bugün
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler19
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi19
- kedi tekmelemek11
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- kadını olduğundan daha çekici kılan şeyler5
- alevi kızların alev alev yanması4
- mehdinin gelmiş olması4
- sözlükte marka olmak8
- daha 17 dizisi aras vs teoman6
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- muşlettin bey amca erecto biraderdir2
- sözlük yazarlarının manzaraları6
- aslan gibi adam5
- camide rakı içen izmirli kız7
- evreşe bim de bulgar görmek5
- dönercide kız tavlamak3
- maymundan geldiğine inanan ateist4
- götünde donu olmayıp tatile gitmek9
- dede cafe2
- sözlükte olayların yükselme hızı5
- nasılsınız fakirler8
- süleymancılar14
- insanın karakterini ele veren küçük detaylar3
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması33
- cuma salatı2
- yemek yapmayı bilmeyen kadın17
- iremga32
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi9
- ismet birader hangi istanbul ilçesinde belirecek6
- alihan kuriş7
- anın görüntüsü30
- kesin ihraç talebiyle disipline sevk etmek2
- denize çıplak girmek4
- altındaki 45 tl zararımı kim ödeyecek sorunsalı10
- emre yaban2
- velvet12
- true'nin milli olması3
- günde 3 litre su içen yürüyen damacanalar9
- sözlükte kavga olacak hissi8
- her şeyi söylerim kimse bana bir şey diyemez6
- sözlükte erkek yazar olmaması6
- trollüğün belirli bir zeka gerektirmesi2
- her şeyle dalga geçme mertebesine varan insanlar5
- çok sıkıcısınız ben çıkıyorum4
- siyaset konuşan kızlar3
- denize bakan ev6
- yaz mevsimi mi kış mevsimi mi5
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- kötü insanlar kötü olduklarının farkında mıdır6
- araplar gerçek dinden nasıl putlara dönmüştü3
dişisine şiddet uygulayan tek canlıdır.
biyolojide memelilerde geçen hayvan türü.
bilgiye ulaşım kolaylaştıkça beyni küçülen canlı türü.
bir şempanzeden daha kıllı yaratık.
*
*
buz gibi soğukta dolmuş beklersin. önünde dolmuş vardır aama kapısı kapalıdır. yanın bu insan dediğim biri gelir. iki çift kelam edersiniz. sonra o hatta ait olmayan başka bir dolmuş gelir. bu varlık "gel gel" diye ümitlendirir. o soğuktan kurtulacağımdiye binbir umutlar koşa koşa varlığın yanına gidilir. tam binecekken bu varlıklardan bir başkası bizim varlığa bir şeyler der. bizim varlık "gelme gelme git" diye bağırır. mal gibi dolmuşun arkasından bakarsın.
ne kadar anlatabildiysem artık. böyle varlıklardır.
ne kadar anlatabildiysem artık. böyle varlıklardır.
herhangi bir şeyi belli ettiğinde hemen senin hakkında yorumlara başlayan ve kendine bakmadan karşısındakine olsun ya boşver, takma kafana gibi kişiye bir faydası dokunmayan kelimeleri sıralamada harika olan varlık. yani kendi gibi olanı anlamada çok büyük sıkıntıları var. anlamasa bile susmayı beceremiyorlar. öyle insanlar var ki bir an ( uzun bir an ) susup kendilerine baksalar anlayacaklar ama onu bile yapmaya korkarlar.
bence yaradanın müthiş icadlarından birisi. böyle bakıyorsun dışarıdan herkes gibi birşey. sonra konuşuyorsun başka bişi, sonra konuşma ilerledikçe bir yerlerinden çimdiriyorsun daha başka bişi. sonra bu düşünüp üretebiliyor ya, bişeyler yaratabiliyor, yaradanın verdiklerini birleştirerek yoktan var edebiliyor ya muzaam bişi lan. insan kendinin farkında olmadan yaşayan muhteşem bişi aslında. duygunun da zekanın da dengesinde yaşayabilse keşke. egosunun patronu olabilse.
soğusun diye kaşığındaki çorbaya üfleyen, ısınsın diye ellerine üfleyen ilginç varlık.
hayvanların efendisidir.
içerisinde çeşitlilik gösterebilen canlı türü.
örn: bazısı evrenin en salağıdır, bazısı ise en zekisi. (bkz: beş parmağın beşinin de bir olmaması)
örn: bazısı evrenin en salağıdır, bazısı ise en zekisi. (bkz: beş parmağın beşinin de bir olmaması)
düşünebilen bir hayvandır.
insan, üç beş damla kan..
dünya üzerine gelmiş tek zararlı varlık. dünyayı yok eden tek varlık.
düşünmesine rağmen tarih boyunca dünya adına güzel tek bir şey yapamamış varlık. hayvanları,doğayı,denizi yok eden bu da yetmezmiş gibi havayı kirleten , birbirini öldüren ,öldürmekten vazgeçmeyen varlık.
(bkz: misanthrope)
düşünmesine rağmen tarih boyunca dünya adına güzel tek bir şey yapamamış varlık. hayvanları,doğayı,denizi yok eden bu da yetmezmiş gibi havayı kirleten , birbirini öldüren ,öldürmekten vazgeçmeyen varlık.
(bkz: misanthrope)
kainatın buluştuğu ve kainatta kendisini Rabbini bulmaya gönderilmiş yolcu..
insan
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için karnıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm ecza uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.
Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmıyacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
Tokat
aklıma bile gelmezdi
babam onbeşli olmasa.
Meyan kökü kazarmış babam kırlarda
ben o yaşta koltuğumda kitaplar
işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
cebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfaları
kafamda yasak düşünceler, Gide mesela.
Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm
her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana
gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
resimli bir kitaptan çalardım hayatımı
oysa hergün
merkep kiralayıp da kazılan kökleri
Forbes firmasına satan babamdı.
Budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güçbela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler için kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.
insanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere
Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde
Çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:Tanrı uludur Tanrı uludur
polistir babam
Cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sayarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
fly Pan-Am
drink Coca-Cola
Tutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
Ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.
Orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı.
Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
Nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
Hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
Ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla Varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.
(bkz: ismet özel), amentü
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için karnıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm ecza uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.
Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmıyacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
Tokat
aklıma bile gelmezdi
babam onbeşli olmasa.
Meyan kökü kazarmış babam kırlarda
ben o yaşta koltuğumda kitaplar
işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
cebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfaları
kafamda yasak düşünceler, Gide mesela.
Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm
her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana
gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
resimli bir kitaptan çalardım hayatımı
oysa hergün
merkep kiralayıp da kazılan kökleri
Forbes firmasına satan babamdı.
Budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güçbela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler için kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.
insanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere
Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde
Çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:Tanrı uludur Tanrı uludur
polistir babam
Cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sayarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
fly Pan-Am
drink Coca-Cola
Tutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
Ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.
Orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı.
Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
Nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
Hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
Ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla Varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.
(bkz: ismet özel), amentü
samimiyetine inanırken durup bir kez daha düşünülecek varlık.
boşuna dememiş m.akif ersoy;
"aldanma insanların samimiyetine,menfaatleri gelir her şeyden önce..
vaad etmeseydi allah cenneti,ona bile etmezlerdi secde.."
boşuna dememiş m.akif ersoy;
"aldanma insanların samimiyetine,menfaatleri gelir her şeyden önce..
vaad etmeseydi allah cenneti,ona bile etmezlerdi secde.."
insan üç beş damla kan ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu
Geldi ölümlü yalan gitti ölümsüz gerçek;
Siz hayat süren leşler,sizi kim diriltecek?
(bkz: Necip Fazıl Kısakürek)
Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu
Geldi ölümlü yalan gitti ölümsüz gerçek;
Siz hayat süren leşler,sizi kim diriltecek?
(bkz: Necip Fazıl Kısakürek)
sevildiğinde, gıdığı okşandığında, götü kalkan canlı!
insan yıkılırken bile "Lamelif" gibi devrilmeli bükülmeden.
insan sevdiğine atılan kurşunları "Cim" gibi alabilmeli bağrına.
insan sırtına dağlar yüklendiğinde "Elif" gibi dimdik durabilmeli. ( l ).
insan bir ömür "Kef" gibi sevdiğini kucağında taşıyabilmeli.
insan sevdiğine ölürken bile "Te" gibi tebessüm edebilmeli.
insan bir tek RABB karşısında "Mim" gibi secdeye koymalı başını...
insan sevdiğine atılan kurşunları "Cim" gibi alabilmeli bağrına.
insan sırtına dağlar yüklendiğinde "Elif" gibi dimdik durabilmeli. ( l ).
insan bir ömür "Kef" gibi sevdiğini kucağında taşıyabilmeli.
insan sevdiğine ölürken bile "Te" gibi tebessüm edebilmeli.
insan bir tek RABB karşısında "Mim" gibi secdeye koymalı başını...
nüfusu acilen -hangi yollarla olursa olsun!- 2 milyar seviyelerine çekilmesi gereken zararlı, parazitik tür.
annen, baban, kardeşin, sevgilin, dostun... şuyun buyun, hepsinin ortak özelliği bir noktada nankör oluşlarıdır. başka bir şey değil.
2/3 ü sudan oluştuğu söylenen canlı.
külliyen yalan... aslında hepimiz karpuzuz!
peşinen edit: kafam 1500
külliyen yalan... aslında hepimiz karpuzuz!
peşinen edit: kafam 1500
tabiatından ve kimyasından ötürü beni benden alan hayattan soğutan yaratıktır. biraz daha açacak olursak aslında her şey bitmiş bütün mesele bacakları ayırmaktan ibaret hale gelmiştir. iğrenmekteyim.
not: ayırmak kelimesinden midem bulanır oldu sözlük yaşamak istemiyorum.
not: ayırmak kelimesinden midem bulanır oldu sözlük yaşamak istemiyorum.
tarihin ilk günlerinden beri dünyaya geliş amacını sorgulayan, buldukları itibariyle okyanusta damla olan canlıdır.
her şeyi kendine hak gören, ayrıcalıklı olduğu yanılgısını hayatının merkezinde tutan varlık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar