bugün

/246
türklerin içine sıçtığı güzel şehirdir.öyle güzel şehirdir içine sıçıldıkça hala büyüsünü kaybetmedi. özellikle eminönü ve haliç civarları bildiğin bok kokar. deniz çöplerle doludur. binalar yıkık dökük, çarpık yapılaşma almış başını gidiyor. en manevi yerinde 2 adet genelev açılmış. fatih yerinden kalksa istanbulu u eski sahiplerine iade ederdi.
yasanmayacak hale getirilen sehir. her seyi işkence.
türkiye cumhuriyeti devleti'nin gerçek başkentidir. tıpkı bir norveç gibi, perde arkasından olaylara yön vermektedir.
fosil yakıtlardan yayılan sülfür dioksit açısından dünyanın havası en pis yedinci kentidir.
insanlarının programlı birer robot olması, ufak sakin bir ilçede hayatını süren birinin sonradan kendilerini görmesiyle deh$ete dü$ürecek kadar sıradı$ı bir insan profili vardır.
Türkiye'nin nüfus bakımından en büyük şehiri.
güneş sistemini, uzayı kara delikleri bilsem, evrenin en güzel yeri dicem ama, gerçekten de dünyanın en güzel yeridir istanbul.. denizinde mavi, kızılında gelincik...
4 mevsimini yavaş yavaş kaybeden güzelim şehir.
20 milyonluk nüfusuyla artık türkiye'nin haricinde başlı başına bir ülkedir.
uykusuzluğun şehri.
dünyanın merkezlerinden birisidir. milattan sonra 5.yyılda "dünyanın merkezi" sayılırmış.

marmaray sırasında yenikapıda yaptıkları kazılarda bulduklarına göre, dünyanın en eski yerleşim merkezi. şehir olarak. m.ö. 8000-9000yıllarında istanbul´da insanlar düzenli hayat sürüyorlarmış.

hiçkimse istanbul´u anlatamaz. ancak herkes kendi penceresinden ne görebiliyorsa, ne kadarınaa aklı kesiyor, kafası basıyorsa, o kadarını anlatabilir.

istanbul, kendi başına bir dünyadır. ve her şahıs bu dünyada kendi çevresinden etkilerine binaen anlatabilir bu şehri.

istanbul´daki birbirine aykırı insan profilleri o kadar çelişkiler içerir ki, öyle basit bir şekilde bir insanın bütün olayı yakalaması bana kalırsa imkansız birşeydir.

istanbul´da tinerci çocuklarla bi köşede esrarı çeker, o kafayla biraz ilerideki otelin roof bar´ında "beethoven" dinleyebilir, sonra da aşağıda galatasaray civarlarında gs laf ettin diye bıçaklanıp ölebilirsin.

her an herşey mümkündür bu şehirde.

memur kafasıyla yaşayan adam göre değildir şehr-i istanbul. her an ayak üstünde kazıklanabilir, çantanı kaptırabilirsin. taksi dolmuş şöförüne param yok diyince o sana kalenderlik edip eve bedava götürebilir seni.

yerine göre çok cimri, yerine göre çok bonkör, ya da orospu, ya da azize olabilir, istanbul adama.

heryerinde başka muhabbet döner istanbul´un. kimi yeri mekke´deki kadar sofu müslümandır, kimi yeri de las vegas´tan daha günahkar. ve bunlar birbirlerinden uzak mesafelerde değildirler. kimi yerinde kitap kurdu olursun, kimi yerinde uyuşturucu müptelası.

istanbul kendi dinamikleri olan tehlikeli bir güzelliktir. onunla iyi geçinmeyi bileni ihya eder, bilmeyeni de mahveder. bu böyledir.
insanların gününün yarısını trafikte geçirdiği şehirdir.
bugün gökyüzü mavisine aşık olunacak şehirdir.
tarihi istanbul olarak ikiye ayrılır.
istanbul. tam bir arada kalmışlık örneği, amerikan rüyası ile ortadoğu anlayışının avrupa hasreti ile birleştiği, doğasını mahvedip yeni yeni düzeltmeye çabaladığımız, sakin(!)lerinin bir süre sonra türkiyenin başka şehirlerinde temelli yaşamaya yanaşmayacağı iki kıtalı, sesi, kokusu ayrı bir city. zamanla rayına oturacak her sey ama hangi düzen ağır basacak… zenginin gitgide daha zengin fakirin de gitgide daha fakir olduğu, bol sıfırlı maaş alanların xbin dolarlık şampanya şişelerini açtırırken ikinci defa düşünmediği bir yaşam biçimine doğru gidişhat beni korkutuyor...
uyduruk menulu restaurantların manzarasına guvenip burnundan kıl aldırmadığı, televole gece hayatının bir anda ayıplanmaktan çıkıp özenilen bir tarz olduğu kopamadığım karmaşıklık.
okan bayülgen' in kızının ismi.
sakaryaya universite icin okumaya gittikten sonra kiymetini anladigim yasadigim guzeller guzeli sehir.
en çok özlenecek şehirlerden biridir. vazgeçilmezdir.
parası olana güzel olmayana cehennemdir.
559 yıl önce bugün fatih ve askerlerinin, efendimizin hadis-i şerifindeki mertebeye ulaşarak fethettiği güzel şehirdir.

üstad n.f.k. ise şöyle anlatmıştır;

Canım istanbul

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu istanbul diye toprağa kondurmuşlar.

içimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.

Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki istanbulludur.

Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüzgar onda, onda misale.

istanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...

istanbul,
istanbul...

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...

Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...

Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..

Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...

O manayı bul da bul!
ille Istanbul'da bul!

istanbul,
istanbul...

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.

Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.

Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...

Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim" i...

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.

istanbul,
istanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...

Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.

Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.

Ana gibi yar olmaz, istanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,

istanbul,
istanbul...
sizi kendine aşık edendir istanbul. en çok çektirendir ama yine de ondan kopmanıza izin vermeyendir. istanbul aşktır bir nevi. sevgidir. insanın en büyük tekmeyi yediği birini ölesiye sevmesi gibidir istanbul. tekme atar, incitir, ağlatır. hiç ummadık bir yerde ummadık birşey çıkartır karşına. ama ne olursa olsun o istanbul'dur. aşık olduğun şehirdir. rüzgarı yüzünü okşadığında mest olduğun şehirdir. istanbul herşeydir.
her gittiğim yabancı şehirdeki içimdeki özlemin ve "başka hiçbir şehre tam olarak ait olmama" hissimin nedeni.

sen nasıl bir şehirsin ya! senin yüzünden nereye gitsem "burası güzel ama istanbul daha güzel." demek zorunda mıyım ben? aklımdan çıkmamak zorunda mısın? hep bir geri sana dönme arzusu hissetmek zorunda mıyım?

sen nasıl tuhaf, nasıl farklı bir aşk biçimisin, çözemedim. ama benimsin istanbul ve ben de hep seninim!
müthiş ezgilere sahip nurettin rençber şarkısı..
https://www.youtube.com/watch?v=G8smwAPQgww

Büyülenir ruhum kar altındayken sen
Ağır, ağır kalkar eski bir vapur
Peşinde martılar çığlık çığlığa

Kuleler hisarlar kaleler göz kırpar
Kıskanır yıldızlar Beyoğlunda akşam
Tuz kokar caddeler sarhoş rüzgârlar

Ben küçücük bir köşede
Sen içimde bir koca şehir
Burda ki çelşki biziz istanbul

Ben küçücük bir köşede
Sen içimde bir koca şehir
Burda ki çelşki biziz istanbul

Geceleri altın safran gibi karlar
Işıl ışıl uzar arşa minareler
Sanki birer kolye zarif köprüler

insanlar geçerken önümden telaşla
Bir uğultu kaplar göğün üstünü
Sesler birbirine karışır gider

Sen içimde zümrüdü Anka
Bense kanadında ki çocuk
Dillerde ki masal biziz istanbul

Hey yedi tepeli şehir
Her tepede bin bir kahır
Düşlerdeki umut biziz istanbul
19 yıldır yaşadığım bu şehirden geçen yıl ayrıldım , inanir mısınız hiç özlemiyorum.
ve bence bu şehirde ne okunur ne de çalışılır. gezmeye geleceksin o da bir haftayı geçmeyecek . işte o zaman en kral şehir , aksi takdirde zulüm.
tarihin bir çok medeniyetine başkentlik yapmış bir şehir olmasının yanı sıra eşsiz mimarisi ile gelen turistlerin hayran kaldığı bir şehirdir. ancak bu şehir çarpık kentleşme ve nüfus yoğunluğu nedeniyle neredeyse çökecek ve sonunda suyun derinliklerine inecek gibi.
© copyright 2005 - 2026