bugün

entry'ler (7346)

kadıköy metrosundaki bıçaklı saldırgan

erkeklerin korkudan sesi çıkmıyor. 4-5 kişi rahat yatırıp öldüresiye dövebilirlerdi. ama millet korkuyor haklı olarak. herkesin eşi çocuğu var. kimse bok yoluna gitmek istemiyor. lakin bu keltoş'un yaptıkları yanına kar kalacaksa z..yim böyle düzeni.

bir takım yetkilerle sözlüğe geri dönmek

takımın sana ihtiyacı var 'fatih hocam' tarzında diretmelerden bıkan insanın dayanamayıp inadını kırması ve yuvasına dönmesidir.

dönmedim, döndürüldüm. vazife bildik. artık yazma kısmında yokum ama bir takım çalışmalarımla aranızda olacağım. saygılar. selamlar.

uludağ sözlük

önceden de belirtmiş olduğum gibi,
bırakmış olduğum sözlüktür...

yeni tasarım filan yapmışlar.. daha da beter olmuş..
dünyanın en rezil tasarımı lan...
sözlükte iyiye giden hiçbir şey yok..
hep kötüye gidiyor. bu konuda çok istikrarlılar...

kakitosunda boğulmasını dilediğimdir. öptüm.

uludağ sözlük te yaprak dökümü

biz de eksik kalmayalım...

artık noktayı koyuyoruz sözlük...

bir kaç sefer belki de beş on kez gittim gidiyorum, bugün yarın derken, en nihayet an itibariyle almış olduğum kesin, son ve dönüşsüz bu karar neticesinde bu çirkin ortamı terk etmek zorunda kalıyorum... bu kanalizasyonda kalanlara diyebileceğim tek şey vaktinizi böyle bir ortamda heba etmeyin olacaktır...

aslında veda bile sayılmaz, kaçıyorum. arkama bakmadan kaçıyorum..
bu da girmiş olduğum son entaridir. başka bir sözlükte yazar mıyım? sanmıyorum.
herkesin yolu açık olsun. beni merak edecek bir kaç arkadaş olabilir, inanın yolum sonuna değin açık.
benim için her şey yolunda gidecek.. gereksiz duygusallıkları içimde ezmesini, çiğnemesini iyi bilirim.
sevdiğim, sevmediğim, bilerek veya bilmeden incittiğim herkesten özür dilerim...
bana haksızlık etmiş olan herkese hakkımı helal ettim. umarım bundan sonra sözlük daha güzel bir yer olur.. kavga etmeyin, dövüşmeyin bunun kimseye bir faydası yok.. keyfinize bakın, birbirinize saygılı olmayı deneyin. ne diyim. sizi size emanet ettim... beni kötü hatırlamayın kafi.. elveda.

söyleyecek çok şeyi olduğu halde konuşmayan insan

söylenmesi gerekenler söylenmelidir.. saklayamazsın zaten kendiliğinden taşar.

''söyleyecek bir şeyi olmadığı için susan insan'' ile karıştırılmamaları gerekir...

ne söylemeli diye düşünürüm çoğu zaman. boş bomboş görüyorum kendimi.
söylenmişlerin üzerine çıkamam. sarhoş ve paylaşımsız olmak güzel. kendini önemsememek güzel. fiyakasız ve serbest olmak, olduğun yerde tükenmek güzel.
sanırım herkesin bir hikayeye ihtiyacı yok. çünkü bu o kadar da değerli değil.
bunu biraz erkenden anladım herhalde.
neticede anlatacak bir şey bulamıyorum ve bu durumdan sıkılmıyorum. yok, ne yapabilirim? yok.

gheorghe hagi

şut konusunda ne maradona ne pele ne messi ne ronaldo ne fıstık bu adamın yanına yaklaşamazlar...

şutları emsalsizdir... başka alanda yarıştırabilirsiniz belki ama en iyi şutördür.

çok beğendiğiniz sergen bile şut konusunda bir hagi değildir..

bu alanda onunla yarışabilecek tek futbolcu rivaldodur.

allah a teslim olmak

allah'a teslimiyet kadar itici bir söz yoktur...

allah ile beraber olmak diyelim biz şuna.. allah'ın esirleri, köleleri miyiz?

hatta kulları bile değiliz! dostları olalım bence. o da bizim en yakınımız olsun. en yakınımız..

diyor ya, şah damarınız kadar yakındır.. işte böyle bir yakınlık..

bırakın teslimiyeti falan. insanız, suçlu değil.

zina edenler eşlerinin yüzüne nasıl bakacak

bakabilmek için yüzsüz olmak gerekir herhalde...
ne biliyim ya bir yere aitsindir ya değilsindir...
iki kadın nasıl olabilir ki diye düşünüyorum da hep.. demek ki arada sevgi yok diyorum.
ait hisseden biri nasıl gidip bir başkasının koynuna girebilir. sonra dönüp de eşinin yatağına?
olacak iş değil. hayvanlık herhalde.

yakışıklı erkeklerdeki önlenemeyen ego

z.ktiğimin egosudur... o ego bir bicepse bir tricepse yenilir arkadaşlar buna inanınız..

yakışıklı biri değilim. hiç de olmadım. yakışıklı olsaydım da z.kimde olmazdı. en salaş kıyafetlerle, en berbat kılıklarla dolaşmaktan vazgeçmezdim...

yakışıklıyım ve bu beni üstün ya da ayrıcalıklı yapıyor...
insanlar benden hoşlanıyorlar, kadınların bana karşı muamelesi diğerlerine göre başka diyerek havalara girmezdim. aksine bunların önüne geçmek için mümkün oldukça tipsiz görünmek isterdim...
küçük dağları ben yarattım edasıyla gezen tiplerin üzerine o küçük dağlar henüz yıkılmamıştır da öyle osuruktan yaşıyorlardır... her şey bir kazaya bakar.
bir kazada yüzünün yarısını kaybetmiş adamlar gördüm... o estetik algılarınız yerin dibine batsın...

bir felaket sonucu yüzünde belirgin bir değişiklik yaşadıktan sonra kimse o insanın yüzüne bile bakmaya cesaret edemez...

en basitinden ufak bir kazada alnınız açılsın açılmış derilerin arasından kemiğiniz görünsün bakalım kimsenin yüreği yetiyor mu suratınıza bakmaya.. geçin o işleri geçin...
güzelliğe bu kadar kıymet vermeyin.

yasemin

bu isimdeki kızların çoğu ağırbaşlı olurlar... safinaza benzerler. biraz da sinsilerdir içten içe...

ama dışarıdan bakacak olursanız bir kaplumbağa karakterine sahiplerdir. ağır ve dingin..

tam dizinde dinlenmeli kız ismi.. yasemin...

seri eksileyen yazar

işsiz güçsüzdür. gölge gibi takiptedir.. kıskancın biridir.
gerçekten yazık.

kadın zekası

hafife alınmaması gereken zekadır...

hande sarıoğlu

bazı gıdalar aklınıza gelince mideniz bulanır ya. ömür billah yemek istemezsiniz mideniz kalkar filan...

bu kadınla beni bir adaya koysalar yüzünü görmemek için adanın diğer ucuna kaçardım.
o beni bulup tekrar gelince bu sefer öbür ucuna, o yine beni bulduğunda tekrar öbür uca...

bazı insanlar böyle hissettiriyor...

sözlük kızlarının bugünkü kombinleri

tahta kız güzelliği diye bir şey olduğunu bize kanıtlayan kombinlerdir..

tahta kızlar yaşamalı ve yaşatılmalı derim..
sözlükte gerçekten güzel hanım efendiler vardır.

şu anda odasında yalnız başına olan yazarlar

her gece içinde bulunduğumuz durum. üstteki komşunun öküzleri olmasa ses gürültü olmasa aslında çok huzur dolu olurdum diye düşünüyorum...
hiçbir şeyle ilgilenesim yok açıkçası..
maçları takip etmiyorum. dizi izlemiyorum. pek internete girmiyorum. kitapları başından sonuna kadar hiç okuyamıyorum. ezbere bir sayfa açıp bir iki sayfa göz gezdirip bırakıyorum. usanmış bezmiş bir haldeyim hayattan.

''yalnızım ben çooook yalnızım, buymuş benim alın yazım, ister uzak ister yakın
beni böyle bırakın'' gibi bir şarkı vardı... beni ağlatan yalnızlık değil de hayatı sevmemek..
birilerinin desteğiymiş, güneşmiş, çiçekmiş... hepsi gelip geçer. huzur insanın içinde yoksa her şey can sıkıntısıdır... ve siz de herkes için bir can sıkıntısı olursunuz... ötesi yok.

kısacası ne tadımız var ne tuzumuz. bilmem nereye kadar böyle gider.

sevmek ama eyleme geçmemek

hiçbir zikime yaramayan pasif bir haldir...

kuru kuruya sevmenin kimseye bir hayrı dokunmaz. üstelik insanları boş yere yorar. zaman kaybettirir... ben de eyleme geçemeyen insanlardanım.. kızlara tavsiyem şu olur...
sizi sevdiğini az çok belli eden ama harekete geçemeyen beylere fazla sabretmeyin bir ay iki ay bilemediniz üç ay...

danilo zanna

damada yol göründü...

bence apar topar sınır dışı yapmak gerekir.. yok öyle bizim kız sayesinde ünlü olup sonra kızımızla yolları ayırmak...
biz italya'ya benzemeyiz danilo bey.. bu ülkenin çok ekmeğini yedin. eşine dua et. o olmasa bence bir hiçtin...

gerçekten vefa bir semt ismi galiba...

mustafa keserin bülent ersoya diss atması

görsel

keman sanatçısı, şef ilyas tetik'in ekmeği ile oynayıp adamı intihara götüren sürecin sol halkası olan bir kimse hakkında atılan şu twitt az bile kalır..

mustafa keser'in en büyük yanlışı çakma bir diva ile aynı programa çıkmaktı..
programın ilk bölümünde zil zurna sarhoş gördüğümüz sözde diva ile bırakın aynı programı paylaşmayı aynı ortamda bulunmak bile mustafa keser seviyesindeki bir insana uygun değildi...
sayın mustafa keser kendine ne kadar kızsa haklıdır...

adama gerçekten üzüldüm. yahu senin bülent ersoy ile ne işin var?

mustafa keserin bülent ersoya diss atması

''bülent ersoy müzik bilgisi olan'' derken nota bilmeyen pek çok eseri de usulüne uygun okumayan, ağdalı yorumlarıyla esere ve eser sahiplerine saygısızlık eden bir kişi olduğunu da atlamayalım...

bülent ersoy ile mustafa keser'in müzik bilgisi ve geçmişini teraziye koymak bile mustafa keser'e ağır saygısızlık olur... kendisinin de belirttiği üzere izmir radyosunda senelerce saz sanatçısı olarak çalışmış. büyük isimlerle bir arada olmuş, işin ilmi kısmını en büyük ustalardan öğrenmiş kısacası radyo sanatçısı olarak bunu en üst seviyeye vardırmış bir isim mustafa keser...
yani öyle sıradan bir adamdan bahsetmiyoruz...

bülent ersoy'un ne olup ne olmadığını herkes bilmiyor maalesef.
diva yakıştırması sanat tarihimizdeki gerçek divalara en ağır hakarettir..
daha da fazla bir şey söylemiyorum. mustafa keser delikanlı adamdır. fazla bile sabretti...

sözlük yazarlarının akşam yemekleri

Vejetaryen menümüz. etçiller beğenmese de karnımız doyuyor elhamdülillah.

görsel
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.