bugün
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur15
- yiyişmeye gidilen sinemada filmin sarması12
- koklayarak öpmek17
- kemal sunal'ın en başarısız filmleri10
- zengin akpli kızların çok daha güzel olması17
- fatma betül sayan kaya14
- sözlükteki herkesin tarafını tutmak istemek5
- akp kazandı11
- ilk buluşmaya 100 tl ile gelen erkek4
- koklayarak insan tanımak7
- yalnız erkek sayısının patlaması10
- arkadaşlar çok acil bakar mısınız8
- dayanç3
- öpmek istediğiniz sözlük yazarları8
- dünya52
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları19
- müslüman toplumlarda para adil dağılmıyor6
- siyahi peygamber olmaması8
- sözlüğü sonsuza kadar terk ediyorum8
- sözlüğün embesillerle dolu olması8
- 30 yaş üstü yazarlar silinsin kampanyası7
- şuan dinlediğin şarkı8
- usualsuspect'i tedavi ettirmek4
- saylon2
- morkstar yazdı bunu12
- hamburgerciler bu kadar eti nereden buluyor3
- sözlüğün en iyi kalpli yazarı10
- anın görüntüsü29
- isyan sırasında koşarak saz çalan bıyıklı adam2
- gocu32
- çingene mahallesinde mokar diye bağırıp kaçmak4
- koklayarak öpen erkek3
- sözlük yazarlarının ruh hali6
- kendini doktor sanan tıbbi malzemeci3
- otobüste hava atmak için açılacak kitaplar3
- barış alper yılmaz2
- online listesinde 70 yazar olması2
- süper para kazanma yöntemi buldum garanti5
- atatürk'ün çanakkale kumandanı olması4
- s'i l v'e r m'i s t11
- tek göz odalı evde kocasıyla mutlu olan kadın7
- morkstar11
- akşam akşam canın kahveli yaş pasta çekmesi6
- ermeni rum soykırımını inkar etmek14
- beraber sözlüğün içine edeq mi tatlı kıs5
- fusya semsiyeli yabanci4
- bir ilişkinin olmazsa olmazı3
- üründül plaza4
- gocunun elleri9
- dolunay2
vapurlarına binip serin boğaz havası içine çekilesi...
eminönünde bol limonlu balık yenesi...
pierre loti'de o mükemmel manzaraya karşı türk kahvesi içilesi...
eyüp'te sabah namazı kılınası...
üsküdar sahilinde boğazı seyrederken hayallere dalınası...
tabii birazda cepte para olası şehir.
eminönünde bol limonlu balık yenesi...
pierre loti'de o mükemmel manzaraya karşı türk kahvesi içilesi...
eyüp'te sabah namazı kılınası...
üsküdar sahilinde boğazı seyrederken hayallere dalınası...
tabii birazda cepte para olası şehir.
ilginç biçimde sözlükte üzerine 34 sayfa entry girilmiş 2010 avrupa başkenti şehir.
otuzdört.(34)
sol kısmında yağmur başlayan meret.. yağ yağmur, gözyaşlarıma karış ve bütün şehri.. tamam tamam kesiyorum.
(bkz: 8 ağustos 2009 istanbul yağmuru)
(bkz: 8 ağustos 2009 istanbul yağmuru)
günah memleketi.. uzun süre bu şehir dışında biryerde yaşadıysanız ve adı geçen şehiri fazlasıyla gezme fırsatı yakaladıysanız aynı kanıya varacaksınızdır.. evet, şeytan aramızda mnskym.
yaşama hayalini kurduğum ve sonunda gerçekleştirebileceğim harikulade şehir... avcılar sahili de sadeliği ve güzelliği ile görülmeye değer...
Ünlü müteahhit ali ağaoğlu'nun dediğine göre olası bir 7 ve üzeri depremde, en lüks yapıları dahil binaların 570 nin yıkılması muhtemel şehir.
Söz konusu röportajdan aktarıyorum: "En lüks semtlerdeki o süslü püslü binalar için konuşuyorum; çoğu sadece tuğla üstünde duruyor, içleri gitmiş. 1970'li yıllar, sanayağ ve benzinin karneyle alındığı zamanlardı. ibrahim Tatlıses'in dediği gibi, Urfa'da Oxford vardı da okumadık mı? Yani o dönemde en iyi malzeme onlardı. Teknoloji yoktu, betonlar kürekle karıştırıldı. Sağdan sola en az beş kere karıştırılması gerekirdi. Beton işleri de Doğulu ekiplerin elindeydi. işçilere laf da anlatamazdık. Bir kere çevirip bırakırlardı. Yani kısaca kum kötü, malzeme kötü, işçilik kötü. Tüm firmalar böyle çalışıyordu. Belki karamsar bir tablo çiziyorum ama ilkokuldan bu yana işin içindeyim. işin mutfağında yetişen biri olarak söylüyorum ki; mevcut yapı stoğunun yüzde 70'i deprem açısından güvenli değil. Binalar resmen iman kuvveti ile ayakta duruyor. Binaların 17 Ağustos'ta nasıl karton gibi yıkıldığını unutmamak lazım."
http://www.referansgazete...haber.aspx?HBR_KOD=128039
(bkz: ali ağaoğlu)
Söz konusu röportajdan aktarıyorum: "En lüks semtlerdeki o süslü püslü binalar için konuşuyorum; çoğu sadece tuğla üstünde duruyor, içleri gitmiş. 1970'li yıllar, sanayağ ve benzinin karneyle alındığı zamanlardı. ibrahim Tatlıses'in dediği gibi, Urfa'da Oxford vardı da okumadık mı? Yani o dönemde en iyi malzeme onlardı. Teknoloji yoktu, betonlar kürekle karıştırıldı. Sağdan sola en az beş kere karıştırılması gerekirdi. Beton işleri de Doğulu ekiplerin elindeydi. işçilere laf da anlatamazdık. Bir kere çevirip bırakırlardı. Yani kısaca kum kötü, malzeme kötü, işçilik kötü. Tüm firmalar böyle çalışıyordu. Belki karamsar bir tablo çiziyorum ama ilkokuldan bu yana işin içindeyim. işin mutfağında yetişen biri olarak söylüyorum ki; mevcut yapı stoğunun yüzde 70'i deprem açısından güvenli değil. Binalar resmen iman kuvveti ile ayakta duruyor. Binaların 17 Ağustos'ta nasıl karton gibi yıkıldığını unutmamak lazım."
http://www.referansgazete...haber.aspx?HBR_KOD=128039
(bkz: ali ağaoğlu)
21. yyda hala tuğladan ev yapılan yerdir. tuğla ya! neyse bir şey demiyorum. deprem olduğunuda ölen olursa zırlamayın... çelik konsürsiyondan yapılmasını istediğinde ''aman çok pahalı ya, kim verecek onun parasını...'' hiç bir şey insan hayatınan önemli değildir. öğretin şu anadolunu köylerinden kopup gelmiş, eli tesbihli, beyaz çorap giyen, inşaatlarında ucuz malzeme kullananan müteahhitlere bunun doğru olmadığını. duvarları tuğlalı ev almayın kardeşim. tuğla ne ya?
konstrüksiyona konsürsiyon deme gafletini görmezden gelip, tuğladan ev yapmaktan başka ev sahibi olma şansı olmayan insanların hatalarını gözlerine sokmaya çalışanların betimledikleri şehirdir aynı zamanda..
(bkz: istanbul istanbul)
üstünde yaşamak için uğruna çok şey feda ettiğim hala da feda etmeye devam ettiğim, aşık olduğum, doğup büyüdüğüm güzelim memleketim..
(bkz: hayatımı sana verdim lan)
(bkz: hayatımı sana verdim lan)
asma köprülerin halatlarıyla bağlı elleri çözerek
gökdelenlerin arasından seni kurtarmak isteyen çocuklar örgüt kurmasın diye,
arka bahçeli bütün evlerini yıktılar istanbul.
sokaklarında artık anarşisttir onlar
sigara reklamı bahanesiyle şarmaşıkların vatanı olan duvarlarda at koşturan kovboyları kovmak için savaşırlar ki vurulurlar.
vurulduklarında karışır kanlarına ceplerinde taşıdıkları tohumlar.
şiirler okuyacağız kulelerinden istanbul ve yalnızca köleler olacak sokaklarında eli sopalı gezen,
bırakacağız rüzgara şiirlerimizi bildiri atılıyor diye ihbarlar yağacak telefonlarda
bir kez daha kırılacak 4. murat'ın elindeki kafes ve koltuklarınıza bağladığınız ipleri koparın duyurusu yapacak
hazerfan ahmet çelebinin torunlarından bir hostes.
ölmesin diye deniz, bir anlık ayaklarını tutan idam masasının tahtalarıyla sana iskeleler yapacağız istanbul.
deniz'e doğru uzanan deniz'e doğru uzanan deniz'e doğru uzanan.
meydanlar ki gamzelerindir istanbul bak göreceksin 1 mayıs gününde tutucağız el ele ve sen bize yeniden gülümseyeceksin yeniden...
gökdelenlerin arasından seni kurtarmak isteyen çocuklar örgüt kurmasın diye,
arka bahçeli bütün evlerini yıktılar istanbul.
sokaklarında artık anarşisttir onlar
sigara reklamı bahanesiyle şarmaşıkların vatanı olan duvarlarda at koşturan kovboyları kovmak için savaşırlar ki vurulurlar.
vurulduklarında karışır kanlarına ceplerinde taşıdıkları tohumlar.
şiirler okuyacağız kulelerinden istanbul ve yalnızca köleler olacak sokaklarında eli sopalı gezen,
bırakacağız rüzgara şiirlerimizi bildiri atılıyor diye ihbarlar yağacak telefonlarda
bir kez daha kırılacak 4. murat'ın elindeki kafes ve koltuklarınıza bağladığınız ipleri koparın duyurusu yapacak
hazerfan ahmet çelebinin torunlarından bir hostes.
ölmesin diye deniz, bir anlık ayaklarını tutan idam masasının tahtalarıyla sana iskeleler yapacağız istanbul.
deniz'e doğru uzanan deniz'e doğru uzanan deniz'e doğru uzanan.
meydanlar ki gamzelerindir istanbul bak göreceksin 1 mayıs gününde tutucağız el ele ve sen bize yeniden gülümseyeceksin yeniden...
attığınız her adımın tadına varmanız gereken yer. içinize sindire sindire. ayrıca 34. sayfaya bu entry girmek de ayrı bir şey...
tarifi güç bir şehirdir istanbul.
ağlaktır baharda, olmadık zamanda döküverir gözyaşlarını, beyoğlunda salına salına gezersin kalabalıktır sana.
adalarda bir esintiyle ansızın ensende beliren ürpertidir, eyüpte baştan aşağı mistiktir, ölümü iliklerine kadar hissedersin. eminönü de kargaşadır adı, galatada hüzün, kenar semtleri hep aynıdır aynıdır, düşünmez istanbul bu gün nasıldır diye, şayet yağmur ya da yakıcı güneş yoksa. oralarda her gün birileri, sözde anasının ırzına geçer istanbulun, nankör şehirdir, taşı toprağı sikilesidir.
haliç bir tuhaftır akşam üzeri, bir yorgun başlar gün gedikpaşada hammallerın sırtında, süleymaniyede hep bir melenkoliktir, durağan ve kasvetlidir istanbul. tek bir ruhun aynı anda, farklı mekanlarında farklı vücutlara bürünmesidir istanbul
ağlaktır baharda, olmadık zamanda döküverir gözyaşlarını, beyoğlunda salına salına gezersin kalabalıktır sana.
adalarda bir esintiyle ansızın ensende beliren ürpertidir, eyüpte baştan aşağı mistiktir, ölümü iliklerine kadar hissedersin. eminönü de kargaşadır adı, galatada hüzün, kenar semtleri hep aynıdır aynıdır, düşünmez istanbul bu gün nasıldır diye, şayet yağmur ya da yakıcı güneş yoksa. oralarda her gün birileri, sözde anasının ırzına geçer istanbulun, nankör şehirdir, taşı toprağı sikilesidir.
haliç bir tuhaftır akşam üzeri, bir yorgun başlar gün gedikpaşada hammallerın sırtında, süleymaniyede hep bir melenkoliktir, durağan ve kasvetlidir istanbul. tek bir ruhun aynı anda, farklı mekanlarında farklı vücutlara bürünmesidir istanbul
her görüşte aşk'tır istanbul.
hediye paketi gibi şehir. paketi güzel ama içindeki çoğu kez memnun etmez insanları.
çok hızlı, çok kalabalık, herkesin bir telaş içerisinde olduğu şehir. doğan çocuk yaşlı doğuyor, öyle bir gücü var. havanın gittikçe bunalttığı, dünyaya sığamayan, aynı zamanda yere göğe de sığdırılamayan, içinde yaşaması zor, ayrılması daha da zor olan şehir.
kocaman cüssesiyle milyonları yutan şehirdir..
paris'te aşk başkadır diyenlerin daha gelmediği, görmediği şehirdir.
gecekondu yığınına hapsolmuş, güzelim silüetinden beton yığını şeklinde tırtık dondan fırlayan çük gibi gökdelen sıçan, trafiği bir dert, dilencisi ayır bir dert olan şehir. avrupa'yı gören insan güzel diye gördüğü bu şehri görünce ağlar, kahrolur. dünya kültür başkentiymiş. hadi leyn kimi kandırıyonuz?
söz yazarlarına ilham vermiş aşkların en güzelini ve en kötüsünü yaşatan şehir.
(bkz: istanbul istanbul olalı görmedi böyle keder)
(bkz: istanbul istanbul olalı görmedi böyle keder)
Istanbul Neyin Nesi...
Simdi bir sehir hatirliyorum
Dilim dilim agustos günesleri
Yakamozlar, ayisigi, renkli camlar
Bir elmas açisindan seyrettigimiz aksamlar
Sonra denizi deniz yapan ellerin
Çok çok mavi geceler
Pek çok mavi gecler
Bu bir Istanbul olsa gerek diyorum
Caddelerinde o çok boyali kadinlarin gezdigi
Kocaman elli adamlarin kösebaslarini tuttugu
Çocuklarin meyhanelerde taze badem sattigi
Bir Istanbul olsa gerek diyorum
Insanlari tramvay dolusu
Vapurlar dolusu insanlari
Ve adim basinda bir meyhane
Ama ben sensiz
Ben Istanbuldan uzakta
Ben hep böyle deli divane
Yoklugun yoklugum oluyor elimde degil
Sensiz nefes aldigima inanamiyorum
Al bu kederi,bu kahri
Bu korkunç karanliklari benden
Artik dayanamiyorum
Al götür beni Istanbuluna
Saçlarinin,dudaklarinin,gözlerinin sehrine
Günese,ayisigina,o masmavi denizlere
Neyleyim
Istanbulda seni gördüm
Ve sende Istanbulu sevdim bir kere
Bu Istanbul gitsin öteki Istanbul gelsin
Yada sen gel
Bu evler bu caddeler gitsin
Bu günler bu aylar bu zalim yıllar gitsin
Ama sen gel
Ne olur sen gel
Aglamak ne kadar,nereye kadar aglamak
Bir votka soda'da aksam oluyor simdi
Biliyorum vaktimiz yok hizli yasamaliyiz
istanbulun surlariyla çevrildik
Görüyormusun
Ben seni istiyorum ne haber
Ayasofya utanmali artik
Bütün camiler utanmali
Ve senden uzakta oldugum için
Bir utanmaz Allah utanmali
Sen buna Istanbul mu diyorsun
Sen buna yasamak mi diyorsun
Lanet olsun...
Lanet olsun...
Ümit Yasar Oguzcan
"aşkını kaybetse de insan bu şehir yeter acısını dindirmeye..."
Simdi bir sehir hatirliyorum
Dilim dilim agustos günesleri
Yakamozlar, ayisigi, renkli camlar
Bir elmas açisindan seyrettigimiz aksamlar
Sonra denizi deniz yapan ellerin
Çok çok mavi geceler
Pek çok mavi gecler
Bu bir Istanbul olsa gerek diyorum
Caddelerinde o çok boyali kadinlarin gezdigi
Kocaman elli adamlarin kösebaslarini tuttugu
Çocuklarin meyhanelerde taze badem sattigi
Bir Istanbul olsa gerek diyorum
Insanlari tramvay dolusu
Vapurlar dolusu insanlari
Ve adim basinda bir meyhane
Ama ben sensiz
Ben Istanbuldan uzakta
Ben hep böyle deli divane
Yoklugun yoklugum oluyor elimde degil
Sensiz nefes aldigima inanamiyorum
Al bu kederi,bu kahri
Bu korkunç karanliklari benden
Artik dayanamiyorum
Al götür beni Istanbuluna
Saçlarinin,dudaklarinin,gözlerinin sehrine
Günese,ayisigina,o masmavi denizlere
Neyleyim
Istanbulda seni gördüm
Ve sende Istanbulu sevdim bir kere
Bu Istanbul gitsin öteki Istanbul gelsin
Yada sen gel
Bu evler bu caddeler gitsin
Bu günler bu aylar bu zalim yıllar gitsin
Ama sen gel
Ne olur sen gel
Aglamak ne kadar,nereye kadar aglamak
Bir votka soda'da aksam oluyor simdi
Biliyorum vaktimiz yok hizli yasamaliyiz
istanbulun surlariyla çevrildik
Görüyormusun
Ben seni istiyorum ne haber
Ayasofya utanmali artik
Bütün camiler utanmali
Ve senden uzakta oldugum için
Bir utanmaz Allah utanmali
Sen buna Istanbul mu diyorsun
Sen buna yasamak mi diyorsun
Lanet olsun...
Lanet olsun...
Ümit Yasar Oguzcan
"aşkını kaybetse de insan bu şehir yeter acısını dindirmeye..."
yaşadığım şehir.hayal kırıklıklarının başkenti.
eğer bir fransa şehri olsaydı şu an olduğundan çok daha populer olurdu. tanıtım konusunda pek iyi değiliz. ama diyebilirimki herşeye rağmen dünyanın en güzel 5 şehrinden biridir. sadece istanbul boğazının hatırına ilk 5 e girmeye değer.
lutesyumunsimgesi'nin 1 tane "dost"u olmuştur. onu çalmıştır kendisinden. demek istanbul sen dostluğa tercih edilebilir bişeysin.. güzelsin .. Allah güzellik versin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar