bugün

/114
it. felicita
mutsuz ola ola unutulmuş olan.
ulan bu da sarhoş yapıyormuş cinsinden. arkadaşınızın "iyi misin?" sorusuna maruz kalabilirsiniz. ona çığlık atarak evet!! diyeceğiniz yerin uygun olup olmadığını iyi düşünün. *
mutluluk bir gülümseyiş gibi silinip gider. ardında bıraktığı tek şey insanın üzüldüğünde hissettiği acı tadıdır.
Hep yanında olacağından emin olmaktır belkide.
en az 3 yıldır süregelen bir alışkanlığınızdan kurtulduğunuza emin olduğunuzda tavan yapar. *
mutluluk bulut gibi. kendini bir döngüye vermiş, gidiyor. tutabilen yok elinde. sadece kısa anlarda hücrelerine çekebilen şanslılar var, formu her ne ise işte...
mutluluk işten haftalığını alıp yorgun argın eve dönmekmiş lan.
23 senedir baba parasıyla yaşıyorum ilk kez bugün kendi emeğimin karşılığı olan para aldım.
orgazm olan kadınlar gibiyim şu an.hiç hissetmediğim bi his bu,mutluluk olsa gerek.
insanoğlu doyumsuz olduğu için kisa süren bir duygudur.
yazarı zülfü livaneli olan muhteşem kitap.
sır oldu...
stressiz bir iş günü geçirip kazasız belasız işten çıkıp eve gidip yatmakk.allahım lütfen bi günümde böyle geçsinn...
mutluluk mavi bir kelebek, şans bi gün bizede gülecek.
Yıllardır milyonlarca felsefi konuşmaya konu olmuş olgu.
Bana göre uzun diyet sonrası pasta yiyebilmek gibi bir şey. Yok yok direk öyle. *
istediğin an sevdiğinin elini tutabilmektir.
beklenen telefonun, beklenen mesajın, en önemlisi de beklenen kişinin ebediyen sizin olmak üzere geldiği an...
denizle gökyüzünün birleştiği o ucsuz maviliğe bakmak.
geçici bir şey.
yer,zaman, mekana göre değişen durumdur.
gözlerin açılmasıyla kapanması arasındaki geçen süre. anlık bi nevi.
Zülfü Livaneli'nin kitabıdır.

Konusu itibariyle gereksiz ve yazılmak için yazılmış bir kitap olduğunu düşünmekteyim. Okursam benim için büyük bir zaman kaybı olacağından neredeyse eminim. içeriği çok aptalca. Yazmak için kurgusal zekaya sahip olmak gerekmiyor kanımca. Zaten son dönemlerde Türkiye'de basılan, yazılan, çizilen tüm kitaplar aynı: Ya dinciler vardır, ya doğunun sorunu, ya bilmem kimlerin aşkı, ya cart curt. Birinizin kitabını gönül rahatlıyla satın alıp okusam da, "Ne hoş" desem... Nedense hep verdiğim parayla kalıyorum. Ama bu sefer bu romanı okumayacağım, bu sefer rahat rahat eleştirmek için vakit kaybetmeyeceğim. Geldim buraya, yazıyorum direkt. Çok da güvenirim hislerime, aha da aynen böyle.

Not: Yakın zamanda çıkan Türk yazarlarının kitaplarıyla genel bir problemim var, evet. Çoğu belirli çevrelerde ün yapmış, habire kitap basıyorlar, satıyor tabi; türkler aptal ya. Hayır, bu kadar konusuz, doğru dürüst içeriği olmayan, birbirinin tekrarı kitaplar yazılmaz. Bu kadar kurgudan yoksun olunmaz. Üslup da yok yemin ediyorum, neredeyse hepsinin üslubu aynı. Biraz geliştirin kendinizi, Avrupa'ya falan gidiyorsunuz, bakın insanlar ne yazıyor, nasıl yazıyor. Ya hakikaten bu kadar da olmaz, bu kadar aşağılık, bu kadar ezik, bu kadar kafasız olunmaz, olunmamalı. Bu millet o yazarları adam sayıyor, para döküyor yollarına. Bulmuşsunuz tabi boş milleti, senede bir kitap okurlar zaten, benimkini okusunlar misali, söğüşleyin. Hadi bakalım, bari dua falan edin de halk uyanmasın. Senelerdir uyuduğu gibi, devam etsin derin uykusuna. Öperim çok.
mutluluk bazen hayalindekilerin gerçekleştiği kadarı.
Kendi ruhuna ibadet etmektir mutluluk.
zor bulunan çabuk kaybedilen duygu.
görsel
Elbette, çatlak bir ''testi içindekini sızdırır''...

Mutlulukta böyledir... ve insan, ancak içindekini dışa vurmakla ömrünü geçirir...

Örneğin; bir evde/kişide mutluluk varsa... kapıdan çıkar, pencereden düşer, olmadı bacadan sızar...
ama illa ki o şeyi görürsünüz/hissedersiniz...

(ya da tam tersi)
© copyright 2005 - 2026