bugün
- ciddi ciddi aşure seven insan28
- pandela 319
- velvet48
- brokoli3
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı3
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar9
- kürt hareketinin devşirme olması15
- bir ilişkiyi kim yönetir12
- sikişirken hüzünlenmek3
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı7
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı15
- fransa maçı varken sözlükte dolanan erkek5
- kız arkadaşla sabahlara kadar içmek3
- elektriği ödeyen adam8
- ciguli kral16
- amedspor12
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- aleyna tilki3
- mony tontana11
- paraguay milli futbol takımı5
- deniz göktaş'ın atatürk şakası4
- memduh bashgan9
- m r e r e c t o4
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- taksim delisi cenk4
- scary movie 63
- ismet el pedro nunez de balboa luis albertoevi3
- 2026 dünya kupası33
- yürüyüş flörtü9
- entry girerek kemalist devrim yapmak5
- bik bik kaç yaşında10
- ahtapot yemek9
- iki ayyaş5
- yunanistan milli futbol takımı5
- birader yazarlar bey biraderlerdir3
- sözlükte kavga olacak hissi5
- fuhuş operasyonunda veresiye defteri bulunması3
- evde kalmış kız kurusu7
- deniz göktaş34
- fondöten sürmek2
- kanada8
- fas7
- murat abi gf2
- true üniversitesi6
- true'nun azılı bir muhalifken sonradan yumuşaması6
- samsung2
- denizde karı kız kesen erkek3
- futbol28
- sikmek icin entry ni beğendi6
- tabaktaki son bisküviyi yiyen tip3
john steinbeck'in mükemmel eseri.
(bkz: inci profiterol)
kayseride bir otobüs firması ismi.
yanınızda taşıdığınızda , psikolojik yapıyı güçlendirir. bilinçli duygusal davranışların oluşmasını sağlar. sorunların fark edilmesi ve bunların çözümü için etkindir. sezgiler vasıtasıyla uğursuzluklardan ve kazalardan korur. cildi güzelleştirir ve mutlu ve sevgi dolu bir görünüm sunar
Divan edebiyatında sevgilinin dişleri yerine kullanılır. sadef denilen deniz hayvanının karnında oluşur. Nisan mevsiminde sahile çıkan sadef, midye gibi yapısıyla kapakçığını açarmış ve o sırada karnına düşen nisan yağmurunun damlasını yutup denize dönermiş. Denizdeki tuzlu su ortamında bu saf yağmur tanesi hayvana acı verdiğinden, bu acıdan kurtulmak için bir salgı salgılarmış. Böylece tekrarlanan bu salgılama işleminden sonra sıvılar katılaşıp inciyi oluştururmuş.
bir ayakkabı markası..
guzel bir kız ismi.
-inci, niye uçmuyor bu uçurtma
-Uçar birgün
-Uçar birgün
bu isme sahip kızlar güzel olur derler
koyotito adlı bebek, annesi yuana ve babası kino nun buldukları çok büyük bir inci yüzünden başından geçen olayların anlatıldığı kitap. dünya klasiğidir, sıkıcıdır yani.
uçurtmayı vurmasınlar 'da küçük barış'ın * tatlı tatlı uzatarak telafuz ettiği güzel isim.
sadece sirke içinde eriyebilen yuvarlak.
istiridye dışkısı.
"çuvalın içinden kan sızmaya başladı, atılan taşlar çuvalın içine sarıp sarmalanan kayıkçının bebeğine gelmişti..."
ürünlerine aradan ne kadar zaman geçerse geçsin sahip çıkan tamir ve bakımını üstlenen, üstelik hiçbir ücret de almayan firma.
(bkz: dürr)
Bazı kabuklu deniz hayvanlarının, özellikle istiridyenin içinden çıkan ve kadın süslerinin en değerlilerinden birini meydana getiren sedef renginde parlak, sert ve yuvarlak tanecik. istiridyelerin özel bir salgısının sertleşmesinden meydana gelir. Sıcak denizlerde, Kızıldeniz'le Avustralya arasındaki sularda bulunan istiridyelerde çok bulunur. En iyi ve iri inciler, Seylân adası kıyılarıyla Basra körfezi ve Güney Hint denizi'nde bulunur. inci avcıları, çoklukla zencilerdir. Bunlar durgun denizde, denizin derinliklerine dalarak istiridyeleri toplarlar. Elde edilişi çok zor olduğu ve nadir bulunduğu için değeri çok pahalı olan süs eşyalarındandır
Organik kökenlidir. Bir çok midye türünün örneğin, istridyenin içinden çıkan,küçük,yuvarlak, sert ve sedefli tanelerdir. istridyenin kabuğa yapışık olan ve iç organlarını çevreleyen "manto" tabakasında, "sedef" olarak adlandırılan özel bir madde salgılanır. inci,mantoyla kabuk arasına giren kum tanesi,taş gibi yabancı maddenin sedefle kaplanmasıyla oluşur. Beyaz, pembe, gri, siyah renklerde olabilir. Sertliği 2,5 - 4 arasında değişir.
bir akü markasıdır... *
(bkz: gel incim gel)
inci
Yüzlerce sene evvel çok güzel bir kız varmış.
Ayağına kapanıp bütün gençler yalvarmış
Bu eşi bulunmayan güzeli almak için.
Erimişler aşk denen alevden için için,
Güneşin sızağıyla eriyen karlar gibi;
Hepsinin bu sevdadan hicran olmuş nasibi...
Böyle yaşıyorlarken dünyalarına küskün,
Güzel kız davet etmiş aşıklarını bir gün.
Demiş:"Elbet veremem gönlümü hepinize,
Fakat bir müsabaka açıyorum ben size:
En güzel en kıymetli inciyi bana her kim
Getirirse onunla artık evleneceğim..."
Aşıklar mallarını feda edip satmışlar,
Dört taraftan en büyük inciyi aratmışlar.
Yüzlerce sene evvel bir saz şairi varmış;
Bu gencin de gönlünü o kızın aşkı sarmış.
Aklını alıvermiş gök ela renkli gözler;
Her dakika biricik sevgilisini özler,
Her dakika ağlarmış, sızlarmış, ah edermiş;
perişanmış, mahzunmuş, derbedermiş..
Duymuş müsabakayı bu aşık da nihayet,
"inci nedir" diyerek o anda etmiş hayret.
Çünkü o ana kadar inciyi bilmiyormuş.
"inci nasıl şey?" diye bir ihtiyara sormuş:
"Ben onu hiç görmedim gezdim de diyar diyar."
Demiş ki zavallıya gülümseyip ihtiyar:
"Güzel bir taştır inci, kadınların süsüdür;
Durduğu yer onların açık, beyaz göğsüdür.
Denizden çıktığından pahalıdır gayetle..
Bu sözleri duyunca aşık bakar hayretle,
Der ki:"Ben deniz nedir, onu da bilmiyorum."
ihtiyar denizi de anlatır: "Dinle yavrum,
Bu öyle bir susur ki ufuğa kadar açık,
Bazen dalgalar kıyısında ufacık;
Bazen fırtına çıkar, hava olunca lodos,
Deniz birden kudurup kayalara vurur tos.
Sen karada gezmişsin belli bu yaşa kadar.
Bu dağların ardında çok uzak bir deniz var.
Pek merak ediyorsan yürü, memleketler aş."
Saz şairi, bu sözler bitince, yavaş yavaş
Denizi bulmak için seyahate koyulur;
Uzun yollar üstünde harap olur, yorulur.
Nihayet gök toprağa ışığını dökerken
Bir sahile yaklaşır, henüz şafak sökerken....
Aradan bir yıl geçip nihayet mühlet bitmiş,
Aşıklar akın akın kızın yanına gitmiş.
Hepsi de dizilmişler önüne birer birer;
Ellerinin üstünde donuk, beyaz inciler.
Güzel kız seyre dalmış,oturarak yerine;
ipek elbisesinin uzun eteklerine
Bütün delikanlılar koymuş hediyesini!
Gözlerini açarak herkes kesmiş sesini:
"Acaba hangisini kabul edecek ?"diye.
Dışardan bir gürültü duyulmuş o saniye:
"Bırakın muradıma ben bugün ereceğim,
Bırakın sevgilime inciler vereceğim..."
"O da getirsin" diye güzel kız vermiş izin,
Şair içeri girmiş tereddüt etmeksizin.
Anlatmış kalbindeki sızlayan bir yarayı,
Anlatmış uzun uzun bütün bu mecarayı.
"Ben bir şair aşıkım, elimde bir kırık saz,
Yapyalnız yaşıyorum, derdim çok, sevincim az.
O güzel gözlerine bir pınar gibi gönlüm
Yıllarca aka aka tükendi tahammülüm.
Fakat seni unutmak gelmiyordu elimden.
Ve bir gün işittim ki inci istemişsin sen.
Ama bu ana kadar görmemiştim ben onu,
Öğrendim bu incinin denizde olduğunu.
Deniz nerde diyerek arıyordum bu sefer;
Aşkının kuvvetiyle aştım dağlar tepeler.
Nice ülkeler gezdim nice dağlar dolaştım,
Bir sabah sonu gelmez bir denize ulaştım:
Güneş içinden doğup içinden batıyordu;
Sular arzın üstüne yaslanmış yatıyordu.
Rüzgar yavaş esiyor,engin sessiz, durgundu;
Vücudum aylar süren yolculuktan yorgundu.
indim büyük denizin o büyük sahiline
incileri topladım ,uğraşıp didinerek."
Aşıkın sözlerini dinlerken kadın erkek;
Şair omuzundaki bir torbayı uzatmış,
Yere bağını çözüp, incileri boşaltmış.
Fakat o anda herkes kahkahalarla gülmüş:
Çünkü inci yerine çakıl taşı dökülmüş.
Güzel kız genç aşıka demiş: "Bunu iyi bil:
Bu, parayla alınan incilere mukabil,
Senin çakıl taşların pek değerlidir elbet;
Şair! Yaşayacağım seninle ilelebet.."
(bkz: Nazım Hikmet Ran)
Yüzlerce sene evvel çok güzel bir kız varmış.
Ayağına kapanıp bütün gençler yalvarmış
Bu eşi bulunmayan güzeli almak için.
Erimişler aşk denen alevden için için,
Güneşin sızağıyla eriyen karlar gibi;
Hepsinin bu sevdadan hicran olmuş nasibi...
Böyle yaşıyorlarken dünyalarına küskün,
Güzel kız davet etmiş aşıklarını bir gün.
Demiş:"Elbet veremem gönlümü hepinize,
Fakat bir müsabaka açıyorum ben size:
En güzel en kıymetli inciyi bana her kim
Getirirse onunla artık evleneceğim..."
Aşıklar mallarını feda edip satmışlar,
Dört taraftan en büyük inciyi aratmışlar.
Yüzlerce sene evvel bir saz şairi varmış;
Bu gencin de gönlünü o kızın aşkı sarmış.
Aklını alıvermiş gök ela renkli gözler;
Her dakika biricik sevgilisini özler,
Her dakika ağlarmış, sızlarmış, ah edermiş;
perişanmış, mahzunmuş, derbedermiş..
Duymuş müsabakayı bu aşık da nihayet,
"inci nedir" diyerek o anda etmiş hayret.
Çünkü o ana kadar inciyi bilmiyormuş.
"inci nasıl şey?" diye bir ihtiyara sormuş:
"Ben onu hiç görmedim gezdim de diyar diyar."
Demiş ki zavallıya gülümseyip ihtiyar:
"Güzel bir taştır inci, kadınların süsüdür;
Durduğu yer onların açık, beyaz göğsüdür.
Denizden çıktığından pahalıdır gayetle..
Bu sözleri duyunca aşık bakar hayretle,
Der ki:"Ben deniz nedir, onu da bilmiyorum."
ihtiyar denizi de anlatır: "Dinle yavrum,
Bu öyle bir susur ki ufuğa kadar açık,
Bazen dalgalar kıyısında ufacık;
Bazen fırtına çıkar, hava olunca lodos,
Deniz birden kudurup kayalara vurur tos.
Sen karada gezmişsin belli bu yaşa kadar.
Bu dağların ardında çok uzak bir deniz var.
Pek merak ediyorsan yürü, memleketler aş."
Saz şairi, bu sözler bitince, yavaş yavaş
Denizi bulmak için seyahate koyulur;
Uzun yollar üstünde harap olur, yorulur.
Nihayet gök toprağa ışığını dökerken
Bir sahile yaklaşır, henüz şafak sökerken....
Aradan bir yıl geçip nihayet mühlet bitmiş,
Aşıklar akın akın kızın yanına gitmiş.
Hepsi de dizilmişler önüne birer birer;
Ellerinin üstünde donuk, beyaz inciler.
Güzel kız seyre dalmış,oturarak yerine;
ipek elbisesinin uzun eteklerine
Bütün delikanlılar koymuş hediyesini!
Gözlerini açarak herkes kesmiş sesini:
"Acaba hangisini kabul edecek ?"diye.
Dışardan bir gürültü duyulmuş o saniye:
"Bırakın muradıma ben bugün ereceğim,
Bırakın sevgilime inciler vereceğim..."
"O da getirsin" diye güzel kız vermiş izin,
Şair içeri girmiş tereddüt etmeksizin.
Anlatmış kalbindeki sızlayan bir yarayı,
Anlatmış uzun uzun bütün bu mecarayı.
"Ben bir şair aşıkım, elimde bir kırık saz,
Yapyalnız yaşıyorum, derdim çok, sevincim az.
O güzel gözlerine bir pınar gibi gönlüm
Yıllarca aka aka tükendi tahammülüm.
Fakat seni unutmak gelmiyordu elimden.
Ve bir gün işittim ki inci istemişsin sen.
Ama bu ana kadar görmemiştim ben onu,
Öğrendim bu incinin denizde olduğunu.
Deniz nerde diyerek arıyordum bu sefer;
Aşkının kuvvetiyle aştım dağlar tepeler.
Nice ülkeler gezdim nice dağlar dolaştım,
Bir sabah sonu gelmez bir denize ulaştım:
Güneş içinden doğup içinden batıyordu;
Sular arzın üstüne yaslanmış yatıyordu.
Rüzgar yavaş esiyor,engin sessiz, durgundu;
Vücudum aylar süren yolculuktan yorgundu.
indim büyük denizin o büyük sahiline
incileri topladım ,uğraşıp didinerek."
Aşıkın sözlerini dinlerken kadın erkek;
Şair omuzundaki bir torbayı uzatmış,
Yere bağını çözüp, incileri boşaltmış.
Fakat o anda herkes kahkahalarla gülmüş:
Çünkü inci yerine çakıl taşı dökülmüş.
Güzel kız genç aşıka demiş: "Bunu iyi bil:
Bu, parayla alınan incilere mukabil,
Senin çakıl taşların pek değerlidir elbet;
Şair! Yaşayacağım seninle ilelebet.."
(bkz: Nazım Hikmet Ran)
istiridye içinde oluşabilen değerli küçük süs taneleri...
sirkede erir bunlar.
sirkenin içine koyulduğunda erirler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar