bugün
- ecevit denince akla gelen şeyler26
- evanjelist5
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- türk rock grupları5
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı18
- nick vermeden bir yazara seslen8
- kıymalı domatesli biberli soğanlı yumurta4
- seçim öncesi klişeler2
- evlilik6
- yeni zelanda doları2
- feto4
- dikili bir ağacının olmaması5
- hewal ebo10
- sözlükte kız olduğunu belli eden kızların amacı3
- birader avanosta mı sorunsalı2
- mustafa kemal atatürk5
- miçotakis'in bm de türkiye mesajı6
- türkiye fransa maçı saat 21 45 te atv de3
- türkçe vs arapça vs farsça3
- simko315
- sarışın bir bayanla sevişmek3
- cuma günü akşam tek başına yapılacak aktiviteler7
- orospu çocuğu abdullah öcalan5
- asgari ücretle geçinip vatan millet savunmak8
- apoya villa yapılmasını destekleyen akpliler3
- simko3 memduh başkan dna testi kampanyası10
- ateist bir erkekle evlenir miydiniz3
- alternatif türkçe rock müziğin iyice kaybolması5
- arapça rock2
- slim sigaraların yasaklanacak olmasını takmamanız2
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- cedidacer7
- sözlükte ki türk düşmanları10
- manifest6
- ölüm orucu5
- meksika açmazı macerası8
- memduh bashgan10
- rakıya verilen paranın göze batmaması5
- türkiye 0 7 fransa5
- bir diktatörü diktatör yapan şeyler7
- allah bize salat etti3
- çok şükür ki atatürkçü ve tırk değilim5
- cuma akşamı istanbul trafiği2
- türk olmayan türkler5
- cuma akşam evde kalan yazarlar2
- apoya küfür edince deliren akpli2
- kafayı bir yere çarpıp sonra gülmek6
- karnıkara2
- israil azerbaycan kardeşliği4
- türklerin dinsiz bir millet olması4
kıtalar arası yolculuk yapmanıza olanak sağlayan, arada bir arızalanması nedeniyle kendine ait yolda uzun metrobüs kuyrukları oluşturan/insanları bir duraktan diğerine yürütmek zorunda bırakan, sık sık insanlar arasında ortaya çıkan kavgalara tanıklık eden, koltuk kapma savaşı nedeniyle insanların kendilerini 1. dünya savaşı'nda sanmalarına neden olan, her daim doluluk oranı yüksek olan ve genellikle kapasite fazlası yolcu ile ulaşım yapmaya çalışan bir sistemdir.
balik istifini asmis olan toplu tasima aracidir. her ne kadar ayri yolu olsa da kisin bir ise yaramadigi ortaya cikmistir.
kendisine özel yapılmış yoluna rağmen deneyimli kaptanlarının büyük kabiliyetleri sonucu sürekli kaza yaptıkları körüklü otobüsün istanbulcası.
metrobüsten bildiriyorum;
söğütlüçeşme'den yeni hareket ettik. hava ve zemin yolculuk için mukemmel !!! yazın sıcak, kışın soguk olan klasik bir metröbüs yolculuğu.. binerken biraz itiş kakış yaşamadık değil. fikirtepe'yi yeni geçmiştik ki ilk omuz darbesini almam supriz olarak yorumlandı arkadaşlarla. çünkü biz ilk darbeyi uzunçayır'da bekliyorduk. kuponu ilk maçtan yatan iddaasever gibi yıktı bu durum beni. ama uzunçayır'a geldiğimizde şöförün sert bir fren darbesiyle yaşlı bir teyze yerde buldu kendini. ama yolcular bu pozisyona devam dedi ve yaşlı teyzenin üstüne basa basa ilerlediler. adamın biri altunizade durağında metrobüsten inmeye çalışırken yavaş hareket ederek vakit geçirmekle suçlandı ve söförün hışmına ugrayarak kapıların aniden kapanmasına sebep oldu. bu durum içeri binen anne ve tam binerken kapanan kapı yüzünden durakta kalan çoçuğu için kısa bir şok etkisi yarattı. herşeye rağmen metrobüstte yaşanan metrobüstte kalır mantığı ile zincirlikuyu durağının o keskin virajını 100 km hız ile alan şöför herkesin kucaklaşmasını sağladı ve bir yolculuk daha sona erdi sayın istanbullular..
söğütlüçeşme'den yeni hareket ettik. hava ve zemin yolculuk için mukemmel !!! yazın sıcak, kışın soguk olan klasik bir metröbüs yolculuğu.. binerken biraz itiş kakış yaşamadık değil. fikirtepe'yi yeni geçmiştik ki ilk omuz darbesini almam supriz olarak yorumlandı arkadaşlarla. çünkü biz ilk darbeyi uzunçayır'da bekliyorduk. kuponu ilk maçtan yatan iddaasever gibi yıktı bu durum beni. ama uzunçayır'a geldiğimizde şöförün sert bir fren darbesiyle yaşlı bir teyze yerde buldu kendini. ama yolcular bu pozisyona devam dedi ve yaşlı teyzenin üstüne basa basa ilerlediler. adamın biri altunizade durağında metrobüsten inmeye çalışırken yavaş hareket ederek vakit geçirmekle suçlandı ve söförün hışmına ugrayarak kapıların aniden kapanmasına sebep oldu. bu durum içeri binen anne ve tam binerken kapanan kapı yüzünden durakta kalan çoçuğu için kısa bir şok etkisi yarattı. herşeye rağmen metrobüstte yaşanan metrobüstte kalır mantığı ile zincirlikuyu durağının o keskin virajını 100 km hız ile alan şöför herkesin kucaklaşmasını sağladı ve bir yolculuk daha sona erdi sayın istanbullular..
hani anlatılmaz yasanır denir ya hep işte bu o tanıma cuk diye oturan bi alet.
winrar şirketinin sporlugunu layıkıyla yapan araç.
Metro denildiği an içimde fırtınalar kopuyor Küfürler uçuşuyor.Sebebi Ankara/keçiören Metro çalışmasıdır 10 yıldır yapılacak inşallah sefa süremedik hep cefa hep cefa.
bir tabut simulasyonudur bence.
artık ankara'da da var olan taşıma sistemi (güya). Yol kenarlarında en sağ şerit sarı renklerle boyalı ise hemen o şeriti boşaltın, yeni metrobüs hattıymış bu yol. Ben bir tek konya yolu gölbaşına 10 km kalınca gördüm başka var mı bilmem ama. Önümüzdeki günlerden sonra ceza yazmayada başlancakmış şeridi kullananlar için. Ankarada ikamet eden şöförlerin dikkat etmesi gerekir.
Gerçekleştirilen her 2 hareketten 1'inin özür dilemeyi gerektirecek şekilde olmasından ötürü, kimseden özür dilemediğim, dilenmesini de beklemediğim toplu taşımadır.
otobüs görünümlü metro dur efenim. metroymuşçasına coşkulu fakat otobüsmüşcesine çileli. halkı kandırma yönmeti. ha bir de yokuş çıkamıyor.
her gün yeni yeni hadiselerin ve kavgaların yaşandığı araç..
hadise dün yaşandı, 34a (cevizlibağ-söğütlüçeşme) metrobüsünde. yaklaşık 1 aydır kartal'dayım. kartal'da bir firmaya program yazıyorum. evet elim biraz ağır, yavaş yavaş, sindirerek yazıyorum. mutlu musunuz?
şu an donarak yazıyorum bu satırları. zira bir oto yedek parçacısının deposu elbette bir hangar büyüklüğünde ve elbette kutuplardan hallice bir soğukluktadır, hele de bu mevsimde. yavru kutup ayısının hikayesini bilirsiniz, işte o yavru benim şu an. donuyorum anasını satim! şimdiden aralarda yazacağım "brrr!!"lar için afınıza sığınıyorum.
sabahın köründe bu kadar insanı başka hiçbir güç bir araya getiremez. cevizlibağ metrobüs durağı mahşer yeri diye istimlak edilse, belediye duyuru yapsa, cehennem orada kurulsa, o yolcular gene gelir oraya. sabahın körü ve tıklım tıklım dolu. 3 metrobüs hattının buluştuğu tek yer orası. bir diğeri de zincirlikuyu. ama bu durağın tek farkı zincirlikuyu'ya nazaran küçük olması. haliyle istihab haddi aşılıyor çoğu zaman. kazalara davetiye çıkarılıyor. hele bir de üniversiteliler eklenince bu kalabalığa, o davetiye hemenceik gelsin de birkaçını alıp götürsün istiyorum. lan liseliler daha sevimli geliyor bana nedense. bunların alayı aptal sürüsü. ellerinde kitap yerine tablet pc, akıllı telefon filan var. kızlar genelde erkekleri, erkekler de düşüremedikleri kızları konuşup duruyor. bir de bunlar ülkenin geleceği olacak değil mi? komikti evet..
işte bütün bu ahval ve şerait içerisinde her gün seyahat ediyorum metrobüslerde. dün sabah da aynı duygularla bindik birine. çok sessizdi ortam. içimden geçirdim "lan niye bu kadar sessiz bu araç?" diye. çünkü kulaklığı çıkardım, çalınan şarkıyı o şekilde bile duyuyordum. o derece sessizdi. derkeeen!!... bağıran bir adam keşfettim. bir nevi allah diyen aslan, üzerinde allah yazan bir domates, o da olmadı çölde bir vaha gibiydi o ses. irkildik tabi haliyle..
- terbiyesiz adam, ölür müsün şu tarafa geçsen! sabah sabah bütün enerjimi aldın ya!! (enerji ney laan!)
karşıdaki adam gayet naif. onun sükuneti beni derinden etkiledi. gayet de haklıydı sanki.
- bak arkadaşım, bağırarak konuşmak çözüm değil. insan gibi rica etsen geçerim tabi. ama bu şekilde konuştuğun için geçmiyorum..
vay vay vay.. hem istanbul'da, hem metrobüste, hem de bir insan.. bu üç sıfat ile "kibar bir rica" fiilini hiç yakıştıramadım. metrobüse binen insan binerken insanlığını bırakmıştır çünkü. metrobüse binen insan ormanda 10 zebra kuvvetindedir.
tartışma daha da alevlenmektedir. fakat şu bir gerçek ki dostlar, eğer sessiz bir ortamda ilk bağıran ya da sesini yükselten kişi siz iseniz, o an yandınız demektir. çünkü o ses daha da yükselecektir, herkesin bakışları eşliğinde. tabi öyle de oldu. bağıran adam, daha kuvvetli bağırmaya, sakin olan adam ise daha da sakin olmaya devam etti. arkalardan bir kadın sesi:
- beyefendi sabahtan beri bağırıyorsunuz, yeter artık, rahatsız oluyorussss!!
- sen karışma, işine bak sen!
bir başka dayı müdahil olur:
- yeter lan sabah sabah, getirtme beni oraya, yoksa gömerim seni. memnun değilsen taksiye bin lan!
- çok zenginsen sen bin!
- ben şikayetçi değilim. sen şikayetçisin. kes sesini.
sonra bir diğeri, bir diğeri derken adam tek kişi kaldı. çok üzüldüm la, içim parçalandı yeminle. peki ben ne yaptım biliyor musunuz?
müziğin sesini biraz daha açıp gülmeye devam ettim n'apıcam. bir de lafa mı girecektim. oldu; dayak yiyeyim bir de sabah sabah..
hadise dün yaşandı, 34a (cevizlibağ-söğütlüçeşme) metrobüsünde. yaklaşık 1 aydır kartal'dayım. kartal'da bir firmaya program yazıyorum. evet elim biraz ağır, yavaş yavaş, sindirerek yazıyorum. mutlu musunuz?
şu an donarak yazıyorum bu satırları. zira bir oto yedek parçacısının deposu elbette bir hangar büyüklüğünde ve elbette kutuplardan hallice bir soğukluktadır, hele de bu mevsimde. yavru kutup ayısının hikayesini bilirsiniz, işte o yavru benim şu an. donuyorum anasını satim! şimdiden aralarda yazacağım "brrr!!"lar için afınıza sığınıyorum.
sabahın köründe bu kadar insanı başka hiçbir güç bir araya getiremez. cevizlibağ metrobüs durağı mahşer yeri diye istimlak edilse, belediye duyuru yapsa, cehennem orada kurulsa, o yolcular gene gelir oraya. sabahın körü ve tıklım tıklım dolu. 3 metrobüs hattının buluştuğu tek yer orası. bir diğeri de zincirlikuyu. ama bu durağın tek farkı zincirlikuyu'ya nazaran küçük olması. haliyle istihab haddi aşılıyor çoğu zaman. kazalara davetiye çıkarılıyor. hele bir de üniversiteliler eklenince bu kalabalığa, o davetiye hemenceik gelsin de birkaçını alıp götürsün istiyorum. lan liseliler daha sevimli geliyor bana nedense. bunların alayı aptal sürüsü. ellerinde kitap yerine tablet pc, akıllı telefon filan var. kızlar genelde erkekleri, erkekler de düşüremedikleri kızları konuşup duruyor. bir de bunlar ülkenin geleceği olacak değil mi? komikti evet..
işte bütün bu ahval ve şerait içerisinde her gün seyahat ediyorum metrobüslerde. dün sabah da aynı duygularla bindik birine. çok sessizdi ortam. içimden geçirdim "lan niye bu kadar sessiz bu araç?" diye. çünkü kulaklığı çıkardım, çalınan şarkıyı o şekilde bile duyuyordum. o derece sessizdi. derkeeen!!... bağıran bir adam keşfettim. bir nevi allah diyen aslan, üzerinde allah yazan bir domates, o da olmadı çölde bir vaha gibiydi o ses. irkildik tabi haliyle..
- terbiyesiz adam, ölür müsün şu tarafa geçsen! sabah sabah bütün enerjimi aldın ya!! (enerji ney laan!)
karşıdaki adam gayet naif. onun sükuneti beni derinden etkiledi. gayet de haklıydı sanki.
- bak arkadaşım, bağırarak konuşmak çözüm değil. insan gibi rica etsen geçerim tabi. ama bu şekilde konuştuğun için geçmiyorum..
vay vay vay.. hem istanbul'da, hem metrobüste, hem de bir insan.. bu üç sıfat ile "kibar bir rica" fiilini hiç yakıştıramadım. metrobüse binen insan binerken insanlığını bırakmıştır çünkü. metrobüse binen insan ormanda 10 zebra kuvvetindedir.
tartışma daha da alevlenmektedir. fakat şu bir gerçek ki dostlar, eğer sessiz bir ortamda ilk bağıran ya da sesini yükselten kişi siz iseniz, o an yandınız demektir. çünkü o ses daha da yükselecektir, herkesin bakışları eşliğinde. tabi öyle de oldu. bağıran adam, daha kuvvetli bağırmaya, sakin olan adam ise daha da sakin olmaya devam etti. arkalardan bir kadın sesi:
- beyefendi sabahtan beri bağırıyorsunuz, yeter artık, rahatsız oluyorussss!!
- sen karışma, işine bak sen!
bir başka dayı müdahil olur:
- yeter lan sabah sabah, getirtme beni oraya, yoksa gömerim seni. memnun değilsen taksiye bin lan!
- çok zenginsen sen bin!
- ben şikayetçi değilim. sen şikayetçisin. kes sesini.
sonra bir diğeri, bir diğeri derken adam tek kişi kaldı. çok üzüldüm la, içim parçalandı yeminle. peki ben ne yaptım biliyor musunuz?
müziğin sesini biraz daha açıp gülmeye devam ettim n'apıcam. bir de lafa mı girecektim. oldu; dayak yiyeyim bir de sabah sabah..
icinde henuz koltuk bile goremedigim ulasim araci.
edit: daha oturamadim hic.
edit: daha oturamadim hic.
otomatik olarak anons yapan hanım kızımız da akp'li olacak ki, avcılar ile beylikdüzü arasında bulunan "mustafa kemal paşa" durağını "ambarlı" olarak anons ediyor.
atam'ın adını dahi zikredemeyecek kadar korktuğunu düşündüm biranda.
tide: eksileyen arkadaşın yarasına bastık galiba. kusura bakma kardeş, bilseydim öyle düşündüğünü başka yerlerine basardık.
atam'ın adını dahi zikredemeyecek kadar korktuğunu düşündüm biranda.
tide: eksileyen arkadaşın yarasına bastık galiba. kusura bakma kardeş, bilseydim öyle düşündüğünü başka yerlerine basardık.
ankara'da olanı otobüsten hallicedir. hatta otobüstür zaten.
bu sistem yok iken millet ne ile seyahat ediyordu ulan dedirten sistemdir. bir ay içerisinde milyonlarca insan taşıyan, istanbul'un ulaşımının önemli bir kısmını sağlayan ve istanbul trafiğini önemli derecede rahatlatan sistem. talebin fazla hatta müthiş derecede çok olmasından dolayı yolcuların şikayetlerine ve homurdanmalarına maruz kalmaktadır bu sistem aynı zamanda.
bir de şöyle düşünün oğlum, 17 milyonluk şehir amk, adamlar ne yapsın? istersen helikopterle taşı, bu sefer gökyüzü yetmez amk!
bir de şöyle düşünün oğlum, 17 milyonluk şehir amk, adamlar ne yapsın? istersen helikopterle taşı, bu sefer gökyüzü yetmez amk!
insanca kullandığımız zaman epey faydalı olacak toplu taşıma aracı.
iki yolcuyu sırtımda taşıdığım toplu taşıma aracı.
100 yılın projesi diye başlandı. paracıklar hamuduyla götürüldü şimdi geçici olduğu söylenen yüzyılın soygunu.
http://www.sondakikahaber...us-gecici-asil-cozum-quot
http://www.sondakikahaber...us-gecici-asil-cozum-quot
Yollarını ayırdınız, şu metrobüsçükleri treleybüs yapıp elektrikliye çevirin bari de mazottan kar etsin bari istanbul.
stresin öteki adıdır.
her sabah ve akşam "atla gel şaban" filmini yaşamaktır...
hani şu dolmuşa dolunulan film.
hani şu dolmuşa dolunulan film.
önce tanıyamadık... sonra yusuf yusuf yanaştık hepimiz serap gördüğümüzü sanıyorduk... hayır bu gerçekti... aman tanrım metrobüste boş koltuk gördük... evet evet boş koltuk... hepimiz etrafımıza baktık acaba yaşlı var mı diye... yoktu... yaklaşık bu tanıma aşamasında 5 dk geçmişti... hiçbirimiz oturmuyorduk... bize göre değildi bu... çok tuhaf hala boştu! alışkın değildik çünkü oturamazdık... kimse oturmuyordu! boş koltuk seni özlemişiz seyrin bile güzel bir istanbul manzarası kadar! güneş tutulması gibi bir olaysın 30 yılda bir görmek nasip olur seni... sevgiler... yine gel...
beylikdüzüne uzatılma süreci tam bir skandal olan, çok tercih edilen bir garip ara çözüm diyebileceğimiz, ağırlığı mercedeslerden oluşan otobüslü ulaşım sistemidir. garipliklerini teker teker sıralayalım...
a) bu ulaşım sistemi, bunu yapanlara " bak nefis hizmet" vesilesi ile seçim kazandırmıştır.
b) seçimi kazananlar verdikleri sözler nedeni ile gaza gelmişler ve dördüncü etabı istanbul' un en batısı olan kalabalık yerleşim yerlerinden beylikdüzü ne ulaştırmaya karar vermişlerdir. o kadar gaza gelmişlerdir ki 3 ayda biticek denmiş 13 km yol 1,5 yılda zar zor bitmiştir. (bkz: kervan yolda düzülür mantığı)
c) millet mega yapılar, mega yıkımlar falan derken milyon tl ler harcanıp kurulan köprüler, " aaa yanlış yapmışız" denilip yıkılmış ve tek bir dandik köprü yıkılırken bir işçi hayatını kaybetmiştir. avcılarda 35 milyon tl harcanıp kapatılan alt geçitten bahsetmiyorum bile...
d) ilk kurulduğunda tanesi 750 bin euro dan hollanda' dan otobüs ithal edilmiş, "yaww yapmayın bu otobüsler bu hatta uygun değil" diyen iett müdürü görevinden olmuş, nitekim adamın haklılığı araçlar alındıktan sonra ortaya çıkmış ve aletler sıkça bozularak yokuşları çıkamayarak, bu kadar insan yükünü kaldıramayarak yeni skandallara imza atılmıştır.
e) beylikdüzü hattı açıldıktan sonra günde 1 mio kişi taşımayı hedefleyen iett yeni otobüs alımı yapmadan aynı otobüs sayısı ile insanları taşımaya kalkınca her gün kavga dövüş çıkar olmuştur. insanlar balık istifi bile değil tanımlayamayacağım bir şekilde taşınmaya başlamış ara duraklardan bu otobüslere binmek ikansız hale gelmiştir.
f ) yeni etapta beylikdüzü ne deneme seferi 1 hafta sürecek denmiş ancak aradan haftalar geçmesine rağmen " şöförler yeni hatta alışacaklar, bekliyoruz" açıklaması ile bir şok daha yaşanmasına neden olmuştur.
g) dümdüz bir yolda 8 tane hat oluşturacak kadar creative olan iett işletmeleri tüyap' an kaldırdığı aracı zincirlikuyu ya 12 durak kala aktarma yaptırmış, bunun nedenini soran bana "yaw abi wallaha otobüs yetişmiyor" diyerekten dünyadaki hiç bir matematiğe uymayan bir açıklama yapmıştır. zira otobüs o durağa kadar full çakılı gelmekte herkes gereken anma işlemlerini yaparak diğer otobüse 12 durak için geçmektedir.
h) " illada avcılarda aktarma yapmam lazım" diyen işletmeci zilyon tl harcayarak avcılara alt geçitler kurmuştur. ne olurdu yani tüyaptan kalksa da sen bu kadar parayı harcamasaydın... zaten bu aktarma mantığı bir türlü anlayamadım... cevizlibağ' da da aktarma yapmalıyım diyen işletmeci e5 den de şeritler çalmıştır. halbuki mis gibi zincilikuyu vardır ve fiziksel olarak da uygundur...
ı) durak isimleri de bir acayiptir. zira mesala yılların bizimkent durağı cumhuriyet olmuştur. hadımköy ile hiç alakası olmayan beykent/beko durağı hadımköy olmuştur. hadi cumhuriyet durağını anladık da hadımmköy nedir yaw... adam hiç bilmese ve hadımköy durağında inse tamamen başka yere geldiğini bir süre anlamayacaktır.
i) duraklar arasında bir tutarlılık yoktur. en yoğun duraklarda ne asansör ne de yürüyen merdiven vardır. yeni yapılan duraklar ise daha geniştir. bunlar nispeten daha az yoğun iken eski duraklar için muhtemelen ( bir kaç istasyon hariç ) yenileme çalışması yapılmamaktadır..
j) otobübüslerin klimaları yetmediği için yazın ter üstüne ter, koku üstüne koku salan insanlar içerisinde yolculuk edilmektedir.
k) insanların binmek için müthiş stratejiler geliştirdiği hatta oturmak için harikalar yarattığı bir ulaşım sistemidir.
bütün bunların yanında hızlı ulaşım sağlamakta olduğu ve geçtiği yerlerin emlak fiyatarını arttırdığı için bir kesim tarafından sevilmektedir. tecrübe edilmesini rica ederiz.
a) bu ulaşım sistemi, bunu yapanlara " bak nefis hizmet" vesilesi ile seçim kazandırmıştır.
b) seçimi kazananlar verdikleri sözler nedeni ile gaza gelmişler ve dördüncü etabı istanbul' un en batısı olan kalabalık yerleşim yerlerinden beylikdüzü ne ulaştırmaya karar vermişlerdir. o kadar gaza gelmişlerdir ki 3 ayda biticek denmiş 13 km yol 1,5 yılda zar zor bitmiştir. (bkz: kervan yolda düzülür mantığı)
c) millet mega yapılar, mega yıkımlar falan derken milyon tl ler harcanıp kurulan köprüler, " aaa yanlış yapmışız" denilip yıkılmış ve tek bir dandik köprü yıkılırken bir işçi hayatını kaybetmiştir. avcılarda 35 milyon tl harcanıp kapatılan alt geçitten bahsetmiyorum bile...
d) ilk kurulduğunda tanesi 750 bin euro dan hollanda' dan otobüs ithal edilmiş, "yaww yapmayın bu otobüsler bu hatta uygun değil" diyen iett müdürü görevinden olmuş, nitekim adamın haklılığı araçlar alındıktan sonra ortaya çıkmış ve aletler sıkça bozularak yokuşları çıkamayarak, bu kadar insan yükünü kaldıramayarak yeni skandallara imza atılmıştır.
e) beylikdüzü hattı açıldıktan sonra günde 1 mio kişi taşımayı hedefleyen iett yeni otobüs alımı yapmadan aynı otobüs sayısı ile insanları taşımaya kalkınca her gün kavga dövüş çıkar olmuştur. insanlar balık istifi bile değil tanımlayamayacağım bir şekilde taşınmaya başlamış ara duraklardan bu otobüslere binmek ikansız hale gelmiştir.
f ) yeni etapta beylikdüzü ne deneme seferi 1 hafta sürecek denmiş ancak aradan haftalar geçmesine rağmen " şöförler yeni hatta alışacaklar, bekliyoruz" açıklaması ile bir şok daha yaşanmasına neden olmuştur.
g) dümdüz bir yolda 8 tane hat oluşturacak kadar creative olan iett işletmeleri tüyap' an kaldırdığı aracı zincirlikuyu ya 12 durak kala aktarma yaptırmış, bunun nedenini soran bana "yaw abi wallaha otobüs yetişmiyor" diyerekten dünyadaki hiç bir matematiğe uymayan bir açıklama yapmıştır. zira otobüs o durağa kadar full çakılı gelmekte herkes gereken anma işlemlerini yaparak diğer otobüse 12 durak için geçmektedir.
h) " illada avcılarda aktarma yapmam lazım" diyen işletmeci zilyon tl harcayarak avcılara alt geçitler kurmuştur. ne olurdu yani tüyaptan kalksa da sen bu kadar parayı harcamasaydın... zaten bu aktarma mantığı bir türlü anlayamadım... cevizlibağ' da da aktarma yapmalıyım diyen işletmeci e5 den de şeritler çalmıştır. halbuki mis gibi zincilikuyu vardır ve fiziksel olarak da uygundur...
ı) durak isimleri de bir acayiptir. zira mesala yılların bizimkent durağı cumhuriyet olmuştur. hadımköy ile hiç alakası olmayan beykent/beko durağı hadımköy olmuştur. hadi cumhuriyet durağını anladık da hadımmköy nedir yaw... adam hiç bilmese ve hadımköy durağında inse tamamen başka yere geldiğini bir süre anlamayacaktır.
i) duraklar arasında bir tutarlılık yoktur. en yoğun duraklarda ne asansör ne de yürüyen merdiven vardır. yeni yapılan duraklar ise daha geniştir. bunlar nispeten daha az yoğun iken eski duraklar için muhtemelen ( bir kaç istasyon hariç ) yenileme çalışması yapılmamaktadır..
j) otobübüslerin klimaları yetmediği için yazın ter üstüne ter, koku üstüne koku salan insanlar içerisinde yolculuk edilmektedir.
k) insanların binmek için müthiş stratejiler geliştirdiği hatta oturmak için harikalar yarattığı bir ulaşım sistemidir.
bütün bunların yanında hızlı ulaşım sağlamakta olduğu ve geçtiği yerlerin emlak fiyatarını arttırdığı için bir kesim tarafından sevilmektedir. tecrübe edilmesini rica ederiz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar