1. 1.
    türkmenlerin yoğun olduğu kuzey ırak şehri. petrol rezervlerine sahip olan şehir misak-ı milli sınırları içinde olmasına rağmen alınamayan iki şehirden biridir.

    diğeri için,

    (bkz: kerkük)
    4 ... fth
  2. 2.
    allah nasip eder ömrüm vefa ederse musul kerkük ve adaları geri alacağım.

    gazi mustafa kemal atatürk

    kaynak: 1992 tarih 333 sayılı türk silahlı kuvvetleri dergisi sayfa 26
    5 ... kara hilal
  3. 3.
    araplara ve türkmenlere her gün saldırıların yapıldığı;kürt göçünün son raddeye ulaştığı,sonunda halk oylamasıyla kürt federasyonuna bağlanacak petrol zengini şehir.

    bizde bu arada teskereleri tartışaduralım;lübnan ı ve filistinlileri düşünelim elbette nasıl olsa türk kardeşlerimiz kahramanca ölürler oracıkta!
    -1 ... disco inferno
  4. 4.
    musul'un arapca "mavsıl" kelimesinden geldiği söylenir. kavşak anlamındadır. gerçekten tarihte iran'a, kafkaslara, basra körfezi'ne, medine'ye, kudüs'e, anadolu'ya giden ticaret yolları musul'a açılırdı.
    ulusal anlamda bir kazanım olarak tarihimize yazdırdığımız lozan anlaşmasında belkide en büyük kaybımız musul olmuştur. lozan'da cemiyet-i akvam'a bırakılan musul konusu, musul'un ingilizlere verilmesiyle son bulmuştur ve misak-ı milli sınırlarımıza dahil olan musul elimizden bir oldu bittiyle gitmiştir.
    1 ... bohemian rhapsody
  5. 5.
    osmanlı devletinde ilk işgal edilen şehir statüsündedir. *
    3 -1 ... bu cocuk okumaz
  6. 6.
    şimdi ırak'ta olan eski bir osmanlı şehri;

    bir dönem yanlış ve eksik bilgiler ve kimi taktikler nedeniyle türkiye cumhuriyeti yönetimleri musul petrollerinden hak iddia etmekteydi; oysa 18 kasım 2007 tarihli taraf gazetesinde ayşe hür, musul meselesinin iç yüzünü ayrıntılarıyla ortaya koyarak, atatürk'ün de ismet inönü'nün de, ingilizlere anlaşma imzaladığını ve birleşmiş milletler'in ilk çekirdeğini oluşturmuş olan cemiyet i akvam'a üyelik karşılığında ve 25 yıl boyunca petrol gelirlerinden %10 pay alıp, esas olarak musul'dan vaz geçtiğini yazıyor.

    gerçekler bilinmeden politika değil ancak hamaset yapılabiliyor. en iyi ispatı da musul petrollerindeki hakkımızı durmadan belirtip, işin ardındaki gerçekleri ise yazmayan, yazamayan basınımızın durumu.

    taraf iyi ki varsın!
    -1 ... nuhungemisi
  7. 7.
    misak-i milli sınırlarımızın icinde olan petrol şehri..

    zamanın da mustafa kemal orduları musul & kerkük şehirlerini almak icin doguya sürdü * lakin şeyh sait doguda isyan baslatti, ordu bu isyanı bastırırken ingilizler türk hükümetine bi anlasmayla geldi.
    bu anlasmaya göre ;

    musul & kerkük petrollerinden türkler 49 sene yararlanabilecek di. * lakin bu hakkımızdan 25o.ooo sterlin karsiliginda vazgecdik *.ve böylece musul ve kerkük misak-i milli sınırlarında bi hülya olarak kaldı.
    1 ... denizgezmis
  8. 8.
    kendini ülkücü olarak adlandıranların bir türlü müdahil olmak istemediği türk kentidir. (bkz: abd)
    2 -2 ... david addison
  9. 9.
    musul bizde kalmalı

    MUSTAFA Kemal Paşa Milli Mücadele'ye başlarken, Ankara'da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi de, aynen son Osmanlı Meclisi gibi düşünmüş, Musul ve Kerkük bölgesinin bizim sınırlarımız içinde kalmasını, şartların şartı olarak görmüştü. Yeni milletvekillerimiz de, Mustafa Kemal Paşa da, Musul ve Kerkük konusunda son derecede hassas ve kararlı idiler.

    Milli Mücadelemiz zaferle neticelenince, Lozan'a hareket edecek heyet başkanına, (ismet inönü'ye) Atatürk kesin kararlılığını bir kere daha ifade etti:

    - Musul ve Kerkük bölgesi Misak-ı Milli gereğince, milli sınırlarımız içinde olmalıdır. Niçin? Çünkü o bölge, en az bin yıldan beri bizim hakimiyetimiz altında bulunmuştur. O topraklarda bizim soydaşlarımız yaşamaktadır. Hem çok zengin petrol yatakları dolayısıyla, hem de Doğu ve Güneydoğu Anadolumuzun tabii uzantısı olması yüzünden Musul bölgesi bizde kalmalıdır!

    20 Kasım 1922 tarihinde başlayan Lozan müzakereleri çok çetin oldu. ingiltere, Musul bölgesinin bize bırakılmasını kat'iyen istemiyordu. Lord Gürzon, ismet inönü'ye adeta kök söktürüyordu. ingiltere, Musul bölgesi üzerindeki pençesini kaldırmak istemiyordu. ismet Paşa, durumu Mustafa Kemal Paşa'ya bildirdi, 'Ne yapmamı, nasıl hareket etmemi emredersiniz?' diye sordu. Atatürk dedi ki :

    - itilaf devletleriyle orada anlaştığınız hususların altını imzalayınız! Musul mes'elesini daha sonraya bırakınız! Musul bölgesini daha sonraki aylarda veya yıllarda ingiltere ile ikili görüşmeler yaparak halledelim...

    Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1924 tarihinde, Musul mes'elesi askıya alınarak, (sonraya bırakılarak) imzalandı. Bu arada, Ankara'da Millet Meclisimizde Musul bölgesi için çok sert tartışmalar oldu. Bir yiğit vatansever olan Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Bey, Meclis kürsüsünden haykırıyordu:

    Yarın hiç vermezler

    - Efendiler! Mısır'ı ingilizler'den aldınız mı? Kıbrıs'ı aldınız mı, efendiler? Musul'u bugün sana vermeyen ingilizler yarın niçin versin? ingilizler'in gayesi orada bir Kürt hükümeti teşkil edip, senin memleketini parçalayıp, neticede bir Ermenistan teşkil etmek değil midir?

    Bu arada, Genelkurmay Başkanlığımız, Meclis'teki sert tartışmalara bakarak, Atatürk'ün isteklerini de dikkate alarak bir savaş hazırlığına bile başladı. Genelkurmay Başkanımız Fevzi Çakmak Paşa, askeri birliklerimize gönderdiği bir şifre telgrafta, 'Musul'a karşı bir taarruzda bulunabileceğimizi' bildirdi. Meclisimizde, istendi ki Kazım Karabekir Paşa komutasındaki birliklerimiz, Musul bölgesine girsin ve o toprakları ingilizler'e bırakmasın!

    Sonra ne oldu? Bu sorunun cevabı çok uzundur. ingilizler, duruma derhal müdahale ettiler. Bizi Musul bölgesi için yeni bir savaştan uzak tutmak amacıyla yerli halkı silahlandırdılar. Şeyh Sait, 13 Şubat 1925'te, Çapakçur'da devlete isyan etti. Biz üç ay, doğuda Şeyh Sait'le ve isyancılarla uğraştık. O arada ingilizler de, dünya kadar dolap çevirerek, Musul Meselesini Milletler Cemiyeti'ne götürdüler. Milletler Cemiyeti de Musul bölgesini Irak'a bağladı. ingilizler elli yıl Musul ve Kerkük petrollerini sömürüp durdular. Olan Türk'e, Kürt'e, Arap'a oldu.

    Doğuda isyan bayrağı açanların ellerindeki silahlar ingiliz silahlarıydı. Ben, Diyarbakır Örfi idare Mahkemesi'nin zabıtlarını okudum. Mahkeme başkanı soruyordu:

    - Sait Efendi bizim en büyük düşmanımız kimdir?

    - ingilizler'dir efendim diyordu Şeyh Sait.

    Şeyh Sait ve arkadaşları ingiliz oyununa geldiklerini anladılar ama ne fayda! Bu konuyu neden yazdım? Tarih yine tekerrür ediyor da ondan!

    yavuz bülent bakiler
    3 ... sonkuzu
  10. 10.
    Mondros ateşkes antlaşması uyarınca işgal edilen ilk osmanlı toprağıdır.
    ... ridvan neisteroy