bugün
- ben aşık yorguni sorularınızı cevaplıyorum12
- üşenirken yapılan saçmalıklar5
- sözlükte altın günü yapmak3
- 30 lu yaşlar5
- flört edinmek7
- eşe mi pahalı hediye alınır metrese mi sorunsalı5
- biraderleri üst üste koymak7
- aşık yorguni10
- metrobüste yer bulmak3
- şirinevler7
- kızartma yağından sabun yapmak8
- eşek sucuğu14
- ayakların geriye gitmesi4
- sedat pekmez bey reyizin dönmüş olması6
- kimseyi memnun edememek13
- devlet bahçeli7
- yabani olmakla cool olmayı karıştıran tip4
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle9
- insanın bu hayattaki amacı17
- egay sucukcu2
- saxo bank'tan altın yükseliş yorumu5
- maldivler3
- dost katılım bankası2
- yabancı yatırımcı neden türkiyeye yatırım yapsın8
- tartıştığı sürücüye iftira atan kadın2
- kargo beklemek3
- yor yolgunu2
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması12
- var bunda bir karın ağrısı3
- 54 ilde tetikçi övücü paylaşımlara operasyon2
- 17 haziran 2026 avusturya ürdün maçı3
- ilk buluşmada öpen kız4
- gül kokusu3
- ingiltere hırvatistan maçı saat 23 te trt 1 de2
- işi gücü borsa siyaset olan insan2
- fenerbahçe'nin kemalistlerin takımı olması5
- hatay arap şehridir5
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi10
- a milli takıma 15 milyon euro prim verilmesi10
- doktor yalakası tipler2
- 10 lu yaşların çabuk geçmesi7
- aint your mama3
- sözlükteki birader adı altındaki masonik yapılanma2
- 17 haziran 2026 arjantin cezayir maçı3
- 20 li yaşların çabuk geçmesi12
- cips yerine erik yemek2
- sude sendromu7
- fotoğraf çekerek para kazanmak2
- akademisyen egosu6
- asuncion2
olfaktometre ile şiddeti ölçülebilen bileşikler.
en hafif sen,
ben..
ben..
lise sondayken dersane kantininde çalıp günümüzü zehir eden acayip müzikli oluşum. şarkı desen değil, ninni desen değil lan.
burnun kilcallarina nufuz eden salgi.. once beyni ele gecirir, sonra seni.
patrick suskind'in kitabiyla alakasi yok benim bahsettigimin (das parfum), ben sizi bulundugunuz yerden sicratan "anam bu da ne ola ki?"den bahsediyorum.
firindan yeni cikmi$ ekmek kokusu, yagmurdan sonraki toprak kokusu, ten kokusu, anne kokusu gibi.. be$ temel duyunun en hassas olani; a$iri sicaklik, grip, nezle gibi durumlarda farkedilemeyeni; insan ayraci.
bilegine parfumu sikar, diger bileginle ovarsin bir guzel. boyun kismina, kulak arkalarina da serpi$tirmeyi ihmal etmezsin. guzel kokmak gibi bir derdimiz var, guzel olmak gibi bir refleks gosteriyoruz. her ne kadar can yucel, "ne kadar kotu kokarsak o kadar iyi!" diyor ama yikanmamaktan, pis olmaktan bahsetmiyor elbette. sevgi duvari'ndan degil, halic koprusu'nden atarlar oyle peynirli tombi gibi kokarsan maazallah, aman diyim! hah ne diyordum.. koku! o senin algilarını geni$letir, mevcut nesneyi "$ipp!" diye taniyabilmeni saglamak icin onceden kodlanmani saglar. formatlar seni, yeniler. yakla$man ya da uzakla$man icin belirleyici etken olur cogu kez ve bir nevi etikettir ili$kilerinde; oyle ucucu, oyle sahtedir ki kanarsin. cilek receli sandigin meger temiz coraplara gizlenmi$ bir cift kirli ayakmi$, anlarsin. (ayar kokusu aliyorum)
patrick suskind'in kitabiyla alakasi yok benim bahsettigimin (das parfum), ben sizi bulundugunuz yerden sicratan "anam bu da ne ola ki?"den bahsediyorum.
firindan yeni cikmi$ ekmek kokusu, yagmurdan sonraki toprak kokusu, ten kokusu, anne kokusu gibi.. be$ temel duyunun en hassas olani; a$iri sicaklik, grip, nezle gibi durumlarda farkedilemeyeni; insan ayraci.
bilegine parfumu sikar, diger bileginle ovarsin bir guzel. boyun kismina, kulak arkalarina da serpi$tirmeyi ihmal etmezsin. guzel kokmak gibi bir derdimiz var, guzel olmak gibi bir refleks gosteriyoruz. her ne kadar can yucel, "ne kadar kotu kokarsak o kadar iyi!" diyor ama yikanmamaktan, pis olmaktan bahsetmiyor elbette. sevgi duvari'ndan degil, halic koprusu'nden atarlar oyle peynirli tombi gibi kokarsan maazallah, aman diyim! hah ne diyordum.. koku! o senin algilarını geni$letir, mevcut nesneyi "$ipp!" diye taniyabilmeni saglamak icin onceden kodlanmani saglar. formatlar seni, yeniler. yakla$man ya da uzakla$man icin belirleyici etken olur cogu kez ve bir nevi etikettir ili$kilerinde; oyle ucucu, oyle sahtedir ki kanarsin. cilek receli sandigin meger temiz coraplara gizlenmi$ bir cift kirli ayakmi$, anlarsin. (ayar kokusu aliyorum)
5 duyudan en mükemmel olanı, bence tabi. gördüğümüz halde doğruyu yanlıştan ayırma bakımından göze nazaran daha iyi görme duyusudur. zamanında bir tür kimliktir ayrıca. nüfus cüzdanı olmadan, parmak izi olmadan ayırt etmeye yarar[dı]. artık hiç birisi bi boka yaramıyor orası ayrı. hiç birisi..
kitabı vasat ı aşamıyor.özellikle sonu hayal kırıklığı yaratıyor.filmi ise daha da kötü, son derece sıkıcı ve kitaba hafif olumlu katkısı olan ayrıntılarıda içermiyor.
bilerek ve isteyerek üzerine bastıgım bir tür tuzak. narin bir yüz hatta, tuzak içinde saklı bir uzak.
burun'dan başka hiçbir organ ile anlaşılamayacak olandır. oysa diğerleri öyle midir?*
son yıllarda çıkmış olup ta izlediğim en iyi sıradışı filmlerden bir tanesinin türkçe ismi. *
özellikle konuyu anlatan adamın ingilizcesine hayran kaldığımı belirtmeliyim. *
aynı zamanda 5 duyudan birisidir. koku alma duyum da kuvvetlidir. eve gittiğim zaman annemin ne yemek yaptığını kapıdan girer girmez anlarım. *
özellikle konuyu anlatan adamın ingilizcesine hayran kaldığımı belirtmeliyim. *
aynı zamanda 5 duyudan birisidir. koku alma duyum da kuvvetlidir. eve gittiğim zaman annemin ne yemek yaptığını kapıdan girer girmez anlarım. *
beyinde en fazla etkileşimi tetikleyen uyarandır. 5 duyumuz beynimizde teker teker kayıtlı olurken, örneğin görüntüde resim kareleri yada olay örgüsü sadece aklımıza gelir, koku kendisi ile beraber mekanı, anıları ve sesi de hafızanızda canlandırır bununla da yetinmeyip hayallerinizi umutlarınızı ortaya çıkarıp çeşitli durumlarda hormonlarınızın engellenemez coşmalarını tetikleyebilir.
aynı zamanda en büyük alarmınızdır da, evrim sureci içerisinde bizi en cok koruyacak sekilde gelişen daha dogrusu ilerleme sürecimizde beyinde gelişkinliğini en iyi koruyabilen koklama duyumuzdur. bunun da en buyuk nedeni olarak tum duyuların aksine koku sinyalleri omuriliğe ugramadan direk beyinle bağlantılı olması düşünülüyor.
aynı zamanda en büyük alarmınızdır da, evrim sureci içerisinde bizi en cok koruyacak sekilde gelişen daha dogrusu ilerleme sürecimizde beyinde gelişkinliğini en iyi koruyabilen koklama duyumuzdur. bunun da en buyuk nedeni olarak tum duyuların aksine koku sinyalleri omuriliğe ugramadan direk beyinle bağlantılı olması düşünülüyor.
kafam seninle güzel adlı albumden bir zardanadam şarkısıdır.
kişinin unutamayacağı yegane özelliktir. her ne kadar unuttum deseniz de* o kokuyu duyduğunuzda içiniz bir hoş olur. "hatırlıyorum lan" dersiniz ve anılar depreşir bir anda.
can yucel - kim ozlerdi avuc iclerinin kokusunu
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
bırakılmasaydı eğer.
Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.
Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
Daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
yaralamasaydı eğer.
Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
inanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
ayrılık gizlendiğine
belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
dereceden failidir"
denmeseydi eğer.
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
tutmak isterse...
Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
etmiş olmasalardı eğer!!
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
bırakılmasaydı eğer.
Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.
Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
Daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
yaralamasaydı eğer.
Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
inanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
ayrılık gizlendiğine
belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
dereceden failidir"
denmeseydi eğer.
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
tutmak isterse...
Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
etmiş olmasalardı eğer!!
birini hatılatıp genelde seni üzen şey.
nedense hoşlandığım insanın iyi bir arkadaş, takdir ettiğim bir insan olması yerine benim için o tahta kurulmasının sebebi kokudur.
bir şekilde beni etkisi altına alır o koku, o adamın yanından ayrılmak istemem, pek çok kişinin arasında onu ayırt etmemi sağlar.
ayrıca kokunun en çok yoğunlaşacağını bildiğim boyun bölgesi üzerinde hain planlarım, kaçamak bakışlarımın oluşmasını sağlar.
(bkz: çaktırmadan bir adamı koklamak)
(bkz: hani insanlar konuşa konuşaydı ya!)
bir şekilde beni etkisi altına alır o koku, o adamın yanından ayrılmak istemem, pek çok kişinin arasında onu ayırt etmemi sağlar.
ayrıca kokunun en çok yoğunlaşacağını bildiğim boyun bölgesi üzerinde hain planlarım, kaçamak bakışlarımın oluşmasını sağlar.
(bkz: çaktırmadan bir adamı koklamak)
(bkz: hani insanlar konuşa konuşaydı ya!)
(bkz: korku filmi) *
zamanında stanley kubrick koku'nun filmini çekmeyi, kitabı okurken düşündüğünü fakat kitabın sonunda bunun imkansız olduğunu anladığını söylemiş ve eğer film çekilirse yönetmeni tebrik edeceğini söylemiş ve etmiş de. haklıymış da. ha daha iyisini mi yapardım, hayır. yine de çok güzel bir film, ama mükemmel bir kitap.
"her ne olursa olsun bir koku; yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı." demiş ya nesin usta. beni de yaşatan bir koku var ki; yokluğu can alır varlığı can olur. beni de yaşatan bir koku var ki; ben o kokmak istiyorum.
Bir insanın hayatındaki en önemli hadisedir.Anne kokusu,toprak kokusu,sevgili kokusu..Hep onunla yaşar,onunla ölürüz.En önemlisi bizi hayata sevdiren ya da bizi hayattan küstüren,kısacası hayatla aramızda köprü kuran yegane yeteneğimizdir;koklayabilmek..Sanırım herkes koklayamaz hayatı,sadece yüreklerinde hissedebilenler yaşayabilmiştir derim ben..
kesinlikle anıları bir fotoğraftan ya da resimden daha fazla hatırlatırmış, ben bunu anladım.
herhangi bir koku, iyi ya da kötü, çekici ya da normal olması farketmez. hayatınızda önemli bir yer edinmiş olan zamanlarınızda o anlardaki herhangi bir kokuyu koku hafızanız kaydettiyse eğer, o kokuyu her aldığınızda o ana doğru bir yolculuğa çıkarsınız.
bu koku bazen tatlı bazen de acı olur. ama genelde hoş bir seda bırakır.
(bkz: koku hafızası)
herhangi bir koku, iyi ya da kötü, çekici ya da normal olması farketmez. hayatınızda önemli bir yer edinmiş olan zamanlarınızda o anlardaki herhangi bir kokuyu koku hafızanız kaydettiyse eğer, o kokuyu her aldığınızda o ana doğru bir yolculuğa çıkarsınız.
bu koku bazen tatlı bazen de acı olur. ama genelde hoş bir seda bırakır.
(bkz: koku hafızası)
(bkz: perfume) filminin ana temasıdır.
hafizayı tetikleyen çok güçlü bir etkendir, koku. öyle ki, görseniz hatırlamazsınız bazı şeyleri ama koku öyle değildir işte. adamın beynine flashback sokar. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar