bugün
- arkadaşlar öldünüz mü10
- anal ilişki yaparsak hemoroid olur muyuz10
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak18
- keşke atatürk hiç doğmasaydı diye düşünen yobaz4
- atatürk'ün islam ile değil emevi diniyle savaşması4
- 43 bin yaşlının ölümünde ağır ihmal2
- yapay zekayı destekleyen mallar4
- müslüm gürses'i herkesin sevmesi4
- telefonlardaki görüntüler porno sitelere satılıyor2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak2
- gocu nerede gocu7
- nemlendirici krem19
- siyasal islamcıların ataları2
- sabah menemen yaparken kış güneşi dinlemek3
- çirkin yapınca tacizci yakışıklı yapınca çapkın2
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek12
- recep ivedik 83
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri13
- clio klitorisin kısaltılmışıdır5
- nissan micra kullanan erkek11
- öğretmenlerin teneffüse ihtiyacı olması5
- nev18
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- src belgesi2
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın9
- sabah erken kalkmanın erdem sayılması11
- kadir mısıroğlunun yezid hayranlığı2
- güne jelatinli ananas suyu ile başlamak2
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum6
- kudüs üç semavi din için önemlidir3
- mustafa sarıgül'ün babanızla arkadaş olması2
- dabbe2
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- disco disco gezen insan8
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- mony tontana birader2
- katatespizartmasi12
- fon vurgunu56
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek24
- zorunlu askerlik ve liberteryan itiraz2
- kedi tırnağı kesmek5
- askerde özlenen şeyler8
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- erlik4
- borsa 10 000 lere gidebilir mi2
- israil alpen2
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı55
- cinler6
- çocukluk arkadaşlığı11
basina gelmis en kotu sey turkiye cumhuriyeti dir.
gecenin sessizliğine boğazın ışıklarının karıştığı zamanlarda insanı mest eden bir mekan. bazen düşünüyorum da bu şehri yaşayıp aşık olmamak mümkün olmasa gerek.
dün gece yine kendisini yendiğim memleket. çok mu subjektif oldu ?
Seneye yerleşeceğim şehir!
1-2 kez görüp aşık oldum kendisine.
ayrıca aşık olduğum adamın yaşadığı şehir..
ilk aşk bu olsa gerek..
seneye benimsin istanbul..
1-2 kez görüp aşık oldum kendisine.
ayrıca aşık olduğum adamın yaşadığı şehir..
ilk aşk bu olsa gerek..
seneye benimsin istanbul..
her sabah gözlerimi açtığım ve her akşam ışıklarında kaybolup karanlığını içime kapattığım, nefes alıp karnımı doyurduğum, boğazı izlerken boğazıma düğümlenen, martı seslerinin her daim eşlik ettiği 24 saatin, sıfırdan başlayıp sonsuza uzanan x-y düzleminin herhangi bir yerinde bazen, bazen kocaman bu şehir dört duvar gibi gelen, sevildiğim ama hiç sevmediğim şahlar kenti..
herkesin yargısız infaz ettiği, tüm suçları boğazında taşıyan yorgun ama gururlu şehir.
çalar saatin zili çalar, bi esnersin sağına soluna bakınır sonra camın ardındaki istanbul'u görürsün.
gün daha yeni başlıyodur, yolda arabalar nadir görülüyor ama herkes uyanıyordur. bir canlılık dolar içine. bu akşam eve gelince şunları yapıcam dersin. mutlusundur.
daha sonra kalkar elini yüzünü yıkarsın, kıyafetleri giyip bi şeyler zıkkımlandıktan sonra kapatırsın evinin kapısını.
servise binersin yada arabana, yola çıkmışsındır. senle beraber herkeste çıkmıştır. korna sesleri daha bir canlı çıkıyor, insanlar birbirine küfretmeye başlıyordur.
sende onlardan geri kalmazsın, araba kullanırken sadece senin çok iyi araba kullandığını, diğer herkesin çevresindekilerden bihaber olduğunu düşünürsün
yola giderken sağa sola bakınıyosundur, her yer capcanlıdır. herkeste bi enerji bi enerji..
herkes işine gücüne yetişiyordur. yabancı liselere giden çocukları görürsün. servisin içindeki tiplere göz atarsın. hepsinde mp3 player, müzik dinliyolardır. hepsi mutsuzdur.
diğer çevrendekilere bakarsın, hepsi hayatının aşkını bulmaya çalışıpta bi türlü bulamayan ama aramaktanda vazgeçmeyen bakımlı kadınlardır. sonra düşünürsün şimdi kaza yapsakta tanışsak şununla. sonra on saniyeliğine evlendiğinizi falan düşünürsün. sonra bi korna sesi ve gerçek hayat..
haliç'ten geçerken dahada bi canlanırsın. her yer o kadar canlıdırki.
sonra işin başlar. yaparsın, edersin, düşünürsün, şu şunu giymiş aa bunda bu mu vardı. kafanda biraz dedikodu yaptıktan sonra öğle yemeğine gider ve hayatının aşkını düşünürsün.
karşındaki masada oturan kadınla bakışırsın, bi şeyler olur kadın kalkar gider, sende son ekmek dilimlerini ağzına atıp masa başına geri dönersin.
iş bitmiştir, eve dönme vakti.. herkeste yine bi telaş, herkes bi rahatlama içinde. farkında değilsindir ama her günün böyle geçer.
eve varana kadar milyonlarca insana küfrediyosundur trafikte. onlarda sana küfrediyodur ama yine güzel bi bayan görürsün. bu sefer yanında sevgilisi vardır.
çok mutlu gözükürler, gülüşürler, o an onlardan nefret edersin. arabalarına çarpıp kaçmak gelir içinden. birbirlerine gülüp öpüşürler. o onun elini tutar, diğeri elini öper falan. çok imrenirsin.
sonra en son sevgilin gelir aklına. neden ayrıldığınızı düşünürsün ilk başta. sonra keşke ayrılmasaydık dersin, onunla cilveleştiğiniz anlar gelir aklına, üzülürsün.
sonra eve gelirsin, kapıdan içeri girdikten sonra "burası benim" dersin içinden. ilk bi yatağa uzanırsın, esneyip rahatlarsın.
sonra en üşengeç halinle yataktan kalkıp üstünü değiştirirsin. karnın acıkmıştır. knorr'un makarna soslarıyla birlikte bi tane makarna yaparsın kendine.
bu sırada televizyonda bi şeyler açar, tepsini alırsın yanına.
rahatsındır, belkide mutlu ama bi şeyler eksiktir.
o zamanda en çok sevdiğin sevgilin gelir aklına. onunla bu kanepede olan oynaşmalarınız, konuşmalarınız gelir aklına. yine üzülürsün, "heey gidi günler" çekersin.
sonra bi program bulmuşsundur, onu seyredersin o sırada uykun gelir.
yatağına gidersin, bu gününün güzel geçtiğini düşünürsün. ama yanında birisi yoktur ve yine bi sevgilin olması gerektiğini düşünürsün.
bi yarım saat hayal kurduktan sonra uykuya dalarsın. ama uykuya dalmadan önce son bi kez pencereden dışarıya bakarsın. istanbul hala yaşıyodur, o hep yaşayacaktır. sana karşı ne merhametli olacaktır, ne de saygılı. sen onu değil, o seni yaşıyodur ve sen bunun farkında değilsindir. istanbul budur işte. frank sinatra'nın new york new yooork şarkısı gelir aklına. yavaş yavaş gözlerin kapanır ve başka bi "istanbul günü"ne dek açılmaz.
istanbul yine seni esir alacaktır, belki kıracak, belki sevindirecek. ama hep buruk bir tat bırakacaktır. nolursa olsun bu şehri seversin. sürekli kahkaha atan deli bi kadına benzetirsin şehri. sürekli elinde bi sigara, pencere köşesinde oturmuş etrafı izleyip kahkahalar atan bi kadın gelir aklına. yine ve yine new yoork, new yooork. ama burası istanbul be baba.
gün daha yeni başlıyodur, yolda arabalar nadir görülüyor ama herkes uyanıyordur. bir canlılık dolar içine. bu akşam eve gelince şunları yapıcam dersin. mutlusundur.
daha sonra kalkar elini yüzünü yıkarsın, kıyafetleri giyip bi şeyler zıkkımlandıktan sonra kapatırsın evinin kapısını.
servise binersin yada arabana, yola çıkmışsındır. senle beraber herkeste çıkmıştır. korna sesleri daha bir canlı çıkıyor, insanlar birbirine küfretmeye başlıyordur.
sende onlardan geri kalmazsın, araba kullanırken sadece senin çok iyi araba kullandığını, diğer herkesin çevresindekilerden bihaber olduğunu düşünürsün
yola giderken sağa sola bakınıyosundur, her yer capcanlıdır. herkeste bi enerji bi enerji..
herkes işine gücüne yetişiyordur. yabancı liselere giden çocukları görürsün. servisin içindeki tiplere göz atarsın. hepsinde mp3 player, müzik dinliyolardır. hepsi mutsuzdur.
diğer çevrendekilere bakarsın, hepsi hayatının aşkını bulmaya çalışıpta bi türlü bulamayan ama aramaktanda vazgeçmeyen bakımlı kadınlardır. sonra düşünürsün şimdi kaza yapsakta tanışsak şununla. sonra on saniyeliğine evlendiğinizi falan düşünürsün. sonra bi korna sesi ve gerçek hayat..
haliç'ten geçerken dahada bi canlanırsın. her yer o kadar canlıdırki.
sonra işin başlar. yaparsın, edersin, düşünürsün, şu şunu giymiş aa bunda bu mu vardı. kafanda biraz dedikodu yaptıktan sonra öğle yemeğine gider ve hayatının aşkını düşünürsün.
karşındaki masada oturan kadınla bakışırsın, bi şeyler olur kadın kalkar gider, sende son ekmek dilimlerini ağzına atıp masa başına geri dönersin.
iş bitmiştir, eve dönme vakti.. herkeste yine bi telaş, herkes bi rahatlama içinde. farkında değilsindir ama her günün böyle geçer.
eve varana kadar milyonlarca insana küfrediyosundur trafikte. onlarda sana küfrediyodur ama yine güzel bi bayan görürsün. bu sefer yanında sevgilisi vardır.
çok mutlu gözükürler, gülüşürler, o an onlardan nefret edersin. arabalarına çarpıp kaçmak gelir içinden. birbirlerine gülüp öpüşürler. o onun elini tutar, diğeri elini öper falan. çok imrenirsin.
sonra en son sevgilin gelir aklına. neden ayrıldığınızı düşünürsün ilk başta. sonra keşke ayrılmasaydık dersin, onunla cilveleştiğiniz anlar gelir aklına, üzülürsün.
sonra eve gelirsin, kapıdan içeri girdikten sonra "burası benim" dersin içinden. ilk bi yatağa uzanırsın, esneyip rahatlarsın.
sonra en üşengeç halinle yataktan kalkıp üstünü değiştirirsin. karnın acıkmıştır. knorr'un makarna soslarıyla birlikte bi tane makarna yaparsın kendine.
bu sırada televizyonda bi şeyler açar, tepsini alırsın yanına.
rahatsındır, belkide mutlu ama bi şeyler eksiktir.
o zamanda en çok sevdiğin sevgilin gelir aklına. onunla bu kanepede olan oynaşmalarınız, konuşmalarınız gelir aklına. yine üzülürsün, "heey gidi günler" çekersin.
sonra bi program bulmuşsundur, onu seyredersin o sırada uykun gelir.
yatağına gidersin, bu gününün güzel geçtiğini düşünürsün. ama yanında birisi yoktur ve yine bi sevgilin olması gerektiğini düşünürsün.
bi yarım saat hayal kurduktan sonra uykuya dalarsın. ama uykuya dalmadan önce son bi kez pencereden dışarıya bakarsın. istanbul hala yaşıyodur, o hep yaşayacaktır. sana karşı ne merhametli olacaktır, ne de saygılı. sen onu değil, o seni yaşıyodur ve sen bunun farkında değilsindir. istanbul budur işte. frank sinatra'nın new york new yooork şarkısı gelir aklına. yavaş yavaş gözlerin kapanır ve başka bi "istanbul günü"ne dek açılmaz.
istanbul yine seni esir alacaktır, belki kıracak, belki sevindirecek. ama hep buruk bir tat bırakacaktır. nolursa olsun bu şehri seversin. sürekli kahkaha atan deli bi kadına benzetirsin şehri. sürekli elinde bi sigara, pencere köşesinde oturmuş etrafı izleyip kahkahalar atan bi kadın gelir aklına. yine ve yine new yoork, new yooork. ama burası istanbul be baba.
ölülerin bile yaşadığı şehirdir.
öyle yorucu bir şehirdir ki günün yorgunluğunu nerede atsam lan acaba diye düşünürken bile yorulursunuz. O kadar güzel birşehir işte.
uzak kalınca orada geçen zamanın kıymetini insanın yüreğine vura vura hissettiren şehir.
Sokaklarına, köprülerine, camilerine, tarihine, havasına, suyuna, yeşiline ve mavisine bir türlü doyamadığım şehir.
taksimde yeni yıl akşamı önüne gelen her kıza asılan abazanları, durukta bekleyen bir kızı hiç hem de hiç rahatsızlık duymadan kesen öküzleri, laf atanları vs. olmasa çok daha güzel yaşanabilinecek güzel şehir.
''SEVGiLi'' memleket, özlenen, bir an önce kavuşulmak istenen, kalabalık, gürültülü, güzel şehir.
o kadar çok ağladı ki bugün gözümün önünde ayaklarına kapanasım geldi. çok sövdürüyor ama çok sevdiriyor şehri...
kalabalık şehir.
trenlerinde, otobüslerinde sıklıkla ezilme tehlikesi geçirdiğim şehir.
ama yine de aşık olduğum şehir.
trenlerinde, otobüslerinde sıklıkla ezilme tehlikesi geçirdiğim şehir.
ama yine de aşık olduğum şehir.
güzllikleri her duyguya hakim olabilen büyülü şehir .
Hiç yaşamadan, insan bi şehri ancak bu kadar sevebilir; bi şehir ancak bu kadar sevdirebilir kendini. Denizinin kokusunu geçtim, ''can sıkıcı'' denilen trafiğine kadar, daha hiç yaşamadan, özlem duyuyorum ben. daha ötesi, ben, istanbul'u kıskanıyorum. kesinlikle belli dönemlerden yaşamak istenilen yer. Türkiye'nin üç kalbinden biri, bana göre. * *
umutlar, hayaller, mutluluk, biraz hüzün, sevgi ve daha nicesini barındırır içinde; istanbul, büyülü o kent...
umutlar, hayaller, mutluluk, biraz hüzün, sevgi ve daha nicesini barındırır içinde; istanbul, büyülü o kent...
Bu büyülü ce(hen)net şehire yazdıgım yazının adıdır.
şehirler yorulan bedenlerini kimde dinlendrirler. yok mudur sevdalıları onların da, zamanın bir yerinde terkedip gitmiş olan? bir zaman tüm hikayelerini anlattıgı, gözyaşlarını etegine akıttıgı, rüzgarıyla saclarını savurdugu her sokak ayrı bir sevdaya şahitken senin sevdan nedir istanbul? ağlar durursun sessizce.
gözlerini silmeye kimse yeltenmiyor, çığlığın telaşlı bir gürültüyle örtülürken, damarlarından öfkeli kalabalıklar akıyor. çatlaklarından sızan bitkinliğin denize akıyor. seni dinlemek başka olmalı istanbul, seni anlamaksa en zoru
dalar gider gözlerin boğazın derinliklerine. gemiler geçer sen izlersin, bir sevdanın gidişini izlercesine. hep gittiler mi senden istanbul. kalanın yok mu? nedir bu halin istanbul. ya benim bu halim? anlat istanbul, sevdalın geldi
şehirler yorulan bedenlerini kimde dinlendrirler. yok mudur sevdalıları onların da, zamanın bir yerinde terkedip gitmiş olan? bir zaman tüm hikayelerini anlattıgı, gözyaşlarını etegine akıttıgı, rüzgarıyla saclarını savurdugu her sokak ayrı bir sevdaya şahitken senin sevdan nedir istanbul? ağlar durursun sessizce.
gözlerini silmeye kimse yeltenmiyor, çığlığın telaşlı bir gürültüyle örtülürken, damarlarından öfkeli kalabalıklar akıyor. çatlaklarından sızan bitkinliğin denize akıyor. seni dinlemek başka olmalı istanbul, seni anlamaksa en zoru
dalar gider gözlerin boğazın derinliklerine. gemiler geçer sen izlersin, bir sevdanın gidişini izlercesine. hep gittiler mi senden istanbul. kalanın yok mu? nedir bu halin istanbul. ya benim bu halim? anlat istanbul, sevdalın geldi
yaşarken griliğinden,kalabalıgından,trafiğinden bıktıgımı ve baska bir şehirde yasayacagım için mutlu oldugumu düşündüğüm ama daha 1. ayımdayken çok özlediğimi aslında kendine bagladıgını anladıgım şehir.
70 milyon insanın ve farklı medeniyetlerin kültürünü barındıran,adeta tek başına bir ülke olan şehir.olağanüstü yapısı,tarihi güzellikleri ve dünya üzerinde tartışılmaz bir değeri vardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar