bugün

entry'ler (14557)

cem yılmaz

filmlerinde seçtiği müziklere hasta olduğum adam, daha doğrusu istisnasız hasta olduğum şarkıları seçen adam.

(bkz: kimseye etmem şikayet)
(bkz: kimse bilmez)
(bkz: kaybolan yıllar)
(bkz: benim hala umudum var)
(bkz: sevemez kimse seni)

bu itibarla kendisinin hiç de aşırı aşırı hakkında atıp tutulduğu gibi biri olmadığını öngörüyorum.

zaten oldum olası filmlerindeki sanat yönetimine de hastayım. her karede yüzlerce incelik görüyorsun.

var olsun.

atrium

net ataköylüdür. sıfıra sıfır.

12 nisan 1997 istanbulspor galatasaray maçı

canlı izledim. şikeli mikeli bir vaziyet yoktu. hakem maç sırasında anamızı sikti afedersin, sonra eyyam olsun diye penaltı verdi.

eyyam nere, şike nere?

ayrıca istanbulsporlular da maçı şampiyonluk maçı gibi oynadılar. belki de belli yerlerden belli paralar yattı, bilemezsin.

sene boyunca o topu oynasalar küme düşeceklerine avrupa yaparlardı.

tabi burada bazı insanlar çoluğu çocuğu kandıradursun, sevgili fenerbahçeli kardeşlerim, bakın iyi dinleyin.

hepimiz türk'üz, hepimiz takımımızı severiz. bu memleketin insanıyız da.

fenerde işler kötü giderken sağa sola saran hangi renktaşınız varsa fener'e en büyük kötülüğü onlar yapıyor.

camianın tekrar başarılı olması için futbola odaklanılması lazım. aksi takdirde sürekli başarısızlığa bahane bulunur, 10 yıldır da bulunuyor. Samimi söylüyorum son şampiyonluğunuzun yılını hatırlayamıyorum.

doğru soruların sorulmasını isteyin lütfen...

mesela altay fenerbahçe'nin kalecisi mi?

mesela fener'in neden uluslararası ölçekte büyük golcüsü yok? (valencia diyenin kalbini kırarım, garip gördüğü takıma atıyor, büyük takımlara atamıyor)

neden Alex gittiğinden beri bu takıma o büyüklükte 10 numara gelmedi?

bu durumlar varken bir sol beke neden 8 milyon eu verildi? bruma neden alındı? neden tekrar gönderildi?

bunlar mühür gibi soru arkadaşlar. buralarda boş yapmakla olmuyor bazı şeyler.

fb bu olmamalı.

türkiye

seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli...
alıştım hasretine; gel desen, gelemem ki...

kozyatağı

eskiden bağdat caddesi'nin arkası diyebileceğin, burun kıvrılan bir yerdi. Şimdi gayet revaçta ve elit hale geldi.

nezih bir yer.

ense tıraşı

sakın ha sakın jilet vurmayın. her zaman makine. acayip uğraşırsınız sonra, her taraftan kök çıkar.

türkiye den siktir olup gitmek

seçimlerle falan alakası olan bir konu değil aslında. hatta siyasetle bile ilgili değil.

bu memlekette ilanihaye süregelen bazı şerefsizlikler var. bunları belli bir kesime angaje etmen de çok zor. hee belli bir kesim, belli bir süredir bu konuda sınırları oldukça zorluyor. o ayrı mesele.

amma velakin bu şerefsizliklerin, itliklerin, haysiyetsizliklerin peşinden giden, bunları değiştirmeye, düzeltmeye çalışan insanların sonu hep ölüm olmuş. bu tesadüf olamaz. her şeyin bir nedeni var.

o yüzden bu ülkeyi sevmek her zaman sevenine yaramaz. hatta zaman zaman bayağı canına da kast eder.

ben hem bunları düzeltemiyorum, hem de bunlarla yaşayamıyorum diyorsan... yaşantını başka bir ülkede sürdürebilirsin.

bu ne siktir olup gitmektir, ne ödlekliktir, ne sevmemektir.

Bir latin özdeyişi ''yapabilirsen yıldızları say.'' der.

insanoğlu her şeye muktedir olamaz. her memnun olmadığını değiştiremez ve geliştiremez.

bazen şartları esnetirsin gücün yeterse, bazen de kendini esnetirsin.

mesela her gün görmeden yaşayamayacağını düşündüğün insanları yılda bir görmeye razı olursun.

ana dilinde yaşayamamaya razı olursun.

başka toplumun suriyelisi değilsen bile, ötekisi olmaya razı olursun. Çünkü sen onlar gibi davetsiz giremezsin o ülkelere. Senden kanıt isterler.

sen kimsin, nesin, ne işe yararsın, devletlerine asalak mı olacaksın, çalışan bir dişli mi olacaksın...

Gibi gibi...

demek istediğim siktirip gitmek diye küçümsediğiniz şey de 8 okka taşak ister arkadaşlar.

kalmak daha zor zannediyorsunuz, türkiye size muhtaç gibi davranıyorsunuz falan ama devlet nezdinde 90 milyon fertten sadece birisiniz. açıkçası bugünkü devlet için her biriniz iyice önemsizsiniz hatta. o kadar fazlasınız ki adamların kimseye kıyamamasına gerek yok.

işe koşturacak adam da var, askere alacak adam da var, yönetecek, tedavi edecek, üretecek vs...

kurşun askerlerle dolu bir halk. önemli kısmının da avantasını verdiğinde yapmayacağı şey yok.

ayakkabı yalarım diyen bile var.

ben kimsenin ayakkabısını yalamam. dedesinin elini öpünce darlanan adamım ben ulan el de öptük diye.

ben nasıl yaşayayım sizce burada?

türkçe

kürtçe diye bir dil var tabi de kürtlerin de en ziyan versiyonları türk yok, türkçe yok muhabbetinin mafyalığını yapanlar. hem de diller miller hakkında bi sik bilmeden.

türkçe'yi modernleştiren türkologlar ve profesörler kaynak olarak öz türkçe'yi alıyorlar. Zaten bir şey referans almadan sikinin keyfine göre dil yaratamazsın.

Dillerin modernize edilmesi de hemen hemen tüm hint-avrupalı dillerinde veya kıta avrupası dillerinde mevcut olan bir şey. italyanca da, almanca da, kıta dışında ingilizce de böyle. Bunların antik hallerini okursanız hiçbir şey anlamazsınız veya çok azını anlarsınız.

Şimdi bunlar da mı esperanto'yla aynı sınıfta? öyle sikim iş olmaz.

kürtçe'ye gelince kürtçe diye bir dil var elbette ama kürtçe'deki w'nun açıklaması yok. Çok biliyorsanız onu açıklayın. Orta doğu'da ne sikim işi varmış w'nun x'in?

sözlük yazarlarının itirafları

Bir süper gücüm olsaydı bakışım olsun isterdim. Mesela sokakta gidiyosun ya, kenarda bir gariban görüyosun. Bir bakacaksın ona, sana bakmıyor olsa da hissedecek o bakışı. Sonra sahiden garibansa, sahiden ihtiyaç sahibiyse, zor durumdaysa cebinde bir balya para zuhur edecek... Ne kadarsa ihtiyacı.

mauro icardi

25 senedir bu takımı izliyorum, ayağı bu kadar temiz, gol vuruşu bu kadar kusursuz topçu Jardel'den beri görmedim.

he drogba da büyük golcüdür, büyük futbolcudur, alfa kişidir. ayrı bir şey...

ama bazı golcünün ayağı farklıdır, ipek gibidir.

Şimdi düşününce hakan şükür tanju'dan daha golcüydü, ama tanju'nun gollerini oturur izlerdin tekrar tekrar. ayak avrupaiydi bir nevi...

bu çocuğun olayı da budur. inşallah psg sıkıntı yaratmaz.

serhat kılıç

Ezel'de kenan birkan'ın öz abisini oynamış oyuncu.

hayat bilgisi

ortega sedat isimli bi adet andaval karakter barındıran dizi.

ünal aysal

bu adam için herkes her şeyi söyleyebilir belki, okey.

ama süper final'in olduğu yıl son düdük çalındığında önce demirören, sonra nihat özdemir tebrik ediyor.

Özdemir, ''şu an bana bir şey söylemeyin'' temalı bir hareket yapıp etrafını durduruyor, aysal'ı gayet güzel gönderiyor.

Erdoğan'ın en sosyal medya muhalifi olduğu dönemde aysal talimatıyla yeleklere twitter logosu basılıyor, gene bir şey olmuyor.

yine aynı sezonda fb hatrına play-off ekleniyor, puanlar yarıdan bölünüp ufak bir turnuvaya gidiliyor ama gene gs şampiyon oluyor. yani tüm çaba sonuçsuz kalıyor.

demek istediğim, son 22 yıllık iktidar tarihinin en azından spor bakımından en dokunulamayan adamıdır ünal aysal.

bakın dokunulmaz değil. dokunulmazlık birilerine yetki çerçevesinde verilebilir.

aysal çok istenip de bir türlü dokunulamayan adamıdır bu dönemin.

hangi ortama girse, gömleği bile kırışmadan çıkar.

imamoğlu'na bile adım başı dava açılan bu ortamda kendisinin başını ağrıtacak insan peyda olmamıştır.

inanılmaz.

iban numarasını resim olarak atanlar

(bkz: sahibe seher)

biseksüel miyim sorunsalı

değilsindir değilsindir, üzülme. o kimlikleri taşımak da bi mesele.

biraz kafan karışmış sadece. iyi bir ilişkin olsun, bunlara kafan takılmaz.

arda güler

dün oynamasa hangi gün oynayacak ki bu çocuk? şampiyonluk ihtimali bitince mi?

jesus yazık ediyor. hem kendine, hem sezona, hem arda'ya.

not: gs...

sözlük yazarlarının itirafları

yapacağım dediğin her şeyi ben yaptım. sen şimdi ne yapacaksın biliyor musun? siktirip gideceksin.

bana insan olamadın, benden sonra gelenlere olacaksın.

yazarların kilot renkleri

siklamen.

anayasadan türk tanımını kaldırmak istiyoruz

şimdi ben de g kasa mercedes istiyorum. benim gibi milyonlarca andaval da var böyle.

hepimizin alma ihtimali neyse, bu isteğin olma ihtimali de o kadar.

oya okar

valla kusursuz. scarlett falan bok yemiş. o kasa.