bugün
- velvet vs nervio19
- sözlük kızlarının kombinleri19
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek8
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- velvet10
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması11
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı59
- slavko vincic15
- chp'ye oy vermiş yazarlar4
- 1 saatte 10 bira içmek7
- enişte senin dobloyu naptın sattınız mı4
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması12
- playstation 13
- anna karenina'ya orospu diyen beyinsiz adi köpek6
- nervio9
- true hanın gazabı9
- 6 aydan uzun üyelerin çaylak olmaması5
- domuz eti3
- yarrrrraaaak3
- arjantin'in 115 dakika şut atamaması8
- ben sana vurgunum2
- ammmcıkkkk2
- özgünlüğün faydasız olması3
- bu mesajı 10 kişiye göndermeyelerin durumu7
- yazarların adına başlık açılması3
- bana yalan söylediler2
- cv ye uludağ sözlük yazarı yazmak3
- tememda kenka nalaka10
- sözlük kimsenin tekelinde değildir9
- tarla bellemek3
- bimden tatlı almak2
- bugün sözlük b k gibi3
- bilgi içerikli entry girmeyen siktirsin gitsin3
- silinmesi gereken yazar varsa buyurun4
- beşiktaş'ın gümbür gümbür geldiği gerçeği2
- çekirgeler2
- true vs tuvalet terliği3
- dune6
- çingeneyle sevişmek6
- istanbul un çok pahalı olması7
- çift taraflı testis kanseri teşhisi8
- ölmekteki arkadaşın web geçmişini silmeni istemesi2
- üç cisim problemi4
- sapık yazarı silmeyen moderasyon3
- sözlükte flörtleşmek3
- vurgun yemek2
- bursa2
- allah başımızdan erdoğan'ı eksik etmesin7
- bir yıldız duruyordu aniden hareket edip gitti5
- 2026 dünya kupası24
entry'ler (2427)
evet, o entry 26 ağustos tarihinde tekrar gündeme getirilmek üzere kilitlenmişti.
ki yalan değil gündeme de geldi, ama başka bir hayatta, daha doğru bir deyimle.. başka bir dünyada.
21 aralık önemlidir, 21 aralıklar önemlidir.
21 aralık bizimdir.
parmaklarından sigara içebilme şerefine ulaşılan kadınla geçirilen, doğaüstü anılarla bezeli, verdiği hissiyat bakımından 12-13 yıla kafa tutacak tam 9 ay. beraber girilen onlarca savaş, yüzlerce kez ruhun bedenden ayrıldığını hissedebilmek, birlikte yakılan binlerce sigara -hem de tanrının bir hediyesi olduğuna inanılan siyah ojeli parmakların damakta bıraktığı eşsiz duyguyla-. ölmüş bir adamın inancına göre, onunla aynı hayatı paylaşmaktan sonra gelen en yüce duygu, aynı dumanı ciğerlerinde dolaştırabilmektir. onunla aynı sigarayı paylaşmak, ileride 15 yıl öncesine asla dönemeyeceğini düşünemeyen ve karanlıktan fazla korkmayan bir çocuğun, hayalleridir.
peki birbirini hiç tanımayan bir kadın ve bir adamın hayalleri nerede kesişebilir?
birbirini hiç tanımayan bir kadın ve bir adamın hayalleri 7 şubatta, yağmurlu bir istiklal akşamında köhne bir binanın giriş merdivenlerinde kesişti. binlerce insanın durmaksızın aktığı caddede bir tanrıçanın dudaklarının kokusunu hissedebilmek, 21 aralık'a geri dönmek, ışıkların kapanması ve koca kentin ebedi sessizliğine gömülmesi.. o gece kadının parmaklarına eşdeğer bulunan boğaz köprüsü, galatayla beraber bu hayat dönümüne tanıklık etmişti ve oluşan bu momenti asırlar boyu saklayacaklardı.
abartıyor muyum?
bir tanrıçaya yağmur altında sarılmaktan bahsediyorum.
o ölmeye değer, öldürmeye değer, uğruna cehenneme gitmeye değer.
bu yüzden bazen ihtiyacınız olan tek şey yağmurdur, deli gibi yağan yağmur. burada yağmur yağarken, leonard cohen bıçaktır.
yeryüzünde cohen'dan daha etkili olan tek şey onun sesi. bazı şarkıları, inciraltı sahilinden başlayıp bostanlı'ya uzanan, insan vücudunda ölümcül olabilecek yaralar açan sesiyle yeniden diriltmesi kadının en can alıcı yanıydı, gözlerine dolan nehirleri saymazsak.
"biz birbirimizi her zaman üzerdik, bizim bütün düzenimiz kargaşada düzendi" diyip kafamı omzuna yasladım.
dokunulmayacak kadar güzeldi.
nedensizce girilen her savaştan sonra bir şekilde hayatta kalır, tekrar adama sarılırdı.
adamın ona her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı vardı.
dünyada bulunan her millete, her dine, her mezhepe hatta her insana karşı birlikte verilen savaş, dünyaya karşı duruş, sonra içten içe kaosa dönüştü. adam elinde olmadan kutsal bir kadını bu kaosun içerisine sürükledi. kutsal bir kadın bu dünyaya göre değildir. adam korktu, savaşı kaybetmek üzereydi.
babam hep "inandığın şey, vardır" derdi.
adamın inandığı tek şey, bugün ona artık olmadığını söyledi.
ama inandığın şey, vardır.
adamın elinde kalan tek şey bu oldu, tanrıça her zaman vardır. tanrıça adama aittir, adam da ona.
inançlar kutsaldır, kadın da öyle.
ölmek üzere olan bir adam inandığı değerler uğruna her şeyi feda edebilir.
kendi kanını son damlasına kadar kullanarak yeni bir ütopya yaratabilir.
kandan bir ütopya. tıpkı 21 aralık gecesi inanıldığı gibi.
ya da,
tanrıçaya son bir kez sarılmak için kendini yok edebilir.
sonsuza kadar bekleyecek bir adam,
kadının olmadığı bir dünyada kendini yok etmiş sayılmaz mı?
ve i'm not human at all..
bu ne başlangıç, ne de son.
bu şarkı sonsuzluk.
tıpkı kadın gibi.
21 aralık gibi.
boynundan yayılan hoş kokuyla dalınan uyku gibi.
aynı yatakta günaydın gibi.
turkuaz gibi..
savaş bir gün bitecek.
tüm insanlardan nefret edeceğiz. en yakın arkadaşlardan bile.
elimi tutacaksın, sarılacağım.
hırkan olacak.
boş şarap şişelerini patlatıp,
boğazı karşımıza alıp,
"of what was everything" diye bağıracağız.
tekrar öpüşeceğiz.
sonsuza kadar.
https://www.youtube.com/watch?v=AFVlJAi3Cso
26 ağustos
ve her ayın 21'ine..
eylül, 2014 / ütopya semaları.
ki yalan değil gündeme de geldi, ama başka bir hayatta, daha doğru bir deyimle.. başka bir dünyada.
21 aralık önemlidir, 21 aralıklar önemlidir.
21 aralık bizimdir.
parmaklarından sigara içebilme şerefine ulaşılan kadınla geçirilen, doğaüstü anılarla bezeli, verdiği hissiyat bakımından 12-13 yıla kafa tutacak tam 9 ay. beraber girilen onlarca savaş, yüzlerce kez ruhun bedenden ayrıldığını hissedebilmek, birlikte yakılan binlerce sigara -hem de tanrının bir hediyesi olduğuna inanılan siyah ojeli parmakların damakta bıraktığı eşsiz duyguyla-. ölmüş bir adamın inancına göre, onunla aynı hayatı paylaşmaktan sonra gelen en yüce duygu, aynı dumanı ciğerlerinde dolaştırabilmektir. onunla aynı sigarayı paylaşmak, ileride 15 yıl öncesine asla dönemeyeceğini düşünemeyen ve karanlıktan fazla korkmayan bir çocuğun, hayalleridir.
peki birbirini hiç tanımayan bir kadın ve bir adamın hayalleri nerede kesişebilir?
birbirini hiç tanımayan bir kadın ve bir adamın hayalleri 7 şubatta, yağmurlu bir istiklal akşamında köhne bir binanın giriş merdivenlerinde kesişti. binlerce insanın durmaksızın aktığı caddede bir tanrıçanın dudaklarının kokusunu hissedebilmek, 21 aralık'a geri dönmek, ışıkların kapanması ve koca kentin ebedi sessizliğine gömülmesi.. o gece kadının parmaklarına eşdeğer bulunan boğaz köprüsü, galatayla beraber bu hayat dönümüne tanıklık etmişti ve oluşan bu momenti asırlar boyu saklayacaklardı.
abartıyor muyum?
bir tanrıçaya yağmur altında sarılmaktan bahsediyorum.
o ölmeye değer, öldürmeye değer, uğruna cehenneme gitmeye değer.
bu yüzden bazen ihtiyacınız olan tek şey yağmurdur, deli gibi yağan yağmur. burada yağmur yağarken, leonard cohen bıçaktır.
yeryüzünde cohen'dan daha etkili olan tek şey onun sesi. bazı şarkıları, inciraltı sahilinden başlayıp bostanlı'ya uzanan, insan vücudunda ölümcül olabilecek yaralar açan sesiyle yeniden diriltmesi kadının en can alıcı yanıydı, gözlerine dolan nehirleri saymazsak.
"biz birbirimizi her zaman üzerdik, bizim bütün düzenimiz kargaşada düzendi" diyip kafamı omzuna yasladım.
dokunulmayacak kadar güzeldi.
nedensizce girilen her savaştan sonra bir şekilde hayatta kalır, tekrar adama sarılırdı.
adamın ona her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı vardı.
dünyada bulunan her millete, her dine, her mezhepe hatta her insana karşı birlikte verilen savaş, dünyaya karşı duruş, sonra içten içe kaosa dönüştü. adam elinde olmadan kutsal bir kadını bu kaosun içerisine sürükledi. kutsal bir kadın bu dünyaya göre değildir. adam korktu, savaşı kaybetmek üzereydi.
babam hep "inandığın şey, vardır" derdi.
adamın inandığı tek şey, bugün ona artık olmadığını söyledi.
ama inandığın şey, vardır.
adamın elinde kalan tek şey bu oldu, tanrıça her zaman vardır. tanrıça adama aittir, adam da ona.
inançlar kutsaldır, kadın da öyle.
ölmek üzere olan bir adam inandığı değerler uğruna her şeyi feda edebilir.
kendi kanını son damlasına kadar kullanarak yeni bir ütopya yaratabilir.
kandan bir ütopya. tıpkı 21 aralık gecesi inanıldığı gibi.
ya da,
tanrıçaya son bir kez sarılmak için kendini yok edebilir.
sonsuza kadar bekleyecek bir adam,
kadının olmadığı bir dünyada kendini yok etmiş sayılmaz mı?
ve i'm not human at all..
bu ne başlangıç, ne de son.
bu şarkı sonsuzluk.
tıpkı kadın gibi.
21 aralık gibi.
boynundan yayılan hoş kokuyla dalınan uyku gibi.
aynı yatakta günaydın gibi.
turkuaz gibi..
savaş bir gün bitecek.
tüm insanlardan nefret edeceğiz. en yakın arkadaşlardan bile.
elimi tutacaksın, sarılacağım.
hırkan olacak.
boş şarap şişelerini patlatıp,
boğazı karşımıza alıp,
"of what was everything" diye bağıracağız.
tekrar öpüşeceğiz.
sonsuza kadar.
https://www.youtube.com/watch?v=AFVlJAi3Cso
26 ağustos
ve her ayın 21'ine..
eylül, 2014 / ütopya semaları.
Yalnız bu kez bekçi amcalar olmayacak, mahalleye kim kimle, nasıl, kaçta girdi tarzı fişlemeler yapan iktidarın kapıkulları olacak. Uyanın.
etin etle dansı.
öğrenci evlerinin demirbaşıdır bu ikili.
Ek bilgi olarak, gecenin bi vakti sevgiliyle yenildiğinde ayrı bir etki yaratır bünyede.
Ek bilgi olarak, gecenin bi vakti sevgiliyle yenildiğinde ayrı bir etki yaratır bünyede.
aşık olduğunuz kadın bir kere yanınızda uyandıktan sonra alışkanlık haline dönüşen eylem. istemsiz olarak her sabah gözleriniz yatağın duvar kenarında kalan tarafında istemsizce onu arayacaktır.
insanları hala bekaret durumuna göre kirli/temiz olarak ayıran malları görmemizi sağlayan erkektir.
Hayır aga, tabi ki kimse sevdiği kadının başka bir erkekle daha önce bu kadar yakınlaşmış olmasını istemez ama bunu kirli/temiz diye adlandırmak ne büyük bir aptallık!
Hayır aga, tabi ki kimse sevdiği kadının başka bir erkekle daha önce bu kadar yakınlaşmış olmasını istemez ama bunu kirli/temiz diye adlandırmak ne büyük bir aptallık!
denemeye değer proje.
2.bölümün konuk oyunculuğu hatrına up.
2.bölümün konuk oyunculuğu hatrına up.
bandırma'da hiç yaşamamama rağmen yıllardır yediğim tosttur. Tostun üzerine değil de içine salça koyan ruh hastasıdır zaten.
malım. yıllardır akp şöyle akp böyle diye isyan edip sokaklara çıkıyorum, şimdi barajı geçemeyeceğini bildiğim hdp'ye oyumu vereceğim ve oyları böleceğim bu sayede tekrar akp ülkeye egemen olacak ve ben de tekrar bunu kullanıp sokaklara döküleceğim, mağdur edebiyatı yapacağım.
çünkü iktidar tarafından sikilmekten hoşlanıyorum.
çünkü ne mutlu türk'üm diyenler çok faşist. kürdüz sonuna kadar kürdüz ölene kadar vallahi apoyu özledik diyenler hep halkların kardeşliği, barış falan.
çünkü kafam sik kadar çalışmıyor.
çünkü gizli akpli'yim.
çünkü iktidar tarafından sikilmekten hoşlanıyorum.
çünkü ne mutlu türk'üm diyenler çok faşist. kürdüz sonuna kadar kürdüz ölene kadar vallahi apoyu özledik diyenler hep halkların kardeşliği, barış falan.
çünkü kafam sik kadar çalışmıyor.
çünkü gizli akpli'yim.
sevgiliyi bir başka erkekle görmekten daha ağır olan değildir.
ayrıca; (bkz: düştüm mapus damlarına öğüt veren bol olur)
ayrıca; (bkz: düştüm mapus damlarına öğüt veren bol olur)
tamamen yobazlıktır.
nilüfer bursa'nın kadıköyü'dür ve bunun üzerine oyunlar oynanıyor.
ayrıca bir kadının dekoltesinden etkilenmeyip rahatsız olan erkek ılıktır, kimse kusura bakmasın.
nilüfer bursa'nın kadıköyü'dür ve bunun üzerine oyunlar oynanıyor.
ayrıca bir kadının dekoltesinden etkilenmeyip rahatsız olan erkek ılıktır, kimse kusura bakmasın.
ülkenin gelişmişlik düzeyiyle doğru orantılıdır.
ayrıca ayrım gözetmeden hizmet vermek ne amına koyayım? böyle savunma mı olur lan. yazık.
ayrıca ayrım gözetmeden hizmet vermek ne amına koyayım? böyle savunma mı olur lan. yazık.