bugün

/790
kendisine olan duygularımı yalnızca "vay anasını" diyerek dile getirebildiğim takımdır. zira öyle bir takımdır ki; kazansa da kaybetse de olay oluyor.

galatasaraylılar, kutlama yapsanıza kuzum siz?
kaybetse de kazansa da gönlümüzün baş köşesinde ki yerini koruyan tek aşkımız.
uludağ sözlük bünyesinde bu takımla ilgili yazdığınız tek bir harf bile anında eksilenir. bu biraz da fanatizmin boyutlarını göstermektedir. yani fenerbahça sarı lacivret renklere sahip desek eksileneceğimiz baştan bellidir.

dünden beri sosyal medyayı, haberleri, paylaşımları takip ediyorum. bir fenerbahçeli olarak maçtan sonra çok üzüldüm elbette ki. ama maçın 3. dakikasında berabere üstelik de 0-0 biteceği ortadaydı. bunu galatasaray'ın taktiğine verdim ve planlarının tıkır tıkır işlediğini, aykut'un sahaya hatalı bir takımla çıktığını bu nedenle de maç sonunda galatasaray'ın şampiyon olacağını bilerek izledim. kalbimin dayanıp dayanmayacağını düşündüğüm maçta yüreğimi ağzıma getiren pozisyonumuz bile olmaması üzücüydü. maçın sonlarında muslera denen şebek ( bu çocuğu görünce gülesim geliyo çok şeker, şebek diyorum o yüzden) sakatlanınca kalkmaz artık dedim. kalktığında hoşuma gitti, taraftarımız da alkışlayarak hakkını verdi zaten. takımımın günahı boynuna. dün akşamki oyun bir tiyatroyu andırıyordu ama umarım ki öyle değildir. umarım bir şeyler için anlaşmalar yapılmamıştır. takımın onuru, şerefi zaten iki paralık oldu. temmuzdan beri yemediği hakaret kalmadı bu taraftarların. sırf fenerbahçe'yi tutuyoruz diye her çeşit hakareti yedik. karşı durduk, dik durduk. başımız önümüze eğilmesin diye gizlice ağladık. dışarıya belli etmedik. bugünlere nasıl gelindiği, komplo teorileri vs. önemini yitirdi benim için. play off dedikleri şey bir anda icad edilen bir şeydi. bir daha da olmayacak zaten. galatasaray şampiyonluğu zaten haketmişti benim gözümde. beşiktaş maçındaki tiyatral havanın bu maçta da sezilmesi burkucuydu. neyse önemli değil. maç bitti. maçın ardından rakip takıma taşkınlık yapılmadı, alkışlar vardı. sevindik, mutlu olduk. sonra olanlar oldu. ortalık savaş alanına döndü. dayak yiyen de atan da aynı yurdun çocuklarıydı. polis devletinde yaşayan herkes bilir ki orantısız güç kullanan emniyet güçlerimiz var. ama bu kadar olayı meşru çıkartmıyor bu. polis seni kışkırtıyorsa senin de tahrik olmaman gerekirdi. en çok koyan şeylerden biri de şu ki: bu ülkede insanlar öldürülüyor, haksız şekilde hapislere atılıyor, zamlarla cepler boşaltılıyor, haklar ellerden alınıyor, halk kandırılıyor. kandırıldıkça yarabbi şükür diyor. ama kıçı kırık bir lig için yapılan olaylara bakın. kendi cebinden çıkan para, iyi yaşama hakkının elinden alınması bile böyle tepkilerle karşılanmazken; kapalı kapılar ardında neler döndüğünü bilmediğimiz bir lig için öldürmek, ölmek meşru hale gelmiş. bunlardan midem bulandı. insanların sikmeli, sokmalı laflarından. sırf tuttuğu takım için şerefi, haysiyeti hiçe sayan, sayılan insanlardan midem bulandı. şike muhabbetinden yöneticilerimiz ceza alırken, takıma hiçbir ceza verilmemesinden midem bulandı. trabzonspor'un sinir bozucu tavırlarından midem bulandı. trabzon'da maruz kaldığımız şiddetin benzerini biz yaptığımız için midem bulandı.

ama dünden beri, artık fenerli olmamanız lazım. hala fenerliyseniz teröristsiniz diyenlere de bir çift sözüm var: benim ailem fenerbahçeliydi ben de öyle oldum. birçoğunuz da bu şekilde takımınıza karar vermişsinizdir. daha 3 yaşındayken beşiktaşlı bir amca vardı. bana rüşvet teklif ederdi bolca, çikolata, bisiklet bilmem ne. ben takımımı değiştirmem derdim. takım değiştirmek karaktersizlikti benim için. sadece galip gelen takım tutmak onursuzluktu. hele hele erkek arkadaşına göre takım değiştiren omurgasızlardan hiç olmadım. ve bilirim ki galatasaraylı ya da beşiktaşlı birinden hoşlanmadım bile. bu ülkede herkes aynı şekilde yetişti, bir evde fenerli ve galatasaraylı kardeşler de var. yani bir taraftar profilinin içinde teröristi de var solcusu da ülkücüsü de. vicdani retçisi de milliyetçisi de... fenerbahçeli olmam demek benim şerefimi belirlemez, onurumu, kişiliğimi, haysiyetimi, annemin namusunu da belirlemez. ben sadece sıradan bir türk vatandaşıyım. dün polise taş da atmadım, polis arabası da devirmedim. orada o güce maruz kalsam ne yapardım bilmiyorum ama terörist damgası yemek için pkklı şerefsizlerle aynı cümlede geçmek için bir eylemde bulunmadım.

şimdi sırf bir takım için insanların kalbini bu denli kıran insanlara sesleniyorum. bu takımları biz yönetmiyoruz, yapacaklarından da yaptıklarından da sorumlu değiliz. biz sadece destekçiyiz. cebimize giren, çıkan da yok. yapılacakları engelleyecek gücümüz de. bunun hepiniz farkında olun. yarın bir gün böyle skandallara başka takımlar karışırsa -olmaması tek dileğimdir- yaşananları daha iyi anlarsınız. bu takımın yönetimini ilk günden beri sevmedim. luciano gibi appiah gibi revivo gibi futbolcularımıza hayvan gibi davranan, ortegaymış, carlosmuş gibi futbolcular geldiğinde diğerlerini hiçe sayan, taraftarı birbirine kırdıran, takımı dışa kapalı ayrı bir organizma haline getirmeye çalışan bu yönetime hep karşıydım. ama zor anda bırakmak olmazdı. hataların yanında sevaplarını kabullendik. ama dün akşamdan sonra; bu yönetim, bu futbolcu kadrosu değişene kadar asla ve asla bu ülkede futbol maçlarını izlemeyeceğim. yenilginin hırsı mı bu? kaç kere son dakikada kupa verdik. bununla ilgili değil olay. mide bulantısıyla ilgili. bu bulantı geçer mi kolay kolay bilmem ama; bu ülkede futbolun seviyesi o kadar düşük ki... koskoca adamlar bir takım uğruna o kadar iğrenç olabiliyor ki, ortaokulda konuşup bitirdiğimiz şeyleri 30 yaşında bir anda pat diye önünüze getiriyor... benim için dün akşamdan sonra futbol sona ermiştir. ama takımımı yine söylemeye devam edeceğim. sarı lacivert yorganıma sarılıp uyuyacağım. imzalı formamı duvarımda gururla taşıyacağım. bu yöneticiler ya da futbolcular fenerbahçe değil. fenerbahçe asırlık bir kulüpse bugünler de geçecektir. her şeye rağmen midemizi bulandıranlara, takımımıza kara leke sürenlere inat yine de fenerbahçe diyorum.
bu sene şampiyon olmayarak ligi temizlemiştir.

galatasaray kupanın bir kopyasını trabzon a gönderebilir.
dünkü olaylardan sonra haklarında şunu demek farz olmuştur:
angry birds.
an itibarı ile acınacak taraftar kütlesine sahip futbol takımı.

fenerbahçe şampiyon olana kadar maçlar devam etmeliydi.

yoksa bu ağlayan melis'ler susmayacak.
aziz amcaları olmadıgı için şike yapıp, şampiyon olamayan klüp.
ezelden beri trabzonspor'suz bir lig isteyen kulüp.

görsel
sevdanın adıdır. ne bir kupaya ne de bir şampiyonluğa bakmamıştır, yaralarını her zaman kendi sarmıştır, sarmasını iyi bilir.
gün onların günü değildir, günü olanlar sevinsin ama gölge etmesinler başka ihsan istemiyoruz!
bu sene şampiyon olamadın. ama olmalı mıydın bilmiyorum. 3 temmuzdan beri tek istediğimiz adalet- sonuna kadar adalet idi. bu manada şampiyonluk gsnin olmalıydı. evet biz play off ta onlardan fazla puan aldık ama bunun sebebi daha iyi olmamız değil adamların konsantrasyonlarının olmaması idi. zaten haketmişlerdi de. adalet istiyorduk ve adaletli olmamız gerekiyordu.

biz fenerliler bu sene başka bir şey kazandık. zalime karşı geldik. sevdamızı savunduk. hakkımızı istedik. ülkede hukuksuzluk, özel yetkili savcılık kurumu- cemaat paradigması fenere bulaşınca sorgulanmaya başlandı. polisin insanlara neden ateş açtığı sorgulanıyor iki gündür. neden taraftara saha içinde biber gazı sıkıldığı sorgulanıyor. daha fazlasını hayal edebilir miydik. kimse edemezdi sanıyorum.

galatasarayın şampiyonluğu hakedilmişti. bizim mücadelemiz ise onurluydu. ve mücadelemizin onur gurur ve duygusal kısmı için bugün farkediyorum ki ikinci olmalıydık. şimdi inanılmaz mutluyum. mutlu olduğum bir konu daha var. şampiyon olanın galatasaray olması. bizim olmadığımız yerde her zaman umarım yalnızca onlar olurlar. onlar yoksa da biz. gerisi gerçekten teferruat.

operasyon ilk gündeki hedeflerinden çok çok uzakta artık. üstüne üstlük fener şampiyon olmadığı için de diğer herkes rahatladı belki de. şimdi operasyonu yapanlar kendilerini kurtaracak mevzilere çekilecektir.

biz taraftar olarak ilk hedefimiz adalet idi. suçsuzluğumuzu ispatlamak idi. başardık. şimdi artık hesap sorma zamanı geliyor. zalime hesabını da soracağız. amerika da değil anasının amında da olsa hesabımızı soracağız.
bir sözüm de yönetime; ulan aranızdan bir kişi yok mu çıkıp da, taraftarına kendi stadında işkence yapan, biber gazı sıkan polise devlete "yeter bu taraftara yaptığınız" diyecek. yok mu ya bir kişi ya basta diyecek.
devamlı galatasaraylıların hakkında yorum yaptığı takım, taraftarın ağladığını iddaa ediyorlar yazık tabi fenerbahçelileri ağlayacak zannediyorlardı normaldir, bırakın öyle hayal etsinler. şu başlığa bakın sırf galatasaraylılar entry giriyor.
galibiyetini de mağlubiyetini de adam gibi yaşamayı öğrenemediği takım.
Hiçbir zaman kupayı haketmeyecek olan takımdır. tek adam gibi oyuncusu Alex' dir.
son üç sezonda sırasıyla bursaspor, trabzonspor ve galatasaray'a karşı şampiyonluğu kaybeden ve uefa tarafından avrupa kupalarından uzunca bir süre uzaklaştırılması gündemde olan çilekeş kulüp. bu çilenin sebebi nedir diye düşünüyorlar mıdır acaba? ilahi adalet olabilir mi mesela? mehmet ali aydınlar, yıldırım demirören gibi paralı figüranlarına rağmen şikeci kulüp liyakatini üzerinden atamamış kendisini temize çıkaramamıştır hala.
Direnişin Simgesidir.
gurur duyduğum spor kulübüdür.
kendisiyle dalga geçerek eğlenenlerin varlığı çoğaldıkça
fenerbahçe'nin varlığının önemi daha da artıyor benim için.

sırf fenerbahçeyi aşağılamak için başarılı olmak istiyorlarmış gibime geliyor.
kendi başarılarını değil de
fenerbahçenin başarısızlığını kutluyorlarmış gibime geliyor.
bilemiyorum sözlük.

biz başarılar diliyoruz
onlar bize baş ağrılar diliyorlar.

anlamıyorum sözlük!
anlamıyorum; çünkü fenerbahçeliyim!
şampiyonluk maçını polisle yaptılar sanırım.galata.... diyince polis bla bla bla diye ötmeye başlıyorlar.yazık tabi.gören de polis topu çizgiden çıkardı zannedecek.
"züğürt tesellisi" peşinde koşan takımdır. gerçekten de "basın yalan yazıyor şampiyon olmayınca" durumdaki ekiptir. Şampiyonluğu yine alamayınca bu sefer de olayı yapay bir siyasi nitelikteki "tribüne oynama"ya dönüştürerek kendi akıllarınca Galatasaray'ın şampiyonluğunu gölgelemeye çalışmışlardır ama o da gerçekleşmemiştir. Alınteriyle alınmış şampiyonluğu gölgelemeye çalışan, stad ışıklarını söndürecek kadar "çocuk aklı"na sahip kişilerin yönettiği kulüptür.
Maç öncesi medeniyet dersi verip de sonrası ne mal taraftarlara sahip olduğu belgelenen kulüptür. Öyle ki kendi stadlarını yakmışlar, kendi stadyumunun koltuklarını söküp atmışlardır. E be gerizekalı maloş, sanki ben mi ödüyorum o koltukların parasını? Yine sen ödüyorsun. Arabada futbolcu dövüp, Galatasaray'a ahlak dersi vermeye çalışan malların tavrı, polis arabalarını ters çevirmesiyle zirveye çıkmıştır. Yarın öbür gün yine başarısız olsalar yine bir şekilde Galatasaray'a bağlayacaklardır. hala 100.yıl falan muhabbeti yaparlar bir de! Sanki dünyadaki her takım 100.yılında şampiyon oluyormuş gibi? Millete fair-play öğreteceğinize tribünde dursaydınız da alkışlasaydınız. Stad yönetimi şartal kapatır, taraftarı tribünden kaçar. Aynı olaylar Galatasaray'a yapıldığında çıt'ı çıkmayan adamlar, şimdi melek gibi gösteriyor kendisini. Vay amına koyayım, nasıl bir yanar dönerlikse bu artık lan?
tarihi lekelerle dolu takımlardan ahlak dersi almayacak kadar büyük olan takım.

önce kendi kapı önünü temizleyeceksin sonra fenerbahçe'ye laf atacaksın.
bu sene de galatasaray a şampiyonluk hediye etmiş büyük kulüb.
sarayın değil halkın takımıdır, bundandır itaatsizliği! böyle biline...
açıklamalar:
http://fenerbahce.org/fb2...detay.asp?ContentID=29251
http://fenerbahce.org/fb2...detay.asp?ContentID=29252
ayrıca:
cebinden tek kuruş ödemeden devlete stadyum yaptıran, rte'nin emriyle kupa alan takımımsılardan ahlak dersi almayacak kulüptür, kulübümdür...
son 3 yılda 3. kez, son 6 yılda 6. kez son maçı vererek kupayı kaybetmiş takımdır, takımımdır.

dipnot: finalde kaybetmek için önce finale çıkmak gerekir.

tek cümle, dünyanın en büyük spor kulübü.
© copyright 2005 - 2026