bugün
- herkesle iyi anlaşan insan6
- ilişkiye bir süre ara vermek10
- 5 vakit namaz kılan erkeklere bayılmak3
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız12
- 19 yaşında kızla yatmak12
- ankara nın en güzel yanı6
- başbakanımız bizim için adeta ikinci peygamberdir2
- abd'nin iran'ı sıfırlaması4
- kemalist dünya26
- deniz göktaş'ın 3 günde 4 milyon izlenmesi7
- ilgi manyağı5
- unutulmayan sadakat örnekleri4
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik yazar3
- elon musk2
- tamar tanrıyar4
- kucaklaşma günü2
- su içmek2
- ilkin aydın2
- tamar tanrıyar'ın berat albayrak'ı tehdit etmesi6
- mola4
- anın görüntüsü23
- üniversitelerin gereksiz olması17
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi19
- fait bey birader diamond biraderdir hedesi3
- dünyaya artık gök taşı çarpmaması4
- 1 temmuz kabotaj bayramı5
- genç olmanın en güzel yanı6
- tüm çıplaklığımla burdayım3
- ankara3
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- kadir inanır22
- ona bir şey söyle11
- eski eşle tekrar evlenmek5
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı31
- içtim şarabı13
- genç görünmeye çalışmak7
- 28 haziran 2026 hırvatistan gana maçı5
- sözlükteki gizli düşmanım10
- 28 haziran 2026 demokratik kongo özbekistan maçı4
- özgürlük ve zorunlu eğitim paradoksu5
- insanın geçmişinin karanlık olması9
- velvet28
- bisikletlilerin trafikteki meşruiyeti sorunsalı2
- 28 haziran 2026 panama ingiltere maçı4
- true'nun çaylak olması16
- bir şeyler söyle4
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar9
- gitme diye yalvarmak6
- sözlüğe kız girince telefona bildirim gelmesi5
- demokratik kongo cumhuriyeti5
fener bekçisi salih anlatıyor' daki
" öyle bir salih' im ki ben, onda hiçbir şey barınamaz
salih' in kendisi bile"
dizeleriyle nedense direkt" öteki ben" i çağrıştırmıştır.
" öyle bir salih' im ki ben, onda hiçbir şey barınamaz
salih' in kendisi bile"
dizeleriyle nedense direkt" öteki ben" i çağrıştırmıştır.
ne gelir elimizden insan olmaktan başka
ne çıkar siz bizi anlamasanız da
evet, siz bizi anlamasanız da ne çıkar
eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da.
hiçbir şey! Kimse bir gün gözlerimi sevmeyecek, biliyorum
kimse bir gün kimseyi sevmeyecek korkuyorum.
ne çıkar siz bizi anlamasanız da
evet, siz bizi anlamasanız da ne çıkar
eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da.
hiçbir şey! Kimse bir gün gözlerimi sevmeyecek, biliyorum
kimse bir gün kimseyi sevmeyecek korkuyorum.
" yıllar geçmedi, yıllar eskidi
dokunduğum yerde kalıyorum
yaşlı bir kelebek gibi.
yeni bir renk buldum bugün, suyun akışı rengi
oyuğumdan çıktım
çıkmamı duydum
bir süre yürüdüm yürüdüm
hiç kimsenin ağzını dayayıp da
suyunu içmediği bir çeşme gibi durdum
durdum ki
önce bir elektrik mavisi çöktü içime
sanki bir suya anlatıldım da bilinemedim
ben
benzersiz bir geyiği okşar gibi
sevgisizliği okşayıp geçtim
yol boyunca insanların
uzak yakınlıklarını
okşayıp geçtim
sinema girişlerindeki fotoğraflara baktım - bir süre -
çürük elma kokulu bir sokağa girdim
küçük bir alana çıktım
cemal i okuldan aldım
sonra...
kestiydim saçlarını çoktan
gözleri bir çift medüza şimdi
cemal in
kurtuluş ta unutulmuş bir bahçe için
bahane cemal
kolları iğreti, kısa
kır yolları gibi tekdüze bir anlatım yürüyüşünde
anlamsız
ve yanyana gelince beton yapılarla
hep aynı soğuk ve yapışkan hüzün
yedeğine alıyor ikisini de
oysa pencereden sarkan ışıklar bile
herbiri başka başka
acılar başka başka
hergünkü sözler, hergünkü konuşmalar
aynı plaklarda aynı şarkılar
tutmuyor hiçbirini
ve
mutluluk
bir kibrit çöpü ne kadarcık yanarsa. "
dokunduğum yerde kalıyorum
yaşlı bir kelebek gibi.
yeni bir renk buldum bugün, suyun akışı rengi
oyuğumdan çıktım
çıkmamı duydum
bir süre yürüdüm yürüdüm
hiç kimsenin ağzını dayayıp da
suyunu içmediği bir çeşme gibi durdum
durdum ki
önce bir elektrik mavisi çöktü içime
sanki bir suya anlatıldım da bilinemedim
ben
benzersiz bir geyiği okşar gibi
sevgisizliği okşayıp geçtim
yol boyunca insanların
uzak yakınlıklarını
okşayıp geçtim
sinema girişlerindeki fotoğraflara baktım - bir süre -
çürük elma kokulu bir sokağa girdim
küçük bir alana çıktım
cemal i okuldan aldım
sonra...
kestiydim saçlarını çoktan
gözleri bir çift medüza şimdi
cemal in
kurtuluş ta unutulmuş bir bahçe için
bahane cemal
kolları iğreti, kısa
kır yolları gibi tekdüze bir anlatım yürüyüşünde
anlamsız
ve yanyana gelince beton yapılarla
hep aynı soğuk ve yapışkan hüzün
yedeğine alıyor ikisini de
oysa pencereden sarkan ışıklar bile
herbiri başka başka
acılar başka başka
hergünkü sözler, hergünkü konuşmalar
aynı plaklarda aynı şarkılar
tutmuyor hiçbirini
ve
mutluluk
bir kibrit çöpü ne kadarcık yanarsa. "
Yeşil ipek gömleğinin yakası
Büyük zamana düşer.
Her şeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever.
Demiştir onun için, Cemal Süreya.
Büyük zamana düşer.
Her şeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever.
Demiştir onun için, Cemal Süreya.
"her şey o kadar dokunaklı ki
eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen
dağınık, renksiz bir mozayık gibiysem
üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri-
aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı
bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar"
eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen
dağınık, renksiz bir mozayık gibiysem
üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri-
aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı
bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar"
"sanki nedir bir sonbahar yağmurunun anlamı
bir kadın bir pencerede yalnızken..."
bir kadın bir pencerede yalnızken..."
"Yeşil ipek gömleğinin yakası
Büyük zamana düşer.
Her şeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever. "
Büyük zamana düşer.
Her şeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever. "
ikinci yeni şiir akımının, kapalıçarşı'sı.
şiirlerinde soru sorarak bilinmeyeni ortaya çıkarmaya çalışmıştır. genellikle insan ilişkilerindeki duygulara, yaşamın rutin zorluklarına, kapalı bir dille değinmiştir. kısa şiirlerinin yanı sıra uzun şiirleri de okuyucuyu yormaz.
(bkz: aşklar içinde)
(bkz: mendilimde kan sesleri)
(bkz: gökanlam 3)
şiirlerinde soru sorarak bilinmeyeni ortaya çıkarmaya çalışmıştır. genellikle insan ilişkilerindeki duygulara, yaşamın rutin zorluklarına, kapalı bir dille değinmiştir. kısa şiirlerinin yanı sıra uzun şiirleri de okuyucuyu yormaz.
(bkz: aşklar içinde)
(bkz: mendilimde kan sesleri)
(bkz: gökanlam 3)
gelmiş bulundum isimli kitabından alıntılar için; http://aylakmadame.blogsp...lundum-edip-cansever.html
Yaşadım yeni zaman içinde,
Bol yıldızlı gecelerde sevdalandım.
Bahar derdinden başka,
ekmek karnesiz,
parasız,
Portakalsız kaldım.
Hatta ikinci cihan harbinden beri,
bir de yalnızlık derdim var.
Bol yıldızlı gecelerde sevdalandım.
Bahar derdinden başka,
ekmek karnesiz,
parasız,
Portakalsız kaldım.
Hatta ikinci cihan harbinden beri,
bir de yalnızlık derdim var.
benim canım şairim.
Gezginim, açık denizlerden yanayım
Biraz da Akdenizliyim, bu işte böyle kalır
Akdenizli herkes konuşur duyarlığını
Başka ne kalır
Biz ki bir konuşuruz geriye on şey kalır.
Gezginim, açık denizlerden yanayım
Biraz da Akdenizliyim, bu işte böyle kalır
Akdenizli herkes konuşur duyarlığını
Başka ne kalır
Biz ki bir konuşuruz geriye on şey kalır.
bu saatlerde dunyami daha da bulandiran.
"hepimiz tanri kaldik, kimse mutluyum demesin."
"hepimiz tanri kaldik, kimse mutluyum demesin."
akşam akşam "Eski Bir Takvim için Şiirler"i aklıma düşen şair...
Evlerin saat beş olma hali
Ben yorgunum anlamaktan
Bir duvar, bir tebeşir gibi yazmaktan yazılmaktan.
Ve akşam
Alanların caddelerin bana biraz fazla geldiği
Üstümü başımı bilmediğim bir akşam
Ne yapsam
Alkollere gitsem. Giderim alkollere bir mektup gibi
Alkollerden gelirim bir mektup gibi
Bellidir sırtımdaki kan lekesinden ve puldan.
Yağar ki sokaklarda bir uzun yağmur
Islanırım ıslanırım anlamam
Sanki nedir bir yağmurun güzel olması
Sahi bir yağmurun güzel olması
Yağarken kendine severek bakmasından.
Evlerin saat beş olma hali
Ben yorgunum anlamaktan
Bir duvar, bir tebeşir gibi yazmaktan yazılmaktan.
Ve akşam
Alanların caddelerin bana biraz fazla geldiği
Üstümü başımı bilmediğim bir akşam
Ne yapsam
Alkollere gitsem. Giderim alkollere bir mektup gibi
Alkollerden gelirim bir mektup gibi
Bellidir sırtımdaki kan lekesinden ve puldan.
Yağar ki sokaklarda bir uzun yağmur
Islanırım ıslanırım anlamam
Sanki nedir bir yağmurun güzel olması
Sahi bir yağmurun güzel olması
Yağarken kendine severek bakmasından.
Biz aykırıya, ayrıntıya, ayrıksıya, azınlığa tutkunuz.
Tenha semtlere kurulmamış saatleri yakıştıran koca şair ve özlenen insan...
Hatırla
Ne demiştim o gün ben sana
"Her tenha semtte kurulmamış bir saat yakışır"
Benim o bunaltılı günlerimden kalma bir mısra
Ve sense bana Aragon'un
-Parisli şair, yüzü aslan dolu-
Sımsıcak, dipdiri bir mısrasını anlatmıştın
Seninle ve parmaklarınla
Bardakta duran suyun bir akarsuyu
Nasıl kıskandığını anlatmıştın boyuna
Nasıl mı
Dedim ya, seninle ve parmaklarınla
Neden olmasın, yeni yakılan bir sigarayla da anlatılabilir şiir
Apansız bir yolculukla da
Bir karpuzu ikiye bölmekle, bir portakalı dilim dilim ayırmakla
Anlatılabilir
Ama bizim memleketimizde şiir
Yazık ki ölümle anlatılır biraz
Ölümle anlaşılabilir...
Hatırla
Ne demiştim o gün ben sana
"Her tenha semtte kurulmamış bir saat yakışır"
Benim o bunaltılı günlerimden kalma bir mısra
Ve sense bana Aragon'un
-Parisli şair, yüzü aslan dolu-
Sımsıcak, dipdiri bir mısrasını anlatmıştın
Seninle ve parmaklarınla
Bardakta duran suyun bir akarsuyu
Nasıl kıskandığını anlatmıştın boyuna
Nasıl mı
Dedim ya, seninle ve parmaklarınla
Neden olmasın, yeni yakılan bir sigarayla da anlatılabilir şiir
Apansız bir yolculukla da
Bir karpuzu ikiye bölmekle, bir portakalı dilim dilim ayırmakla
Anlatılabilir
Ama bizim memleketimizde şiir
Yazık ki ölümle anlatılır biraz
Ölümle anlaşılabilir...
Her şiiriyle, tragedyasıyla okunma anını bile şiire çevirebilen şair ama insan...
Ne kalır benden geriye
Benden sonrası kalır
asıl bu kalır.
Ne kalır benden geriye
Benden sonrası kalır
asıl bu kalır.
kırmızı bir atkı al sade, yalnızlığını saklar
Edip Cansever okuma bu mevsim, ruhunu sakatlar.
cemal süreya
Edip Cansever okuma bu mevsim, ruhunu sakatlar.
cemal süreya
cemal süreya ve turgut uyar ile birlikte ikinci yeni' nin en önemli şairlerinden biridir.
'' bir taş atarsın, mutlak bir köşe başıdır
çünkü yüreğin daralmıştır ve
kıştır
kullanılmamış bir sicim gibidir soğuk
işte bak her kestaneciye
bir köşe başı kalmıştır
şimdi bir şamandıra denizin yüzünde
durulmamış bir anı gibi kendini salmıştır
içimizde birbiriyle konuşan yaprak bolluğu
yalnızlık bir başına kalmıştır
ar damarı çatlamış yalnızlığın; kovsam da gitmiyor... ''
'' bir taş atarsın, mutlak bir köşe başıdır
çünkü yüreğin daralmıştır ve
kıştır
kullanılmamış bir sicim gibidir soğuk
işte bak her kestaneciye
bir köşe başı kalmıştır
şimdi bir şamandıra denizin yüzünde
durulmamış bir anı gibi kendini salmıştır
içimizde birbiriyle konuşan yaprak bolluğu
yalnızlık bir başına kalmıştır
ar damarı çatlamış yalnızlığın; kovsam da gitmiyor... ''
'masa da masaymış ha' adlı şiiri ile bi durduran, düşündüren şairdir. şiirinin zamanın da 'bir bira içmek istiyordu kaç gündür, masaya biranın dökülüşünü koydu' mısraları sansürlense de masa ne kaybederdi tahirliğinden. edebiyatla sadece üniversite girişte ilgilenen toplumun sakıncaları işte. gece gece nereden aklıma geldiyse.
sizinle aynı dünyada yaşayıp bu kadar başka algılaması ve yansıtması bunu kelimeye, nasıl başarıyordu ki bunu.. yoksa insan değil miydi. başka bir şeydi belki de edip cansever. sadece bir dakika için bile olsa onun gözünden görmek isterdim. saygı duymayı çok özümseyebilmiş biri değilim ve tam kavrayamam hiçbir zaman. birkaç hakkım varsa bundan yana, en çok edip cansever'e duyduğumdur en bir şeye benzeyeni.
"...her gün bir tahtaboşta asılı duruyorum
ve durmuyorum.. ben işte yakup
yok artık karıştırmıyorum.."
"...her gün bir tahtaboşta asılı duruyorum
ve durmuyorum.. ben işte yakup
yok artık karıştırmıyorum.."
Ağustos'u temizlemekle yükümlü şair. Ağustos işçisidir, emekçisidir. Kalem ve silgiyle sayfaları dolaşıp gerekli temizlikleri yapar. Bağlı olduğu "şiir bakanlığı" gülüşünün önüne gelince şu tekmili verir:
O da var olanın ağır ağır yokluğu
Şurda bir gündüz kımıldamakta
Dağılmanın beyaz organı: tuz birikintileri
Gibi bir gündüz
Kalın kabuklarını kaldırır doğa.
Düşer bir balıkçının tersi olan şey
Kirli ağustos! beni oradan oraya götüren eşya
Aklımda üç beş otel ya kalır
Ya kalmaz üç beş otel aklımda
O da değil bir otelin kendisi
Yalnızlığın kahverengi organı: düş birikintisi
Bir de kahverengi alevlerden yapılma.
Başka değil, yokluğu görmek için
Kirli ağustos! göz kapaklarımı da yaktım sonunda.
O da var olanın ağır ağır yokluğu
Şurda bir gündüz kımıldamakta
Dağılmanın beyaz organı: tuz birikintileri
Gibi bir gündüz
Kalın kabuklarını kaldırır doğa.
Düşer bir balıkçının tersi olan şey
Kirli ağustos! beni oradan oraya götüren eşya
Aklımda üç beş otel ya kalır
Ya kalmaz üç beş otel aklımda
O da değil bir otelin kendisi
Yalnızlığın kahverengi organı: düş birikintisi
Bir de kahverengi alevlerden yapılma.
Başka değil, yokluğu görmek için
Kirli ağustos! göz kapaklarımı da yaktım sonunda.
bu dünyada yaşamak çok can sıkıcı bir şeydir baylar.
edip cansever
edip cansever
Umuş
bütün iyi kitapların sonunda
bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda
meltemi senden esen
soluğu sende olan
yeni bir başlangıç vardır
parmağını sürsen elmaya, rengini anlarsın
gözünle görsen elmayı, sesini duyarsın
onu işitsen, yuvarlağı sende kalır
her başlangıçta yeni bir anlam vardır.
nedensiz bir çocuk ağlaması bile
çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.
edip cansever
bütün iyi kitapların sonunda
bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda
meltemi senden esen
soluğu sende olan
yeni bir başlangıç vardır
parmağını sürsen elmaya, rengini anlarsın
gözünle görsen elmayı, sesini duyarsın
onu işitsen, yuvarlağı sende kalır
her başlangıçta yeni bir anlam vardır.
nedensiz bir çocuk ağlaması bile
çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.
edip cansever
"umutsuzlar parkı" şiirinin her evresinde, her dizesinde yaşamın, insanın, insanlığın ne'liği üzerine düşündüren büyük şair ama koca insan... Özlenendir her daim!
Binlerce, ama binlerce yıldır yaşıyorum
Bunu göklerden anlıyorum, kendimden anlıyorum biraz
insan, insan, insandan; ne iyi, ne de kötü
Kolumu sallıyorum yürürken, kötüysem yüzümü buruşturuyorum
Çok eski bir yerimdeyim, çürüyen bir yerimden geliyorum
Öldüklerimi sayıyorum, yeniden doğduklarımı
Anlıyorum, ama yepyeni anlıyorum bıktığımı
Evlerde, köşebaşlarında değişmek diyorlar buna
Değişmek
Biri mi öldü, biri mi sevindi, değişmek koyuyorlar adım
Bana kızıyorlar sonra, ansızın bana
Kimi ellerini sürüyor, kimi gözlerini kapıyor yaşadıklarıma
Oysa ben düz insan, bazı insan, karanlık insan
Ve geçilmiyor ki benim
Duvarlar, evler, sokaklar gibi yapılmışlığımdan.
Bilmezler, kızmıyorum, bunu onlardan anlıyorum biraz
Erimek, bir olmak ve unutulmak içindeki onlardan
Ya da bir başkaca şey: ben kendimi ayırıyorum
O yapayalnız olmaktaki kendimi
Böyleyken akıp gidiyorum bir nehir gerçeği gibi
Sanki ben upuzun bir hikâye
En okunmadık yerlerimle
Yok artık sıkılıyorum.
Binlerce, ama binlerce yıldır yaşıyorum
Bunu göklerden anlıyorum, kendimden anlıyorum biraz
insan, insan, insandan; ne iyi, ne de kötü
Kolumu sallıyorum yürürken, kötüysem yüzümü buruşturuyorum
Çok eski bir yerimdeyim, çürüyen bir yerimden geliyorum
Öldüklerimi sayıyorum, yeniden doğduklarımı
Anlıyorum, ama yepyeni anlıyorum bıktığımı
Evlerde, köşebaşlarında değişmek diyorlar buna
Değişmek
Biri mi öldü, biri mi sevindi, değişmek koyuyorlar adım
Bana kızıyorlar sonra, ansızın bana
Kimi ellerini sürüyor, kimi gözlerini kapıyor yaşadıklarıma
Oysa ben düz insan, bazı insan, karanlık insan
Ve geçilmiyor ki benim
Duvarlar, evler, sokaklar gibi yapılmışlığımdan.
Bilmezler, kızmıyorum, bunu onlardan anlıyorum biraz
Erimek, bir olmak ve unutulmak içindeki onlardan
Ya da bir başkaca şey: ben kendimi ayırıyorum
O yapayalnız olmaktaki kendimi
Böyleyken akıp gidiyorum bir nehir gerçeği gibi
Sanki ben upuzun bir hikâye
En okunmadık yerlerimle
Yok artık sıkılıyorum.
Gündemdeki Haberler