bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin7
- gece yarısı çalan telefon7
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- gammaz olmuşum13
- kel erkek3
- aquila bicipite8
- uysaljakoben20
- minyon kadın siniri5
- aşık olunca yapılan salaklıklar2
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir3
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- reha muhtar25
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- death2
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- ayı saldırınca yapılması gerekenler10
- pazarda su satmak2
- gecenin şarkısı4
- ses yakışıklılığı2
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- bizim delilere bakayım4
- gazlamak2
- gençler iş beğenmiyor3
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- kemal kılıçdaroğlu35
- sevgiliyle kavga etmek2
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- elit olmak için gerekenler13
- semum3
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- vajina peşinde yitip giden hayatlar3
- 1 litrelik cam şişe kola3
- doğu perinçek vs kemal kılıçdaroğlu2
- düşkün2
- strese girdiğinde vücudun verdiği garip tepkiler2
- şato3
- 1 milyon tl verseler 1 milyon tl yi alır mısınız5
- yeni yıkanmış kezo kokusu6
- eski yazarların emekli yapılması5
- 20'li yaşlarınızın başları nasıl geçti6
- müslümanlara kızıp islam dan soğumak4
- sözlük yazarlarına tavsiye4
entry'ler (2427)
evet, o entry 26 ağustos tarihinde tekrar gündeme getirilmek üzere kilitlenmişti.
ki yalan değil gündeme de geldi, ama başka bir hayatta, daha doğru bir deyimle.. başka bir dünyada.
21 aralık önemlidir, 21 aralıklar önemlidir.
21 aralık bizimdir.
parmaklarından sigara içebilme şerefine ulaşılan kadınla geçirilen, doğaüstü anılarla bezeli, verdiği hissiyat bakımından 12-13 yıla kafa tutacak tam 9 ay. beraber girilen onlarca savaş, yüzlerce kez ruhun bedenden ayrıldığını hissedebilmek, birlikte yakılan binlerce sigara -hem de tanrının bir hediyesi olduğuna inanılan siyah ojeli parmakların damakta bıraktığı eşsiz duyguyla-. ölmüş bir adamın inancına göre, onunla aynı hayatı paylaşmaktan sonra gelen en yüce duygu, aynı dumanı ciğerlerinde dolaştırabilmektir. onunla aynı sigarayı paylaşmak, ileride 15 yıl öncesine asla dönemeyeceğini düşünemeyen ve karanlıktan fazla korkmayan bir çocuğun, hayalleridir.
peki birbirini hiç tanımayan bir kadın ve bir adamın hayalleri nerede kesişebilir?
birbirini hiç tanımayan bir kadın ve bir adamın hayalleri 7 şubatta, yağmurlu bir istiklal akşamında köhne bir binanın giriş merdivenlerinde kesişti. binlerce insanın durmaksızın aktığı caddede bir tanrıçanın dudaklarının kokusunu hissedebilmek, 21 aralık'a geri dönmek, ışıkların kapanması ve koca kentin ebedi sessizliğine gömülmesi.. o gece kadının parmaklarına eşdeğer bulunan boğaz köprüsü, galatayla beraber bu hayat dönümüne tanıklık etmişti ve oluşan bu momenti asırlar boyu saklayacaklardı.
abartıyor muyum?
bir tanrıçaya yağmur altında sarılmaktan bahsediyorum.
o ölmeye değer, öldürmeye değer, uğruna cehenneme gitmeye değer.
bu yüzden bazen ihtiyacınız olan tek şey yağmurdur, deli gibi yağan yağmur. burada yağmur yağarken, leonard cohen bıçaktır.
yeryüzünde cohen'dan daha etkili olan tek şey onun sesi. bazı şarkıları, inciraltı sahilinden başlayıp bostanlı'ya uzanan, insan vücudunda ölümcül olabilecek yaralar açan sesiyle yeniden diriltmesi kadının en can alıcı yanıydı, gözlerine dolan nehirleri saymazsak.
"biz birbirimizi her zaman üzerdik, bizim bütün düzenimiz kargaşada düzendi" diyip kafamı omzuna yasladım.
dokunulmayacak kadar güzeldi.
nedensizce girilen her savaştan sonra bir şekilde hayatta kalır, tekrar adama sarılırdı.
adamın ona her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı vardı.
dünyada bulunan her millete, her dine, her mezhepe hatta her insana karşı birlikte verilen savaş, dünyaya karşı duruş, sonra içten içe kaosa dönüştü. adam elinde olmadan kutsal bir kadını bu kaosun içerisine sürükledi. kutsal bir kadın bu dünyaya göre değildir. adam korktu, savaşı kaybetmek üzereydi.
babam hep "inandığın şey, vardır" derdi.
adamın inandığı tek şey, bugün ona artık olmadığını söyledi.
ama inandığın şey, vardır.
adamın elinde kalan tek şey bu oldu, tanrıça her zaman vardır. tanrıça adama aittir, adam da ona.
inançlar kutsaldır, kadın da öyle.
ölmek üzere olan bir adam inandığı değerler uğruna her şeyi feda edebilir.
kendi kanını son damlasına kadar kullanarak yeni bir ütopya yaratabilir.
kandan bir ütopya. tıpkı 21 aralık gecesi inanıldığı gibi.
ya da,
tanrıçaya son bir kez sarılmak için kendini yok edebilir.
sonsuza kadar bekleyecek bir adam,
kadının olmadığı bir dünyada kendini yok etmiş sayılmaz mı?
ve i'm not human at all..
bu ne başlangıç, ne de son.
bu şarkı sonsuzluk.
tıpkı kadın gibi.
21 aralık gibi.
boynundan yayılan hoş kokuyla dalınan uyku gibi.
aynı yatakta günaydın gibi.
turkuaz gibi..
savaş bir gün bitecek.
tüm insanlardan nefret edeceğiz. en yakın arkadaşlardan bile.
elimi tutacaksın, sarılacağım.
hırkan olacak.
boş şarap şişelerini patlatıp,
boğazı karşımıza alıp,
"of what was everything" diye bağıracağız.
tekrar öpüşeceğiz.
sonsuza kadar.
http://www.youtube.com/watch?v=AFVlJAi3Cso
26 ağustos
ve her ayın 21'ine..
eylül, 2014 / ütopya semaları.
ki yalan değil gündeme de geldi, ama başka bir hayatta, daha doğru bir deyimle.. başka bir dünyada.
21 aralık önemlidir, 21 aralıklar önemlidir.
21 aralık bizimdir.
parmaklarından sigara içebilme şerefine ulaşılan kadınla geçirilen, doğaüstü anılarla bezeli, verdiği hissiyat bakımından 12-13 yıla kafa tutacak tam 9 ay. beraber girilen onlarca savaş, yüzlerce kez ruhun bedenden ayrıldığını hissedebilmek, birlikte yakılan binlerce sigara -hem de tanrının bir hediyesi olduğuna inanılan siyah ojeli parmakların damakta bıraktığı eşsiz duyguyla-. ölmüş bir adamın inancına göre, onunla aynı hayatı paylaşmaktan sonra gelen en yüce duygu, aynı dumanı ciğerlerinde dolaştırabilmektir. onunla aynı sigarayı paylaşmak, ileride 15 yıl öncesine asla dönemeyeceğini düşünemeyen ve karanlıktan fazla korkmayan bir çocuğun, hayalleridir.
peki birbirini hiç tanımayan bir kadın ve bir adamın hayalleri nerede kesişebilir?
birbirini hiç tanımayan bir kadın ve bir adamın hayalleri 7 şubatta, yağmurlu bir istiklal akşamında köhne bir binanın giriş merdivenlerinde kesişti. binlerce insanın durmaksızın aktığı caddede bir tanrıçanın dudaklarının kokusunu hissedebilmek, 21 aralık'a geri dönmek, ışıkların kapanması ve koca kentin ebedi sessizliğine gömülmesi.. o gece kadının parmaklarına eşdeğer bulunan boğaz köprüsü, galatayla beraber bu hayat dönümüne tanıklık etmişti ve oluşan bu momenti asırlar boyu saklayacaklardı.
abartıyor muyum?
bir tanrıçaya yağmur altında sarılmaktan bahsediyorum.
o ölmeye değer, öldürmeye değer, uğruna cehenneme gitmeye değer.
bu yüzden bazen ihtiyacınız olan tek şey yağmurdur, deli gibi yağan yağmur. burada yağmur yağarken, leonard cohen bıçaktır.
yeryüzünde cohen'dan daha etkili olan tek şey onun sesi. bazı şarkıları, inciraltı sahilinden başlayıp bostanlı'ya uzanan, insan vücudunda ölümcül olabilecek yaralar açan sesiyle yeniden diriltmesi kadının en can alıcı yanıydı, gözlerine dolan nehirleri saymazsak.
"biz birbirimizi her zaman üzerdik, bizim bütün düzenimiz kargaşada düzendi" diyip kafamı omzuna yasladım.
dokunulmayacak kadar güzeldi.
nedensizce girilen her savaştan sonra bir şekilde hayatta kalır, tekrar adama sarılırdı.
adamın ona her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı vardı.
dünyada bulunan her millete, her dine, her mezhepe hatta her insana karşı birlikte verilen savaş, dünyaya karşı duruş, sonra içten içe kaosa dönüştü. adam elinde olmadan kutsal bir kadını bu kaosun içerisine sürükledi. kutsal bir kadın bu dünyaya göre değildir. adam korktu, savaşı kaybetmek üzereydi.
babam hep "inandığın şey, vardır" derdi.
adamın inandığı tek şey, bugün ona artık olmadığını söyledi.
ama inandığın şey, vardır.
adamın elinde kalan tek şey bu oldu, tanrıça her zaman vardır. tanrıça adama aittir, adam da ona.
inançlar kutsaldır, kadın da öyle.
ölmek üzere olan bir adam inandığı değerler uğruna her şeyi feda edebilir.
kendi kanını son damlasına kadar kullanarak yeni bir ütopya yaratabilir.
kandan bir ütopya. tıpkı 21 aralık gecesi inanıldığı gibi.
ya da,
tanrıçaya son bir kez sarılmak için kendini yok edebilir.
sonsuza kadar bekleyecek bir adam,
kadının olmadığı bir dünyada kendini yok etmiş sayılmaz mı?
ve i'm not human at all..
bu ne başlangıç, ne de son.
bu şarkı sonsuzluk.
tıpkı kadın gibi.
21 aralık gibi.
boynundan yayılan hoş kokuyla dalınan uyku gibi.
aynı yatakta günaydın gibi.
turkuaz gibi..
savaş bir gün bitecek.
tüm insanlardan nefret edeceğiz. en yakın arkadaşlardan bile.
elimi tutacaksın, sarılacağım.
hırkan olacak.
boş şarap şişelerini patlatıp,
boğazı karşımıza alıp,
"of what was everything" diye bağıracağız.
tekrar öpüşeceğiz.
sonsuza kadar.
http://www.youtube.com/watch?v=AFVlJAi3Cso
26 ağustos
ve her ayın 21'ine..
eylül, 2014 / ütopya semaları.
Yalnız bu kez bekçi amcalar olmayacak, mahalleye kim kimle, nasıl, kaçta girdi tarzı fişlemeler yapan iktidarın kapıkulları olacak. Uyanın.
etin etle dansı.
öğrenci evlerinin demirbaşıdır bu ikili.
Ek bilgi olarak, gecenin bi vakti sevgiliyle yenildiğinde ayrı bir etki yaratır bünyede.
Ek bilgi olarak, gecenin bi vakti sevgiliyle yenildiğinde ayrı bir etki yaratır bünyede.
aşık olduğunuz kadın bir kere yanınızda uyandıktan sonra alışkanlık haline dönüşen eylem. istemsiz olarak her sabah gözleriniz yatağın duvar kenarında kalan tarafında istemsizce onu arayacaktır.
insanları hala bekaret durumuna göre kirli/temiz olarak ayıran malları görmemizi sağlayan erkektir.
Hayır aga, tabi ki kimse sevdiği kadının başka bir erkekle daha önce bu kadar yakınlaşmış olmasını istemez ama bunu kirli/temiz diye adlandırmak ne büyük bir aptallık!
Hayır aga, tabi ki kimse sevdiği kadının başka bir erkekle daha önce bu kadar yakınlaşmış olmasını istemez ama bunu kirli/temiz diye adlandırmak ne büyük bir aptallık!
denemeye değer proje.
2.bölümün konuk oyunculuğu hatrına up.
2.bölümün konuk oyunculuğu hatrına up.
bandırma'da hiç yaşamamama rağmen yıllardır yediğim tosttur. Tostun üzerine değil de içine salça koyan ruh hastasıdır zaten.
malım. yıllardır akp şöyle akp böyle diye isyan edip sokaklara çıkıyorum, şimdi barajı geçemeyeceğini bildiğim hdp'ye oyumu vereceğim ve oyları böleceğim bu sayede tekrar akp ülkeye egemen olacak ve ben de tekrar bunu kullanıp sokaklara döküleceğim, mağdur edebiyatı yapacağım.
çünkü iktidar tarafından sikilmekten hoşlanıyorum.
çünkü ne mutlu türk'üm diyenler çok faşist. kürdüz sonuna kadar kürdüz ölene kadar vallahi apoyu özledik diyenler hep halkların kardeşliği, barış falan.
çünkü kafam sik kadar çalışmıyor.
çünkü gizli akpli'yim.
çünkü iktidar tarafından sikilmekten hoşlanıyorum.
çünkü ne mutlu türk'üm diyenler çok faşist. kürdüz sonuna kadar kürdüz ölene kadar vallahi apoyu özledik diyenler hep halkların kardeşliği, barış falan.
çünkü kafam sik kadar çalışmıyor.
çünkü gizli akpli'yim.
sevgiliyi bir başka erkekle görmekten daha ağır olan değildir.
ayrıca; (bkz: düştüm mapus damlarına öğüt veren bol olur)
ayrıca; (bkz: düştüm mapus damlarına öğüt veren bol olur)
tamamen yobazlıktır.
nilüfer bursa'nın kadıköyü'dür ve bunun üzerine oyunlar oynanıyor.
ayrıca bir kadının dekoltesinden etkilenmeyip rahatsız olan erkek ılıktır, kimse kusura bakmasın.
nilüfer bursa'nın kadıköyü'dür ve bunun üzerine oyunlar oynanıyor.
ayrıca bir kadının dekoltesinden etkilenmeyip rahatsız olan erkek ılıktır, kimse kusura bakmasın.
ülkenin gelişmişlik düzeyiyle doğru orantılıdır.
ayrıca ayrım gözetmeden hizmet vermek ne amına koyayım? böyle savunma mı olur lan. yazık.
ayrıca ayrım gözetmeden hizmet vermek ne amına koyayım? böyle savunma mı olur lan. yazık.
