bugün
- en sevilmeyen ev işleri8
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri8
- yazarların bugün cılkını çıkardığı şarkı5
- istanbul un çok pahalı olması16
- bütün mal varlığı üstünde sokakta yaşayan insan3
- yks 20262
- kabataş olayı görüntüleri9
- gönül almaya çalışan erkek2
- fenerbahçe gornik zabrze maçı3
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- herkes yatsın iyi geceler9
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- sözlük kızlarının kombinleri20
- velvet vs nervio19
- neden okula gitmek zorundayız2
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- ölmeyi dilemek2
- the merich13
- cips olsa da yesek7
- oğlum çok güzel lan6
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- oğuzhan uğur12
- kuveyt ve bahreyn de hava savunma sistemleri2
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- slavko vincic15
- velvet13
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- ispanya20
- nervio11
- matbaanın gecikmesine sebep5
- 50 tl ile rolling yapmak6
- horoz hayası çorbası5
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- aklını yitirmek4
- 2026 dünya kupası25
- bira cips6
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak3
- tememda kenka nalaka10
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- manyak olmaya karar verdim9
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- futbol14
Datça'ya ilk defa 1995 senesinde öğrenciyken ailem ile gitmiştim. Tüm aile hep beraber bir pansiyona yerleşmiştik. Datça'ya geçmeden önce ise bir hafta Bodrum'da kalmıştık. Oradaki eğlence, süper oteller, sex kültürü, şehir koşturmacasından sonra Datça harika bir liman gibi gelmişti bana.
Denize girmek için saatlerce yürümene, arabaya binmene, kumsalda boş yer aramana gerek yoktu. Bir iki adım sonra el değmemiş kumsallarda olabiliyordun.
Kalablıktan uzak mavi bayraklı kumsallarda balık tutabiliyor, denizin içinden minicik oltanı atabiliyordun. Pazarına gidip ailen ile alış veriş yapabiliyordun. Küçük sokakları, sürekli hareketli tek caddesi, günde bir kaç sefer gördüğün insanları ile hemen kaynaşabiliyordun.
Bir koyda sıkıldın mı 5 dk içinde yürüyerek diğer koya geçebiliyordun. istersen kükürt kokan gölünde çamur banyosu yapabiliyordun. Geceleri gidebileceğin mekanlar belliydi. Zaten sınırlı ve köylü mantığını korumuştu. Seni kimse diğer turizm ilçelerinde ki gibi kazıklamazdı. Sabah yürüyüşte yada erken denizde, öğlen sahilde yada gölde gördüğün birini akşam aynı barda görmem mümkündü.
koylarını keşfederdin sonra uzak koylarını. Sıra ile onlara gider yaşadığın datça deneyimini koylarda da doruklara ulaştırabilirdin. palamutbükü, hayıtbükü, kargı, knidos vs.. el değmemiş koylarda kaybolurdun.
Datçaya ilk gidişimizden sonra her sene gittik. her sene gene aynı heyecanı, duyguyu, özgürlüğü yaşadık. Her sene yazın gelmesi beklendi. Gidilecek yer belliydi.
En son geçen sene gittim datça'ya tam 5 sene aradan sonra. Ve gördüm ki datça hala aynı datça. aynı marketler, giyim dükkanları, barlar. Herşey aynı şekilde, aynı yerindeydi. Maradona'nın limanın sonundaki yeri bile aynıydı sadece masalar değişmişti. Maradona bile değimemişti saçlarının hafif kırlaşmasının dışında.
Datça'nın yolu zordu eskilerde, tek şeritli, otobüslerin bir virajı almak için iki üç sefer ileri geri yaptığı yolları vardı. Biraz daha gelişmiş şimdilerde. Çoğu insan yolundan şikayetçidir ama o yol size bir tarafında akdeniz, bir tarafında ege mavisi sunar. ikisini de aynı anda görebilirsiniz. yeşil ile mavinin buluştuğu en güzel noktadır datça. O manzara için bile çekilmeye değer yollari.
Datça hiç demişmemiştir. Mutlaka Gidilmesi görülmesi gereken yerlerden birisidir. Dinlenmek, doğa ile başbaşa kalmak, kendi tuttuğun balık ile rakı sofrası kurmak, arabayı park edip dönerken çalıştırmaktır datça. Sıcak dostlar kazanmaktır, yeni bir memleket kazanmaktır datça. Sakinliği yaşamaktır hemde doyasıya.
Denize girmek için saatlerce yürümene, arabaya binmene, kumsalda boş yer aramana gerek yoktu. Bir iki adım sonra el değmemiş kumsallarda olabiliyordun.
Kalablıktan uzak mavi bayraklı kumsallarda balık tutabiliyor, denizin içinden minicik oltanı atabiliyordun. Pazarına gidip ailen ile alış veriş yapabiliyordun. Küçük sokakları, sürekli hareketli tek caddesi, günde bir kaç sefer gördüğün insanları ile hemen kaynaşabiliyordun.
Bir koyda sıkıldın mı 5 dk içinde yürüyerek diğer koya geçebiliyordun. istersen kükürt kokan gölünde çamur banyosu yapabiliyordun. Geceleri gidebileceğin mekanlar belliydi. Zaten sınırlı ve köylü mantığını korumuştu. Seni kimse diğer turizm ilçelerinde ki gibi kazıklamazdı. Sabah yürüyüşte yada erken denizde, öğlen sahilde yada gölde gördüğün birini akşam aynı barda görmem mümkündü.
koylarını keşfederdin sonra uzak koylarını. Sıra ile onlara gider yaşadığın datça deneyimini koylarda da doruklara ulaştırabilirdin. palamutbükü, hayıtbükü, kargı, knidos vs.. el değmemiş koylarda kaybolurdun.
Datçaya ilk gidişimizden sonra her sene gittik. her sene gene aynı heyecanı, duyguyu, özgürlüğü yaşadık. Her sene yazın gelmesi beklendi. Gidilecek yer belliydi.
En son geçen sene gittim datça'ya tam 5 sene aradan sonra. Ve gördüm ki datça hala aynı datça. aynı marketler, giyim dükkanları, barlar. Herşey aynı şekilde, aynı yerindeydi. Maradona'nın limanın sonundaki yeri bile aynıydı sadece masalar değişmişti. Maradona bile değimemişti saçlarının hafif kırlaşmasının dışında.
Datça'nın yolu zordu eskilerde, tek şeritli, otobüslerin bir virajı almak için iki üç sefer ileri geri yaptığı yolları vardı. Biraz daha gelişmiş şimdilerde. Çoğu insan yolundan şikayetçidir ama o yol size bir tarafında akdeniz, bir tarafında ege mavisi sunar. ikisini de aynı anda görebilirsiniz. yeşil ile mavinin buluştuğu en güzel noktadır datça. O manzara için bile çekilmeye değer yollari.
Datça hiç demişmemiştir. Mutlaka Gidilmesi görülmesi gereken yerlerden birisidir. Dinlenmek, doğa ile başbaşa kalmak, kendi tuttuğun balık ile rakı sofrası kurmak, arabayı park edip dönerken çalıştırmaktır datça. Sıcak dostlar kazanmaktır, yeni bir memleket kazanmaktır datça. Sakinliği yaşamaktır hemde doyasıya.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar