bugün

/33
uykusuz kalmayı önemsemeden beklemek ve gelmemesi...bekliyorum güzel gözlü kız gel artık...
yarardan çok zararı olan eylemdir. neredeyse her şeye zarardır.
eğer bir bitkiyseniz; suyunuzu beklemek neticesinde solarsınız,
bir gıda iseniz; uzun süre tüketilmeyi beklemek neticesinde bayatlarsınız,
bir insansanız* yaşlanırsınız.* kaç yaşında olduğunuz mühim değildir, ruhunuz yaşlanır yıpranırsınız. kısacası nasıl sonlanacak olursa olsun en zor geçen dönemlerden biridir beklemek. işin en fena kısmı ise şüphesiz konuya müdahale edememek, çaresizlik kalmaktır.
umut etmektir.

birden anladım içinde bulunduğum durumu. beklediğimi fark ettim. anneme söyledim ilk. anne bir şey bekliyorum dedim. nasıl dedi. bir telefon bir mesaj bir haber belki. bir umut hepsi bu. anladım dedi, sustu. düşündüm sonra. evet bekliyordum, adam nasıl sigaraya tiryaki olur ben de beklemeye tiryakiyim bu mevsim. nasıl düştüm bu hale bilmiyorum. bekliyorum kendi kendimi uçuruma atmışım da haberim yokmuş. teşhis ettim kendimi artık tedavimi bulurum nasılsa. alkolik değilim sadece her gün içiyorum diyen adamlar gibi inkara gerek yok. bekliyorum,hiç gelmeyecek birini ve gelmeyecek bir günü. nasıl bu hale düştümü araştırmıyorum asla. gerek yok aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamaya. içimde bir yer kangren olmuş kesip atmadan kurtuluşum yok. beklemek istemiyorum. bekledikçe ümidim büyük bir çınar oluyor. ve çınarlar asla yıkılmaz.

özlüyorum bir de en kötüsü eski kendimi nasıl oldu bilmiyorum kendime bile yabancı oldum bu mevsim. umut denen şehirdeyim denizi hayal kokar, hayali mavi, pembe.

beklemek denen eylem kanımda dolanıyor hücrelerim birbirine girmiş; ne alkol boğar bunu ne başka şey. yok çaresi kesip atmak lazım ümitleri kınından kalbime çektiğim kılıçla.

aslında gülen yüzümü bekliyorum belki kaç bahar önce yitirdim bilmem ki, kim çaldı gülücüklerimi, bir sesim vardı ben böyle cümleleri yazılara vurmazdım, duvarlara haykırırdım. o kız bu kız değil asla. değiştim çok.

kangren olmuş yanımsın aşk kendimden geçmek için çok geç, senden geçme vaktidir kar yağmaz asla bu şehirde güneşi pusulam seçtim sessizliğin rehberim oldu. senden vazgeçtim.
bir de içerisinde ek olarak özlemek denilen mevzuyu barındırıyorsa dünyanın en zor işidir. sabır ister, yorar, yıpratır.
durağanlaşmak, buna rağmen çok yorulmaktır.
bazen sevgilinizin ay bası geciktiginde olan durumdur.O zaman surecinde soguk terler dokulur.
gelmeyeceğini bilmektir aslında...
umutla birleşince seve seve yapılan eylem,,

umut yoksa işte bu en kötüsü, git at kendini pencereden.

o vakit yapılacak hiçbişey yoktur çünkü.
'bekliyorum,
öyle bir havada gel ki;
vazgeçmek mümkün olmasin' *
umit edebilinen surece yapılan eylem umut bitince vazgecer bunye bırakır bekleneni unutmak ister acı verse de hem bekledigini hem de umut ettigi zamanı.
yaşarken kimi zaman anlaşılmayan, anlaşılırken yaşatmayan eylem.

"Susuşuna bir masal dondu, şimdi şarkı söyleme vakti, sesin sessizliğimdir üzerine bir öykü giydiğim.
Gülüşünden yıldızlar kendine dilek tutar, tutar mı dileğim tutmaz.
Doğmaz safak vakti bu şehire doğmaz...

bekliyorum hiç doğmayacak şafak gününü
bile bile bekliyorum gelmez gelmeyecek
adsız bir özlem bu kaderim oldun.
olsun. "
beklemek daha başka şey
sen benim kızlıığını bildiğim
kiliselerden kaçmış yağmur gibi gözyaşlarınla
minareler gibi tutuldun
sır vermez dip odalarına atıldın kahramanlığın
başkalarına kalırsa her an dokunulmaktasın
bunca tanışıklıığmız varken
sana dair
bana söz düşmüyor eğer düşerse
benimle kutsaldır
buna rağmen
başından bir maceradır geçmiş
bin türlü makam geçmiştir derim

cahit zarifoğlu 'nun berdücesi isimli şiirinden.
türkçedeki anlamının geri geri gitmek ya da gerilemek olacağından korktuğum fiil.
beklenen kişinin eski sevgili olma durumunda soytarılık konumuna düşülecek bir durumdur.
yerinde saymaktır.
beklenen şey ne kadar güzel olursa olsun, şu dünya üstünde en çok yıpratan eylemdir. Beklediğiniz şeyin hayatınıza katacağı anlam büyüdükçe sizi o kadar yorar, kırar, döker beklemek. beklemek hiç sönmeyen bir mum gibidir.
eşikte kalmaktır. ne kazandırır ne kaybettirir sinir bozar,yorar.
sevdiceğini beklerken sonsuza kadar gelmeyeceğini bile bile vazgeçmemek.
"bekleten" ve "beklenen" olduğu sürece hep yapılmaya mahkum olunan.
*sevmek.

"ben bekleyendim,
o beklenilen
roller hiç değişmedi.

ekledim çıkardım çarptım böldüm
seven bendim
o sevmeyen.

bekledim.
aramasını tek bir kez
bekledim bir kez benden önce düşünmesini.
düşünmedi.

sevdim bekledim özledim.
sevmedi beklemedi özlemedi.

o beklenilendi.
ben bekleyen
roller hiç değişmedi.

hüzzam bir şarkıda kaybolmuş gibiyim
el veren olmadı
hiç ağlamadım

kendime gülümsedim
deniz kızları ağlamaz ki denizin içinde.

kendime gülümsedim
deniz kızları uyumazlar ki düş görebilsinler.

ben bekleyendim
o beklenilen
sadece aynı gökyüzü başımızda

ben akdenizde o dünyamın merkezinde
ayrı yakamozlar gözlerimizde

kendime gülümsedim
deniz kızları düş kurmazlar ki üzülebilsinler.
bekledim sadece düşlemedim ki.

gittim her şeyi bir kıyıda bırakarak
dalgalara göz kırptım.
masal neyse ben gereğini yaptım."
beklemek karın ağrısı
mideyi saran iç yarası
hasta bırakan ve üşüten
sürekli bir kalp yanması
düşünmekten alıkoyan
uyuşmuş bir beyin yapısı...

beklemek kıpırtısız
zamanı düşman ederken bize...
ömür törpüsüdür beklemek. hele beklenen gelmeyecekse .
cin iskencesidir ama esas oldurucu darbe bile bile beklemekten vazgecmemektir.
bekletmeyi sevmeyen kişilerin sıkça kullandıkları çok oturgaçlı getirgötürgeç.
beklemek... iki dirhem umutla beklemek... dünyanın ne en zor şeyidir, ne de en kolay. ruhun nasır tutmamışsa hala acıtır canını. kabuk bağlamış yaralarının deşilip de tuz basıldığını hissedersin her gece gözlerini kapatıp da uyumaya çalıştığında. uğruna dökülen gözyaşlarının, harcadığın bir gençliğin, feda ettiğin gecelerin, bir çift ak bir de karaciğerin kıymetini bilemeyecek olanı beklemek... acıtır dostum. hem de çok acıtır.
© copyright 2005 - 2026