bugün
- ciğer yiyen midesizler10
- sözlük yazarlarının ruh hali14
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması11
- fatma betül sayan kaya63
- yarın yataktan kalkamayacak yazar6
- ciğer yemediği için evde kalan kız5
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- ciğer vs kokoreç6
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı14
- tek adamın hiçbir şeyden haberi olmaması5
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanmaması3
- yulaf yiyen insan5
- boşanmaların artma sebebi4
- dinci ahlaksızlığı20
- mony tontana2
- cadı büyücü tipli kadınlar3
- yunan adalarına gitmek20
- nervio için ciğer yemekten vazgeçmek5
- gönlü götü geniş sözlük yazarı8
- yunan aşığı tip15
- rüyada nervio yu görmek9
- yüz görünümlüğü5
- karton abi2
- linç yiyeceğin bir şey söyle7
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak15
- nervio benimle evlenir misin5
- 34 yaşındayım noldu ki2
- truesuz sözlük11
- çocukların duyduğu her şeyi ulu orta söylemesi2
- ismet gürbüz'ü çarmıha germek3
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması14
- nazım hikmet ruzi nazar görüşmesi3
- insanlar size bakınca ilk ne ilgilerini çeker5
- akıl2
- ismet gürbüz'ü denize atmak3
- en lezzetli balık6
- korkulan ölüm şekli5
- nervio yu ciğer tavasına atmak3
- ciğer sevmemek cahillik mi3
- ölmeyecek gibi yaşıyor millet5
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- arjantinli erkekler6
- israil satanist bir devlettir2
- sexting4
- morkstar8
- turşu suyu içen bayan4
- rujlu erkekle öpüşmek14
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- ahmet2
insani ihtiyaç. olması gerekip de beceremediğinde kahreden durum, iç organlarının düğümlenmesi...
bazen çok ihtiyaç duyulan eylem,agladıktan sonra bazen insanın içine bi rahatlık düşer ya sırf o duyguyu yaşamak için aglamak istenir bazen.
ağlamaya başlamadan önce yaşanan hadise.
geliverir göz pinarlarinin ucuna hic sebep yokken, yalnizlik mi acaba insani böyle olur olmaz örseleyen?
okunmus gereksiz bir sürü seyin arasindan cekip cikarir beyniniz size inatla o en hüzünlü hikayeleri, her sarki gidipte arkada biraktiklarinizi hatirlatir gecenin zifirinde..hep o biryere ait olamama duygusu kemirir icinizi biraktiginiz yer sizin olmaktan cikmis geldiginiz yer zaten hic sizin olamamistir..sevgi sözcükleri yankilanir beyninizin en ücra köselerinden unutmak istediklerinize inatla..
sonra bakarsiniz sorunsuz tasasiz ögrenci hayatina, yine beyniniz size kücük bir oyun oynayip en kanli savas sahnelerindeki yarali kücük cocuklari, yerden isitmali evine inat sokaktaki yetimleri,yasayan ailenizden farkli cocuk esirgeme kurumlarinda gördükleri her yabanci kola baba diyen bebekleri getiriverir gözlerinizin önüne..(#100473)
kendi kücük soruncuklarinla bogusarak hayatin bir kösesine teget gectigine yanarsin bu sefer, sükretmeyi ögrenmeyi isteyerek dolar gözlerin..
allah sükretmeyi unutturmasin hicbirimize..
okunmus gereksiz bir sürü seyin arasindan cekip cikarir beyniniz size inatla o en hüzünlü hikayeleri, her sarki gidipte arkada biraktiklarinizi hatirlatir gecenin zifirinde..hep o biryere ait olamama duygusu kemirir icinizi biraktiginiz yer sizin olmaktan cikmis geldiginiz yer zaten hic sizin olamamistir..sevgi sözcükleri yankilanir beyninizin en ücra köselerinden unutmak istediklerinize inatla..
sonra bakarsiniz sorunsuz tasasiz ögrenci hayatina, yine beyniniz size kücük bir oyun oynayip en kanli savas sahnelerindeki yarali kücük cocuklari, yerden isitmali evine inat sokaktaki yetimleri,yasayan ailenizden farkli cocuk esirgeme kurumlarinda gördükleri her yabanci kola baba diyen bebekleri getiriverir gözlerinizin önüne..(#100473)
kendi kücük soruncuklarinla bogusarak hayatin bir kösesine teget gectigine yanarsin bu sefer, sükretmeyi ögrenmeyi isteyerek dolar gözlerin..
allah sükretmeyi unutturmasin hicbirimize..
bir de ağlamak isteyipte ağlayamamak vardır.*
bir zaman sonra artık ağlayamadığını fark edersin. içini boşaltmak deli gibi ağlamak istersin ancak olmaz. ne kadar kassanda içindeki birikmiş sıkıntıların, kederlerin ağlamana yardımcı olmaz. oysa ki çocukken elinden alınan bir oyuncak, değiştirilen çizgi film kanalı için nasılda içten deli gibi ağlardın...
işte artık yüreğin buz kesmiş, ağlamak denilen en iyi rahatlama olgusunu bile yapamayacak safhadasındır.
bundan sonrasında artık sen içinden, sessiz ve derinden daha çok acıyarak ağlayacaksındır. istediğin gibi değil deli gibi haykırarak içini boşaltamadan. pis bir sıkıntı, içten derin bir acı...
sen değil ağlayan yüreğindir artık.
işte artık yüreğin buz kesmiş, ağlamak denilen en iyi rahatlama olgusunu bile yapamayacak safhadasındır.
bundan sonrasında artık sen içinden, sessiz ve derinden daha çok acıyarak ağlayacaksındır. istediğin gibi değil deli gibi haykırarak içini boşaltamadan. pis bir sıkıntı, içten derin bir acı...
sen değil ağlayan yüreğindir artık.
rahatlatan bir eylem olduğundan, biriken ufak sıkıntıların yavaş yavaş bünyeyi zorladığı hissedildiğinde oluşan sevdadır. vurucu şarkılarla desteklendiğinde salya sümük bir sonla başarı sağlanır.
ağlamak istemeyiniz, ağlayınız.
her şeyi içine atmaya ve güçlü olmak için çaba göstermeye çalışırken dayanma gücünün son noktasına gelmek.
(bkz: ağla ağla açılırsın)
yaklaşık 2 milyar eski türk lirası değerinde bir kamerayı kaybettiğinde insana hucum eden istek.
isteyip isteyip de boğazda düğümlenen koca bir keder parçasından ağlayamamak, ağlamaktan daha çok yakar gözleri. yutsan yutamazsın, tutsan tutamazsın içinde...
buğu dene belirsizlik hissi ile tanışırsın, damlasa keder damlayacak gözünden sanarsın, damlamaz. damlasa akacak sanarsın gözünden içindeki karanlık, damlamaz. aydınlık dediğinin içinde karanlığınla yaşarsın. o zaman siyah beyaz, senin içindeki tezadı görmek istememene inat vura vura kafana sokar.
ağlamak istersin, ağlayamazsın...
buğu dene belirsizlik hissi ile tanışırsın, damlasa keder damlayacak gözünden sanarsın, damlamaz. damlasa akacak sanarsın gözünden içindeki karanlık, damlamaz. aydınlık dediğinin içinde karanlığınla yaşarsın. o zaman siyah beyaz, senin içindeki tezadı görmek istememene inat vura vura kafana sokar.
ağlamak istersin, ağlayamazsın...
acı öyle derinden sarsmıştır ki adeta mallaşırsın.. bön bön etrafa bakarsın.. fırtına öncesi sessizlik gibidir.. uykuların kaçar.. acı habire birikip kemirmektedir beynini.. ve ağlayamadıkça çığ büyümektedir..
ve öyle bir an gelir ki artık "ağlama" olgunluğuna gelinmiştir.. sokakta ya da hiç olmadık bir yerde bile olsan, yaş süzülmeye başlar gözlerden.. müsait bir yer ve zamana denk geldiyse şayet * hıçkırıklardan boğulacak gibi olursun.. yastığın emiciliği, odanın sele kapılmasını önlemektedir.. ve hele ki kadınsan, ve psikolojik hassasiyetinin fazlaysa o sıra, sürekli ağlamak istersin.. hiçbir çaresel katkısı olmadığını bile bile.. tek umudun "inşaallah abartıyorumdur, umarım daha sakinleştiğimde o kadar da kahrolunası değilmiş derim" diyebilmektir..
ve öyle bir an gelir ki artık "ağlama" olgunluğuna gelinmiştir.. sokakta ya da hiç olmadık bir yerde bile olsan, yaş süzülmeye başlar gözlerden.. müsait bir yer ve zamana denk geldiyse şayet * hıçkırıklardan boğulacak gibi olursun.. yastığın emiciliği, odanın sele kapılmasını önlemektedir.. ve hele ki kadınsan, ve psikolojik hassasiyetinin fazlaysa o sıra, sürekli ağlamak istersin.. hiçbir çaresel katkısı olmadığını bile bile.. tek umudun "inşaallah abartıyorumdur, umarım daha sakinleştiğimde o kadar da kahrolunası değilmiş derim" diyebilmektir..
böyle ara sıra olur insana. hıçkıra hıçkıra ağlamak istersin. kendince nedenler bulmaya çalışırsın bunu gerçekleştirmek için. yorucu bir gün geçirmişsindir, gece vardiyasındasındır bahçeye çıkıp dolunayın ve yıldızın altında ağlamak; gözyaşları lacivert göğe karışsın istersin. işte böyle bir şey.
"ne oldu? neyin var?" sorularıyla karşılaşacağınızı bildiğiniz için, gözyaşlarınızı tuttuğunuz anlarda artan istektir. elinizde olsa, en yakın dağa çıkıp, bağıra bağıra ağlamak istersiniz. başınız zonklar, kulaklarınız uğuldar. gözlerinize dolan yaşlarla tıkanır kalırsınız. sokakta tutar bazen bu ihtiyaç. güneş gözlüğünü takıp, birkaç damla yaşla idare edersiniz. eve dönünce, gözlerden, şiddetli yağış başlar.
bütün gün gözde yaşlarla dolaşmanıza neden olan duygudur. ama hiçbi şey olmaz ağlamanızı sağlayacak. bilerek üstlerine gidersiniz insanların, onlar da hiç yapmadıkları kadar alttan alırlar. yatağınıza kıvrılır, en çok canınızı acıtan, her dinlediğinizde içinizi hüzünle dolduran şarkıyı dinlemeye başlarsınız "şimdi kesin ağlatır" diyerek. ama o şarkı birden rahatlatır sizi, gözlerinizden kayboluverir yaşlar. kalakalırsınız içinizde ağlama isteğiyle. kısacası ağlayasınız varsa, hiçbi zaman ağlayamazsınız.
medya maymunluğundan değil de doğalsa insani duyguların yaşadığının belirtisidir.insanidir.Hoştur.
istemekle başlar, ağlamakla biter....
eğer rol icabıysa soğan iş görür.
regl dönemlerinde bazı hatunların sürekli hissetiğidir.
icindeki tüm dertleri, üzüntüleri, sikintilari disari vurma istegidir. süperdir arada yapilmalidir.
çok boktan bir andır. bir de istedikçe gelmez o lanet gözyaşları, inci tanesiymişçesine götü kalkar. sinir eder insanı.
bunalım içinde olmanın belirtisidir. günlerdir ağlama duygusunu hissetmeme rağmen ağlayamıyorum. bir ağlayabilsem rahatlayacağımı düşünüyorum.
ağlamak istemek...
yağmurun ilk damlası kadar saf, toprak kokusu kadar derinden, ilaç kokusu kadar hastalıklı bir şey.
hıçkıra hıçkıra ağlamak istemek...
çocukluğa olan özlem, bir daha o yılların gelmeyecek olması. buna ağlamak isterdim mesela.
hababam sınıfında oynayanların birer birer ölmesi, hababam sınıfının gerçekte olmamasına rağmen bilinçaltımı bu kadar etkilemesi.
en yakın arkadaşımın ölen babasına ağlamak istiyorum. babasını tanımam etmem aslında. en yakın arkadaşımın babası olduğu için ağlamak isterdim, ama beceremiyorum..
gözümden bile sakındığım, elini tutmaya gözüne bakmaya kıyamadığım varlıktan haber alamamak. buna çok güzel ağlanırdı mesela.
olmuyor, yapamıyorum..
ali ataydan eksik bir şey mi var parçasını dinliyorum. düşünüyorum, bende ne eksin lan diyorum.
bulamıyorum...
tek bildiğim, tek becerebildiğim bir şey var: hıçkıra hıçkıra ağlamak istemek. hoş onu bile beceremiyorum ben.
az önce gözümden bir iki damla yaş geldi, sonra farkettim ki esnediğim için gelmiş o yaşlar...
ağlamak güzeldir bazen, değerini bil dost.
yağmurun ilk damlası kadar saf, toprak kokusu kadar derinden, ilaç kokusu kadar hastalıklı bir şey.
hıçkıra hıçkıra ağlamak istemek...
çocukluğa olan özlem, bir daha o yılların gelmeyecek olması. buna ağlamak isterdim mesela.
hababam sınıfında oynayanların birer birer ölmesi, hababam sınıfının gerçekte olmamasına rağmen bilinçaltımı bu kadar etkilemesi.
en yakın arkadaşımın ölen babasına ağlamak istiyorum. babasını tanımam etmem aslında. en yakın arkadaşımın babası olduğu için ağlamak isterdim, ama beceremiyorum..
gözümden bile sakındığım, elini tutmaya gözüne bakmaya kıyamadığım varlıktan haber alamamak. buna çok güzel ağlanırdı mesela.
olmuyor, yapamıyorum..
ali ataydan eksik bir şey mi var parçasını dinliyorum. düşünüyorum, bende ne eksin lan diyorum.
bulamıyorum...
tek bildiğim, tek becerebildiğim bir şey var: hıçkıra hıçkıra ağlamak istemek. hoş onu bile beceremiyorum ben.
az önce gözümden bir iki damla yaş geldi, sonra farkettim ki esnediğim için gelmiş o yaşlar...
ağlamak güzeldir bazen, değerini bil dost.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar