bugün
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler36
- ilkokul bebesine türbanı savunmak62
- sarı renkli top8
- sözlükteki bölücüler15
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- benim de devletim olsun diyen kürt7
- cezaevine girmek için rte'ye hakaret eden adam7
- garton toplayan geri3
- dem parti'nin dönüş takvimi beklentisi4
- istanbul'un göbeğinde 3 gün elektrik olmaması5
- ağlıyorum sözlük21
- cumaya gitmeyen erkekleri aşağılayan kadın7
- fon vurgunu21
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek41
- libya4
- türk arapsız yaşayamaz8
- mutlu günlerin yakın olması4
- bebek katili ama nelson mandela3
- insan ilişkilerinde sık yapılan hatalar3
- çıplak ayakla araba kullanmak3
- sözlüğün 11 12 yaşındaki çocuklarla dolu olması3
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak16
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı20
- mantı2
- seren serengil6
- sözlükte 0 online kalacağı gün2
- bütün yazarların birbirine sarılması3
- ahmet hakan'ın ben böyle yağmur görmedim yazısı11
- manifest dinleyen erkek10
- osmanlı cehalet ve budalalık imparatorluğuydu4
- donuzlanan başlığıma yazmasın8
- gilded'in gözyaşları6
- ayak yüzüğü2
- ayak2
- güzel müzik klipleri3
- sen farklısın diyen erkek20
- süper lig maçlarının artık izlenemez olması2
- boğa burcu kadın2
- beni seviyor musun sözlük16
- türkiye ağır sanayiyi batı'dan öğrenmiştir3
- beşiktaş10
- sözlük fight club2
- sözlük ablası16
- sabahları 2 simit 2 açma 2 poğaça yiyen insan8
- ekşi sözlük2
- 30 yaş üstü erkeklerin patatese dönmes8
- roma2
- uludağ sözlükte acemi eğitimi alıp ekşi ye gitmek2
- adana adliyesi nde kavga sanatlarını öğrenmek4
(#18126317) seri eksilenmemesi gereken yazar. bu onun için bunalım sebebi olabilir. yazık garibim.
çaylak olmuş yazar. umarız ki bir daha küfür etmez. yoksa biberi ağzına ağzına. cızzzsss. ımm deeeetttt.
manyak, ruh hastası lars von trier in bir de üstüne üstlük psikolojisi bozukken çektiği filmi.
aşırı cinselli, ayıplı. ananızla babanızla izlemeyin. sakın ha. sakın.
şiddet sahnelerine de katlanamıyorsanız izlemeyin. ama çok feciydi ya. ben ki, biri film önerdiğinde ilk önce 'kanlı, şiddetli mi?' diye soran insanım. niye kimse beni uyarmadı, demedi dur rojarya sakın izleme. elimi rtük olarak kullandım. ha bire ekranın üstüne koydum. yer yer kulaklığı çıkardım. kaç kez öğürdüm.
ha ama ben marjinalim, böyle manyaklı, kanlı, ölümlü filmleri sevmem lazım, bir marjinal bunu yapmalı diyorsanız. sevin. ne diyebilirim.
bir de lars von trier, sanırım biraz kadın düşmanı. filmde doğayı da kadını da şeytan olarak resmetmiş. aslında insanın doğasını öyle, ama bir de ekstradan kadına yüklenmiş. bilemedim.
--spoiler--
o kargayı öldürme sahnesi yok muydu, o sahne. içim parçalandı.
--spoiler--
aşırı cinselli, ayıplı. ananızla babanızla izlemeyin. sakın ha. sakın.
şiddet sahnelerine de katlanamıyorsanız izlemeyin. ama çok feciydi ya. ben ki, biri film önerdiğinde ilk önce 'kanlı, şiddetli mi?' diye soran insanım. niye kimse beni uyarmadı, demedi dur rojarya sakın izleme. elimi rtük olarak kullandım. ha bire ekranın üstüne koydum. yer yer kulaklığı çıkardım. kaç kez öğürdüm.
ha ama ben marjinalim, böyle manyaklı, kanlı, ölümlü filmleri sevmem lazım, bir marjinal bunu yapmalı diyorsanız. sevin. ne diyebilirim.
bir de lars von trier, sanırım biraz kadın düşmanı. filmde doğayı da kadını da şeytan olarak resmetmiş. aslında insanın doğasını öyle, ama bir de ekstradan kadına yüklenmiş. bilemedim.
--spoiler--
o kargayı öldürme sahnesi yok muydu, o sahne. içim parçalandı.
--spoiler--
izlerken insanı fazlasıyla rahatsız eden film. gerçekten etkileyici ve başarılı. giriş sahnesi bile yeter.
lars von trierin filmi. film tarkovskyya adanmışlığı ve içerdiği metaforlarla sanat çevrelerini meşgul etse de asıl olarak şiddet sahneleri ile kadın ve femizm gibi konularda sanat çevrelerini çoktan aşan tartışmaların gündemine oturdu. her ne kadar korku sineması başlığı altına sokulsa da, şahsi görüşüm bu filmde korkudan çok gerilim ve karanlık hakim.
--- spoiler ---
dikkat entrynin bundan sonrası yüksek dozda spoiler içerir!!--- /spoiler ---
kendileri sevişirken,çocukları camdan atlayıp ölen bir çiftin konu olduğu filmde özellikle annenin manyadığını ve ağır depresyona girerek sonunda gözünün döndüğünü görüyoruz. ki charlotte gainsbourgun bu gözü dönmüş kadın rolünün hakkını verdiğini söylemeliyim. zaten kendisi bu rol ile cannes film festivalinden en iyi kadın oyuncu ödülünü kucaklayarak döndü. ancak willem dafoe için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. film ne kadar gerçeküstü sahnelere yer verse de insanı gerçekçiliği ile çevreliyor. ancak hollywood etkisi olsa gerek, dafoenin karizması bu gerçekçiliğe ket vuruyor gibi.
psikolog olan adam,karısının düşüncelerini anlamaya, ona yardım etmeye çalışıyor ve seanslar için ormanın içinde bir dağ evine kapanıyorlar. bütün o sahneler ardı ardına gelen metaforlarla süslenirken, filmin alt metni kadının doğasından oluşuyor. filme göre her kadının doğasında yer alan olgu şeytan. bu olguyu tabii ki cadılık üzerine tez yazarken, bi süre sonra kendisi de o düşüncelere saplanan kadın üzerinden gümbür gümbür veren yönetmen, ilerleyen sahnelerde kadına adamın penisini de kırdırıyor, onun ayağına ucunda hayvani bir ağırlık olan demir de saplatıyor ve karakterin kendi vajinasını kör bir makasla deşip klitorisini kesmesini de bizlere gösteriyor ve bütün bu sahneler sizi oturduğunuz yere mıhlarken, boğazınıza da bir yumruk oturtuyor.
filmin açılış sahnesindeki ağır çekim sevişme sahnesi, arka fona döşenen müzik ile iyiden iyiye estetik görünürken, sonraki sahneler o estetikten uzak gerçekleşiyor. ancak kadının içindeki şeytanı hissetmesi ve kocasının üzerine atlayıp cinsel haz ile şeytanın sesini susturmaya çalışması ise film boyunca olağan bir hale geliyor. hatta en can alıcı noktalardan birinde ''ağlayan kadın hile yapan kadındır'' diye bir cümle dökülüyor kadının ağzından.
orta çağdan hortlayan cadılık* müessesinin hala kadınlara biçiliyor olması ve kadın doğası dendiğinde saf bir şeytandan bahsedilmesi, erkeklerin çok saf oldukları falan filan gibi konular ise işin sanatsal olmayan boyutu. ancak yine de filmle birlikte insanın kafasını kurcalayan ve öfke yaratan konular.
bu kadar eleştirsem de, filmin etkileyici olduğu kesin. izlendikten sonra gözler önünden gitmeyen görüntüler, beyni kurcalayan düşünceler belki oldukça rahatsız edici ancak şiddet görüntülerine dayanıklılığınız ve karanlık şeylere ilginiz varsa, bu filmi de izlememeniz için bir sebep yok.
--- spoiler ---
dikkat entrynin bundan sonrası yüksek dozda spoiler içerir!!--- /spoiler ---
kendileri sevişirken,çocukları camdan atlayıp ölen bir çiftin konu olduğu filmde özellikle annenin manyadığını ve ağır depresyona girerek sonunda gözünün döndüğünü görüyoruz. ki charlotte gainsbourgun bu gözü dönmüş kadın rolünün hakkını verdiğini söylemeliyim. zaten kendisi bu rol ile cannes film festivalinden en iyi kadın oyuncu ödülünü kucaklayarak döndü. ancak willem dafoe için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. film ne kadar gerçeküstü sahnelere yer verse de insanı gerçekçiliği ile çevreliyor. ancak hollywood etkisi olsa gerek, dafoenin karizması bu gerçekçiliğe ket vuruyor gibi.
psikolog olan adam,karısının düşüncelerini anlamaya, ona yardım etmeye çalışıyor ve seanslar için ormanın içinde bir dağ evine kapanıyorlar. bütün o sahneler ardı ardına gelen metaforlarla süslenirken, filmin alt metni kadının doğasından oluşuyor. filme göre her kadının doğasında yer alan olgu şeytan. bu olguyu tabii ki cadılık üzerine tez yazarken, bi süre sonra kendisi de o düşüncelere saplanan kadın üzerinden gümbür gümbür veren yönetmen, ilerleyen sahnelerde kadına adamın penisini de kırdırıyor, onun ayağına ucunda hayvani bir ağırlık olan demir de saplatıyor ve karakterin kendi vajinasını kör bir makasla deşip klitorisini kesmesini de bizlere gösteriyor ve bütün bu sahneler sizi oturduğunuz yere mıhlarken, boğazınıza da bir yumruk oturtuyor.
filmin açılış sahnesindeki ağır çekim sevişme sahnesi, arka fona döşenen müzik ile iyiden iyiye estetik görünürken, sonraki sahneler o estetikten uzak gerçekleşiyor. ancak kadının içindeki şeytanı hissetmesi ve kocasının üzerine atlayıp cinsel haz ile şeytanın sesini susturmaya çalışması ise film boyunca olağan bir hale geliyor. hatta en can alıcı noktalardan birinde ''ağlayan kadın hile yapan kadındır'' diye bir cümle dökülüyor kadının ağzından.
orta çağdan hortlayan cadılık* müessesinin hala kadınlara biçiliyor olması ve kadın doğası dendiğinde saf bir şeytandan bahsedilmesi, erkeklerin çok saf oldukları falan filan gibi konular ise işin sanatsal olmayan boyutu. ancak yine de filmle birlikte insanın kafasını kurcalayan ve öfke yaratan konular.
bu kadar eleştirsem de, filmin etkileyici olduğu kesin. izlendikten sonra gözler önünden gitmeyen görüntüler, beyni kurcalayan düşünceler belki oldukça rahatsız edici ancak şiddet görüntülerine dayanıklılığınız ve karanlık şeylere ilginiz varsa, bu filmi de izlememeniz için bir sebep yok.
film size bir cevap vermiyor aksine dev gibi bir soru soruyor. kadın kimdir ?
chaos reigns diyen tilki sahnesi ürpetmiş filmdir.
trier'in tarkovski'ye adadığı film.
televizyonda şans eseri izlediğim ve üç buçuk attığım filmdir.
tv de izlenmemesi gereken, hristiyanlık ikonlarıyla dolu, kadını şeytanlaştıran muthiş lars von trier filmi. filmi daha iyi
anlamanız için dücane cündioğlu'nun film yazısını bulup okumanızı tavsiye ederim.
anlamanız için dücane cündioğlu'nun film yazısını bulup okumanızı tavsiye ederim.
nymphomaniac'tan 5 yıl önce çekilmiştir.
Lars Von Trier, kadının şeytani yönünü ortaya koymuştur.
Film bitene kadar yerinizde duramazsınız.
Anlam yoğunluklarının içinden çıkamazsınız.
Şiddetle tavsiye edilir.
Film bitene kadar yerinizde duramazsınız.
Anlam yoğunluklarının içinden çıkamazsınız.
Şiddetle tavsiye edilir.
lars von trier in sinematografik dehasını ortaya koyduğu film. tabi kadına bakış açısı tartışmaya bir hayli açık.
(bkz: AGGRESSiVE)
islam düşüncesinde deccal olarak nitelendirilen, şeytan kabilesinin isa a.s.'a düşman olan woodoo doll iblisidir. şeytanlar aleminin en çok yalan söyleyen bireyidir.
(bkz: naprawmnie)
Başrolde Willem Dafoe ve Charlotte Gainsbourgun olduğu, 2009 yapımı film. Seks üzerine film çekmek sanatsa şahin k en büyük sanatçı. Film seks ve insan psikolojisi üzerine zırvalar anlatmaya çalışıyor bence burada insan psikolojisi değil de yönetmenin ruh halinin ne olduğu sorgulansa daha iyi olur.
Yarrak gibi film. Acayip derecede sıkıcı ve sonlara doğru baya rahatsız edicidir. izlemeyin.
(bkz: good luck with me) ne anlatıyor hocam film.
öncelikle iyi film. ancak herkesin izleyebileceği türden değil hem rahatsız edici konuları barındırdığından hem de konuyu yavaş işlediğinden. ancak bazı konulara yeni bir yaklaşım getiriyor. mesela kadının gerçekten özünde şeytani olup olmadığını tekrar düşünüyoruz. kadının terapist kocasını kadını korkularıyla yüzleştirip travmasından kurtarmaya çalışıyor. the sopranos dizisinde de gördüğümüz gibi suçlu karakterdeki insanların terapi alması onları daha da azdırıyor. kadın aslında psikopat ve özünde kötü bir insan. kadının yazdığı tez konusundaki şeytani içerikler kadının kötülüğünde kendine haklı bir zemin oluşturuyor. ben kötü değilim, ben şeytanım! düşüncesiyle iradesiyle baş etmek yerine bunu içselleştiriyor.
okuduğum yorumlarda belirtilen oedipus kompleksi bana mantıklı geldi. çocukta olması muhtemel oedipus kompleksine kadın, çocuğun ölümüne göz yumarak erken bir çözüm bulmuş oluyor. böylece çocuk büyüyünce kocasının yerini alamayacak. kocasını çocuğundan daha çok seviyor. ( kadının çocuğun ölümüne kayıtsız kalması sadece kötü ve mutsuz bir anne olmasından kaynaklı değil sadece.) kadını çileden çıkartan şey eşinin onu terk etme ihtimali olarak görünüyor ve adamı kaçamaması (terk edememesi) için ağır bir nesneyle sabitliyor.
filmin sonu ise ayinsel bir sahne. aslında orta çağda kadınlara yapılan işkence ve katliamların haklılığını göstermiş gibi oluyor. orta çağda yaşanan tüm kadın katliamların o zaman kendini şeytana satmış (psikolojisi bozuk) kadınların öldürülmesi gibi düşünebiliriz.
okuduğum yorumlarda belirtilen oedipus kompleksi bana mantıklı geldi. çocukta olması muhtemel oedipus kompleksine kadın, çocuğun ölümüne göz yumarak erken bir çözüm bulmuş oluyor. böylece çocuk büyüyünce kocasının yerini alamayacak. kocasını çocuğundan daha çok seviyor. ( kadının çocuğun ölümüne kayıtsız kalması sadece kötü ve mutsuz bir anne olmasından kaynaklı değil sadece.) kadını çileden çıkartan şey eşinin onu terk etme ihtimali olarak görünüyor ve adamı kaçamaması (terk edememesi) için ağır bir nesneyle sabitliyor.
filmin sonu ise ayinsel bir sahne. aslında orta çağda kadınlara yapılan işkence ve katliamların haklılığını göstermiş gibi oluyor. orta çağda yaşanan tüm kadın katliamların o zaman kendini şeytana satmış (psikolojisi bozuk) kadınların öldürülmesi gibi düşünebiliriz.
Bizim deccal dediğimiz varlığın hristiyancası.
hristiyanlardaki deccal inancı.
Deccal demekt.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar