bugün

/245
bursadan gezmek için gittiğimde gözümün açıldığı burası nasıl bir memleket dediğim çok çeşit insanın birarada olduğu boğazdan geçerken ayrı bir haz yaşadığım trafiğinde geçirdiğim uzun zamandan sonra ''bursa cennet be'' dediğim ama her zaman bi fırsat olsa da gitsem dediğim. gezmek için ve zengin olan için muhteşem bir kent olduğunu düşündüğüm bir yer. başka şehirden gelen birisine geçen 15 dk'dan sonra burası çok karışık dedirtecek bir çok olguya sahip bir kent.
evin içinde bir oda, odada istanbul
odanın içinde bir ayna, aynada istanbul
adam sigarasını yaktı, bir istanbul dumanı
kadın çantasını açtı, çantada istanbul
çocuk bir olta attı denize, gördüm
çekmeğe başladı, oltada istanbul
bu ne biçim su, bu nasıl şehir
şişede istanbul, masada istanbul
yürürsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
bir yanda o, bir yanda ben, ortada istanbul

insan birkere sevmeyegörsün, anladım
nereye gidersen git, orada istanbul.
Osmanlı Devleti'nin son başkentidir.
Dur! bırak kaynasın kahvenin suyu,
Bana istanbul'u anlat nasıldı?
Bana boğazı anlat nasıldı?
Haziran titreyişlerle kaçak yağmurlar ardı
Yıkanmış, kurunurmuydu yine o yedi tepe
Ana şefkati gibi sıcak bir güneşle

insanlar gülüyordu de
Trende, vapurda, otobüste,
Yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle.
Hep kahır, hep kahır, hep kahır
Bıktım be...

Dur! bırak, kalsın, açma televizyonu
Bana istanbulu anlat nasıldı?
Şehirlerin şehrini anlat nasıldı?
Beyoğlu sırtlarından yasak gözlerimle bakıp
Köprüler, sarayburnu, minareler ve halice öv
Diyiverdin mi bir merhaba, gizlice

insanlar gülüyordu de
Trende, vapurda, otobüste
Yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle.
Hep kahır, hep kahır, hep kahır
Bıktım be...

Dur! bırak, kımıldama, kal biraz öylece n'olur
Kokun istanbul gibidir, gözlerin istanbul gecesi
Şimdi gel sarıl, sarıl bana kınalım
Gökkubbenin altında ordada beraber
Çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali
Hasretinin çölünde sanki bir pınar gibi

insanlar gülüyordu de
Trende, vapurda, otobüste
Yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle.
Hep kahır, hep kahır, hep kahır
Bıktım be.

cem karaca
...Sen diyorum istanbul geliyor aklıma,
istanbul diyorum sen.

Sen şehrim kadar güzelsin,
Şehrim senin kadar acılı. *
kız kulesini akla getiren şehirdir. ne güzeldir kız kulesini izlemek, izlerken göz yaşlarını içine akıtmak.
okan bayülgen'in çocuğuna vermiş olduğu isim.
(bkz: şemdinli)
(bkz: bitlis)
dünyanın en büyük hayvanat bahçesi.
trafiği berbat da olsa, havası pis de olsa, yaşam zor da olsa boğaza gittiğinizde ''dünyanın en güzel yerindeyim'' dedirttiren sehir.
o nasıl memleket lan öyle kurt kuzuyla göt göte.
gerek gece hayatının hızlılığı gerekse gündüz vakti inanılmaz olayların yaşandığı ve istanbul isminin geçtiği her yerde söylenecek tek söz vardır.o nasıl memleket lan öyle kurt kuzuyla göt göte.
sabah sabah buz gibi bir havaya , sert esen bir rüzgara, bardaktan boşalırcasına yağan yağmura sahip, sessiz sakin yapacak hiçbir şeyiniz olmayan kocaman bir hafta sonunu sizinle karşılayan şehir.
içinizdeki düşmanlığa rağmen sizi içinde bulundaran üstüne üstlük sizi siz olduğunuz için değil içinde barındığınız için sizi tutan şehir.
yağmurlardan sonra istangöl haline gelen mega kent.
Ben istanbul'um bugün
Beyoğlu kadar uykusuz
Süleymaniye kadar durgun
Marmara kadar coşkulu

Ben istanbul'um bugün
Eminönü kadar karmaşık
Boğaz kadar romantik
Ani bastıran bir yağmur kadar çirkin

Ben istanbul'um bugün
Topkapı kadar klasik şarkılarım
Ve yıpranmış ayakkabılarımla
Serseri bir varoş çocuğuyum

Sevdiği herşeye vuslat
Sevmediklerine acımasız
Nefreti kıyılarında saklı
Ben istanbul...

(mukustabakasi)
ilk geldiğinde korkutan, alıştıktan sonra ise kendine bağlayan, her tat ve her dokuyu içinde barındıran şehir..
passaport ile giriş yapılmalıdır bu şehre kanımca. malum şehrin şimdiki hali.
dünyada içinden deniz geçen tek şehirdir.ve yüzyıllar boyu birçok dünya ülkelerinin gözüne kestirdiği fakat alamadığı bundan dolayı da kıymetini bilmemiz gereken şehir.
köpekler gibi özlenendir.
dunya baskenti istanbul dur.
bir yer düşledim uzun upuzun izmirimin koynunda... düşlemekten uzak olmasın istedim. istedim ki tomurcuklarım yanağimda açsin istedim. içtiğim şu sigarama uzakta olsun istemedim. konuşurken, konuştuğum, anlatirken güneşli günlere armağanım olan, bayram kartlarını vermek istedim cocuklarıma.. yıldız doldurduğum koynumun aci tadinda gezinen senin ve benim garipliğimi üstüne örtmüş olan istanbula.. dinlesin istedim cocuklar, haykırmak ve bağırmak koskoca istanbula.. koskoca kadiköyden, bahçelievlere.. şurdan ve burdan.. düşlerimle sinirsiz, diretmişliğimle genc, şaşkınlığımla cocuk devrederken sirdaşima, neyinden bahsediyim be koca istanbul..

korkutuyorsun beni, korkut ve git..

yavuz çetin e ithafenn
istediğin şeyi istediğin anda bulabildiğin harbi metropol.
hatta du bakim, evet ist-ediğin-an-da-bul > istanbul.
biliyodum derin anlamlar barındırdığını..
başka, bambaşka... ne onunla yapabilirsin nede onsuz. önce sıkıldım bu şehirden üniversiteyi dışarıda okuyacağım dersin. gidersin ankaraya ama köpekler gibi özlemeye başlarsın. alışacağım dersin, beklersin, alışmaya çalışırsın ama olmaz...bir gece beyoğlu gelir aklına, bir gece kadıköy, bir gece beşiktaş... ben buraya değil oraya aidim demeye başlarsın. ve bir anda her şeyi bırakır ait olduğun yere dönersin... kısacası büyük ve güzel bir şehirdir istanbul... hatta en güzelidir...
en önemli eksiklerinden biri, dünya standartlarında bir hayvanat bahçesi olan şehir. tek hayvanat bahçesi olan darıca'ya yeterince sahip çıkılmamaktadır, zaten burasıda avrupadaki muadillerine göre çok çok geridedir. her yere avm yapmak yerine, acilen böyle birşey düşünülmeli ya da hali hazırda elde olan hayvanat bahçesine çok ciddi yatırımlar yapılmalıdır.
bambaşka.
© copyright 2005 - 2026