bugün
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler10
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek7
- dönerci isim önerileri4
- zallın fake hesabı var mı9
- en gey özelliğiniz13
- kadınlar hakkında net gerçekler3
- gocu26
- özşen madencilik işçilerinin direnişi7
- oralı olmayan yazarlar4
- yanılgı mimarisini kökünden sökmek2
- hemcinslerle istihza veya şiddet yoluyle iletişim2
- eski filozofların külyutmaz dölleri2
- uludağ sözlüğü 3 kelime ile anlat2
- dinciler2
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması10
- ilk buluşmaya karnı aç gelen kezo5
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi8
- mor semsiyeli yabanci21
- eşimi aldattım vicdan azabı çekiyorum2
- ben geldim naneler5
- erkeklerin annelerini aramadan duramamaları5
- kürtçü şımarıklığı3
- anın görüntüsü20
- bisikletle giderken arkadan daat yapan araba6
- allah nasıl hep var olmuştur3
- clydeless bonnie5
- 90lara damga vuran türk dizileri3
- silivri belediyesi ne operasyon5
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum15
- doğu bizim batı hepimizin2
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi2
- tayyip ölünce başa kim geçecek sorunsalı2
- chp'nin hali ne olacak49
- siz hepiniz biz türkiye marşı3
- içki içtikten sonra yeterince su içmeden uyumak3
- kinci bir insan olmak4
- yapay zeka moderatörle kavga etmek2
- muharrem ince haklıydı3
- muharrem ince3
- değer bilmeyene yapılması gereken4
- meksika5
- vatan hainleri3
- afrika'ya kurban bağışı furyası5
- savaşta haklı olmak yetmez yenen haklıdır4
- otokar kent xl2
- sigara içen kızla öpüşülür mü14
- araba yerine bisikletle çıkmak3
- kavga çıkarmaya çalışan partner3
- sözlük kalitesinin düşmesi4
tümörlü dokunun alınmasından sonra metastaz olmaması için ya da tümör vücudun içerisinde bırakılarak küçültülmesi amacıyla uygulanan, genellikle ağır yan etkileri olan tedavi biçimi. özellikle psikolojik açıdan en ağır yan etkisi için (bkz: sac dokulmesi)
kemoyla yapılan terapi çeşididir. allah saklasındır. olanlara acil şifalar versindir.
kimyasal tedavi anlamına gelen sözcük genelde kanser tedavileri için kullanılmaktadır, oysa antibiyoterapi de bir kemoterapi türüdür
kelime anlamı ilaçla tedavidir. sözü edilen ilaçlar onkoloji hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçlardır.
şahitliğini yapıp da yaşayan kadar acı çektiğim ama sonucundaki mutlu haberle dünyaların benim olduğu, çok ender yaşadığım "başımdan kaynar sular boşandı" ve "içim içime sığmadı" ruhdurumlarını bana 3 ay arayla yaşatan, hayatımın miladı, belki gelecekteki en büyük acılarımın belki de en büyük mutluluklarımın kaynağı olmuş olacak tedavi şekli, fikret hoca.
kimyasal maddelerin konağa zarar vermeden enfeksiyon etkeni mikroorganizmaları ortadan kaldırmasında kullanılmasıdır. yani kemoterapi sadece kanser tedavisi için yapılan bir tedavi değildir. antibiyotik kullanımı da bu tedaviye girer.
çok ağır bir tedavidir.
sonrasında kadınlarda büyük çaplı depresyon yaratabilen,genellikle sadist+mazoşist yönetmenlerin filmlerine konu yapıp izleyenleri ağlatma düşüncesinde olduğu tedavi şekli..
halk arasında kanser tedavisi olarak bilinir, yanlıştır. herhangi bir mikroorganizmaya karşı kullanılan ilaçlara kemoterapik ilaç denir.
kanser için ise en uygunu antineoplastik kemoterapidir.
kanser için ise en uygunu antineoplastik kemoterapidir.
ölümü 3-5 gün geciktirmek, tükenerek ölmektir.
bugün babama ilk kez yapılacak olması sebebiyle tanışacağım tedavi türüdür.
Hakkında fazla bir tıbbi bilgimin olmadığı,ve her telafuz edildiğinde kanseri çağrıştıran,Allah kemoterapiye işimizi düşürmesin dediğimiz ilaç tedavi şeklidir.
işkencenin legal halidir. hem psikolojik hem de fiziksel olarak insanı bitirir, hayattan soğutur. sonunda alınacak güzel bir haber uğruna katlanılır bu işkenceye fakat hem yaşayan hem de tanıklık edenler için hayatta görülebilecek en zor anlardır. allah kimseye vermesindir. *
ağır gelir bazılarına. bazen ilaçlar, bazen de hastalığın ciddiyeti. babaannenizi kaybedeceksinizdir. onunla fazladan birazcık zaman geçirebilmek adına istemediği halde "ama çok iyi gelecek göreceksin" diye kandırır ikna edersiniz koca kadını. gözünüzün önünde saçları dökülür. dayanamaz alır eline makası, keser o saçları ."naptın babane" dersiniz, "evladım 60 yaşında kadının bu kadar uzun saçı olur mu, çok karışıyor yatarken, her gün sen tarıyorsun, eziyet oluyor" der, ağlarsınız. sonra kemoterapı ağır gelir işte, fenalaşır tedavideyken, aileniz size söylemez. zaten ondan sonra da daha da kötüleşir babaanne. * *
bir çeşit kumardır. tutarsa hastayı kanserden kısmen veya tamamen kurtarabilir ama bunun karşılığında hastayı inanılmaz hallere düşürür. tutmazsa, hastanın hem hastalığı ilerlemeye devam eder hem de kemoterapinin bütün rezilliğini olabildiğine yaşamak zorunda kalır.
öldürücü yan etkileri olabilen bir tedavi şekli, geçenlerde akciğer kanseri doktor bir candostmu kaybettim bu yüzden.
olabilecek en gereksiz tedavi türü. hastanın ömrünü binbir rezillikle uzatır, hasta yakınların hayata lanet ettirir.
edit: imla
edit: imla
tam türkçe karşılığı kimyasal tedavidir.
yani ilaçla tedavidir. içtiğimiz aspirinde bir nevi kemoterapidir. fakat halk agzına kanser tedavisi olarak yerleşmiştir.
ilginçtir.
yani ilaçla tedavidir. içtiğimiz aspirinde bir nevi kemoterapidir. fakat halk agzına kanser tedavisi olarak yerleşmiştir.
ilginçtir.
kemik iliği transplantasyonu servislerinde, yüksek doz uygulanan tedavi şeklidir. hematolojik kanserlere sahip hastalar kemik iliği servislerinde yatarlar. kemik iliğine reset atmak adına yüksek dozu verir hekim. bünyeden bünyeye çok net değişiklik gösterebilmekle beraber;
önce mukozaları bozar. mide bir mukozadır, ağız içi mukozadır, yemek borusu mukoza ile kaplıdır. bu sebepten önce beslenme gider, hasta beslenmeyi bırakmakla kalmaz, sanki o güne kadar ne yediyse çıkarmaya çalışır mukozal iritasyon yani bahsi geçen dokuların tahrişi sonucu. kusmaktan dolayı sıvı kaybedilir. dehşet yorgunluk çöker. her kemoterapi ilacı saç dökmez. ama döken de sadece saç dökmez. vücuttaki tüylerde de belirgin azalma olur.( kaş, sakal, bıyık...) kan değerleri ( hemoglobin, trombosit, eritrosit, nötrofiller) düştüğünden dolayı; baş dönmeleri, halsizlik, iki hareket edildiğinde nefes nefese kalma, burun kanamaları, bir yerini çarptığında kesik oluşursa dakikalarca kanayabilme, ve havadan bile enfeksiyon kapabilecek denli bağışıksız (evet bağışıklığı az, düşmüş ya da yetersiz değil. bağışıklık sistemi sıfırlanıyor bu tedaviler sırasında. dikkatinizi çekerim yüksek doz kemoterapi diyorum.) bütün kan hücreler düştüğünde nötropeni dediğimiz duruma geliniyor. febril nötropeni dediğimiz ateşler başlıyor bu sefer de. çene kırarcasına titreten ve günlerce sürebilen ateşler. tedavi bittikten bir hafta sonrası civarı (yine tedaviye ve bünyeye göre değişiyor.) hücreler yükselmeye başlanıyor. hücrelerin artması için kemik iliği coştuğundan dolayı, bacakların diz altı ve kollar dahil tüm uzun kemiklerde ve özellikle omurga ve bel bölgesinde hücre yapımına bağlı tarifsiz ağrılar söz konusu oluyor ama hücre yapıyor olmak ne demek bilindiğinde, yani en azından ilk kür değilse o denli seviniyor ki, bu ağrılar vız geliyor. hücreler yükseldiğinde bir dahaki küre dek izinli olarak evine gidebiliyor hastalar. tabi mide problemleri düzelmiş, yemeklerini doğru düzgün yiyebilir şekilde.
not: çok korkunç geldiyse affedin. amacım kimseyi korkutmak değil. dürüst olmak. bir kemik iliği transplantasyonu ve kemoterapi hemşiresi olarak sadece bilgi vermek amacım. tamamen hastalık bu resetle silinip bir daha görmediğimiz hastalarımız da oldu, daha ilk kürde tedaviyi kaldıramayıp kaybettiğimiz hastalarımız da. ama şunu açık ve net söyleyebilirim ki, prognozu (hastalığın seyrini) kötüleştiren hastaların controlfreak, anksiyete bozukluğu derecesinde endişeli ya da tek başıma atlatırım ben kimse beni böyle görmesin şeklinde yaklaşıp içinde yaşamaya çalışan asosyal oolmaları oldu. bu hastalıklar asla tek başına kaldırılabilecek yükler değil. paylaşın. yardımlaşın. sorun ama abartmayın.
önce mukozaları bozar. mide bir mukozadır, ağız içi mukozadır, yemek borusu mukoza ile kaplıdır. bu sebepten önce beslenme gider, hasta beslenmeyi bırakmakla kalmaz, sanki o güne kadar ne yediyse çıkarmaya çalışır mukozal iritasyon yani bahsi geçen dokuların tahrişi sonucu. kusmaktan dolayı sıvı kaybedilir. dehşet yorgunluk çöker. her kemoterapi ilacı saç dökmez. ama döken de sadece saç dökmez. vücuttaki tüylerde de belirgin azalma olur.( kaş, sakal, bıyık...) kan değerleri ( hemoglobin, trombosit, eritrosit, nötrofiller) düştüğünden dolayı; baş dönmeleri, halsizlik, iki hareket edildiğinde nefes nefese kalma, burun kanamaları, bir yerini çarptığında kesik oluşursa dakikalarca kanayabilme, ve havadan bile enfeksiyon kapabilecek denli bağışıksız (evet bağışıklığı az, düşmüş ya da yetersiz değil. bağışıklık sistemi sıfırlanıyor bu tedaviler sırasında. dikkatinizi çekerim yüksek doz kemoterapi diyorum.) bütün kan hücreler düştüğünde nötropeni dediğimiz duruma geliniyor. febril nötropeni dediğimiz ateşler başlıyor bu sefer de. çene kırarcasına titreten ve günlerce sürebilen ateşler. tedavi bittikten bir hafta sonrası civarı (yine tedaviye ve bünyeye göre değişiyor.) hücreler yükselmeye başlanıyor. hücrelerin artması için kemik iliği coştuğundan dolayı, bacakların diz altı ve kollar dahil tüm uzun kemiklerde ve özellikle omurga ve bel bölgesinde hücre yapımına bağlı tarifsiz ağrılar söz konusu oluyor ama hücre yapıyor olmak ne demek bilindiğinde, yani en azından ilk kür değilse o denli seviniyor ki, bu ağrılar vız geliyor. hücreler yükseldiğinde bir dahaki küre dek izinli olarak evine gidebiliyor hastalar. tabi mide problemleri düzelmiş, yemeklerini doğru düzgün yiyebilir şekilde.
not: çok korkunç geldiyse affedin. amacım kimseyi korkutmak değil. dürüst olmak. bir kemik iliği transplantasyonu ve kemoterapi hemşiresi olarak sadece bilgi vermek amacım. tamamen hastalık bu resetle silinip bir daha görmediğimiz hastalarımız da oldu, daha ilk kürde tedaviyi kaldıramayıp kaybettiğimiz hastalarımız da. ama şunu açık ve net söyleyebilirim ki, prognozu (hastalığın seyrini) kötüleştiren hastaların controlfreak, anksiyete bozukluğu derecesinde endişeli ya da tek başıma atlatırım ben kimse beni böyle görmesin şeklinde yaklaşıp içinde yaşamaya çalışan asosyal oolmaları oldu. bu hastalıklar asla tek başına kaldırılabilecek yükler değil. paylaşın. yardımlaşın. sorun ama abartmayın.
doktorumun ,gözlerime yüzüme bakmadan ; ameliyattan önce sana bir dönem ilaç vereceğiz dediğinde 'kemoterapi mi yoksa' diye sorduğumda bile ne denli pis ne denli lanet birşey olduğunun farkında değildim ta ki vücuduma o zehir yayılana kadar.
insanı kendinden geçiren, azgın bir köpek gibi kudurmasına sebep olan, sen acılar içinde kıvranırken yanıbaşında olan anne ve babanın çaresizliğini üzüntülerini görerek daha da bir kahrolmaya sebebiyet veren iğrenç şey.
kurtuldum bitti, umarım bir daha görmem gerekmez ve şimdi kemoterapi ile ilgili tek söyleyebileceğim Allah düşmanıma bile yaşatmasın.
insanı kendinden geçiren, azgın bir köpek gibi kudurmasına sebep olan, sen acılar içinde kıvranırken yanıbaşında olan anne ve babanın çaresizliğini üzüntülerini görerek daha da bir kahrolmaya sebebiyet veren iğrenç şey.
kurtuldum bitti, umarım bir daha görmem gerekmez ve şimdi kemoterapi ile ilgili tek söyleyebileceğim Allah düşmanıma bile yaşatmasın.
bazı hastaların bunu almaktansa ölmeyi tercih edecek kadar hırpalandığı tedavi şeklidir.
tedavisi hastalığın kendisi kadar korkunçtur.
tedavisi hastalığın kendisi kadar korkunçtur.
kanser hastalarına ameliyattan sonra kanser hücresi kalmış olabilme ihtimaline karşı uygulanan ilaçlı tedavidir. nasıl bir süreçtir bilemiyorum fakat canım babamın 10-15 gün sonra almaya başlamasıyla öğreneceğim şeydir.
bu kaçıncı bilmiyorum. canım babama verdiğimiz kaçıncı kür başlıyacak bu akşam bilmiyorum. ama bildiğim bişey ona bu ilaçları her verdiğimizde gözümüzün önünde daha da bir eriyor o dağ gibi adam.
moral... moral... moral... babama diyorum ki; baba yıkılma, baba kendini bırakma, sen yeneceksin bu hastalığı, moralini yüksek tut baba... kafa sallıyor bazen, diyor haklısın evlat. sonra dayanamıyor patlıyor bana... ulan ölecem lan ben ölecem diyor... nasıl moralimi yüksek tutayım...
işte o anlar bıcağı saplasanız bana damla kanım düşmez yere. bu sefer ben başlıyorum isyan etmeye ne allah bırakıyorum ne de kitap... sövüp sayıyorum alayına. sonuç mu? sonuç herzamanki gibi gözyaşı.
moral... moral... moral... babama diyorum ki; baba yıkılma, baba kendini bırakma, sen yeneceksin bu hastalığı, moralini yüksek tut baba... kafa sallıyor bazen, diyor haklısın evlat. sonra dayanamıyor patlıyor bana... ulan ölecem lan ben ölecem diyor... nasıl moralimi yüksek tutayım...
işte o anlar bıcağı saplasanız bana damla kanım düşmez yere. bu sefer ben başlıyorum isyan etmeye ne allah bırakıyorum ne de kitap... sövüp sayıyorum alayına. sonuç mu? sonuç herzamanki gibi gözyaşı.
çok yoğun bir kemoterapinin ardından mutlaka kök hücre nakli yapılmalıdır.
hastanın verdiği karşılığa göre değişir tabiki ama, içten içe tedavi etmekten daha çok insanı ölüme bir adım daha yaklaştırıyormuş gibi gelen süreç.
güncel Önemli Başlıklar