bugün
- ciğer yiyen midesizler9
- sözlük yazarlarının ruh hali13
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması11
- ciğer yemediği için evde kalan kız4
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- ciğer vs kokoreç6
- boşanmaların artma sebebi4
- yulaf yiyen insan5
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanmaması2
- nervio için ciğer yemekten vazgeçmek5
- karton abi2
- çocukların duyduğu her şeyi ulu orta söylemesi2
- dinci ahlaksızlığı20
- yüz görünümlüğü5
- gönlü götü geniş sözlük yazarı8
- yunan adalarına gitmek20
- akıl2
- nervio benimle evlenir misin5
- rüyada nervio yu görmek9
- linç yiyeceğin bir şey söyle7
- yunan aşığı tip15
- yarın yataktan kalkamayacak yazar4
- ismet gürbüz'ü çarmıha germek3
- nazım hikmet ruzi nazar görüşmesi3
- fatma betül sayan kaya60
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak15
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- ismet gürbüz'ü denize atmak3
- truesuz sözlük11
- israil satanist bir devlettir2
- nervio yu ciğer tavasına atmak3
- insanlar size bakınca ilk ne ilgilerini çeker5
- ciğer sevmemek cahillik mi3
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması14
- korkulan ölüm şekli5
- en lezzetli balık6
- ölmeyecek gibi yaşıyor millet5
- cadı büyücü tipli kadınlar2
- sexting4
- arjantinli erkekler6
- hayati yazıcı'nın oğlunun mal varlığına tedbir2
- turşu suyu içen bayan4
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- allahın yabancı kadınlara torpilli davranması3
- rujlu erkekle öpüşmek14
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler14
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- takıntılı olduğunuz hareketler4
- antipanik5
- yakınım nasıl ama2
insan, bir kere tek başına kalmayagörsün! Nerde olsa tek başınadır. Meydan savaşında bile
"kaltaban" kelimesine hayat veren yazardır. birisine kızdığımız zaman sıfat olarak bunu kullanmaya başladık biz de sayesinde.
cumhuriyet döneminin önde gelen roman yazarlari ve düşünürleri arasindadir. Siyasi ve tarihi romanlariyla taninmiştir. Özellikle son osmanli ve ilk cumhuriyet yillarinin siyasi atmosferi, romanlarinin da düşüncelerinin de başlica konusudur. Bunun yaninda osmanli devletinin kuruluşu ve cumhuriyet döneminin ilerleyen yillarinda ortaya çikan bazi kültürel gelişmeler (bozkirdaki çekirdek) de yazarin konulari arasinda sayilabilir.
resmi tarih saçmalıkları ile günümüz 18-30 yaş arası grubu yeteri kadar yalanları ile kandırmış kişidir.
--spoiler--
"Biz bu ingiliz gâvurlarıyla savaşmadık, Yunanlılarla savaştık. ingilizlere bir tek bile kurşun atmadık... Peki bu ingiliz gâvurları, durup dururken istanbuldan niye çekip gitti?"
--spoiler--
ve işte cevabı:
ingiliz Sömürge Bakanı Gladiston, Lordlar Kamerasında elinde Kuranı kaldırmış, Bu Kuran Müslümanların elinde durdukça biz Türkleri yenmiş sayılmayız diye haykırmıştı. 40 yıl sonra aynı kürsüde Lord Curzona aynı şey sorulmuştu. Türklere istiklallerini niçin verdiniz? Curzon. Korkmayın 30 senen sonra kendi elleri ile Kuranı yok ettirecek bir özgürlük verdim onlara! diyecekti.
ismet Paşa, ayağının tozuyla Lozana ilk geldiği gün batılı devletlere karşı verdiğimiz teminatların sonuna kadar arkasındayız diye açıklama yapmıştı. Bu teminatların neler olduğu zamanla anlaşılacaktı.
"Biz bu ingiliz gâvurlarıyla savaşmadık, Yunanlılarla savaştık. ingilizlere bir tek bile kurşun atmadık... Peki bu ingiliz gâvurları, durup dururken istanbuldan niye çekip gitti?"
--spoiler--
ve işte cevabı:
ingiliz Sömürge Bakanı Gladiston, Lordlar Kamerasında elinde Kuranı kaldırmış, Bu Kuran Müslümanların elinde durdukça biz Türkleri yenmiş sayılmayız diye haykırmıştı. 40 yıl sonra aynı kürsüde Lord Curzona aynı şey sorulmuştu. Türklere istiklallerini niçin verdiniz? Curzon. Korkmayın 30 senen sonra kendi elleri ile Kuranı yok ettirecek bir özgürlük verdim onlara! diyecekti.
ismet Paşa, ayağının tozuyla Lozana ilk geldiği gün batılı devletlere karşı verdiğimiz teminatların sonuna kadar arkasındayız diye açıklama yapmıştı. Bu teminatların neler olduğu zamanla anlaşılacaktı.
bugün doğum günü olan ünlü yazar.
"aldanmak ehemmiyetsiz bir cezadır. aldatmak mühim bir azap." diye buyurmuştur büyük insan.
Yorgun savaşçı, devlet ana, hür şehrin insanları, kurt kanunu ve birçok eserini okumayanlar için D&R'da kemal tahir ile bir hafta yapılmaktadır sahip olmak isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsattır.
Kısa ve öz bilgisi için,
görsel
Yorgun savaşçı, devlet ana, hür şehrin insanları, kurt kanunu ve birçok eserini okumayanlar için D&R'da kemal tahir ile bir hafta yapılmaktadır sahip olmak isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsattır.
Kısa ve öz bilgisi için,
görsel
bugün ölüm yıldönümü olan ünlü yazar.
Devlet Ana adlı romanında Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemini anlatır.
Engin Ardıç'ın köşesinde saygıyla zikrettiği yazarlardan birisidir. inönü zihniyetine giydirirken bolca alıntı yapar kemal tahir'den.
"orospunun dişisi, erkeği olmaz. orospuluk huydur. söz verip tutmamak, borcunu inkâr etmek, birini casuslamak, arkadan adam vurmak, kendinden zayıfı ezmek; hattâ korkmak bile yerine göre orospuluktur." demiş ne güzel demiştir.
''gözleri kapanırken: ''uykunun da bir çeşit kurtuluş sayıldığı zamanlara lanet olsun ' dedi . ''
romancılığı iyi olmayan yazardır. evet karakter ve diyalog tamam ama roman bütünü oluşturma ve sonunu getirmekte usta olmadığı anlaşılıyor.
sevdiğimiz yazarlarımızdandır. ancak o mayk hammerli polisiye roman kemal tahir'e ve türk edebiyatına pek yakışmıyor. seviye düşüklüğü ve her sayfada bir esas oğlanın elden geçirdiği kadınlar polisiye roman mı yoksa haşna fişne romanı mı sorusunu akla getiriyor.
Kemal Tahir ile 33 yaşımda tanıştım evet bu benim utancım. Lakin en azından tanıştım bu açıdan kendimi şanlı buluyorum(O da Engin Ardıç sayesinde. Köşesinde yırtınıyor Türkiye'ye Kemal Tahir'i anlatmak için).
Esir Şehrin insanları kitabını okuyorum şu an. Türkçe'sinden enfes lezzet alıyorum. Size tavsiyem Kemal Tahir okumadan bu dünyadan göçmeyiniz.
Esir Şehrin insanları kitabını okuyorum şu an. Türkçe'sinden enfes lezzet alıyorum. Size tavsiyem Kemal Tahir okumadan bu dünyadan göçmeyiniz.
''neyi niçin aradığını önceden
bilemiyorsan, hiçbir yerde,
hiçbir şeyi bulamazsın.
yanıldığının ispatını bile.''
bilemiyorsan, hiçbir yerde,
hiçbir şeyi bulamazsın.
yanıldığının ispatını bile.''
"Tarihten kaçmak, namustan, doğruluktan, bilgiden kaçmaktır."
sözünün sahibi,düşünen, fikreden, sorgulayan ve yazan bir entellektüeldir.
sarı paşa'ya pişkin pişkin "süphe yoktur, bir dehadır " diyen ilber'e karşın;
resmi tarihe inanmayıp sorguladığı ve osmanlı'ya "kerim devlet" dediği ve sarı paşa'dan hiç hazetmediği için (bırakın ona deha payesi vermeyi; türk'e köklerini unutturma gayesi ve türk tarihinin miladını 1923 olarak sıfırlama cehdi yüzünden, komlexli şaşkın olarak vasfetmiştir.
Binaenaleyh, kemalistler,solumsu atatürk'çüler laik ve çağdaş yaşamcılar kemal tahir'den hiiiç hazetmezler.
kemal tahir'in romanları "tadından yenmeyen,bitmesinden korkulan" harika eserlerdir.
bize bizi mükemmelen resmetmiştir.
sözünün sahibi,düşünen, fikreden, sorgulayan ve yazan bir entellektüeldir.
sarı paşa'ya pişkin pişkin "süphe yoktur, bir dehadır " diyen ilber'e karşın;
resmi tarihe inanmayıp sorguladığı ve osmanlı'ya "kerim devlet" dediği ve sarı paşa'dan hiç hazetmediği için (bırakın ona deha payesi vermeyi; türk'e köklerini unutturma gayesi ve türk tarihinin miladını 1923 olarak sıfırlama cehdi yüzünden, komlexli şaşkın olarak vasfetmiştir.
Binaenaleyh, kemalistler,solumsu atatürk'çüler laik ve çağdaş yaşamcılar kemal tahir'den hiiiç hazetmezler.
kemal tahir'in romanları "tadından yenmeyen,bitmesinden korkulan" harika eserlerdir.
bize bizi mükemmelen resmetmiştir.
"Vatan sevgisi ile kadına duyulan sevginin ortak yanı ikiside insanı yüceltir."
Esir şehrin insanları.
Esir şehrin insanları.
"zor yaşar kendi kendisinin gözünden düşen adam..."
kemal tahir'in hayat hikayesi için:
https://www.youtube.com/watch?v=1skxRg238nE
kemal tahir'in hayat hikayesi için:
https://www.youtube.com/watch?v=1skxRg238nE
Notlar'ın üçüncü cildinin başında şöyle bir sözü yer alan yazar:
kendi dilini (ana dilini) doğru olarak kullanmak vatanseverliklerin en yücelerindendir.
kendi dilini (ana dilini) doğru olarak kullanmak vatanseverliklerin en yücelerindendir.
yaşar kemal'den daha iyi bir edebiyatçıdır. yaşar kemal tek kitaplı bir yazarken kemal tahir'in her romanı ayrı bir dünya, ayrı bir tezdir. kemal tahir de solcudur aslında ama yaşar kemal kadar dikkat çekmemiştir. yaşar kemal'in bir de kürtçü bonus puanı vardır netekim.
sanırım mütareke yıllarını en güzel anlatan yazarımızdır. ayrıca köy yaşamını gerçekçi bir dille anlattığı kitapları da önemlidir.
gerçekçi roman, öykü yazarı ve düşünür olması en beğendiğim yönlerinden olup, 21 nisan 1973 tarihinde vefat etmiştir. allah rahmet eylesin.
Kendi dilini (ana dilini) doğru olarak kullanmanın, vatanseverliklerin en yücesi olduğunu söyleyerek tüylerimi ürpertmiş edebiyatçı.
Kemal Tahir anlatıyor:
"Meselimiz eski; on yedinci yüzyılın bir işleri... Moskof gavuru ile tutuşmuşuz ki arapsaçına dönmecesine! Bir onlar bizi bastırıyor, bir biz bastırıyoruz. Yenişememişiz sizin anlayacağınız. iki yanın da soluğu tükenmemiş..."
Lafı baştan uzun tutmayalım. Durumun açmaza girdiğini gören Çariçe, savaş bölgesine iki kıdemli adamını Orlof'la Abrişkof'u gönderiyor. inceleme sonunda barış gereği ortaya çıkıyor. Osmanlı'ya haber salınıyor. Gerisini Kemal Tahir anlatıyor:
"Saray sevinmiş habere. Sağlam bir barış kurabilmek ve de savaştan zararlı çıkmamak için yaman bir müzakereci bulup yollamış: Çenebaz Osman Efendi! Bu Osman Efendi medresede Aristo mantığı okumuş ki ağzından akıl donduran laflar dökülüyor. Padişah da istanbul'un altını üstüne getirerekten nefesi güçlü bir hoca bulup ona bir muska yazdırmaz mı! Muskayı hemen bir ulakla Osman Efendi'ye gönderir ve de bunu müzakerecilerin geçecekleri yola gömdürmesini, muskayı atlayanın aklı başından uçacağını haber verir!
Osman Efendi zaten çene gücüne bel bağlayıp elde avuçta durmuyor, bir de muska erişince 'Şimdi keferenin hakkından geldim' deyip yüreğini az biraz serinletip ertesi sabah barış masasına oturmuş. Derken, Orlof'la Abrişkof muskanın üstünden atlayıp gelmezler mi! Osman Efendi düşünmüş 'Bunlar muskayı geçti, akıl da bunlardan geçti demektir. Ne kaldı geride? Hırsı kalmıştır gavurun, para hırsı! Sarı liralarla hırsını da doyurdum mu, canını aldım gitti ben bu keferelerin!'
Osman Efendi büyü ve çene gücüne yaslanıp açar konuşmayı: 'Şu Kırım meselesini görüşelim!?...' Ruslar birbirlerinin yüzüne bakarlar: 'Ne diyor bu efendi' diye. Sonra Osman Efendi'nin yüzüne bakıp sırıtırlar. Besbelli bu efendi çok şakacı! Kırım meselesi çoktan sarılıp dürülmüş, yeniden konuşulacak yanı yok. Az biraz gülerler, az biraz hafiften öksürürler; gelgelelim bizim Osman Efendi 'Kırım' diyor da ağzından başka söz çıkmıyor. 'Şu Kırım meselesini canım, şunu bir görüşüp savuşturalım da gerisi kolay iş' deyip bir sağ elini sağındaki altın torbasına, bir sol elini solundaki altın torbasına sokup sarı liraları durmadan şakırdatıyor.
Ruslar 'Herhalde bu efendi bugün hasta, yarın iyileşir inşallah, konuşmayı erteleyelim' diyorlar. Ama ertesi sabah Osman Efendi'nin yine ilk sözü: 'Aman şu Kırım meselesini bir savuşturalım, gerisi kolay' oluyor. Bir gün, iki gün, üç gün; Ruslar bakıyorlar ki buradan bir yere çıkılmaz. Orlof'la Abrişkof Moskova'ya dönüyorlar, komutan Romanzof da ordularının başına geçiyor."
Osman Efendi saraya şöyle yazmış: "Her şey tasarlandığı gibi oldu. Çariçe'nin iki sevgilisi, Orlof'la Abrişkof'un akılları başlarında olmayıp Moskova yolundadırlar. Romanzof'a gelince, onun da geçeceği yola muskayı gömdüğümüzden, mecnun olup avareleşeceğinden şek kalmamıştır."
Tahir diyor ki: "Romanzof büyüyü atlayıp Osmanlı cephesini yarıyor, ta Kaynarca'ya kadar dayanıyor. Biz bu Osman Efendi yüzünden Kaynarca Anlaşması'nı imzalamak zorunda kaldık!"
Rus Başkomutanı Romanzof anılarında Osman Efendi için şöyle diyormuş: "Bu efendi delidir desek, edepten dışarı! Ancak şöyle deriz: Bunun aklı var, var ama, bu akıl bizim bildiğimiz, gördüğümüz akıllardan değildir!"
Artık "Bunlar nasıl bir akıllar!" deyip durmak da, "akıl donduran laflar" da, "temenni muskaları" da canımıza yetti. Çaresine gelince:
Meseli dinleyen dostu şöyle diyor Kemal Tahir'e: "Bu mu senin Osmanlı diye yere göğe sığdıramadığın! Bu senin Osmanlı'da iş yok!"
Kemal Tahir'in yanıtı: "O Allah'ın bir işi, senin aklın ona nereden ersin? Beş tane Osman Gazi gönderse peş peşe, dünya yetmeyecek Osmanlı'ya! Her yüz yılda yeni bir dünya gerek o zaman. Arada bir Osman Efendi gönderiyor ki Osmanlı'yı dünya idare etsin!"
"Meselimiz eski; on yedinci yüzyılın bir işleri... Moskof gavuru ile tutuşmuşuz ki arapsaçına dönmecesine! Bir onlar bizi bastırıyor, bir biz bastırıyoruz. Yenişememişiz sizin anlayacağınız. iki yanın da soluğu tükenmemiş..."
Lafı baştan uzun tutmayalım. Durumun açmaza girdiğini gören Çariçe, savaş bölgesine iki kıdemli adamını Orlof'la Abrişkof'u gönderiyor. inceleme sonunda barış gereği ortaya çıkıyor. Osmanlı'ya haber salınıyor. Gerisini Kemal Tahir anlatıyor:
"Saray sevinmiş habere. Sağlam bir barış kurabilmek ve de savaştan zararlı çıkmamak için yaman bir müzakereci bulup yollamış: Çenebaz Osman Efendi! Bu Osman Efendi medresede Aristo mantığı okumuş ki ağzından akıl donduran laflar dökülüyor. Padişah da istanbul'un altını üstüne getirerekten nefesi güçlü bir hoca bulup ona bir muska yazdırmaz mı! Muskayı hemen bir ulakla Osman Efendi'ye gönderir ve de bunu müzakerecilerin geçecekleri yola gömdürmesini, muskayı atlayanın aklı başından uçacağını haber verir!
Osman Efendi zaten çene gücüne bel bağlayıp elde avuçta durmuyor, bir de muska erişince 'Şimdi keferenin hakkından geldim' deyip yüreğini az biraz serinletip ertesi sabah barış masasına oturmuş. Derken, Orlof'la Abrişkof muskanın üstünden atlayıp gelmezler mi! Osman Efendi düşünmüş 'Bunlar muskayı geçti, akıl da bunlardan geçti demektir. Ne kaldı geride? Hırsı kalmıştır gavurun, para hırsı! Sarı liralarla hırsını da doyurdum mu, canını aldım gitti ben bu keferelerin!'
Osman Efendi büyü ve çene gücüne yaslanıp açar konuşmayı: 'Şu Kırım meselesini görüşelim!?...' Ruslar birbirlerinin yüzüne bakarlar: 'Ne diyor bu efendi' diye. Sonra Osman Efendi'nin yüzüne bakıp sırıtırlar. Besbelli bu efendi çok şakacı! Kırım meselesi çoktan sarılıp dürülmüş, yeniden konuşulacak yanı yok. Az biraz gülerler, az biraz hafiften öksürürler; gelgelelim bizim Osman Efendi 'Kırım' diyor da ağzından başka söz çıkmıyor. 'Şu Kırım meselesini canım, şunu bir görüşüp savuşturalım da gerisi kolay iş' deyip bir sağ elini sağındaki altın torbasına, bir sol elini solundaki altın torbasına sokup sarı liraları durmadan şakırdatıyor.
Ruslar 'Herhalde bu efendi bugün hasta, yarın iyileşir inşallah, konuşmayı erteleyelim' diyorlar. Ama ertesi sabah Osman Efendi'nin yine ilk sözü: 'Aman şu Kırım meselesini bir savuşturalım, gerisi kolay' oluyor. Bir gün, iki gün, üç gün; Ruslar bakıyorlar ki buradan bir yere çıkılmaz. Orlof'la Abrişkof Moskova'ya dönüyorlar, komutan Romanzof da ordularının başına geçiyor."
Osman Efendi saraya şöyle yazmış: "Her şey tasarlandığı gibi oldu. Çariçe'nin iki sevgilisi, Orlof'la Abrişkof'un akılları başlarında olmayıp Moskova yolundadırlar. Romanzof'a gelince, onun da geçeceği yola muskayı gömdüğümüzden, mecnun olup avareleşeceğinden şek kalmamıştır."
Tahir diyor ki: "Romanzof büyüyü atlayıp Osmanlı cephesini yarıyor, ta Kaynarca'ya kadar dayanıyor. Biz bu Osman Efendi yüzünden Kaynarca Anlaşması'nı imzalamak zorunda kaldık!"
Rus Başkomutanı Romanzof anılarında Osman Efendi için şöyle diyormuş: "Bu efendi delidir desek, edepten dışarı! Ancak şöyle deriz: Bunun aklı var, var ama, bu akıl bizim bildiğimiz, gördüğümüz akıllardan değildir!"
Artık "Bunlar nasıl bir akıllar!" deyip durmak da, "akıl donduran laflar" da, "temenni muskaları" da canımıza yetti. Çaresine gelince:
Meseli dinleyen dostu şöyle diyor Kemal Tahir'e: "Bu mu senin Osmanlı diye yere göğe sığdıramadığın! Bu senin Osmanlı'da iş yok!"
Kemal Tahir'in yanıtı: "O Allah'ın bir işi, senin aklın ona nereden ersin? Beş tane Osman Gazi gönderse peş peşe, dünya yetmeyecek Osmanlı'ya! Her yüz yılda yeni bir dünya gerek o zaman. Arada bir Osman Efendi gönderiyor ki Osmanlı'yı dünya idare etsin!"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar