bugün
- mesajlara sürekli geç cevap veren erkek10
- kendine yalan söyleme eğilimi9
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri9
- kiraz cicegi kolonyasi39
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek14
- sözlükteki israil sempatizyanları4
- seninle esnaf lokantasına bile gelirim diyen kadın9
- iskender10
- rahmi koç'un balığın kalanından çorba yapması10
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- insan iyiyi kötüyü bilme iradesine aden de kavuştu7
- güne bir şiir dizesi bırak4
- mutsuzken çirkin olmak7
- bu gün sözlük ne tatlı lan12
- ona bir şey söyle8
- küt saçlı hatun5
- güzel bir kazın yalnız olmasının nedenleri11
- seninle salam ekmek bile yerim diyen kız6
- insanları kölelikten kurtaran tanrı olan allah2
- ben bu çocukla ilgili evlencem ya3
- esnaf lokantasında çorba içerken hayatı sorgulamak10
- filistin kurtuluş örgütü ve terörü desteklemek2
- allah savaşa davet etmez vaatlerinden vazgeçmez3
- arkadaşlar ya3
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler13
- sözlüğe sürekli yeni bilgiler eklemek2
- seni severken valizini hazır tutan kadın10
- etli biber dolması yapan erkek9
- saygının ve ahlakın yeni nesli olmaz3
- erkekler tuvaletinde gizli kamera bulunması5
- ismail kartal31
- sardalya4
- platon un mağara alegorisi15
- ice latte ısmarlanacak sözlük yazarları6
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- özgürlük nedir sorunsalı7
- true silik olsun10
- ilk buluşmada falafel yemek4
- yemek pişirirken hayatı sorgulamak4
- karınız için market poşetlerini taşır mısınız9
- üsküdar'a çöktükten sonra kutlama yapmak11
- loafer pabuç giyen tipin ortamlarda erkeğim demesi2
- sabahtan beri aç olmak5
- çay içen erkeklerden iğreniyorum ıyy diyen kız4
- tek kasa açan kalabalık market4
- karınızı kucağınızda taşır mısınız16
- hepimiz allah'ın çocuklarıyız3
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- işe giderken eve dönünce yapacaklarını düşünmek4
- martin eden3
(bkz: can yücel)
Datça'ya ilk defa 1995 senesinde öğrenciyken ailem ile gitmiştim. Tüm aile hep beraber bir pansiyona yerleşmiştik. Datça'ya geçmeden önce ise bir hafta Bodrum'da kalmıştık. Oradaki eğlence, süper oteller, sex kültürü, şehir koşturmacasından sonra Datça harika bir liman gibi gelmişti bana.
Denize girmek için saatlerce yürümene, arabaya binmene, kumsalda boş yer aramana gerek yoktu. Bir iki adım sonra el değmemiş kumsallarda olabiliyordun.
Kalablıktan uzak mavi bayraklı kumsallarda balık tutabiliyor, denizin içinden minicik oltanı atabiliyordun. Pazarına gidip ailen ile alış veriş yapabiliyordun. Küçük sokakları, sürekli hareketli tek caddesi, günde bir kaç sefer gördüğün insanları ile hemen kaynaşabiliyordun.
Bir koyda sıkıldın mı 5 dk içinde yürüyerek diğer koya geçebiliyordun. istersen kükürt kokan gölünde çamur banyosu yapabiliyordun. Geceleri gidebileceğin mekanlar belliydi. Zaten sınırlı ve köylü mantığını korumuştu. Seni kimse diğer turizm ilçelerinde ki gibi kazıklamazdı. Sabah yürüyüşte yada erken denizde, öğlen sahilde yada gölde gördüğün birini akşam aynı barda görmem mümkündü.
koylarını keşfederdin sonra uzak koylarını. Sıra ile onlara gider yaşadığın datça deneyimini koylarda da doruklara ulaştırabilirdin. palamutbükü, hayıtbükü, kargı, knidos vs.. el değmemiş koylarda kaybolurdun.
Datçaya ilk gidişimizden sonra her sene gittik. her sene gene aynı heyecanı, duyguyu, özgürlüğü yaşadık. Her sene yazın gelmesi beklendi. Gidilecek yer belliydi.
En son geçen sene gittim datça'ya tam 5 sene aradan sonra. Ve gördüm ki datça hala aynı datça. aynı marketler, giyim dükkanları, barlar. Herşey aynı şekilde, aynı yerindeydi. Maradona'nın limanın sonundaki yeri bile aynıydı sadece masalar değişmişti. Maradona bile değimemişti saçlarının hafif kırlaşmasının dışında.
Datça'nın yolu zordu eskilerde, tek şeritli, otobüslerin bir virajı almak için iki üç sefer ileri geri yaptığı yolları vardı. Biraz daha gelişmiş şimdilerde. Çoğu insan yolundan şikayetçidir ama o yol size bir tarafında akdeniz, bir tarafında ege mavisi sunar. ikisini de aynı anda görebilirsiniz. yeşil ile mavinin buluştuğu en güzel noktadır datça. O manzara için bile çekilmeye değer yollari.
Datça hiç demişmemiştir. Mutlaka Gidilmesi görülmesi gereken yerlerden birisidir. Dinlenmek, doğa ile başbaşa kalmak, kendi tuttuğun balık ile rakı sofrası kurmak, arabayı park edip dönerken çalıştırmaktır datça. Sıcak dostlar kazanmaktır, yeni bir memleket kazanmaktır datça. Sakinliği yaşamaktır hemde doyasıya.
Denize girmek için saatlerce yürümene, arabaya binmene, kumsalda boş yer aramana gerek yoktu. Bir iki adım sonra el değmemiş kumsallarda olabiliyordun.
Kalablıktan uzak mavi bayraklı kumsallarda balık tutabiliyor, denizin içinden minicik oltanı atabiliyordun. Pazarına gidip ailen ile alış veriş yapabiliyordun. Küçük sokakları, sürekli hareketli tek caddesi, günde bir kaç sefer gördüğün insanları ile hemen kaynaşabiliyordun.
Bir koyda sıkıldın mı 5 dk içinde yürüyerek diğer koya geçebiliyordun. istersen kükürt kokan gölünde çamur banyosu yapabiliyordun. Geceleri gidebileceğin mekanlar belliydi. Zaten sınırlı ve köylü mantığını korumuştu. Seni kimse diğer turizm ilçelerinde ki gibi kazıklamazdı. Sabah yürüyüşte yada erken denizde, öğlen sahilde yada gölde gördüğün birini akşam aynı barda görmem mümkündü.
koylarını keşfederdin sonra uzak koylarını. Sıra ile onlara gider yaşadığın datça deneyimini koylarda da doruklara ulaştırabilirdin. palamutbükü, hayıtbükü, kargı, knidos vs.. el değmemiş koylarda kaybolurdun.
Datçaya ilk gidişimizden sonra her sene gittik. her sene gene aynı heyecanı, duyguyu, özgürlüğü yaşadık. Her sene yazın gelmesi beklendi. Gidilecek yer belliydi.
En son geçen sene gittim datça'ya tam 5 sene aradan sonra. Ve gördüm ki datça hala aynı datça. aynı marketler, giyim dükkanları, barlar. Herşey aynı şekilde, aynı yerindeydi. Maradona'nın limanın sonundaki yeri bile aynıydı sadece masalar değişmişti. Maradona bile değimemişti saçlarının hafif kırlaşmasının dışında.
Datça'nın yolu zordu eskilerde, tek şeritli, otobüslerin bir virajı almak için iki üç sefer ileri geri yaptığı yolları vardı. Biraz daha gelişmiş şimdilerde. Çoğu insan yolundan şikayetçidir ama o yol size bir tarafında akdeniz, bir tarafında ege mavisi sunar. ikisini de aynı anda görebilirsiniz. yeşil ile mavinin buluştuğu en güzel noktadır datça. O manzara için bile çekilmeye değer yollari.
Datça hiç demişmemiştir. Mutlaka Gidilmesi görülmesi gereken yerlerden birisidir. Dinlenmek, doğa ile başbaşa kalmak, kendi tuttuğun balık ile rakı sofrası kurmak, arabayı park edip dönerken çalıştırmaktır datça. Sıcak dostlar kazanmaktır, yeni bir memleket kazanmaktır datça. Sakinliği yaşamaktır hemde doyasıya.
Bakir koyları, yer altı mağaraları, mükemmel denizi ile keşfedilmemiş (umarım hiç keşfedilmez) yeryüzü cenneti.
Yolları eskiden çok bozuktu, şimdilerde ise yapıldı.Evet hala bol virajlı fakat iki şeritli çift yönlü çok geniş bir yol olduğu için içiniz rahat olabilir.
Datça yolu yorucudur fakat aynı anda ege denizini ve akdenizi görmek istiyorsanız mutlaka uğramanız gereken yoldur.Çünkü datça yarım adası, ege ve akdenizi ayıran güzide bir yarım adadır.
Knidos civarından rodos adasını ve bodrum yarım adasını, Datça civarından ise simi adasını(sanırım yabancı damat dizisi için çekim yapılan yerlerden) izleyebilirsiniz.
Yolları eskiden çok bozuktu, şimdilerde ise yapıldı.Evet hala bol virajlı fakat iki şeritli çift yönlü çok geniş bir yol olduğu için içiniz rahat olabilir.
Datça yolu yorucudur fakat aynı anda ege denizini ve akdenizi görmek istiyorsanız mutlaka uğramanız gereken yoldur.Çünkü datça yarım adası, ege ve akdenizi ayıran güzide bir yarım adadır.
Knidos civarından rodos adasını ve bodrum yarım adasını, Datça civarından ise simi adasını(sanırım yabancı damat dizisi için çekim yapılan yerlerden) izleyebilirsiniz.
marmarise 90 km olan tatil beldesi. Yolları çok kıvrımlı ve virajlı olduğu için çoğu insan bilmemektir bu güzide tatil yöremizi. Eskiden bu yolların tek şerit olduğu ve 2 aracın yana yan geçemediği rivayet edilir. Diğer tatil yörelrinin boğucu sıkıcı bunaltıcı sıcağını burda bulamazsınız ayrıca datcaya bağlı palamutbükü beldeside cam gibi denizyle keşfedilmemiş bir hazine değerindedir tatil planı yapanların dikkatine.
datlıların konuştuğu dildir.
Cennetin bir diğer adi.
Can Yücel ölünce gömülmek istediği ve suan mezari orada bulunan Muğla ilçesi
Can Yücel ölünce gömülmek istediği ve suan mezari orada bulunan Muğla ilçesi
3 ay boyunca iskelesinden atlamaya cesaret edemediğim yer hic yilmadim bu sefer atlarim diye hergun gittim ama basaramadim sağlık olsun.
çoğu kişinin methettiği tatil beldesi.
haziran başında görmeyi düşünüyorum mümkünse.
haziran başında görmeyi düşünüyorum mümkünse.
evlendikten hemen sonra eşimi de alıp yerleşmek, minik bir taş evin bahçesinde çiçek yetiştirip aşkımla güneşi seyretmek, çocuklarımı herkesin birbirini tanıdığı bir mahalle dürüstlüğünde ve doğaya aşık yetiştirmek istediğim; rüzgarıyla beslenip deniziyle doyacağım yer...
(bkz: hayalim)
(bkz: hayalim)
Şuan olmak istediğim yer. Şimdi Her yerde bembeyaz çiçekleriyle koca koca badem ağaçlarıyla kaplıdır. Tazecik miss gibi kütür kütür çağla yemek isteyen gitsin.
dolunayın rodos taraflarından kıpkırmızı doğduğu, simi adası'nın** üzerine geldiğinde sapsarı renk kazandığı tatil beldesi.
buradaki bir abimiz anlatmıştı. yılın her mevsiminde esinti eksik olmadığı için soğuk ve nemli hava bu esinti sayesinde daha da yukarılara çıkar. işte bu da gökyüzünde adeta kocaman bir büyüteç görevi görür. ve siz de dolunayı olduğundan daha büyük görürsünüz. kendi gözlerimle görene kadar tuhaf gelmişti ama gerçekten de dediği gibiymiş...
buradaki bir abimiz anlatmıştı. yılın her mevsiminde esinti eksik olmadığı için soğuk ve nemli hava bu esinti sayesinde daha da yukarılara çıkar. işte bu da gökyüzünde adeta kocaman bir büyüteç görevi görür. ve siz de dolunayı olduğundan daha büyük görürsünüz. kendi gözlerimle görene kadar tuhaf gelmişti ama gerçekten de dediği gibiymiş...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar