inerdi.
türk ordusunda babam askerdeyken 1972 lerde bile 2. dünya savaşından kalma A 6 makineli tüfekleri vardı.mg 3 ler geldikten sonra bile kullanılmaya devam etti.çünkü lanet olası kırıkkale mg3 leri tutukluk yapıyordu.hala da çok tutulmayan bir silah. ulan daha hafif piyade silahlarını adam gibi yapmayı beceremiyoruz bu da bir ayrı amatörlük.kalaşnikofu örnek alıp geliştirseler bile dandik G 3 lerden daha çok işe yarardı.en azından tutukluk oranı düşük olurdu.pkk lıların rehin aldığı askerlerin çoğu ifadelerinde silahlarının şiştiğini söylemişlerdir..
bölgede eğitim almış, dağı taşı , elindeki kalaşnikofu uygulamalı olarak öğrenmiş attığı hedefi rahat rahat vuran o pkklıların karşısına ne bölgeyi, ne silahı bilmeyen gariban eri çıkarıyosun.terörle mücadele tamamen uzmanlık işi. eğitimi yetersiz askerle pkknın üzerine gidilmesi de bir amatörlüktü.
evet her subay mesleği severek isteyerek o mesleğe girmez.ailesi bedava okusun diye yollar.bunun haricinde çok iyi subaylar da vardır.tek tip değiller.onlar da insan ve o da korkabilir donup kalabilir. ancak subaylık nosyonu bunu engellemek için verilir.subayın orda donup kalması olabilecek bir şeydir. ancak doğru değildir.bizim bölük komutanı olsa ne yapardı, ilk anda ,,,,,,yere yatın, kimse dikilmesin yat ulaaaan der ,milletin sakinleşmesini ilk şoku atlatmasını sağlardı sanıyorum.
evet karakolun etrafında o kadar çok terörist leşi olması saçmaydı.götürürler.
yaralı askerle çok ilgilenilmesi ve sağ kalan teröristin öldürülmemesi de saçma. kafasına sıkarlar.
ama bu bir film . ve de güzel bir film. o kadar kusur kadı kızında da olur.orda yönetmen savaş ortamını daha etkileyici vermek istemiş.
dün akşam izledim filmi.. taksim'de.. Nefes ya hani filmin adı.. Neden öyle biliyorum.. çünkü nefes almadım sanırım çok uzun bir süre.. ya da alamadım.. Her sahnede bir kurşun bekledim, her sahnede kahpe bir mermi.. En neşeli anlarında bile.. Tuttum nefesimi hep.
Filmden çıktım, yanımda en yakın arkadaşlarımdan biri. Atlas pasajından, tünele gidene kadar tek kelime etmedik nerdeyse ve ben gençliğimden beri yürüdüğüm istiklal caddesinde hiçbir zaman bu kadar garip hissetmedim kendimi. Sanki izole olmuştum bütün insanlardan, kalabalıktan. Kafam yerde yürüdüm bütün caddeyi abartmıyorum.
Neden, niye diye sorar sora. Neyin muhasebesini yaptım ben bile bilmiyorum ama şuna eminim sırtımda biri vardı sanki ve boşuna yaşadığımı hissettim o an. Ne yapıyordum lan ben orda? Benim kardeşlerim dağlarda o şartlarda nöbet tutarken, orospu çocuklarıyla savaşırken ben ne sik yiyordum mınakoduum şehrinde? Ben ki moralimi asla bozmam, hep neşeliyimdir, kafama hiçbir şeyi takmam ama resmen ağlamaklı oldum ki zaten filmde gözümden hep yaşlar süzüldü, tüylerim diken diken oldu.
Dün o filmden sonra provam vardı tünelde ve yemin ediyorum tek bir tat alamadan, ne yaptığımı bilmeden öyle alelade geçti gitti bir saat. music is god hayat prensibi olan bir adam olarak ben, yaptığım işten keyif alamadım. Biz filme girmeden Birkaç saat öncesinde kız arkadaşım gitmiş aynı filme, aramıştı beni ve "sakın askere gitme, tecil ettiriyorsun tekrar" demişti.
bense izledikten sonra akciğer hastası olduğum halde, akciğerimden parça alındığı halde, normalde belki de askerlikten muaf olma durumum olmasına rağmen ciddi ciddi tecili mecili bozdurup, gönüllü olarak komanda olmayı düşündüm.. Ve düşünüyorum da..
Gözümü kırpmam yemin ediyorum, ne ölüm ve zulüm. Beynimde, kalbimde ve ruhumda düşünceleri, kolumda dövmesi kazılı atatürk ve onun cumhuriyeti için bir kez değil, binlerce kez ölmeyi görev bilirim. Ne mutlu türküm diyene!!
Filmden çıktım, yanımda en yakın arkadaşlarımdan biri. Atlas pasajından, tünele gidene kadar tek kelime etmedik nerdeyse ve ben gençliğimden beri yürüdüğüm istiklal caddesinde hiçbir zaman bu kadar garip hissetmedim kendimi. Sanki izole olmuştum bütün insanlardan, kalabalıktan. Kafam yerde yürüdüm bütün caddeyi abartmıyorum.
Neden, niye diye sorar sora. Neyin muhasebesini yaptım ben bile bilmiyorum ama şuna eminim sırtımda biri vardı sanki ve boşuna yaşadığımı hissettim o an. Ne yapıyordum lan ben orda? Benim kardeşlerim dağlarda o şartlarda nöbet tutarken, orospu çocuklarıyla savaşırken ben ne sik yiyordum mınakoduum şehrinde? Ben ki moralimi asla bozmam, hep neşeliyimdir, kafama hiçbir şeyi takmam ama resmen ağlamaklı oldum ki zaten filmde gözümden hep yaşlar süzüldü, tüylerim diken diken oldu.
Dün o filmden sonra provam vardı tünelde ve yemin ediyorum tek bir tat alamadan, ne yaptığımı bilmeden öyle alelade geçti gitti bir saat. music is god hayat prensibi olan bir adam olarak ben, yaptığım işten keyif alamadım. Biz filme girmeden Birkaç saat öncesinde kız arkadaşım gitmiş aynı filme, aramıştı beni ve "sakın askere gitme, tecil ettiriyorsun tekrar" demişti.
bense izledikten sonra akciğer hastası olduğum halde, akciğerimden parça alındığı halde, normalde belki de askerlikten muaf olma durumum olmasına rağmen ciddi ciddi tecili mecili bozdurup, gönüllü olarak komanda olmayı düşündüm.. Ve düşünüyorum da..
Gözümü kırpmam yemin ediyorum, ne ölüm ve zulüm. Beynimde, kalbimde ve ruhumda düşünceleri, kolumda dövmesi kazılı atatürk ve onun cumhuriyeti için bir kez değil, binlerce kez ölmeyi görev bilirim. Ne mutlu türküm diyene!!
film değil belgesel niyetine izlenmesi gerekilen, özünde tabii ki de film olan yapım. yine de belgesel diye gidin izleyin film diye değil. çünkü bir filmden öte ve tıpkı bir belgesel gibi.
milliyetçilikle ilgisi medya dünyası tarafından masaya yatırılmıştır:
http://www.renkhaber.com/...ik_mi_kokuyor_/13838.html
http://www.renkhaber.com/...ik_mi_kokuyor_/13838.html
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
