bugün

/636
kimi zaman ömrünün son gününe kadar beklenen kişiye, duyulan histir. son nefesime kadar bekleyecem, geleceksin biliyorum..
ilk kez sevismek gibidir, nerde can yakar, nerde haz verir belli olmayandir.
geri dönüşü olmayan bir rüya.
dokunmaktır, sevdiğinizin yüreğine.
eğer aşık olunan kişi tarafından haksızlığa uğranırsa nefrete kolaylıkla dönüşebilecek duygudur. bu yüzden dikkat edilmelidir. aradaki ince sınırı geçmemek lazım.
etkilenmektir. sicak sahilden serin sulara atlarken içilen buz gibi bir coca cola gibi. dokunmaktır, ören bayan yününden bir kazak giymek gibi. metroda seiko marka saate bakıp bir süre beklemektir aşk. beklerken halley yiyip mmmmm demektir çoğunlukla. aşk böyle birşeydir işte, tanımlanamayan bir esintidir, versace parfüm gibi. aşk, insanı derinden etkileyen bir duygudur, 2538 tane girdiye sebep olur, bazen de içinizi carpitan bir reklam aracına dönüşür aşk. unutmadan, oren bayan.
"aşksız olma ki ölü olmayasın, aşkla öl ki diri kalasın" der mevlana.
Dünyayı hiçe satmaktır adı aşk
Döküp varlığı gitmektir adı aşk

Sendeki şekeri ellere sunup
Zehiri kendin yutmaktır adı aşk

Bela yağmur gibi gökten yağarsa
Başını ona tutmaktır adı aşk
Bu dünya bir ateş denizi sanki
Ona kendini atmaktır adı aşk

Var Eşrefoğlu Rumi bil gerçeği
Yaşamayı yok etmektir adı aşk.
(bkz: galatasaray)
(bkz: tromso)
mutsuzlukla sevişendir.
1000 katlı binadan atlayıp sağ kurtulmaktır.
zemin kattan düşüp ölmektir. (vay anasını neler diyorum ben ya)
hakkında 102 sayfa yorum yapılsa da kimsenin tam olarak açıklık getiremeyeceği kavram.
aşk çok ilginçtir, aslında saçmadır ama yaşarken insana öyle gelmez.

--spoiler--
arada hüzünlenirsin, açayım eski davaları dersin ya ben dedim işte, salaklık bende.
eşyaların arasında bir defter, aslında bir günlük, doğrusunu söylemek gerekirse bir hediye buldum.
30 sayfasında kocaman puntolarla ''seni seviyorum'' yazılmış..
sayfalar aşkın başladığı günün tarihiyle aynı, ama günü gününe yazılmamış, bir gece oturulmuş o hayvan gibi 30 sayfa yazı yazılmış, her çizgisine bakınca ''aa şurda elim ağrımıştı, aa burda uyuyakalmıştım'' diyebiliyorsun.
sonradan o hediye sana geri dönüyor, atamıyorsunda o defteri kalıyor sende.
sadece o olsa iyi, seviyorsun ama dokunamıyorsun, için yanıyor ama kimse seni siklemiyor.
--spoiler--

acıtıyor be, çok acıtıyor.
2 gün önce tam manası ile ne bok olduğunun farkına vararaktan;

aşk, sevdiceğin gözlerine bakarak seni seviyorum dediğinde, onun cevap olarak ''başka biri var'' demesi halinde bile hala gözlerinin içine bakıp, ona, seni seviyorum diyebilme gücünü içinde tutabilmek, o gücü her daim yaşatabilmektir.

aşk buymuş lan, buymuş...
kavusunca biten...
aşk olmak istediğiniz bir yerdir... olmak istediğiniz biriyle.
lanet bir tokanın sizinle yıllarca alay etmesidir bazen. *
bazen bir filmde sevgiliyle beraber ağlamaktır. ardından birbirinize bakıp gülmektir.
seversen sikilirsin sikersen sevilirsin felsefesine(!) yenik düşen his. minik bir kelebeğin mideye yerleşmesiyle başkıyor. biterken ağlama ve sinir krizleri, sancılar yaratıyor.
Aşk, acı çekmeye başlamaktır. *
aşk ilahi bir duygudur, eğer oyunu kurallarına göre oynarsan her zaman kazanırsın, yoksa göz yaşlarının esiri olursun.
einstein'a göre beğenilme ve istenme arzusu, yunus'a göre üç harfli uzun bir hece, hindulara göre siyah beyaz bir inektir tapmasını bilene.
üç harflidir, çarpar der bi arkadaşım aşk için. gel gör ki bu tanım benim için hiçbir şey ifade etmiyor desem yeridir. kendi tanımımı sona bırakıp güzin ablaya seslenmek istiyorum bu satırlarda. güzin abla; lan niye ben aşık olamıyorum hiçbi boka. niye kandırıyorum milleti, neden ahını alıyorum bunca insanın? bende isterim içimde sevgi pıtırcıklarının oluşmasını, bende isterim birini kendim kadar sevmeyi. ama yok. olmuyor, yapamıyorum. yoksa bu dakkaya kadar söylenenlerin hepsi yalanda bi tek ben mi dobrayım. ama ben günah keçiside olmak istemiyorum allahsız güzin.

yazarın naçizane tanımı: her duyduğumda kalaslığımı* yüzüme vuran kelimecik.
© copyright 2005 - 2026