bugün
- ankete gelin beyler21
- sözlükte yükselen reis sevdası12
- beni sevmeyen o kişi7
- bu teyp kaç para eder5
- denetlemede bayılma numarası yapmak6
- sevmediğiniz yazarlar11
- sütlaçın üstünü pürmüzle yakmak5
- yapay zeka ve işsizlik6
- sarapci koala39
- kutlu doğum haftası9
- tai lung28
- ırkçıların hırt dediği insanlara sevgi göstermek15
- az ötede havla çapulcu5
- sözlük yazarlarının saatleri4
- ben de reise oy vericem13
- abd'nin suriye'yi terör listesinden çıkarması6
- türkiye de sosyalist devrim olma ihtimali9
- demokratik tercihi yüzünden birine hakaret etmek8
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları6
- 100 milyon dolar kaldırıp yeni bir hayata başlamak3
- sözlük kızları nerede sorunsalı10
- menemen6
- fetönün sümüklü mendilini yalayanlar5
- 1 dolar 123 izlanda kronu5
- 1 euro 56 14 tl3
- yalnızlık rahatlıktır13
- türkçesi muhteşem olan insan4
- azerbaycan türkçesi daha güzel olan kelimeler12
- fırın sütlaç2
- ırkçıların kafasını birbirine tokuşturma isteği2
- 25 ağustos öpüşüp barışma günü2
- bikbik akıllı olsun akıllı5
- başka türlü şey benim istediğim dediğiniz şeyler3
- anın görüntüsü18
- alaman finosu4
- pablo picasso'nun akıllı olması2
- true birader4
- bu adamı da hiç sevmem2
- ııh çaylar da geldi2
- toksik ilişki5
- doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar2
- zevkine ağaç kesen gününü görür2
- 25 ağustos 2026 ankara madenci eylemi3
- bir ekmek bile kızartamamak3
- makyaj yapan gay videosu2
- kahve içmeyen kız4
- aziz ihsan aktaş davası3
- true koş2
- evlilik güzeldir dizisi3
- en sevilen almanca sözcük4
"Biraz" dediğine bakılmaksızın okunası, yaşanası şair ama insan...
Kimsenin öldüğü yok,
Yaşadığı da.
Herkes biraz var, o kadar.
Kimsenin öldüğü yok,
Yaşadığı da.
Herkes biraz var, o kadar.
'ben seni uzun bir yolda görürken görmedim ki hiç' diyerek çaresizliğini pek güzel anlatmış şairdir.
" biliyor musun ? Az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi, aklımdı şu kadarcık kalıyor. "
Demiş.
Daha ne desin..
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi, aklımdı şu kadarcık kalıyor. "
Demiş.
Daha ne desin..
Bizim o duvarlık tabaklar durmadan uzağa götürüyor evimizi
Daha aldığım gün bildim maydanoz olacak üstündekileri
Maydonoz olacak, maydanoz olacak, maydanoz olacak
iyi ama, niye sevmeli her önüne geleni
Herkesin, herkese, herkesi
Daha dün yepyeni bir son koydumdu şiire
Aldı, yepyeni bir kalabalığı getirdi
Ama iyi yaptım öyle mi değil mi?
Daha aldığım gün bildim maydanoz olacak üstündekileri
Maydonoz olacak, maydanoz olacak, maydanoz olacak
iyi ama, niye sevmeli her önüne geleni
Herkesin, herkese, herkesi
Daha dün yepyeni bir son koydumdu şiire
Aldı, yepyeni bir kalabalığı getirdi
Ama iyi yaptım öyle mi değil mi?
Susarak katlanıyoruz her mutsuzluğa.
Edip Cansever
Edip Cansever
uzak yakınlıkların şairi...
" ...
soruyordun
ilkyaz işte
uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
tenhalık böyle
dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
beklesem hemen gelecek olduğun
tam öyle olduğun
oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
kırık dökük de olsa yanımda
mesela cok sevdiğin bir deniz bile yanımda
o deniz ki aramızda hiç kımıldamadan
erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun...
yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
ikimizdik, iki kişi değildik
bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
sanki bir bakıma ayrılık böyle...
karşılıklı otursak da ne zaman
masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi
bir tırnak yeşilinden gerisin geriye
ayak bileklerimizden gerisin geriye
bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
gereksiz ama
yalnızlık böyle...
bir hüzün kaç kişinin hüznü olurdu
çıkarsak toplamak yerine?
her hüzün başka türlü olurdu
- ne yaparsan yap, saati kurma
öyle dağıldık ki hepimiz
her günün geçmesi yeni bir gerçek oluyor
seninle her uzaklık gibi böyle ... "
edip cansever
" ...
soruyordun
ilkyaz işte
uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
tenhalık böyle
dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
beklesem hemen gelecek olduğun
tam öyle olduğun
oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
kırık dökük de olsa yanımda
mesela cok sevdiğin bir deniz bile yanımda
o deniz ki aramızda hiç kımıldamadan
erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun...
yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
ikimizdik, iki kişi değildik
bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
sanki bir bakıma ayrılık böyle...
karşılıklı otursak da ne zaman
masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi
bir tırnak yeşilinden gerisin geriye
ayak bileklerimizden gerisin geriye
bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
gereksiz ama
yalnızlık böyle...
bir hüzün kaç kişinin hüznü olurdu
çıkarsak toplamak yerine?
her hüzün başka türlü olurdu
- ne yaparsan yap, saati kurma
öyle dağıldık ki hepimiz
her günün geçmesi yeni bir gerçek oluyor
seninle her uzaklık gibi böyle ... "
edip cansever
ben biraz ertesi gun gibiyim,
eksigim, unutkanim, oyleyim..
eksigim, unutkanim, oyleyim..
yok bir yanitin nereye? diyenlere..
sana her zaman söylüyorum senin yüzünde gülmek var
bakınca bir yaşama ordusu çıkıyor aydınlığa.
bakınca bir yaşama ordusu çıkıyor aydınlığa.
bu gecenin şairi.
Aşk iyidir bak
Duyumunu artırır insanın
Hele don gömlek sabahları
Tıraş olacağını duyarsın
Yeni gömleğini giyeceğin gelir
Bir yeni biçim eklersin insan olacağa
Masaya, merdivene, aynalı dolaba
Derken ardından sıpınişi bir kahvaltı
Amanın dersin bu ne delice gidiş
Paldır küldür açar mıydı fıstık ağacı
ispinoz düşünür müydü?
Deli olan kaşınır mıydı?
Aşk iyidir bak
Duyumunu artırır insanın
Hele don gömlek sabahları
Tıraş olacağını duyarsın
Yeni gömleğini giyeceğin gelir
Bir yeni biçim eklersin insan olacağa
Masaya, merdivene, aynalı dolaba
Derken ardından sıpınişi bir kahvaltı
Amanın dersin bu ne delice gidiş
Paldır küldür açar mıydı fıstık ağacı
ispinoz düşünür müydü?
Deli olan kaşınır mıydı?
Bilmez miyim hiç bütün bu sözler ne der ona
Bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar
Dolaşıyorum bir başıma, ortalıkta kimsecikler yok
Kıyılar da bomboş, kır yolları da
Soluğumu duyuyorum ara sıra, bir onu duyuyorum
Duymuyorum belki de, biliyorum yalnızca
Ayaklarımın altında yaban naneleri, kekikler
Yol kenarında bir kapı, tahta
Peki, kim yitirmiş evini, ya da
Hangi yitikle yok olmuş o yapı
Kimbilir
Vuruyorum yokuş aşağı, kıyıya
Bir taşın üstüne oturuyorum
Ben oturur oturmaz
Çıkıyor kuytularından bütün görünümler
Ve ufak bir oyun oynuyor bana doğa
Alıp alıp götürüyor gözlerimi bıkmadan
Kısalıp uzayan bir çift yılan balığını andıran gözlerimi
Güneşin şavkından yuvarlanan çakıllara
Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi
Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri
Ve işin tuhafı bense
Alışıyorum gittikçe
Her gün bir parça daha alışıyorum yalnızlığıma
Ürperiyorum bir ara arkamdaki ayak sesinden
Ve bu yüzden mi bilmem
Durup bir süre çevreme bakar gibi yapıyorum
Sürüyle kus havalanıyor defnelerin içinden
Sürüyle, evet, hatırlıyorum birden
Nicedir unutmuşum saymayı bile günleri
Dağılıp gitmişler herbiri bir yana
Kuşlar gibi, onlar da
Benimse ne gidecegim bir yer
Ne de özlediğim bir şey var
Öyleyse neden yazıyorum bu sözleri ona
Bu biraz sevdaya benzeyen, biraz da sevdasızlığa
Böyle gelişigüzel, böyle kırık dökük
Sanki hiç kimselerin kullanmadığı bir gün kalmış bana.
Uzun bir cumartesiyi hatırlıyorum, saat on iki
Dalıp gidiyorum, düsünüyorum da, saat on iki
Bir sigara yakıyorum, bir kağıda bir iki dize yazıyorum
Yerini iyi bilen, onurlu bir iki sözcük daha
Ama hiç kımıldamıyor, akrep de, yelkovan da
Yani tam böyle birşeye benziyor zaman
Yılgın ve çarpıcı renkler içinde pek kımıldamayan
Çıkageliyor sonra, saat on iki.
Anlıyorum
Yaşam elbette uzun biz duyabildikçe sevgiyi
Yalnızca bunun için uzun
Yani sevgiyle de sevebilir insan, sevdayla da
Örneğin
Bir sevgiyi yontup onarmak için
Döğüşmek de sevgidir
Ve benim bildiğim kadarıyla
Her şeydir bir insan, her şeydir
Yalandır kısalığı yaşamın
Ve özellikle insan dediğimiz şey
inançli bir insan soyunun parçasıysa.
Sonunda başbasa kalıyoruz gene
Başbaşa kalıyoruz doğayla ben
işte az önce yağmur da başladı, cumartesi günlerden
On temmuz cumartesi
Bir vapur daha kalkıyor iskeleden
Ve yağmur hızlanıyor biraz
Uzanıp yatsam diyorum otların üstünde çırılçıplak
Tam öyle yapıyorum
Şimdi yağmuru seviyorum, şimdi yağmuru seviyorum, yağmuru seviyorum.
Bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar
Dolaşıyorum bir başıma, ortalıkta kimsecikler yok
Kıyılar da bomboş, kır yolları da
Soluğumu duyuyorum ara sıra, bir onu duyuyorum
Duymuyorum belki de, biliyorum yalnızca
Ayaklarımın altında yaban naneleri, kekikler
Yol kenarında bir kapı, tahta
Peki, kim yitirmiş evini, ya da
Hangi yitikle yok olmuş o yapı
Kimbilir
Vuruyorum yokuş aşağı, kıyıya
Bir taşın üstüne oturuyorum
Ben oturur oturmaz
Çıkıyor kuytularından bütün görünümler
Ve ufak bir oyun oynuyor bana doğa
Alıp alıp götürüyor gözlerimi bıkmadan
Kısalıp uzayan bir çift yılan balığını andıran gözlerimi
Güneşin şavkından yuvarlanan çakıllara
Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi
Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri
Ve işin tuhafı bense
Alışıyorum gittikçe
Her gün bir parça daha alışıyorum yalnızlığıma
Ürperiyorum bir ara arkamdaki ayak sesinden
Ve bu yüzden mi bilmem
Durup bir süre çevreme bakar gibi yapıyorum
Sürüyle kus havalanıyor defnelerin içinden
Sürüyle, evet, hatırlıyorum birden
Nicedir unutmuşum saymayı bile günleri
Dağılıp gitmişler herbiri bir yana
Kuşlar gibi, onlar da
Benimse ne gidecegim bir yer
Ne de özlediğim bir şey var
Öyleyse neden yazıyorum bu sözleri ona
Bu biraz sevdaya benzeyen, biraz da sevdasızlığa
Böyle gelişigüzel, böyle kırık dökük
Sanki hiç kimselerin kullanmadığı bir gün kalmış bana.
Uzun bir cumartesiyi hatırlıyorum, saat on iki
Dalıp gidiyorum, düsünüyorum da, saat on iki
Bir sigara yakıyorum, bir kağıda bir iki dize yazıyorum
Yerini iyi bilen, onurlu bir iki sözcük daha
Ama hiç kımıldamıyor, akrep de, yelkovan da
Yani tam böyle birşeye benziyor zaman
Yılgın ve çarpıcı renkler içinde pek kımıldamayan
Çıkageliyor sonra, saat on iki.
Anlıyorum
Yaşam elbette uzun biz duyabildikçe sevgiyi
Yalnızca bunun için uzun
Yani sevgiyle de sevebilir insan, sevdayla da
Örneğin
Bir sevgiyi yontup onarmak için
Döğüşmek de sevgidir
Ve benim bildiğim kadarıyla
Her şeydir bir insan, her şeydir
Yalandır kısalığı yaşamın
Ve özellikle insan dediğimiz şey
inançli bir insan soyunun parçasıysa.
Sonunda başbasa kalıyoruz gene
Başbaşa kalıyoruz doğayla ben
işte az önce yağmur da başladı, cumartesi günlerden
On temmuz cumartesi
Bir vapur daha kalkıyor iskeleden
Ve yağmur hızlanıyor biraz
Uzanıp yatsam diyorum otların üstünde çırılçıplak
Tam öyle yapıyorum
Şimdi yağmuru seviyorum, şimdi yağmuru seviyorum, yağmuru seviyorum.
acımayı unuttum,sevinmeyi unuttum
ben her şeyi artık unutuyorum.
ama o geçerken,ne yalan söyleyeyim,
şuramda bir ağrı duydum.
edip cansever
ben her şeyi artık unutuyorum.
ama o geçerken,ne yalan söyleyeyim,
şuramda bir ağrı duydum.
edip cansever
bütün iyi kitapların sonunda,
bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda,
meltemi senden esen,
soluğu sende olan,
yeni bir başlangıç vardır..
-edip cansever
bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda,
meltemi senden esen,
soluğu sende olan,
yeni bir başlangıç vardır..
-edip cansever
ama o geçerken ne yalan söyleyeyim şuramda
bir ağrı duydum
ağrı da değildi belki, hani, nasıl
gövdemi yeniden buldum.
edip cansever
bir ağrı duydum
ağrı da değildi belki, hani, nasıl
gövdemi yeniden buldum.
edip cansever
" sendeki bir şey
Benim gözlerim..."
Benim gözlerim..."
" Sana ben olmalıyım, ayaklarımdan ötürü gezinirdik
Sevişir, bir derinliğe çıkarırdık kendimizi
Adımlar atardık insanlık gürültüsünde:
Birinin acısında gibi doyulmaz inceliklerle
Kaçıyor gibisine belki ölümden, korkudan, sesten
Yere bir şeyler düşürürdük uzanıp almak için yeniden
Dursak, ya da bir durmada görünsek
Hiç değil bununla yetinsek azıcık da
Ama ne gezer! Şaşmaya ev hazırlar gibi
Sürükler bizi
Dünyanın kendini tekrarlaması elmada
Kendini; leoparda benek.
Ben derim: sana olmak, seni duymak, seni yürümek
Besbelli seni büyütmek kendimde
Ellerim kendini tekrarlar sen deyince."
Sevişir, bir derinliğe çıkarırdık kendimizi
Adımlar atardık insanlık gürültüsünde:
Birinin acısında gibi doyulmaz inceliklerle
Kaçıyor gibisine belki ölümden, korkudan, sesten
Yere bir şeyler düşürürdük uzanıp almak için yeniden
Dursak, ya da bir durmada görünsek
Hiç değil bununla yetinsek azıcık da
Ama ne gezer! Şaşmaya ev hazırlar gibi
Sürükler bizi
Dünyanın kendini tekrarlaması elmada
Kendini; leoparda benek.
Ben derim: sana olmak, seni duymak, seni yürümek
Besbelli seni büyütmek kendimde
Ellerim kendini tekrarlar sen deyince."
mezarına yıldızlar yağasıca şairdir.
"gülmek, bir halk gülüyorsa gülmektir"
"gülmek, bir halk gülüyorsa gülmektir"
Kaçınılmaz bir yalnızlık seninkisi. Ayrıca katı, ilgisiz, igreti..
Edip Cansever
Edip Cansever
içimde kara kara bulutlar sallandı
Ki sallandılar
Dışarı yağamadım
Ve yenildim ve sustum..
Edip Cansever
Ki sallandılar
Dışarı yağamadım
Ve yenildim ve sustum..
Edip Cansever
dramatik şiirin türkiye'deki en büyük ismidir.* tragedyalar, ben ruhi bey nasılım, bezik oynayan kadınlar, umutsuzlar parkı, oteller kenti, çağrılmayan yakup... bireyin toplumla birlikte yaşadığını düşünerek bireyi en iyi anlatacak şiirin çok sesli şiir olduğunu söylemiştir. mutlak yalnız, yani tanrı ya da deli değiliz *, yalnızlığımızı bile başkalarına anlatırız, yalnızlığımız böyle anlam kazanır. işte bu yüzden bir yakup'u, ruhi'yi anlatmak için başka karakterlere ihtiyaç duymuştur cansever. beylik bir tabirle konuşacak olursak kalabalıklar içindeki yalnızlığı cansever'in şiiri kadar anlatabilen bir başka edebi ürün yoktur bence.
ayrıca: (#22076101)
ayrıca: (#22076101)
Her insan biraz ölüdür.
Edip Cansever
Edip Cansever
Kim bulmuş ki yerini,
Kim ne anlamış sanki mutluluktan
edip cansever
Kim ne anlamış sanki mutluluktan
edip cansever
2.yeni yazarı olmakla beraber yerçekimli karanfil şiiriyle ödül almış şairdir.
"Bilmem alınır mısın söylersem
Unutulmuş bir çirkinlikten
Başlıyor güzelliğin."
Unutulmuş bir çirkinlikten
Başlıyor güzelliğin."
"Özlemim sanadır, varsın
Kar yağsın, daha yağsın
Seni arındırıncaya kadar."
Kar yağsın, daha yağsın
Seni arındırıncaya kadar."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar