bugün
- hikayeyi devam ettir54
- mezoterapi12
- sokakta kavga teknikleri16
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak9
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak14
- nickten isim tahmini yapmak72
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası37
- yeni parti49
- geceleri uyutmayan dertler3
- pilot bir erkekle sevgili olmak12
- arkadaşlar bakar mısınız28
- kaos show4
- çekirge7
- sözlük yazarlarının saatleri10
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek3
- 31 yaş sendromu5
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- enteresan neden kavga yok6
- abaddon2
- kavganın kazananı yoktur6
- üç harflilerden korkmak5
- tai lung26
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- arkadaşlar iyi geceler4
- kürk giyen erkek6
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- geceye bir şarkı bırak14
- tekne turu11
- uysaljakoben17
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- 32 yaş sendromu3
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- sigara 1000 tl olsa bile içerim4
- türklerin islama göre yaşamaması5
- kimse kalmamış lan sözlükte4
- pişi olsa da yesek3
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- sedef adası4
- şampuan8
- adalarda bisiklet sürmek4
- evreşe yollarını dar olmaması4
- flörtün ev adresinizi öğrenmesi3
- çıplak ayakla hamam böceğine basmak3
- büyük filmlerden büyük replikler2
- aradığınız hiçbir şeyi bulamadığınız büyük şehir3
- sapık olduğu için çaylak olan insan9
- islam medeniyeti diye bir şey yoktur8
- habire12 adamdır37
alman asıllı amerikalı dahi yazar. barakalarda geçen hayatını yazmıştır.
(bkz: ham on rye)
(bkz: ham on rye)
amerikalı underground yazar. amerikalı olan babası askerliği sırasında almanya'da bulunmuştur ve burda bukowski'nin alman olan annesi ile tanışmıştır. bukowski 1920 yılında almanyada andernach kasabasında doğmuş 1922 yılında ailesiyle birlikte amerikaya göçmüştür.1994 yılında ölen bukowski'nin mezar taşında "don't try " yazar. hikayeler, şiirler ve bi kaç tane de roman yazmıştır. hikayelerinin bazıları uydurmadır ama başından geçmiş gibi anlatır. hikayelerinde kendinden henry chinaski diye bahseder.
''kimseyle yarışmıyorum ve ölümsüzlüğe dair düşüncelerim yok...umurumda bile değil...hayatta iken devinmek önemli olan.gün ışığında kapılar açılır ve atlar ışığın içine ve jokeyler;parlak ipek giysilerin içinde küçük şeytanlar,zorlayarak,sapına kadar..ihtişam devinimde ve hodri meydan diyebilmektir.ölümün canı cehenneme.her şey bu gün,bu gün,bu gün...evet!''
"the difference between a democracy and a dictatorship is that in a democracy you vote first and take orders later; in a dictatorship you don't have to waste your time voting" diyerek insana amerikan tarzı demokrasi hakkında "haklısın" nidaları getirten yazardır / şairdir ve aslına bakılırsa düşünce adamıdır.
sıradan yazı örgüleriyle hayranlık uyandırır.
sıradan yazı örgüleriyle hayranlık uyandırır.
delilik mi dahilik mi ?...dusunduren sanatcı
"içmek hergün tekrarlanabilen bir intihar biçimidir" diyerek kendimi çözmeme yardımcı filizoftur gözümde.
terbiyesiz moruk .
''kapitalizm komünizmi yendi
şimdi de kendini yiyor.''
yeni dünya düzenini tek kelimeyle özetliyen sayfalaları kelimelere sığdıran yazar.
şimdi de kendini yiyor.''
yeni dünya düzenini tek kelimeyle özetliyen sayfalaları kelimelere sığdıran yazar.
ekmek arası, sıcak su müziği, kasabanın en güzel kızı gibi eserlerin muharriri. kenar edebiyatının babası. marx için, 'kurumuş bok' der. bukowski'yi karakterize eden şu söz de yine kendisine aittir:
"kelebekler ve arıların arzuladığı bir çiçek olmak varken, sinekleri cezbeden bir bok parçasıydım."
"kelebekler ve arıların arzuladığı bir çiçek olmak varken, sinekleri cezbeden bir bok parçasıydım."
"Bir daha dünyaya gelirsem kedi olmak isterim. Günde yirmi saat uyuyup beslenmeyi beklerim. Oturup kiçimi yalarim."
bu dizeleriyle hepimizin içindeki " bezgin bekir'i " uyandıran , modern zamanların hayyamı ...
bu dizeleriyle hepimizin içindeki " bezgin bekir'i " uyandıran , modern zamanların hayyamı ...
(bkz: kadınlar)
Hayatı; kadınlar, alkol ve kavga anılarıyla doludur.
içi geçmiş kendi geçmemiş yazar. maşallahı vardır.
uygarlık süslerinden zorunlu olarak arınmışlığını fark edince bunun tadını çıkarmaya bakmış yazar.Bok ,sidik, çiftleşme edebiyatı yapmıştır.Nihilist midir nedir yahu?
nedense bana hep can yücel'i çağrıştıran yazarımsı şairimsi. ikisi de varoluşu paçavraya çevirdikleri için belki de.
boktandünya nın özel sayısının konusu olmuş dahi yazar
kirası çarşambaya kadar ödenmiş virane bir odada, bir gecede 2 şişe viski, 10 kutu bira, 3 şişe şarap ve 5 paket sigara içerken radyoda çalan brahms, underground yaşamın ve felsefenin doruklarına çıkacak olan bu adama ilham veriyor, o da bunu yanında yatan koca memeli kadını ile paylaşmak yerine, kağıda döküyor. iyiki de döküyor, çünkü ondan kalanlarla, görünmeyen karanlıklarını daha da aydınlatabildiğimiz bu hayatın, en aykırı ve de düşkün diplerinde bile, yaşamaya ve insanlık onuruna dair gandhi ayarında öğretiler yakalıyoruz.
girip çıkılan onlarca iş; mezbahacılık, postacılık, bulaşıkçılık, temizlikcilik, hamallık ve bunca hengamenin ardında sadece hayatta kalabilmek için intihar etmemek! içmek; ona göre; her gün tekrarlanabilecek bir intihar şekli zaten. bu yüzden hayatta kalabiliyor, bu yüzden onca alkole ve kötü beslenmeye rağmen bulanmayan midesi, insanların içindeki şeref ve haysiyet yoksunluğunu gördüğünde kusmaya başlıyor.
bukowski, bir vazgeçmişlik şövalyesi, gereksinimsizlik mucizesi, yaşam anarşisti, tembel filozof, düş dünyası imparatoru, alkol, kadın ve at yarışlarına minimalist anlamlar yüklemiş, maksimum kocakafalı gözlemci.
manidar nüktedar, ilelebet bahtiyar, duğuştan looser fakat bunu kim takar? bir hayatın nasıl olması değil de, nasıl olmaması gerektiğini anlatırken bile, içine dalınası sahneleri gözler önüne seren pis moruk.
modern çağın öğretileri ve hala içinde taşıdığı mağara adamı öğretileri çakıştığında, her daim kendi sesine kulak vermiş, hiç görmediğimiz bir renk skalasında bizi hayatın ışık oyunlarıyla dansettirmiş, aslında çevremizi saran bütün bu kaosun içinde de, denkleme ekleyebileceğimiz bi kaç espri, bi kaç alternatif edinim, bi kaç bireysel anlam cilası olduğunu, sırf siz öyle istiyorsunuz diye zamanı geldiğinde bütün dünyaya hayır! diyebileceğinizi kitaplarında nakışlamış, edebiyat dünyasınca yeri gelince yerden yere vurulmuş, ama o da aynı sertlikte bütün edebiyat dünyasını yerden yere vurmuş! ekol adam bukowski..
eve gelen karı koca misafirlerinden, kocayı sarhoş edip sızdırdıktan sonra, karısıyla yatacak kadar ahlakdan uzak görünüp, aslında fahişe ruhlu o kadını ayartmak için hiç bir eylemde bulunmayacak kadar da ahlaklıdır.
işten ayrılma ya da kovulma sebeplerinden büyük kısmı, patronlara yağ çekmemesi, eyvallah dememesi ve onurunu, dünya üzerinde yapılabilecek bütün mesleklerden üstün tutmasıdır, aç ve susuz sokakta kalma pahasına. döner kapılarının arkasında security bulunan, aynalı gökdelenlerde çalışan günümüz mental idealizasyonunda bunu hangi ( miz ) yapabilir ?
1994 yılında öldüğünde hatırı sayılır bir ünü, parası, hollywood filmi ve onlarca hikaye-şiir kitabı vardı. fakat hepsine 60 yaşından sonra kavuşmuştu. kendi otobiyografisinde, "on yıl hiç birşey yapmadım" diyecek kadar hiçlikten anlam yaratan başka bir yazar tanımadı dünya. huzur içinde yat dede, bunu saymıyorum yine gel..
girip çıkılan onlarca iş; mezbahacılık, postacılık, bulaşıkçılık, temizlikcilik, hamallık ve bunca hengamenin ardında sadece hayatta kalabilmek için intihar etmemek! içmek; ona göre; her gün tekrarlanabilecek bir intihar şekli zaten. bu yüzden hayatta kalabiliyor, bu yüzden onca alkole ve kötü beslenmeye rağmen bulanmayan midesi, insanların içindeki şeref ve haysiyet yoksunluğunu gördüğünde kusmaya başlıyor.
bukowski, bir vazgeçmişlik şövalyesi, gereksinimsizlik mucizesi, yaşam anarşisti, tembel filozof, düş dünyası imparatoru, alkol, kadın ve at yarışlarına minimalist anlamlar yüklemiş, maksimum kocakafalı gözlemci.
manidar nüktedar, ilelebet bahtiyar, duğuştan looser fakat bunu kim takar? bir hayatın nasıl olması değil de, nasıl olmaması gerektiğini anlatırken bile, içine dalınası sahneleri gözler önüne seren pis moruk.
modern çağın öğretileri ve hala içinde taşıdığı mağara adamı öğretileri çakıştığında, her daim kendi sesine kulak vermiş, hiç görmediğimiz bir renk skalasında bizi hayatın ışık oyunlarıyla dansettirmiş, aslında çevremizi saran bütün bu kaosun içinde de, denkleme ekleyebileceğimiz bi kaç espri, bi kaç alternatif edinim, bi kaç bireysel anlam cilası olduğunu, sırf siz öyle istiyorsunuz diye zamanı geldiğinde bütün dünyaya hayır! diyebileceğinizi kitaplarında nakışlamış, edebiyat dünyasınca yeri gelince yerden yere vurulmuş, ama o da aynı sertlikte bütün edebiyat dünyasını yerden yere vurmuş! ekol adam bukowski..
eve gelen karı koca misafirlerinden, kocayı sarhoş edip sızdırdıktan sonra, karısıyla yatacak kadar ahlakdan uzak görünüp, aslında fahişe ruhlu o kadını ayartmak için hiç bir eylemde bulunmayacak kadar da ahlaklıdır.
işten ayrılma ya da kovulma sebeplerinden büyük kısmı, patronlara yağ çekmemesi, eyvallah dememesi ve onurunu, dünya üzerinde yapılabilecek bütün mesleklerden üstün tutmasıdır, aç ve susuz sokakta kalma pahasına. döner kapılarının arkasında security bulunan, aynalı gökdelenlerde çalışan günümüz mental idealizasyonunda bunu hangi ( miz ) yapabilir ?
1994 yılında öldüğünde hatırı sayılır bir ünü, parası, hollywood filmi ve onlarca hikaye-şiir kitabı vardı. fakat hepsine 60 yaşından sonra kavuşmuştu. kendi otobiyografisinde, "on yıl hiç birşey yapmadım" diyecek kadar hiçlikten anlam yaratan başka bir yazar tanımadı dünya. huzur içinde yat dede, bunu saymıyorum yine gel..
evet o içer evet komşularının karılarıyla yatar ve tüm ahlaki erdemlerden yoksun gibi görünse de aslında işyerinde patrona yalakalık yapan veya haksız yere ceplerini dolduran bir çok insandan daha ahlaklıdır. o sadece olduğu gibidir ve onuru kazanacağı üç-beş kuruş fazla paradan veya biraz daha fazla yiyecekten çok daha önemlidir. factotum eseri de henry chinaski adlı yazarın başından geçenleri yani bukowski'nin kendi öyküsünü anlatır.
bir roportaj sirasinda babasindan ogrendigi en onemli seyin; "aci...nedensiz aci" * oldugunu soylemisti.. uslubundaki cirkin yalinligi, borclu oldugunu dusundugum aci dolu anilarini anlatirken ilk kez etkilemisti beni.. donuk degildi ondan bekledigimin aksine.. aci cekiyordu gecmisini hatirlarken; "...ve babam 8 yasimdan 10 yasima kadar hergun, herhangi bir sebep olmaksizin, sadece olgunlasmam adina, kemeriyle dovuyordu beni.. oglunu." diyordu Bukowski.
tum bayagiligina ragmen uslubundaki.. okunasi, dinlenesi, anlanasi adam..
tum bayagiligina ragmen uslubundaki.. okunasi, dinlenesi, anlanasi adam..
okuyana çok fazla ayna tutması nedeniyle çok rahatsızlık yaratır. nihilist olduğundan şüphelenenler var ki katılmıyorum. yaşadığı dünyaya katlanmakta çok güçlük çeken kayıp bir ruh bile olabilir ama nihilist... mümkün değil. yaşadığını kendine kanıtlamak için sürekli çiftleşme arzusu çeken, kendini beğendirmekle ilgili hiçbir çabası olmayan tuhaf ve çok rahatsız edici bir adam. sade ile aralarındaki benzerliğe dikkat çeksem aptallık etmiş olabileceğimden korkarım.
"It's possible to love a human being if you don't know them too well." demiş ve her şeyi özetlemiş, dahi yazar, yaşli serseri.
boris vian'a benzetilebilecek bir yoğunlukla yazan amerikalı.
(bkz: pis moruğun notları)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar