bugün
- kadir inanır6
- yazarların iyi olduğu konular7
- true nun çaylak olması7
- aylık 317 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- kürtçülük4
- kürtçülerin algıları4
- salak erkek neden bu kadar çok7
- türklere devşirme diye laf atan kürt4
- velvet27
- sedat pekmez21
- yapay zeka asistanlarının samimiyet sorunsalı3
- aile evinde yaşamak13
- ktç abinin çaylak olması5
- kemalist vs ot yiyen köpek3
- türk devrimi neden başarısız oldu2
- ciguli kral2
- kemalist dünya19
- bir sözlük kızının balık ekmeğinize göz dikmesi2
- kemalistlerin sanki biraz şey olması10
- borsa istanbul2
- 2026 dünya kupası25
- eski sevgilinin dolgun göğüslerini özlemek7
- yazarların çalmak istedikleri enstrümanlar4
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı29
- sözlük yazarlarının kombinleri10
- ingiliz aksanı6
- galatasaray lobisi11
- beşar esad3
- tavuk iskender4
- pekmez bey biraderin birader yazar bey olması3
- herzevekil'in biraz şey olması6
- çomar putu4
- kadir mısıroğlu'nun soyu18
- dinci insanlar efkarlandığında ne içiyor sorunsalı6
- 26 haziran 2026 kadir inanır'ın ölmesi2
- canımın sürekli hamburger çekmesi7
- uludağ sözlük kızları tam bir sazandır5
- günün şarkısı2
- etliye sütlüye karışmayan yazarlar5
- ebu muhammed el culani3
- erkeklerin her işi tek elle yapabilmesi11
- dincilerin ingiltere sevdası5
- birader yazar olmak13
- kemalistler10
- bir gecede cahil kaldık5
- üniversitelerin gereksiz olması10
- nato zirvesini takip izni verilmeyen türk medyası7
- fight club4
- beynin güzelce yıkanması3
- merhabalar biraderler4
maviyi soruyordun,
gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi?
bir renk değildir mavi, huydur bende
ve benim yetinmezliğimdir.
gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi?
bir renk değildir mavi, huydur bende
ve benim yetinmezliğimdir.
''kimsenin öldüğü yok, yaşadığı da. herkes biraz var, o kadar...''
Her şey rengine göre kanar bilirsin.
Ne gelir elimizden insan olmaktan başka...
sohbet, bir gezinti- her neyse az bulmaktadır. Şair, gün boyu bunlarla yaşamaktadır. Oysa daha sık birlikte olabilirler. Böyle daha güzel olur.
Karanfil aşk olmalıdır. Sevgiliyle rakı içerken sarhoşluk damarlardan hücrelere doğru yayılırken, bir ağaç gözümüzün önünde ama biz hiç fark etmeden nasıl büyür, her bahar çiçek açarsa içimizde, irademiz dışında damarlarımıza yayılan aşktır. Aşkın eline düşünce şairde ne geçim derdi mide, ne dünyaya ilişkin düşünceler her şey küçülüyor. Aşk kafaya girince akıl seyahate çıkar derler. Şair kilometreyi sıfırlıyor.
Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Sevgili, karanfili seviyor. Şair de karanfili sevgiliye veriyor. Sevgili de bir başkasına Burada karanfilin aşkı değil, sevgiyi-dostluğu; dostluk ve yoldaşlıktan doğan coşkuyu simgelediğini söyleyebiliriz. Çünkü aşk, paylaşılmaz... Sevgiler dostluklardır paylaşılan. O zaman şiir yeni bir anlam kazanıyor: Şair aşkı çiçeklerden gülle özdeşleştiriyor; sevgiyi, dostluğu ise karanfille Şair, ilanı aşk ediyor ama o güzeller güzeli dost kalalım diyor. Oysa güzel olmak vardı senle, bir aşkı paylaşmak vardı. Fakat o güzelle dostluğu paylaşmak da güzeldir, hem bu sayede onun dostlarıyla, çevresiyle de elden ele geçen karanfiller paylaşacaktır. Az şey mi?
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.
Aslında bu da bir sevdadır birlikte büyütülen. Ama şair yine de bununla yetinemez,bu o değildir çünkü. O, başka bir sevdayı yaşamakta, başka bir aşktan bahsetmektedir. Bu sevda öylesine baş döndürücüdür ki sevgilinin renkleriyle şairin renkleri, zevkleri duygu-ları, değerleri bir araya gelince ışık tayfı gibi her yer beyaza kesmektedir. Hayat yine baş döndürücü, dertler yine sıfırlanmaktadır.
Aşk, insanı uçurur, ayağını yerden keser; oysa diğer sevgiler yerçekimlidir.
Karanfil aşk olmalıdır. Sevgiliyle rakı içerken sarhoşluk damarlardan hücrelere doğru yayılırken, bir ağaç gözümüzün önünde ama biz hiç fark etmeden nasıl büyür, her bahar çiçek açarsa içimizde, irademiz dışında damarlarımıza yayılan aşktır. Aşkın eline düşünce şairde ne geçim derdi mide, ne dünyaya ilişkin düşünceler her şey küçülüyor. Aşk kafaya girince akıl seyahate çıkar derler. Şair kilometreyi sıfırlıyor.
Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Sevgili, karanfili seviyor. Şair de karanfili sevgiliye veriyor. Sevgili de bir başkasına Burada karanfilin aşkı değil, sevgiyi-dostluğu; dostluk ve yoldaşlıktan doğan coşkuyu simgelediğini söyleyebiliriz. Çünkü aşk, paylaşılmaz... Sevgiler dostluklardır paylaşılan. O zaman şiir yeni bir anlam kazanıyor: Şair aşkı çiçeklerden gülle özdeşleştiriyor; sevgiyi, dostluğu ise karanfille Şair, ilanı aşk ediyor ama o güzeller güzeli dost kalalım diyor. Oysa güzel olmak vardı senle, bir aşkı paylaşmak vardı. Fakat o güzelle dostluğu paylaşmak da güzeldir, hem bu sayede onun dostlarıyla, çevresiyle de elden ele geçen karanfiller paylaşacaktır. Az şey mi?
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.
Aslında bu da bir sevdadır birlikte büyütülen. Ama şair yine de bununla yetinemez,bu o değildir çünkü. O, başka bir sevdayı yaşamakta, başka bir aşktan bahsetmektedir. Bu sevda öylesine baş döndürücüdür ki sevgilinin renkleriyle şairin renkleri, zevkleri duygu-ları, değerleri bir araya gelince ışık tayfı gibi her yer beyaza kesmektedir. Hayat yine baş döndürücü, dertler yine sıfırlanmaktadır.
Aşk, insanı uçurur, ayağını yerden keser; oysa diğer sevgiler yerçekimlidir.
bir sigara yaktıran şair.
böyle de içten böyle de dokunaklı yazılmaz ki be edip abi.
böyle de içten böyle de dokunaklı yazılmaz ki be edip abi.
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
ve yarışırsa ancak monet'nin
kadınlarına yaraşan giysilerinle
gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
ve yarışırsa ancak monet'nin
kadınlarına yaraşan giysilerinle
gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
Hani bir çalgıcı vardı, başını çalgısına koymasa uyuyamaz
Sonra?
Sonra ne? işte bir çamur gibi sıvanmış odaya
Karanlık bir kilisenin
ihtiyar zangoçunun ağzıyla
Günaydın!
iyi bir gün başlar ne de olsa.
Sonra?
Sonra ne? işte bir çamur gibi sıvanmış odaya
Karanlık bir kilisenin
ihtiyar zangoçunun ağzıyla
Günaydın!
iyi bir gün başlar ne de olsa.
"Duvar diplerinde ve sakınaraktan
Bir akşamüstü sırasında
Saygı anılarınıza
Saygımız ki bir kurşun yarası kadar derin"
Bir akşamüstü sırasında
Saygı anılarınıza
Saygımız ki bir kurşun yarası kadar derin"
"...
Aşklardan sevgilerden
Suya yeni indirilmiş bir kayık gibi
Akıp geçmişsem, gidip gelmişsem
Bir de bu kalır.
Ne kalır benden geriye, benden sonrası kalır
Asıl bu kalır.
"
Aşklardan sevgilerden
Suya yeni indirilmiş bir kayık gibi
Akıp geçmişsem, gidip gelmişsem
Bir de bu kalır.
Ne kalır benden geriye, benden sonrası kalır
Asıl bu kalır.
"
"...Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
işte o kadar..."
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
işte o kadar..."
unutulmuş gibiyim ben.
ve insan bir bakıma unutulmuş gibidir.
bilmem ki nasıl anlatmalı?
yalnız bile değilim.
ve insan bir bakıma unutulmuş gibidir.
bilmem ki nasıl anlatmalı?
yalnız bile değilim.
"Öyle bir çık ki karşıma Her baktığımda ilk defa görüyormuşum gibi,
az kalsın ölüyormuşum gibi hissedeyim seni ."
sözü çok etkileyidir.
az kalsın ölüyormuşum gibi hissedeyim seni ."
sözü çok etkileyidir.
ikinci yeni şiirin derleyip toparlayıcısı. bu adam olmasa ikinci yeni şiiri aynı çatı altında düşünmek mümkün olamazdı. bir parça karakoç, biraz turgut, biraz cemal...
"güneşi sormuyorum lekelenmiş dallardan
dalları sormuyorum dallardan daha iyi
yüzümü istiyorum bir süvari alayından
ne yapsam istiyorum, ama istiyorum
bir kişi bile değilim yalnızlıktan"
dalları sormuyorum dallardan daha iyi
yüzümü istiyorum bir süvari alayından
ne yapsam istiyorum, ama istiyorum
bir kişi bile değilim yalnızlıktan"
Bir başka kız tavlama aracı.
"dizlerinde kalırsın bir akşam vakti
soluklarına uğrarsın, kısılmış gözlerine
geçersin geçersin geçersin
gökteki tek yıldızdan üşüyerek
görüyorsun değil mi
ne kadar inceldi kent
ansızın bir kent daha görünecek
bak işte, duyuyor musun
öpüldün bırakıldın sanki
bir değil iki türlü senin de soluğun"
soluklarına uğrarsın, kısılmış gözlerine
geçersin geçersin geçersin
gökteki tek yıldızdan üşüyerek
görüyorsun değil mi
ne kadar inceldi kent
ansızın bir kent daha görünecek
bak işte, duyuyor musun
öpüldün bırakıldın sanki
bir değil iki türlü senin de soluğun"
"bahçeme gelip bahçemi büyütüyor
uzanıyor gölgesine ağaçlarımın
görüyorum onu geceyle gündüzün ötesinde
kuşkum yok pan değil bu
bateri çalıyor havuzun dibindeki kadın
belirsiz bir güne yaslanmış
mağaralarından geçiyor balık sürüleri
yetmiyor mu ki
düşlerine ödünç veriyor kendini üstelik
bir tabak buzlu çileği şiire yerleştiriyorum bense
gizli kalmasın diye belirsizlik"
uzanıyor gölgesine ağaçlarımın
görüyorum onu geceyle gündüzün ötesinde
kuşkum yok pan değil bu
bateri çalıyor havuzun dibindeki kadın
belirsiz bir güne yaslanmış
mağaralarından geçiyor balık sürüleri
yetmiyor mu ki
düşlerine ödünç veriyor kendini üstelik
bir tabak buzlu çileği şiire yerleştiriyorum bense
gizli kalmasın diye belirsizlik"
Başka değil, yokluğu görmek için
Kirli ağustos!
gözkapaklarımı da yaktım sonunda.
Kirli ağustos!
gözkapaklarımı da yaktım sonunda.
"...Maviyi soruyordun,gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi
Bir renk değildir mavi huydur bende
Ve benim yetinmezliğimdir..."
Bir renk değildir mavi huydur bende
Ve benim yetinmezliğimdir..."
"şaşırdım, yokladım kendimi iyice
bir çağ mı değiştik sabah sabah ne
artık ölüm insanlardan olmuyor"
bir çağ mı değiştik sabah sabah ne
artık ölüm insanlardan olmuyor"
"bir kişi bile değilim yalnızlıktan
gözlerim ormanlara asılı
ağaçlar, kırlar ve şehirler geçiyor kaputumdan
o kadar geçiyorlar ki, sadece duruyorum
bir an bir yerde ölümü tanımazlığımdan"
gözlerim ormanlara asılı
ağaçlar, kırlar ve şehirler geçiyor kaputumdan
o kadar geçiyorlar ki, sadece duruyorum
bir an bir yerde ölümü tanımazlığımdan"
"kesiyorum durduğumuz yeri ortasından
ey görünüş
seni bir yerinden hiç anlamıyorum
gibimde değil ayaklarımın, damarlarında
derinliğini orada tutan, orada harcayan
uçsuz bucaksız bir uçurum"
ey görünüş
seni bir yerinden hiç anlamıyorum
gibimde değil ayaklarımın, damarlarında
derinliğini orada tutan, orada harcayan
uçsuz bucaksız bir uçurum"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar