bugün
- gocu bak bi5
- yarın kpssye girecek yazarlar13
- fenerbahçe13
- ekşi sözlük9
- togg t6x4
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı40
- tek maçtan yatan iddaa kuponu2
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay2
- bursa da yakıt dökülmesiyle zincirleme kaza2
- evliliği zorlaştırmak2
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüleri3
- enayimiknatisii36
- futbol5
- uyuşturucu2
- çocuklara verilen farklı isimler12
- dansöz izleme keyfi12
- ölüm9
- beşiktaş9
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- anın görüntüsü25
- gocu51
- saraca finch house3
- aziz yıldırım12
- insan olmaya ceyrek kala26
- hangi renksiniz17
- dün gece ne oldu14
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı13
- serhat kılıç13
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- açık oylayan yazar ne demek istiyor13
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- amerikada hasidik yahudi avı başlaması8
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu21
- iş kazasında ölen işçiye tali kusur3
- tai lung38
- ismail kartal9
- saraca097
- ne yazarsanız yazın anında gerçeğe dönüşseydi8
- özledim mesajına verilecek cevaplar13
- kumral erkek3
- kerem aktürkoğlu8
- fusya semsiyeli yabanci8
- sözlükteki şer çetesi12
- online listesinden manita beğenmek7
- sözlükte herkesin avcı olması12
- sözlükteki zorbalar12
- geleneksel ciğer ısrmarlama şenlikleri9
- s'i l v'e r m'i s t28
- ölümün delilinin olmadığı gerçeği4
ne leyla ile mecnun'un ne ferhat ile şirin'in ne tahir ile zühre'nin ne aslı ile kerem'in ne seyduna ile sahrud'un ne de menekşe ile halil'in* çözebilmiş olduğu duygu.
dinlemediğin şarkılar dinlemek isteğidir..
giymediğin şeyler giyme huyudur bazen.
bazen söylemediğin sözler söylemektir, gitmeyeceğin yerlere gitmek; yeni insanları tanımaya razı olmaktır. hoşgörüyü öğrenmektir; nefret ettiğin şeyleri sevmeye çalışmak, hiç affetmeyeceğin şeyleri affetmektir.hiç katlanamayacağın şeyleri yapmak; en ufak şeyden kırılmaktır.
kelebektir belki ilk zamanlar; ama ölmesidir işte hepsinin birbirine çarpa çarpa ne yazık ki (bkz: #4184437)
bir tırnağın yarasını gözyaşları ile ıslatmaktır bazen.
yağmurlu günde gözlerin kamaşması; güneşli günde tir tir titremektir. üşümektir soğuktan; yorgunluktan ölmeyi dilemektir.
anlatamamaktır bir türlü kendinizi bir de ne kadar anlatırsanız
ne kadar yazarsanız o kadar uzaklaşmaktır aslında hissettiklerinizden, o kadar yavan gelmesidir zavallı sözcüklerin.o kadar kifayetsiz kalmasıdır ki; onların güçsüzlüğüne ağlamak istemektir kendi güçsüzlüğünüzü hatırlayıp da..
gözlerinizin nemsiz; ellerinizin çatlaksız kalmaması; dudaklarınızın ise inadına kıvrılamamasıdır yukarı
bir sözcüğün kırıp dökmesidir, çatırdatmasıdır bütün kemiklerinizi; bir inançsızlığın vazgeçirmesidir kendinizden her şeyden
aşk seviyorum demeden ölebilmektir, yok olabilmektir
giymediğin şeyler giyme huyudur bazen.
bazen söylemediğin sözler söylemektir, gitmeyeceğin yerlere gitmek; yeni insanları tanımaya razı olmaktır. hoşgörüyü öğrenmektir; nefret ettiğin şeyleri sevmeye çalışmak, hiç affetmeyeceğin şeyleri affetmektir.hiç katlanamayacağın şeyleri yapmak; en ufak şeyden kırılmaktır.
kelebektir belki ilk zamanlar; ama ölmesidir işte hepsinin birbirine çarpa çarpa ne yazık ki (bkz: #4184437)
bir tırnağın yarasını gözyaşları ile ıslatmaktır bazen.
yağmurlu günde gözlerin kamaşması; güneşli günde tir tir titremektir. üşümektir soğuktan; yorgunluktan ölmeyi dilemektir.
anlatamamaktır bir türlü kendinizi bir de ne kadar anlatırsanız
ne kadar yazarsanız o kadar uzaklaşmaktır aslında hissettiklerinizden, o kadar yavan gelmesidir zavallı sözcüklerin.o kadar kifayetsiz kalmasıdır ki; onların güçsüzlüğüne ağlamak istemektir kendi güçsüzlüğünüzü hatırlayıp da..
gözlerinizin nemsiz; ellerinizin çatlaksız kalmaması; dudaklarınızın ise inadına kıvrılamamasıdır yukarı
bir sözcüğün kırıp dökmesidir, çatırdatmasıdır bütün kemiklerinizi; bir inançsızlığın vazgeçirmesidir kendinizden her şeyden
aşk seviyorum demeden ölebilmektir, yok olabilmektir
çok bilinmeyenli bir denklemdir aşk. çözen yoktur, ihtiyaç çoktur.
bu sözlükte 101 sayfa yaptırabiliyorsa bu aşk denen şey vardır anasını satıyım.
http://www.youtube.com/watch?v=v2BbiYLa4jA
bu videoyu izledikten sonra anladım tam olarak ne olduğunu.
tanım: anlamak için yaşanması gerekmeyen duygu.
bu videoyu izledikten sonra anladım tam olarak ne olduğunu.
tanım: anlamak için yaşanması gerekmeyen duygu.
sadece cınsel ıstek olarak gorulmemelıdır...
kaçanı kovalamaktır...
bir parfüm kokusunun peşinden koşmaktır..
elinin,ayağının bütün vücudunun heyecandan titremesidir.
aşk
gölgeden sizan bir sari isik
çölde esen rüzgar
boşlukta düştügün
ucurumda bir dal tutunduğun
ah.. aşk
kamelyalı kadın
gölgeden sizan bir sari isik
çölde esen rüzgar
boşlukta düştügün
ucurumda bir dal tutunduğun
ah.. aşk
kamelyalı kadın
tanrı'nın göbek adıdır.
oglan kızı sever, kavusurlarsa seks olur kavusamazlarsa ask.
platoniği yürek yakar.
bir cemal süreya şiiridir.
eğer sistem salakça bir şekilde "entry nerde?" diye hata vermeseydi sadece şu olacaktı entry:
yakar.
yakar.
Beni daha ne kadar bekleyeceksin sevgilim dediğiniz kişiler girdi mi hayatınıza?
Sevdiğimiz kişi boş bir limanda hiç gelmeyecek bir yolcu gibi gelir gözümüze ve ona bu soruyu sorarız;
Beni daha ne kadar bekleyeceksin sevgilim? Elimden tutman, dudaklarımı öpmen ya da kulağıma şarkılar fısıldaman için birbirimizi daha ne kadar beklememiz lazım?
Yoruluruz artık beklemekten, aslında en güzel bekleyiştir bu ama konu aşk olunca sabrımız ve hormonlarımız da bir yere kadar bekleyebilir.
Ah onsuz ve onun hayalleriyle geçen yalnız gecelerimiz...
O geceleri hepimiz iyi biliriz çünkü hepimiz bir garip hayatlarımızın bir garip dönemlerinde birisini hep beklemişizdir.
Geceleri dualarımızdan sonra rüyalarımıza beklediğimiz birisi yok mudur?
Vardır elbet, olmaz mı hiç rüyalarda randevular, düşlerde sevişmeler...
insanoğlu hayatını düşlerindeki gibi yaşadığında mutluluğu yakalayabilirmiş ya, o zaman neden sadece rüyalarımıza saklarız hayallerimizi?
Neden yanına sokulup da dudaklarından öpemeyiz de bekleriz sevdiğimizi?
Ya o bilmezse bir yerlerde onu deli gibi bekleyen ve seven bir aşığının olduğunu?
Gurur ne kadar gereksiz, cesaret de ne denli önemli bir şeydir.
Gurur sevenleri küstüren, cesaret aşıkları kavuşturan sevgi de her şeyi başlatan kavramlar.
Peki biz randevularımızı rüyalarımıza, sevişmelerimizi düşlerimize ve sevgimizi bekleyişlerimize saklarsak neden yaşarızki?
Bizler daha cenin halinde değilken yaşamış ve ölmüş, hala bedenleriyle değil de düşünce akımlarıyla yaşayan insanlara haksızlık etmiş olmaz mıyız en güzel aşkları yok yere beklerken ve bu bekleyiş esnasında ilişkimiz için çaba göstermezken?
Sevgi ve mutluluk paylaşıldıkça anlam kazanan değerlerdendir, önceki aşklarınız hüsranla sonuçlanmış olsa da bu bahçede daha koklanacak çok çiçek var ve bu çiçekler yıllar sonra siz onlara değer vermez, sevginizle büyütmezseniz sizi beklemekten çürüyüp gidecekler.
E yazık değil mi kırmızı güllere, mor menekşelere?
Aşkın payına düşen şey hep beklemedek değildir.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Kaygılarımız ve zaaflarımız bizi aşka götüren yolda yaralıyor.
Kanlarımız bu yolda çizgi halinde arkamızdan da aksa aşklar bekleyemez ve bahçedeki bu çiçekler bir gün kuruyacak ve o vakit yüzlerimiz kırışacak, saçlarımıza ilk aklarımız düşecek ve evet işte o gün ilk defa gerçek pişmanlık duygusu bürüyecek titrek bedenimizin her bir tarafını.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Ve hepimiz kendimizin savcısı ve kendimizin hakimleriyiz...
Sevdiğimiz kişi boş bir limanda hiç gelmeyecek bir yolcu gibi gelir gözümüze ve ona bu soruyu sorarız;
Beni daha ne kadar bekleyeceksin sevgilim? Elimden tutman, dudaklarımı öpmen ya da kulağıma şarkılar fısıldaman için birbirimizi daha ne kadar beklememiz lazım?
Yoruluruz artık beklemekten, aslında en güzel bekleyiştir bu ama konu aşk olunca sabrımız ve hormonlarımız da bir yere kadar bekleyebilir.
Ah onsuz ve onun hayalleriyle geçen yalnız gecelerimiz...
O geceleri hepimiz iyi biliriz çünkü hepimiz bir garip hayatlarımızın bir garip dönemlerinde birisini hep beklemişizdir.
Geceleri dualarımızdan sonra rüyalarımıza beklediğimiz birisi yok mudur?
Vardır elbet, olmaz mı hiç rüyalarda randevular, düşlerde sevişmeler...
insanoğlu hayatını düşlerindeki gibi yaşadığında mutluluğu yakalayabilirmiş ya, o zaman neden sadece rüyalarımıza saklarız hayallerimizi?
Neden yanına sokulup da dudaklarından öpemeyiz de bekleriz sevdiğimizi?
Ya o bilmezse bir yerlerde onu deli gibi bekleyen ve seven bir aşığının olduğunu?
Gurur ne kadar gereksiz, cesaret de ne denli önemli bir şeydir.
Gurur sevenleri küstüren, cesaret aşıkları kavuşturan sevgi de her şeyi başlatan kavramlar.
Peki biz randevularımızı rüyalarımıza, sevişmelerimizi düşlerimize ve sevgimizi bekleyişlerimize saklarsak neden yaşarızki?
Bizler daha cenin halinde değilken yaşamış ve ölmüş, hala bedenleriyle değil de düşünce akımlarıyla yaşayan insanlara haksızlık etmiş olmaz mıyız en güzel aşkları yok yere beklerken ve bu bekleyiş esnasında ilişkimiz için çaba göstermezken?
Sevgi ve mutluluk paylaşıldıkça anlam kazanan değerlerdendir, önceki aşklarınız hüsranla sonuçlanmış olsa da bu bahçede daha koklanacak çok çiçek var ve bu çiçekler yıllar sonra siz onlara değer vermez, sevginizle büyütmezseniz sizi beklemekten çürüyüp gidecekler.
E yazık değil mi kırmızı güllere, mor menekşelere?
Aşkın payına düşen şey hep beklemedek değildir.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Kaygılarımız ve zaaflarımız bizi aşka götüren yolda yaralıyor.
Kanlarımız bu yolda çizgi halinde arkamızdan da aksa aşklar bekleyemez ve bahçedeki bu çiçekler bir gün kuruyacak ve o vakit yüzlerimiz kırışacak, saçlarımıza ilk aklarımız düşecek ve evet işte o gün ilk defa gerçek pişmanlık duygusu bürüyecek titrek bedenimizin her bir tarafını.
Bizler birer Nazım Hikmet değilizki hapishanede yıllarca Piraye'mize kavuşmayı bekleyelim.
Hepimiz özgür aşıklarız ama gururumuza ve cesaretimize müebbet mahkumuz.
Ve hepimiz kendimizin savcısı ve kendimizin hakimleriyiz...
bir başkasını kendinize tercih etmenizdir.
Biliyor musun sevgilim aslında bütün bunlar gözyaşları ve hüzün eşliğinde sana yazdığım sitem mektubumun cümleleri değil aslında hepsi senin göremediğin ve benim damağımda kalan duyguların minik parçaları ve sen gene göremeyeceksin seni neden ve nasıl bu denli sevebildiğimi çünkü inan bunu ben de henüz anlayamadım...
Gözlerine neden bakamıyordu gözlerim biliyor musun?
Utana sıkıla cümleler kurmamın sebebi karşımda duran gök mavisi gözlerindi ve sen aynada sadece kusurlarına baktığın ve sadece onları görebildiğin için o gök mavisi gözlerini fark edemiyordun.
Öyle şaşırıyorumki sen yanımda yokken hala güneşin doğup batabilmesine ve hala nefesler alıp verebilmeme.
Meğer senden önce yaşadığım hayat sadece terimlerde bir hayatmış ve sen bana terimleri aşan bir yaşam yaşatmışsınki doğan güneşe doğabildiği için şaşırır hale gelebilmişim.
Ve aynı sen bilinçaltımın ve duygularımın ırzına geçmiş olmalısınki her şey bu kadar anlamsızlaşabilmiş.
Her şeyin anlamsızlaşmasının yanında doğan güneşlere, açan çiçeklere şaşırmalar da başlamış zihnimde.
Tanrım nasıl bir çelişkidir bu!
Hayal et, en güzel şarkıların en güzel nakaratlarında yağmur altında dans ettiğimizi.
Düşün, senden ve benden başka kimsenin olmadığı bir Dünya'da umarsızca var olduğumuzu.
Hisset, bedenlerimizin birbirine çarparak yarını düşünmeden seviştiğini.
Dularımız, yakarışlarımız, ah o hormonlarımıza ve nefsimize yenik düşüp de yaptıklarımız, ya şarkılarımız ?
Unut hepsini ve kendini sonsuza kadar uzak tut varlığımdan.
Ben var oldukça kendini uzaklaştır benden ve bunu seni bana özletmeden yap ki ben de var olabileyim sanki sen hiç yokmuşcasına...
Gözlerine neden bakamıyordu gözlerim biliyor musun?
Utana sıkıla cümleler kurmamın sebebi karşımda duran gök mavisi gözlerindi ve sen aynada sadece kusurlarına baktığın ve sadece onları görebildiğin için o gök mavisi gözlerini fark edemiyordun.
Öyle şaşırıyorumki sen yanımda yokken hala güneşin doğup batabilmesine ve hala nefesler alıp verebilmeme.
Meğer senden önce yaşadığım hayat sadece terimlerde bir hayatmış ve sen bana terimleri aşan bir yaşam yaşatmışsınki doğan güneşe doğabildiği için şaşırır hale gelebilmişim.
Ve aynı sen bilinçaltımın ve duygularımın ırzına geçmiş olmalısınki her şey bu kadar anlamsızlaşabilmiş.
Her şeyin anlamsızlaşmasının yanında doğan güneşlere, açan çiçeklere şaşırmalar da başlamış zihnimde.
Tanrım nasıl bir çelişkidir bu!
Hayal et, en güzel şarkıların en güzel nakaratlarında yağmur altında dans ettiğimizi.
Düşün, senden ve benden başka kimsenin olmadığı bir Dünya'da umarsızca var olduğumuzu.
Hisset, bedenlerimizin birbirine çarparak yarını düşünmeden seviştiğini.
Dularımız, yakarışlarımız, ah o hormonlarımıza ve nefsimize yenik düşüp de yaptıklarımız, ya şarkılarımız ?
Unut hepsini ve kendini sonsuza kadar uzak tut varlığımdan.
Ben var oldukça kendini uzaklaştır benden ve bunu seni bana özletmeden yap ki ben de var olabileyim sanki sen hiç yokmuşcasına...
hayatın odak noktasına konması sakıncalıdır belki ama hayata en güzel arka fon bundan olur gibi gibi.
durdurulamaz.
özlemi acı kılan, peşinden hayalleri de getiren, ruha ve bedene derin etkileri olan ve bıraktığı izlerin uzun sürelerce gitmediği olgudur.
yerini sevgiye bırakan geçici süreç.
heyecan, deliler gibi çarpan yürek gider, yerine sonsuz bağlılık gelir. kimse koparamaz o bağı; ne başka kadınlar, ne başka erkekler. çocuğunuz gibi sahiplenirsiniz sevdiğiniz kadını. en kötü anınızda onu düşünüp sıyrılırsınız karanlıklardan. melektir artık o. uykunuzda, yürürken, çalışırken hep korur sizi. öyle bir sevgidir ki, en kavgalı, tartışmalı anınızda bile, bir gülücüğü bütün o siniriniz alıp tebessüm ettirebilir. ama aşk değildir artık bu. bir vücüt olmaktır. tek olmaktır. onun canı yandı mı senin canının yanmasıdır, aynı anda gözyaşı dökmektir. dünyanın en güzel ve en anlayışlı kadınına sahip olmaktır. sevilmektir, en mükemmelinden.
heyecan, deliler gibi çarpan yürek gider, yerine sonsuz bağlılık gelir. kimse koparamaz o bağı; ne başka kadınlar, ne başka erkekler. çocuğunuz gibi sahiplenirsiniz sevdiğiniz kadını. en kötü anınızda onu düşünüp sıyrılırsınız karanlıklardan. melektir artık o. uykunuzda, yürürken, çalışırken hep korur sizi. öyle bir sevgidir ki, en kavgalı, tartışmalı anınızda bile, bir gülücüğü bütün o siniriniz alıp tebessüm ettirebilir. ama aşk değildir artık bu. bir vücüt olmaktır. tek olmaktır. onun canı yandı mı senin canının yanmasıdır, aynı anda gözyaşı dökmektir. dünyanın en güzel ve en anlayışlı kadınına sahip olmaktır. sevilmektir, en mükemmelinden.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar