bugün
- kedi sidiği kokmak3
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak4
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- aleksey batrakov4
- kurtar bizi müsavat16
- korkusuz korkak filmindeki herif3
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- nervio17
- ellerim bos gonlum hos11
- çü be2
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler9
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken8
- sürekli övgüden rahatsız olmak3
- şener şen vs kemal sunal3
- baharın uzayıp yazın gelmemesi4
- marmara üniversitesi göztepe kampüsü2
- neden tüm iyi fikirler tuvallette akla gelir4
- cin musallatı3
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- devran dönecek8
- pilav yapmak3
- ahmet baran yazgan10
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız7
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- sevilen kızın abi demesi3
- meleklerin ifade ettiği anlamı sorgulamak4
- galatasaray14
- butlancıların birbirine girmesi5
- bağlama büyüleri3
- aralıksız 14 dakika boyunca osurmak5
- babaların acayip huyları5
- yedi büyük günah2
- sözlük yazarlarının doğaüstü güçleri2
- yaratılmışların en üstünü4
- victor osimhen18
- nickli başlık açanlara pandik atılacak2
- monica bellucci bakışı4
- devran dönüyor mu2
- atla gel şaban filminde şaban olmaması2
- tas kafa traşlı hırt sorunu3
- osurmandan önce ortanın akustiğine dikkat etmek2
- idam cezasının geri gelmesi6
- garip başlıklar5
- alevi kızların alev alev yanması11
- şark bülbülü filmindeki zafer işareti2
- kader2
- bencillik2
- süt ısıtıp içine kahve ve şeker katmak6
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı15
- bilinçaltı düzeyde etkileşime geçen varlıklar2
Nastenka ile şu diyalog yaşanmıştır:
+ Haydi, başlayın, anlatın hikayenizi. Hikayeyi!
- Ama size kim söyledi benim bir hikayem olduğunu? Benim bir hikayem yok.
+ Bir hikayeniz yoksa nasıl yaşıyorsunuz?
- Tamamen hikayesiz. Yani, bizde dendiği gibi, bir başıma yaşadım, yani tamamen yalnız.
+ Haydi, başlayın, anlatın hikayenizi. Hikayeyi!
- Ama size kim söyledi benim bir hikayem olduğunu? Benim bir hikayem yok.
+ Bir hikayeniz yoksa nasıl yaşıyorsunuz?
- Tamamen hikayesiz. Yani, bizde dendiği gibi, bir başıma yaşadım, yani tamamen yalnız.
hayalperest bir elemanın petersburg’un o alaca karanlığında nastenka diye bir kıza denk gelip geceler boyunca tüm hayat hikayesini, ezikliğini ve yalnızlığını kusmasını anlatır ama sonunda yine "elimizde patladı" temasıyla kalbimizi bırakırız. tam bir "umut fakirin ekmeğidir" hikayesi. romantizm ayağına milleti melankoli komasına sokan, "tek bir anlık mutluluk koca bir ömre yetmez mi?" cümlesiyle de insanı durup dururken duvara baktıran, kısa ama ciğer bırakan bir kitaptır bu.
1848 yılında yayımlanmış, 19. yüzyıl Rus yazarlarından Fyodor Dostoyevski'nin kısa öyküsüdür.
bana kalırsa nastenka'nın bir orospu olduğunu düşünmüyorum ama asıl anlatılmak istenen ikili ilişkilerde siz kendinize değer vermez , karşı tarafı sürekli yüceltirseniz kadın veya erkek fark etmez, kaybetmeye mahkumsunuz, alexi alexandroviç'in başına gelende budur.
Kadınların nasıl varlıklar olduğuna dair gerçekçi fikirler edinmenizi sağlayacak dostoyevski eseri.
Ben ayrıca jack london'ın -An Odyssey To The North- bir kuzey macerası ( mümkünse iş bankası yayınları basımı ) isimli kitabını da öneririm.
Ben ayrıca jack london'ın -An Odyssey To The North- bir kuzey macerası ( mümkünse iş bankası yayınları basımı ) isimli kitabını da öneririm.
luchino visconti tarafından italyan sineması'na film olarak uyarlaması da yapılan eser.
(bkz: le notti bianche)
(bkz: le notti bianche)
yolu nastenka orospusuna rastlamış bir genci anlatan öykü.
Yalnızlıktan mustarip bir hayalperestin, st. petersburg sokaklarında genç bir kadınla geçirdiği dört eşsiz gecenin kısa öyküsüdür.
Hikayenin sonunda kahramanımız dostoyevski bu kadına hiç kızgın değil aksine minnet duyuyordur. Çünkü kitabın sonunda şöyle yazmıştır:
--spoiler--
Anlık mutluluklar değil mi hayatı yaşanabilir kılan?
--spoiler--
Hikayenin sonunda kahramanımız dostoyevski bu kadına hiç kızgın değil aksine minnet duyuyordur. Çünkü kitabın sonunda şöyle yazmıştır:
--spoiler--
Anlık mutluluklar değil mi hayatı yaşanabilir kılan?
--spoiler--
Sevmek, güzel birinde aşkı aramak değil, o kişide bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında kendini bulmaktır.
saint petersburg'da güneşin batmadığı yaz gecelerinde geçer.
en nahif aşk romanlarından biridir.
en nahif aşk romanlarından biridir.
Bir çırpıda okuyup bitirdiğim Dostoyevski romanı.
O rus bu da çoçuğuysa o çoçuğun adı Nastenkadır!
O rus bu da çoçuğuysa o çoçuğun adı Nastenkadır!
Film olanı Dostoyevskiden olmasına rağmen rus filmi değildir, fransız italyan ortak menşeilidir.
Dostoyevski'nin gerçekleri yüzümüze yüzümüze vururcasına yazdığı roman. Ben okurken şunu fark ettim, gerçekten dostoyevski bu olayları birebir olarak yaşamış. Kahramanı betimlemesi, ruh hali ve hareketleri tam olarak dostoyevski'yi anlatıyor ve çok ağır bir travma yaşadığı bu talihsiz olayı anlaşılmak için kitaplaştırıyor. iyi insanların kaderi gibi bir şey aslında bu. Kalbi temiz olup mutluluğa kolay ulaşabilen bir insan olduğunu görmedim.
görsel
görsel
Bugün şovumu yaparak bitirdiğim hikaye.
Turgenyevin şu sözüyle başlıyor
“Yoksa o bir an için bile olsa,
Senin kalbinin yanı başında
Olmak için mi yaratılmış?”
Dostoyevski nin sürülmeden önceki eserlerinden, yalın bir anlatımı var. Okuyan herkesin hemen kavrayacağı bir kitap, sayfa sayısı kısa yenilip yutulacak cinsten. Genç yazarlar (ben) kendini bulabilir. Aşk acısı çekiliyorsa okunmamasını öneriyorum. Altı çizilecek bir kaç özlü söz de bulunmaktadır.
“Çünkü hayal dünyasında geçirdiğim gecelerin sarhoşluğundan ayrılmak pek acıklı oluyor.”
“Çünkü insanlar kendileri mutsuz olmadıkça, başkalarının mutsuzluğunu asla anlayamazlar.”
Turgenyevin şu sözüyle başlıyor
“Yoksa o bir an için bile olsa,
Senin kalbinin yanı başında
Olmak için mi yaratılmış?”
Dostoyevski nin sürülmeden önceki eserlerinden, yalın bir anlatımı var. Okuyan herkesin hemen kavrayacağı bir kitap, sayfa sayısı kısa yenilip yutulacak cinsten. Genç yazarlar (ben) kendini bulabilir. Aşk acısı çekiliyorsa okunmamasını öneriyorum. Altı çizilecek bir kaç özlü söz de bulunmaktadır.
“Çünkü hayal dünyasında geçirdiğim gecelerin sarhoşluğundan ayrılmak pek acıklı oluyor.”
“Çünkü insanlar kendileri mutsuz olmadıkça, başkalarının mutsuzluğunu asla anlayamazlar.”
25. sayfadayım. pek hoşuma gitmedi yeraltından notlar'ın devamı gibi olması. ayrıca cok abartı bir geri çekilme var ve boğuyor bu. geri çekilmeden kastım, hayattan o ciddi manada vazgeçmek. kasvet cok, bakalım bitince neler hissedeceğim. şayet her kitabı böyleyse, kalsın yani okumayayım başka kitabını. ezikliğin edebiyatı da bir yere kadar, adam bundan zevk alıyor.
iç sıkıntılarımdan kurtulamadığım, kendimi çokca hırpalayıp bunalttığım bir dönemde okuyup kendimi unuttugum bir dostoyevski hikayesi.
Oldukça kısa ve okuması keyiflidir. kahramanların iç dünyaları hemen hepimizin duygu ve düşünceleriyle benzeşiyordur. Bu yönüyle insanı hikayenin içine çekiyor. Tabi bir takım gariplikler, eksiklikler de yok değil hikayede. Biraz çocuk kitaplarındaki gibi hızlı atlamalar ve olayın gerçeklikle bağdaştırılmasının güçleştiği geçişlerin olduğu söylenebilir. Ama yine de keyif verici.
Nastyenka'nın dönekliği daha doğrusu satıcılığı, sözünü çiğnemesi, kaypaklığı daha hikayenin en başındaki ikircikli hallerinden seziliyordur.
Yanında duran onun iyiliği adına elinden gelen her şeyi yapan adama en azından elini vermemeliydi. Söz vermemeliydi.
O nasıl bir dönüştü öyle...
Kısa izah; nastyenka bir zamanlar kendi evlerinde kiracı olan ve sonrasında moskovaya giden bir beye aşık olur, aşık olduğu adam giderken seneye tam bu zamanda şurda buluşalım der. Sözleşirler. Adam dört gece boyunca gelmez. Nastyenka aglarken bir vesileyle bir başka gençle karşılaşır bu gecelerin ilk gecesinde... ve dostlukları ilerler. Birbirlerine iç dünyalarını açarlar. En sonunda bu genç adam aşkını ilan eder. Tabi o zamana kadar duyguları aşkını ele verir. Ama kız biraz anlar biraz anlamazdan gelir velakin son gece kız artık beklediği adamdan umudunu kestiğini ilan edip gencimizle sevgili olur. Evliliklerini bile planlarlar. Ama son dakikada moskova yolcusu ile en nihayet karşılaşırlar gecenin karanlığında. kahpelik bu ya nastenya elini verdiği çocuğu göt gibi bırakır orta yerde.
Ve hemen moskofluya, günlerdir bekledigi, ugrunda göz yaşı döktüğü adama koşuverir ve gözden uzaklşırlar. Sonra dalga gecer gibi bir özür mektubu gonderir filan.
Ama hikaye elbette tam olarak bu degil.
Oldukça kısa ve okuması keyiflidir. kahramanların iç dünyaları hemen hepimizin duygu ve düşünceleriyle benzeşiyordur. Bu yönüyle insanı hikayenin içine çekiyor. Tabi bir takım gariplikler, eksiklikler de yok değil hikayede. Biraz çocuk kitaplarındaki gibi hızlı atlamalar ve olayın gerçeklikle bağdaştırılmasının güçleştiği geçişlerin olduğu söylenebilir. Ama yine de keyif verici.
Nastyenka'nın dönekliği daha doğrusu satıcılığı, sözünü çiğnemesi, kaypaklığı daha hikayenin en başındaki ikircikli hallerinden seziliyordur.
Yanında duran onun iyiliği adına elinden gelen her şeyi yapan adama en azından elini vermemeliydi. Söz vermemeliydi.
O nasıl bir dönüştü öyle...
Kısa izah; nastyenka bir zamanlar kendi evlerinde kiracı olan ve sonrasında moskovaya giden bir beye aşık olur, aşık olduğu adam giderken seneye tam bu zamanda şurda buluşalım der. Sözleşirler. Adam dört gece boyunca gelmez. Nastyenka aglarken bir vesileyle bir başka gençle karşılaşır bu gecelerin ilk gecesinde... ve dostlukları ilerler. Birbirlerine iç dünyalarını açarlar. En sonunda bu genç adam aşkını ilan eder. Tabi o zamana kadar duyguları aşkını ele verir. Ama kız biraz anlar biraz anlamazdan gelir velakin son gece kız artık beklediği adamdan umudunu kestiğini ilan edip gencimizle sevgili olur. Evliliklerini bile planlarlar. Ama son dakikada moskova yolcusu ile en nihayet karşılaşırlar gecenin karanlığında. kahpelik bu ya nastenya elini verdiği çocuğu göt gibi bırakır orta yerde.
Ve hemen moskofluya, günlerdir bekledigi, ugrunda göz yaşı döktüğü adama koşuverir ve gözden uzaklşırlar. Sonra dalga gecer gibi bir özür mektubu gonderir filan.
Ama hikaye elbette tam olarak bu degil.
Bir dostoyevski eseri. Yine hatrımda pek bir şey kalmamış, sadece st. petersburg sokaklarının kafamda canlanışı çok güzeldi. Bankta oturup nastenka ile sohbet edişleri yaşamadığınız bir acıyı hissettirir gibiydi. Hüzünle karışık bir heyecan hissediyorum kitabı okuduğum zamanı düşününce.
Sadece kelimeler değil, bıraktığı hisler de önemlidir kitapların. Dosto maalesef karamsarlığı hatırlatıyor her seferinde bana. Bu da onlardan biri.
Sadece kelimeler değil, bıraktığı hisler de önemlidir kitapların. Dosto maalesef karamsarlığı hatırlatıyor her seferinde bana. Bu da onlardan biri.
bir vakitler, beni peşinden saint petersburg'a sürükleyen iki-üç dostoyevski romanından birisi.
dosto dan çok daha önce arapların kullandığı bir grup gece.
şöyle ki; ay takvimine göre her ayın 13-14 ve 15 yani dolunay geceleri bu isimle anılırdı ve benim de hak verdiğim şekilde o günlerde insan davranışları daha bi üst düzeyde olur.
malum ayın su üzerindeki çekim etkisi bilimsel bir gerçek. e insanlarda vucütlarında bol miktarda su bulunurduğuna göre etkilenmeleri normal.
bunu yok saymak aymazlıktır.
şöyle ki; ay takvimine göre her ayın 13-14 ve 15 yani dolunay geceleri bu isimle anılırdı ve benim de hak verdiğim şekilde o günlerde insan davranışları daha bi üst düzeyde olur.
malum ayın su üzerindeki çekim etkisi bilimsel bir gerçek. e insanlarda vucütlarında bol miktarda su bulunurduğuna göre etkilenmeleri normal.
bunu yok saymak aymazlıktır.
--spoiler--
kitabın diline aşina olmakta zorlansam da gayet hoş bir kitaptı. özellikle st.petersburgu çok iyi tanıması evlerle konuşması(intak sanatı) vb şeyler insanı beyaz geceler'de şehri görmeye ve o duyguyu canlı yaşamaya bir hayli itiyor.
nastenka'ya gelirsek, klişe olucak ama kızları anlamak için sözlerine değil de davranışlarına, yaptıklarına bakmamız gerektiğini(istinaslar var elbet) günümüz dünyasında zaten biliyorsunuzdur. nastenka, diğer genci unutacağının sözünü defalarca veriyorken, sözü artık sen varsına getiriyorken kısacası nastenka'ya aşık olmuşken bir anda onu görüp ani karar değiştirmesi dostoyevskiyle beraber bizi de o acıyı yaşattırıyor.
okuduğum ilk dostoyevski roman'ını(kitabını) sevdim. özellikle karamsar erkekleri daha fazla etkileyebilen ve hayalperestliğe sürükleyebilecek olan bu kitap, anlık mutluluğu insana güzel tattırıyor..
--spoiler--
kitabın diline aşina olmakta zorlansam da gayet hoş bir kitaptı. özellikle st.petersburgu çok iyi tanıması evlerle konuşması(intak sanatı) vb şeyler insanı beyaz geceler'de şehri görmeye ve o duyguyu canlı yaşamaya bir hayli itiyor.
nastenka'ya gelirsek, klişe olucak ama kızları anlamak için sözlerine değil de davranışlarına, yaptıklarına bakmamız gerektiğini(istinaslar var elbet) günümüz dünyasında zaten biliyorsunuzdur. nastenka, diğer genci unutacağının sözünü defalarca veriyorken, sözü artık sen varsına getiriyorken kısacası nastenka'ya aşık olmuşken bir anda onu görüp ani karar değiştirmesi dostoyevskiyle beraber bizi de o acıyı yaşattırıyor.
okuduğum ilk dostoyevski roman'ını(kitabını) sevdim. özellikle karamsar erkekleri daha fazla etkileyebilen ve hayalperestliğe sürükleyebilecek olan bu kitap, anlık mutluluğu insana güzel tattırıyor..
--spoiler--
muhtevasında üzen bir hanımefendi barındıran roman.
(bkz: orospu nastenka)
spoiler verseydin kardeş. direkt sonunu yazmışsın.
''Sevgili okuyucum, o öylesine güzel bir geceydi ki, böylesini ancak gençliğimizde görebiliriz! Gökyüzünün aydınlığında, yıldızların parlaklığına bakıp bakıp da, "Böyle bir göğün altında insan nasıl olur da öfke duyar, hırçınlaşabilir?" diye düşünürsünüz. Ama bu düşünce de gençler içindir, sevgili okuyucum, hem de çok gençler için. Dilerim, sizin de gönlünüz uzun süre genç kalsın...''
Dostoyevski/Beyaz Geceler
1866/Petersburg
görsel
Dostoyevski/Beyaz Geceler
1866/Petersburg
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar