1. 1.
    Kenarına gidilen sadece ölüm değildir... Hayat,hatta her söz kenardır aslında mükemmel şeylerin mahfına hazır...

    Kenarlar ciddiyet içindir ki hayatın ciddiyetsiz olmayışı burdan gelir...Hiçbir şey şaka değildir ve her şakanın üstünde bi gerçek vardr hayatta...Hatta "Hayat bir sınavdır.Neyle karşılaşacağımızı bilemeyiz." denir ya dikkati çekeceği üzere tıpkı hayat gibi sınavlar da ciddi ve beklentilerle dolu olmayan olaylardır....
    2 ... lavinia
  2. 2.
    Düşünüyorum da,
    sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek...
    Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
    naif yönlerimizin keşfedilmesi,
    cesaretsizligimizin anlaşılması,
    korkularımızın paylaşılması
    sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.
    Kabuklarımızın altında
    kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız...
    Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.
    Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.
    istiridyeler, deniz minareleri, midyeler.
    Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.
    Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk?
    Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?
    Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?
    Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?
    duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?
    Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak.
    Ne çıkar ateşböceği sansalar beni?
    Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin
    o uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna
    el kaldırmaya kıyamaz?
    Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım
    karşımdakine.
    O da çözülecek belki.
    Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.
    Oysa bir görebilsek bunu.
    Kalmadı böyle insanlar demesek.
    Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.
    Kırılmaktan korkmasak.
    incinsek, yaralansak.
    Ne olur bir darbe daha alsak.
    Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu.
    Denesek. Risk alsak. Yanılsak. Fark etmez.
    Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.
    Ve kucaklaşsak yeniden.
    Tıpkı eskisi gibi.
    Ne olduğunu anlayamadığımız o onbeş yıldan öncesi gibi.
    O zaman fark edeceğiz.
    Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.
    Neler biriktirdiğimizi,
    kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.
    Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.
    Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.
    Yaşadığımız coğrafya zor, sartları ağır.
    yüreği daha fazla küstürmemek lazım.
    Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.
    Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.
    Sevgiye çok ihtiyacımız var.
    Ufukta kara bir kış görünüyor.
    Ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri.
    Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı.
    Kurtulun bu yükten.
    Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
    Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.
    Hem hepimiz bir yıldızız.
    Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi. *
    9 ... mulayim
  3. 3.
    "birinin peşindeyim ben; tanımsız bıraktığım birinin. sessizliğin doyurduğu, biçimli ve endişeli birinin. düşüncelerimi zapteden, kelimelerimi korkutan birinin. yanında huzurlu uyuduğum, mutlu uyandığım birinin. onunla olmakla, onunla birlikte yaşamakla gizli bir gurur duyduğum, asla kıskançlığa ya da sahiplenmeye dönüşmeyen bir tutkuyla bağlandığım birinin. onu arıyorum göğe her baktığımda; bir melek gibi uzanıp yüzüme dokunacağını tasarlıyorum. bütün aşkların payına düşen şiddetten arınmış, başkalarına aynı/ birbirimize farklı koktuğumuz bir sevginin yolu bu. cesaretimi ondan alıyorum pervasızca ve yine ona ben cesaret veriyorum mücadele ruhunda. bir sır gibi saklıyoruz misafirliğimizi. hüzün bitince geri döneceğiz çağımıza. insanlığa karışmaya hazır yapışık kalpler taşıyoruz aşkımızda. bizim aşkımız hakikaten beden gücü gerektiriyor akıl kadar. yapacak çok işimiz var. dövüşecek çok düşmanımız var. kucaklayacak çok arkadaşımız var. bizim sebebimiz bu. bizim fazlalığımız bu. belki de iksirimiz. kanayan yüzlerle çevrili bir gezegende, fırtınaya karışan bellek tozlarımızla, erdemlerimizle, ideallerimizle ayaktayız. yalan söylemiyorum

    bir nedeni yok. yalnızca öptüm."

    budur "hayata dair"..
    2 ... missbee
  4. 4.
    "bazı sorulara cevap bulamadım; kuşkusuz gerekli de değildi bu. soruyu soru halinde bırakıp sahici yanını korumaya çalışmam, cehalet mi sanıldı acaba? ! bedenlerin bedenlerden istedikleri, ruhların, ruhlardan çıkarttıkları, karşılıklı acıların birbirlerinin etkisini arttırdıkları vakitlerde düştün aklıma. aklıma yayıldın. ne kaybedebilir, ne kazanabilirdim ki artık: ortadaydım işte! bir başkasının mal varlığına dönüşmeden yaşayabilmenin yalnızlığıydı bu. hayır! melankoli diye adlandırma bu durumu; ortak bir açı yakalayamama sorunu galiba. her kadın gibi doğurmak hevesi, her erkek gibi dağların doruklarında biraz gözden ırak hüzünlenme denemeleri aslında. kusura bakma, kafam biraz dağınık,

    bir nedeni yok. yalnızca öptüm."

    ve budur" hayata dair"..
    1 -1 ... missbee
  5. 5.
    (bkz: sana dair)
    ... berbay
  6. 6.
    hayata dair pek çok sey anlatılır yazılır çizilir. kimi kitaplara sıgdıramazken kimi tek bir cümle ile özetleyiverir yaşamı. kimine gore ince bir çizgi, kimine gore bir sınavdır yaşam. kimi iki satır şiir karalar kimi resmeder. kim ne yaparsa yapsın insanın yaşamı kendine özeldir, kendi yaşar kendi içinde. tüm güzellikleri ile ya da acısı ile. sorunlar aşılmayacak gibi gelse de gün gelir bir anı olarak kalır anlatılıp bir tebessümle ifade edilen. yokluk da zordur lakin. bir tattır hayata anlam veren tıpkı varlık gibi.
    1 ... liberty
  7. 7.
    dağ başındasın
    akşam olmuş,
    güneş batmış
    derdin günün hasretlik
    gelin
    rakı için,
    sahoş olun.
    ıslıkla bir şeyler çalın
    geberiyorum kederden
    1 ... ulubilgekisi
  8. 8.
    Tükürmez insan kendi yüzüne, masumluğunu çizer gökyüzüne hep kendinde büyür kendinde yok olur çevredekilerden ziyade. Yinede biri sebeptir yaşananlara, onu yaşlı kılanlara aldatmanın içli hazin öyküsü vardır her bir uzvunda en çok yara alan yer simalarıdır kendi göremedikleri, birde vicdan sorgulamadıkları. Kör talihin talihsiz oyunlarıdır bunlar, sorgular yine içe dönük. Yaşanır yaşam, olaylardan kıl payı sıyrılmış garipliklere sığınırken benliği benimserler. Basite indirirler yaşanmışlıkları, en çokta kendilerini. Bunca yaşananın yanında güzellik belleğe çizilmiş siyah beyaz resimdir, sırası, yeri geldikçe anımsanan. Sonra renkli yaşamlardır yaşanaçak ve yıllar sonra siyah beyaz bellekte yerini alacak. Herkesin bir hikayesi var, herkesin bir yürek burkan acısı. Ve herkes kendini unutup herkesle meşguldür, yoğunluğun aynasında kendisidir odak nokta, kırılsa parçalanacak çevre, zedelense zelzele misali, yetmeyecek enkazları kendine,toparlanamayacak. Yaşam denizlerin maviliğinin gökyüzüne benzerliği gibi görünsede, can alır, an gelir can yaşatır..

    Bilinmez hikayelerin bilinmez kahramanını aramadım ben, felsefenin denizlerinde yüzmedim,yıkanmadım fuzili biçimde ,yankılarım olmadı kendimden yana, yakarmaktan başka. Baş kaldırmak kendime sadece kendime, yüreğimi doyuran sana sığınmak yeri geldiğinde... işte... Onca kendini çoğaltanın arasında, onca içli hazan öykülerin arasında. Bir huzurdur maviden yeşilden yana. Gece serpilir, gündüz doğar, gün yüzüne vurur zelzelerde enkazların kalır, yinede demek yaşama dair yüzüne tükürmeye cesaretsizliğin gibi olmasın...
    1 ... cmoslogic
  9. 9.
    Yarım kalmaya mahkum cümlelerle tamamlamaya çalışmak seni, sükunu için gönlümün üfleyip kandili derin bir uykuya dalmak yeniden, sıkıca kapatıp ağzını içine güzel duygularımı koyduğum şişeyi zamansızlığa bırakmak belki vurur diye gönlünün sahillerine, içimdeki heyecanı; bir çocuğu en neşeli, en yaramaz, en beklemediği anında yediği kuvvetli bir tokatla neye uğradığını şaşırtmak gibi bir azabı üstlenerek sakinleştirmek, sorusuz cevaplara cevapsız sorulara umarsızca sırtını dayamak, kendine küfrederek, kendini küçümseyerek, kendine gülerek ağlamak sessiz sedasız, mutluluklara gölge etmemek için gölgelerde mutluluk olmak kanatarak boğazında düğümlenmiş sözlerini ve tüm bunları yazıları silinmiş bir kitabın arasına sıkıştırıp yürümek hiçbir şey olmamış gibi başın dik, gözlerinde güçlü bir bakış, dudağında inancına özgü mağrur bir gülümsemeyle; içindeki boynu bükük, gözleri hüzünlü, yanakları kırmızı, dudakları titreyen çocuğu göstermemek için hiç kimseye... direnerek.
    Kalp sevdalıdır sözlere... bıraksan onu taşıyan bedeni öldürene kadar kederden, döker durur kelimelerini.
    Velhasıl kelam; dil sevsede söz söylemeyi, yürek cümleleri saklamak içindir. *

    "Gel, gel, daha yakın gel, bu yol vuruculuk ne zamana kadar sürüp gidecek? Madem ki sen, bensin, ben de senim. Artık bu senlik ve benlik nedir? Biz Hakkın nuruyuz, Hakkın aynasıyız. Şu halde kendi kendimizle, birbirimizle ne diye çekisip duruyoruz? Bir aydınlık bir aydınlıktan neden böyle kaçıyor? Biz hepimiz, bütün insanlar, tek bir vücud halinde olgun bir insanın varlığında toplanmış gibiyiz. Fakat neden böyle şaşiyız? Aynı vücudun birer uzvu olduğumuz halde neden zenginler, yoksulları böyle hor görürler? Aynı vücutta bulunan sağ el, ne diye sol elini hor görür? Her ikisi de madem senin elindir, aynı tende uğurlu ne demek, uğursuz." *
    4 ... fashiondesigner
  10. 10.
    (bkz: hayata dair iç burkan detaylar)
    -1 ... marla singer