bugün
- aklınıza gelen şarkı sözü8
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması13
- tomşak dudaklı kezo4
- kızlar çabuk bakar mısınız4
- çok kitap okuyanı eleştirmek6
- şişman olmak istemeyenlere tavsiyeler7
- düğünde yemek yiyen davetliden para isteyen damat6
- 00 00 da entrylerin sıfırlanma saçmalığı2
- memleketime şiir2
- saraca092
- son zamanlarda sizi en çok mutlu eden şey neydi2
- sosyal olarak başarısız insanlar2
- anahtarı evde unutmak2
- kitap okuma alışkanlığı4
- manchester by the sea2
- ama kafamız nasıl güzel2
- backrooms3
- don giymemek3
- ioc'dan identity graph a2
- hızır aleyhisselam ile görüşülebilir mi5
- eteğin altına pantolon giyen kız2
- 12 ağustos 2026 trump'a truth social davası2
- 29 mayıs 19762
- kpss 20262
- bir kadın tarafından hükmedilmeyi istemek4
- bugün de ölmedik2
- çerçeve yasa31
- bilgi içerikli başlık girmek2
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- yarından sonraki güne ne denir3
- g i l d e d l i l y10
- casperlar daltonlar redkitler şirinler6
- türbede dua etmenin şirk olması13
- bir güneşe bir de sana bakamam3
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması9
- barda yanınıza oturan aslında seri katil olan adam2
- fazladan ölümsüzlük iksiri olan var mı4
- sözlük yazarlarının goodreads sayfaları2
- sokakta öpüşmek7
- mutlu olmak2
- ölümlülük iksiri2
- yurt dışı çıkış harcı8
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- nasıl bir kadın3
- engelleyen insan kibri6
- kadınların bakir erkek istemesi2
- özgür özel15
- flört algoritması3
- anın görüntüsü14
Günlerden
Evet evet
Doğrusu bilmiyorum
Dalıp dalıp gidiyorum böyle
Dalıp dalıp gidiyorum ve dalgınlığımda bir kent
Bir duvar, birde sen,duruşunda güz özellikleri
Dostlar,bütün dostlar içeride.
Bir kentmi,bir yüzmü,binlerce yüzmü,bir kentmi
Beyazmı,dahamı beyaz,okadar çokmu beyaz
Bütün bunları kendime bir adres gibi sorup
Hüznüme,kalbime,soğuğuma
Gelecekten arta kalan bir mutluyum
Ben gelecekten korka korka dönen bir mutluyum
Dünyanın bu küçük sesini işit
Bak,bir dalı,bir örtüyü,bir denizi tutan ellerime
Nanelerden,ıtırlardan,ıhlamurdan gelen
Anlayamadığım sevgililik
Var ya
Yani uzaktan yüzünü bile seçemediğin birinin
Adı en sevdiğin şairin adıyken
Soruyorsun birde
Gülüyorsun,gül ya,neden gülmeyeceksin
Ağlayacaksan ağla işte
Bir gülüp bir ağlayacakken böyle sen
Soyulmuş bir dilim ayva yetişiyor gözlerime
Kaynamış suda pembeleşirken
Kederlerde bütün yüzler birleşir
Ve unutma gereklidir
Bir başka bakışında da gökyüzleri vardır,düz
Kuş sürüleri vardır eğri
Bir sana bir ayak bileklerine bakanların dünyasıda vardır ki
ister kıyıları çekine çekine döven sulara benzet
ister ağır ağır yanan yaprak kümelerine
Anlıyormusun
Anlıyorsun elbette
Ne yaparsan yap yürürlüktedir yetinmezlik.
Maviyi soruyordun,gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi
Bir renk değildir mavi huydur bende
Ve benim yetinmezliğimdir
Ve herkesin yetinmezliğidir belki
Denecektir ki bir süre
Ve denecektir
Bir akşam üstünü düşünmek bir akşam üstünü düşünmekten
Başka nedir ki
Gelecekten utanarak dönen bir sevinçliğim
Ya sizler
Ey sırasını beklemeden gelen Akşam üstleri!
Cogu insanin tek basina 'mavi huydur bende' kismini kullandigi Edip Cansever siiri.
Evet evet
Doğrusu bilmiyorum
Dalıp dalıp gidiyorum böyle
Dalıp dalıp gidiyorum ve dalgınlığımda bir kent
Bir duvar, birde sen,duruşunda güz özellikleri
Dostlar,bütün dostlar içeride.
Bir kentmi,bir yüzmü,binlerce yüzmü,bir kentmi
Beyazmı,dahamı beyaz,okadar çokmu beyaz
Bütün bunları kendime bir adres gibi sorup
Hüznüme,kalbime,soğuğuma
Gelecekten arta kalan bir mutluyum
Ben gelecekten korka korka dönen bir mutluyum
Dünyanın bu küçük sesini işit
Bak,bir dalı,bir örtüyü,bir denizi tutan ellerime
Nanelerden,ıtırlardan,ıhlamurdan gelen
Anlayamadığım sevgililik
Var ya
Yani uzaktan yüzünü bile seçemediğin birinin
Adı en sevdiğin şairin adıyken
Soruyorsun birde
Gülüyorsun,gül ya,neden gülmeyeceksin
Ağlayacaksan ağla işte
Bir gülüp bir ağlayacakken böyle sen
Soyulmuş bir dilim ayva yetişiyor gözlerime
Kaynamış suda pembeleşirken
Kederlerde bütün yüzler birleşir
Ve unutma gereklidir
Bir başka bakışında da gökyüzleri vardır,düz
Kuş sürüleri vardır eğri
Bir sana bir ayak bileklerine bakanların dünyasıda vardır ki
ister kıyıları çekine çekine döven sulara benzet
ister ağır ağır yanan yaprak kümelerine
Anlıyormusun
Anlıyorsun elbette
Ne yaparsan yap yürürlüktedir yetinmezlik.
Maviyi soruyordun,gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi
Bir renk değildir mavi huydur bende
Ve benim yetinmezliğimdir
Ve herkesin yetinmezliğidir belki
Denecektir ki bir süre
Ve denecektir
Bir akşam üstünü düşünmek bir akşam üstünü düşünmekten
Başka nedir ki
Gelecekten utanarak dönen bir sevinçliğim
Ya sizler
Ey sırasını beklemeden gelen Akşam üstleri!
Cogu insanin tek basina 'mavi huydur bende' kismini kullandigi Edip Cansever siiri.
pencere yanindaydi, gokyuzu yaninda!
uzandi, masaya sonsuzu koydu...
uzandi, masaya sonsuzu koydu...
karanfildir.
--spoiler--
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.
--spoiler--
--spoiler--
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.
--spoiler--
daha bir sürü şey,
şuramda darmadağınık.
şuramda darmadağınık.
moruk buralar iyi değil. can yücele şarap sana rakı yolluyor ruhunuza kadeh kaldırıyorum.
Cemal Süreya bın yakın arkadaşı büyük yazar. Şöyle bir konuşma geçer Cemal Süreya ike arasında :
"Cemal Süreyaya içki içmesini ben öğrettim."
- Edip Cansever
"Edipe şiir yazmayı ben öğrettim."
- Cemal Süreya
"Cemal Süreyaya içki içmesini ben öğrettim."
- Edip Cansever
"Edipe şiir yazmayı ben öğrettim."
- Cemal Süreya
Yeni yeni okuyorum hoş şiirleri var.
adını funda oteli koy
aklından gelip geçen bir yazın
ve akşam güneşlerinde orda burda
bir deniz kıyısında, eski bir yıkıntıda
ince ince gezinen turuncu adamların,
adını funda oteli koy
sevdamızın da adını
ayakları dibinde gün batımının.
ve ağzında binlerce güneşin tadı
Dilinin ucunda yalnızca kendi adın,
çünkü sevdikce beni sen kendini tanıdın.
edip cansever - adını funda oteli koy
aklından gelip geçen bir yazın
ve akşam güneşlerinde orda burda
bir deniz kıyısında, eski bir yıkıntıda
ince ince gezinen turuncu adamların,
adını funda oteli koy
sevdamızın da adını
ayakları dibinde gün batımının.
ve ağzında binlerce güneşin tadı
Dilinin ucunda yalnızca kendi adın,
çünkü sevdikce beni sen kendini tanıdın.
edip cansever - adını funda oteli koy
"-edip canseverin anısına
-
şairim, masaya: kim bulmuştu ki yerini/kim ne anlamıştı sanki mutluluktan sesini koydu. nisandı; bulutları morarmış bir ilkyazda sesinin yankısı vardı. onun soruları bütün ilkyaz şikayetçilerinin sorularıyla yağmurlarda sırılsıklamdı.
her şey uyarabilirdi onun içindeki sessizliği. küreksiz bir teknede çıkarıp flütünü kendinden uzaklara çalardı...
oysa o da bir zaman geçerdi tek yıldızdan üşüyerek; yürüdükçe dizelerinin imbiğinde incelirdi kent...
şairim masaya umutsuzlar parkını koydu; park tenhaydı, ama rengarenkti hayat gibi, aşk gibi... orada sözcükler seviştirdi; dizeleriyle sevda ile sevgiyi kesiştirdi...
sonrası kalırken, sonsuzlukta şairin sesi... elden ele, karanfilli! daha dağılmış pazar yerlerine benzerken memleket, kaypak rüyalara kaçardı yüzünde güz izleri taşıyan şairin esmer sevgilisi...
şairim, masaya tragedyaları koydu; destur adlı şiirden ve ateşin böğründe durdu. yangının alazında şiir demledi, ağladı, seyreyledi...
şairim, masaya kirli ağustosu koydu. ağustos, kirini güz aylarına emziriyordu; sonra yapraklar sararıp savrulurken, şairim ölüyordu. dizeleri hâlâ bakmalar denizini kulaçlıyordu; onun şiirinin diyarbakırda bile imbat kokması belki bundandı.
şairim masaya sonrası kalırı koydu. masanın üstüne ne varsa koydu: masa da masaymış ha/bana mısın demedi bu kadar yüke.sonrası kaldıydı, bu doğru...
birileri az az içinde yaşıyordu; aşkı duyunca bir başına kalıyordu. bir pencere az, bir pencere çoğala çoğala. şairim bir pencerenin önünde bir karanfile gülüyordu, karanfil ona.
o ki ölüme dek şiirle hep bir itirazda ve öyle bir tevazuydu ki yetindi toprakla, bir onunla...
kim bulmuştu ki yerini şairim, kim ne anlamıştı sanki mutluluktan?
unutma, sesi geçti şairimin yorgun, yaslı kalabalıktan..."
-yılmaz odabaşı-
şairim, masaya: kim bulmuştu ki yerini/kim ne anlamıştı sanki mutluluktan sesini koydu. nisandı; bulutları morarmış bir ilkyazda sesinin yankısı vardı. onun soruları bütün ilkyaz şikayetçilerinin sorularıyla yağmurlarda sırılsıklamdı.
her şey uyarabilirdi onun içindeki sessizliği. küreksiz bir teknede çıkarıp flütünü kendinden uzaklara çalardı...
oysa o da bir zaman geçerdi tek yıldızdan üşüyerek; yürüdükçe dizelerinin imbiğinde incelirdi kent...
şairim masaya umutsuzlar parkını koydu; park tenhaydı, ama rengarenkti hayat gibi, aşk gibi... orada sözcükler seviştirdi; dizeleriyle sevda ile sevgiyi kesiştirdi...
sonrası kalırken, sonsuzlukta şairin sesi... elden ele, karanfilli! daha dağılmış pazar yerlerine benzerken memleket, kaypak rüyalara kaçardı yüzünde güz izleri taşıyan şairin esmer sevgilisi...
şairim, masaya tragedyaları koydu; destur adlı şiirden ve ateşin böğründe durdu. yangının alazında şiir demledi, ağladı, seyreyledi...
şairim, masaya kirli ağustosu koydu. ağustos, kirini güz aylarına emziriyordu; sonra yapraklar sararıp savrulurken, şairim ölüyordu. dizeleri hâlâ bakmalar denizini kulaçlıyordu; onun şiirinin diyarbakırda bile imbat kokması belki bundandı.
şairim masaya sonrası kalırı koydu. masanın üstüne ne varsa koydu: masa da masaymış ha/bana mısın demedi bu kadar yüke.sonrası kaldıydı, bu doğru...
birileri az az içinde yaşıyordu; aşkı duyunca bir başına kalıyordu. bir pencere az, bir pencere çoğala çoğala. şairim bir pencerenin önünde bir karanfile gülüyordu, karanfil ona.
o ki ölüme dek şiirle hep bir itirazda ve öyle bir tevazuydu ki yetindi toprakla, bir onunla...
kim bulmuştu ki yerini şairim, kim ne anlamıştı sanki mutluluktan?
unutma, sesi geçti şairimin yorgun, yaslı kalabalıktan..."
-yılmaz odabaşı-
Edip.. Dünyanın en naif dizelerini nereden buldun da döktün önümüze be adam.. yok olacağına her gün daha da çoğalıyorsun.. bak şu işe..
"Neden aklıma geliyor istasyon büfesindeki duruşun
Hava soğudu -Kasım ın son günleri-
Kar yağacak, bembeyaz olacak unutulmuşluğum.."
I-ıh.. unutulmuyorsun hiç..
"Neden aklıma geliyor istasyon büfesindeki duruşun
Hava soğudu -Kasım ın son günleri-
Kar yağacak, bembeyaz olacak unutulmuşluğum.."
I-ıh.. unutulmuyorsun hiç..
"yani hiçbir şey değilim de ben, sadece bir konuyum öyle mi?" *
Ve bu yorgun
bu hüzünlü yüreği,
Benim degilmiş gibi
hiç kimse görmeden,
şöyle bir yol kenarına
bıraksam.
bu hüzünlü yüreği,
Benim degilmiş gibi
hiç kimse görmeden,
şöyle bir yol kenarına
bıraksam.
"Dönelim
Döndürsün bizi
Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
Ve akılda kalan bir yokuştan
Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
Ve çocukluktan
Dönelim
Dönelim mi biz
Gençlikten, oralardan
Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
Dönelim mi acıya
Acıya, büyük acıya
Ve soralım mı acaba
Ey büyük yalnızlık insansan eğer
Bir kaya
Dalgalar yalarken onu
O bakarken kaskatı kalabalıklara
Ah, kalbin bulut bulut akan sesi."
Döndürsün bizi
Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
Ve akılda kalan bir yokuştan
Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
Ve çocukluktan
Dönelim
Dönelim mi biz
Gençlikten, oralardan
Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
Dönelim mi acıya
Acıya, büyük acıya
Ve soralım mı acaba
Ey büyük yalnızlık insansan eğer
Bir kaya
Dalgalar yalarken onu
O bakarken kaskatı kalabalıklara
Ah, kalbin bulut bulut akan sesi."
''kırmızı bir atkı al sade, yalnızlığını saklar
edip cansever okuma bu mevsim ruhunu sakatlar.
cemal süreya
edip cansever okuma bu mevsim ruhunu sakatlar.
cemal süreya
bugün ölüm yıl dönümü olan arafta kalmış şair. ece ayhan ''esnaf'' deyip niteliksiz bulurken cemal süreya adına methiyeler düzmüştür ondandır araftalığı.
anısına...
cansever'e
necip fazıl, kızgınlık gürültü yapar kırgınlık sessizlik diyor;
hem bağırmak istiyorum duymazsın nasılsa diye,
hem de susmak, susmak: kayısılı form getirirsin diye.
cansever diyor ki; sesini kes,
ben nasılsa yerçekimli karanfilde anlattım sizi.
tamam diyorum kızım kıs sesi.
sonra
saat iki falan oluyor
oğuz atay; tehlikeli oyunlar sayfa bilmem kaç aç diyor!
açmıyorum; çünkü biliyorum sonrası kalır
kaçıyorum anlayacağın nasılsa bulmazsın diye.
derken kara kutum açılıyor,
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
anısına...
cansever'e
necip fazıl, kızgınlık gürültü yapar kırgınlık sessizlik diyor;
hem bağırmak istiyorum duymazsın nasılsa diye,
hem de susmak, susmak: kayısılı form getirirsin diye.
cansever diyor ki; sesini kes,
ben nasılsa yerçekimli karanfilde anlattım sizi.
tamam diyorum kızım kıs sesi.
sonra
saat iki falan oluyor
oğuz atay; tehlikeli oyunlar sayfa bilmem kaç aç diyor!
açmıyorum; çünkü biliyorum sonrası kalır
kaçıyorum anlayacağın nasılsa bulmazsın diye.
derken kara kutum açılıyor,
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
fazla şiirden öldü edip.
yerçekimli karanfiliyle, suphi bey ve nicesiyle anıyoruz.
yerçekimli karanfiliyle, suphi bey ve nicesiyle anıyoruz.
Yeşil ipek gömleğinin yakası
Büyük zamana düşer.
Herşeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever.
Büyük zamana düşer.
Herşeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever.
(bkz: Mendilimde Kan Sesleri)
Türk edebiyatının incilerinden biri, çok şiirden öldü. Allah rahmet etsin.
Türk edebiyatının incilerinden biri, çok şiirden öldü. Allah rahmet etsin.
28. yıl dönümü. "Oysaki seninle güzel olmak var"
"hiçbir şeyin hiçbir şeyliği gibi bir şeydim. bir ara
hiç kimselerin tutmadığı oyunlara giderdim
tiyatrolar ki benim en sevdiğim boşluklarımdır. maun tabutumda
her yerleri çok süslenmiş ölüler gibiyimdir
bir kurdelenin ya da gümüşten bir haçın altında sanki
geri çekilmiş yüzümle, geri çekilmişliğe dargın yüzümle
bir çelişki gibi ölümsüz
yaşamakta olurdum." * *
hiç kimselerin tutmadığı oyunlara giderdim
tiyatrolar ki benim en sevdiğim boşluklarımdır. maun tabutumda
her yerleri çok süslenmiş ölüler gibiyimdir
bir kurdelenin ya da gümüşten bir haçın altında sanki
geri çekilmiş yüzümle, geri çekilmişliğe dargın yüzümle
bir çelişki gibi ölümsüz
yaşamakta olurdum." * *
"Ne gelir elimizden, insan olmaktan başka?" der ve beni benden alır.
"yani, hiçbir şey değilim de ben
sadece bir konuyum öyle mi"
Cemal Süreya'ya göre fazla şiirden ölmüş, ikinci yeni'nin en sağlam şairlerinden biridir. adamımdır.*
sadece bir konuyum öyle mi"
Cemal Süreya'ya göre fazla şiirden ölmüş, ikinci yeni'nin en sağlam şairlerinden biridir. adamımdır.*
"kaldıysa bir o kaldı
içimizde bir vahşeti uyandırma korkusu."
içimizde bir vahşeti uyandırma korkusu."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar