bugün

nefes

az önce ntv'de hakkı devrim hocamın programında bir eleştirmen bayan çıktı. başladı sıralamaya; klişelerin hepsi var, aynada traş olurken aynaya atatürk yansıyor çok mu uğraşmışlar?, erkek duygularını kabartıyor bu film, öyle kötü, böyle kötü. yeter artık arkadaşlar. izlediğim filmlerden keyif alamaz oldum. adamlar süper film yapmışlar işte, görselliği, kadrajları, oyunculukları tertemiz. başyapıt mı değil. bizi bize anlatıyor. yok efendim ille bişey bulunacak. klişeymiş, şuymuş, buymuş. bırakın ya. tüm filmler süper orjinal süper özgün, bi tek bizim filmler klişe kaldı dimi? sıkıldım artık bu kelimedende. komedi filmleri için ilk okul esprileri düzeyinde demek. nası bir aptallık. adam amerikanın en gerçekçi karakter komedilerini yazan judd apatow'un filmlerindeki kaliteli, karakterlere dayalı mizaha bile ilkokul esprisi diyor. bırakın arkadaşlar, ucuzlaşmayalım. bir film kendini izlettiriyor, bizi duygulandırıyor, ya da güldürüyor görevini yerine getiriyorsa başarılıdır. hiçbirimiz eleştirmen değiliz, keyfimize bakalım. eğlenmeye gidiyoruz sinemaya, para vermiyolar beğenmeyince, paramız gidiyor. buda değildir ille beğeneceğiz, beğenmeyedebilirsiniz ama klişe diye eleştirirken klişelere düşmeyelim. gemicilik zihniyetiyle film izlenmez ki, bu sinema! sakin olun yav. ne kendinize marjinal olucam diye hayatı zehredin, ne filmi beğeneni salak yerine koyun.

edit: bu yazı sadece nefes filmi için değil, vizyonda ki tüm filmler içinde okunabilir.
© copyright 2005 - 2026