bugün
- şuan sözlükte fingirdeyen yazarlar7
- siber istihbaratta teknik derinlik4
- aklınıza gelen şarkı sözü8
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması13
- 00 00 da entrylerin sıfırlanma saçmalığı5
- sosyal olarak başarısız insanlar4
- sözlük kızlarının çok sıkıcı olması3
- birazdan geliyorum2
- tomşak dudaklı kezo4
- acıktım lan3
- kızlar çabuk bakar mısınız4
- arkadaşlar aranızda rüya tabiri yapabilen var mı3
- çok kitap okuyanı eleştirmek6
- şişman olmak istemeyenlere tavsiyeler7
- düğünde yemek yiyen davetliden para isteyen damat6
- memleketime şiir3
- bilgi içerikli başlık girmek3
- saraca092
- çerçeve yasa31
- kitap okuma alışkanlığı4
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- romelu lukaku9
- backrooms3
- türbede dua etmenin şirk olması13
- g i l d e d l i l y10
- bir kadın tarafından hükmedilmeyi istemek4
- casperlar daltonlar redkitler şirinler6
- anahtarı evde unutmak2
- don giymemek3
- manchester by the sea2
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- ama kafamız nasıl güzel2
- muslettin amca3
- ioc'dan identity graph a2
- yarından sonraki güne ne denir3
- hızır aleyhisselam ile görüşülebilir mi5
- eteğin altına pantolon giyen kız2
- 29 mayıs 19762
- bugün de ölmedik2
- bir güneşe bir de sana bakamam3
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması9
- 12 ağustos 2026 trump'a truth social davası2
- kpss 20262
- sokakta öpüşmek7
- fazladan ölümsüzlük iksiri olan var mı4
- yurt dışı çıkış harcı8
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- engelleyen insan kibri6
- barda yanınıza oturan aslında seri katil olan adam2
- özgür özel15
"-edip canseverin anısına
-
şairim, masaya: kim bulmuştu ki yerini/kim ne anlamıştı sanki mutluluktan sesini koydu. nisandı; bulutları morarmış bir ilkyazda sesinin yankısı vardı. onun soruları bütün ilkyaz şikayetçilerinin sorularıyla yağmurlarda sırılsıklamdı.
her şey uyarabilirdi onun içindeki sessizliği. küreksiz bir teknede çıkarıp flütünü kendinden uzaklara çalardı...
oysa o da bir zaman geçerdi tek yıldızdan üşüyerek; yürüdükçe dizelerinin imbiğinde incelirdi kent...
şairim masaya umutsuzlar parkını koydu; park tenhaydı, ama rengarenkti hayat gibi, aşk gibi... orada sözcükler seviştirdi; dizeleriyle sevda ile sevgiyi kesiştirdi...
sonrası kalırken, sonsuzlukta şairin sesi... elden ele, karanfilli! daha dağılmış pazar yerlerine benzerken memleket, kaypak rüyalara kaçardı yüzünde güz izleri taşıyan şairin esmer sevgilisi...
şairim, masaya tragedyaları koydu; destur adlı şiirden ve ateşin böğründe durdu. yangının alazında şiir demledi, ağladı, seyreyledi...
şairim, masaya kirli ağustosu koydu. ağustos, kirini güz aylarına emziriyordu; sonra yapraklar sararıp savrulurken, şairim ölüyordu. dizeleri hâlâ bakmalar denizini kulaçlıyordu; onun şiirinin diyarbakırda bile imbat kokması belki bundandı.
şairim masaya sonrası kalırı koydu. masanın üstüne ne varsa koydu: masa da masaymış ha/bana mısın demedi bu kadar yüke.sonrası kaldıydı, bu doğru...
birileri az az içinde yaşıyordu; aşkı duyunca bir başına kalıyordu. bir pencere az, bir pencere çoğala çoğala. şairim bir pencerenin önünde bir karanfile gülüyordu, karanfil ona.
o ki ölüme dek şiirle hep bir itirazda ve öyle bir tevazuydu ki yetindi toprakla, bir onunla...
kim bulmuştu ki yerini şairim, kim ne anlamıştı sanki mutluluktan?
unutma, sesi geçti şairimin yorgun, yaslı kalabalıktan..."
-yılmaz odabaşı-
şairim, masaya: kim bulmuştu ki yerini/kim ne anlamıştı sanki mutluluktan sesini koydu. nisandı; bulutları morarmış bir ilkyazda sesinin yankısı vardı. onun soruları bütün ilkyaz şikayetçilerinin sorularıyla yağmurlarda sırılsıklamdı.
her şey uyarabilirdi onun içindeki sessizliği. küreksiz bir teknede çıkarıp flütünü kendinden uzaklara çalardı...
oysa o da bir zaman geçerdi tek yıldızdan üşüyerek; yürüdükçe dizelerinin imbiğinde incelirdi kent...
şairim masaya umutsuzlar parkını koydu; park tenhaydı, ama rengarenkti hayat gibi, aşk gibi... orada sözcükler seviştirdi; dizeleriyle sevda ile sevgiyi kesiştirdi...
sonrası kalırken, sonsuzlukta şairin sesi... elden ele, karanfilli! daha dağılmış pazar yerlerine benzerken memleket, kaypak rüyalara kaçardı yüzünde güz izleri taşıyan şairin esmer sevgilisi...
şairim, masaya tragedyaları koydu; destur adlı şiirden ve ateşin böğründe durdu. yangının alazında şiir demledi, ağladı, seyreyledi...
şairim, masaya kirli ağustosu koydu. ağustos, kirini güz aylarına emziriyordu; sonra yapraklar sararıp savrulurken, şairim ölüyordu. dizeleri hâlâ bakmalar denizini kulaçlıyordu; onun şiirinin diyarbakırda bile imbat kokması belki bundandı.
şairim masaya sonrası kalırı koydu. masanın üstüne ne varsa koydu: masa da masaymış ha/bana mısın demedi bu kadar yüke.sonrası kaldıydı, bu doğru...
birileri az az içinde yaşıyordu; aşkı duyunca bir başına kalıyordu. bir pencere az, bir pencere çoğala çoğala. şairim bir pencerenin önünde bir karanfile gülüyordu, karanfil ona.
o ki ölüme dek şiirle hep bir itirazda ve öyle bir tevazuydu ki yetindi toprakla, bir onunla...
kim bulmuştu ki yerini şairim, kim ne anlamıştı sanki mutluluktan?
unutma, sesi geçti şairimin yorgun, yaslı kalabalıktan..."
-yılmaz odabaşı-
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar