bugün
- karşısındaki yazarı kadın sanıp mesaj atan erkek11
- yazarların sgk borcu4
- ülkücü bir babanın oğluna vereceği isim6
- osmanlıca3
- lütfen mümkünse zahmet olmazsa rica etsem4
- kadın ve paradan başka bir şey düşünmeyen erkek8
- nihoşun ölümü5
- namazlı mealler kuran değildir2
- dm açsana diyen erkek5
- bir kadının hoşlandığını belli etmesinin yolları6
- arka kapının gıcırdaması4
- sözlükteki ılımlı bayanlar2
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması6
- özgür özel'in tutuklanması5
- bilmediğin numaraya alo dedin yandın4
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi11
- magnezyum ve colagen kullanmak5
- kaplumbağaya yem verdim3
- spacex roket parçasının ay'a çarpması2
- terörsüz türkiye de yasal süreç4
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır7
- aile hekimi5
- ikinci el otomobil piyasası2
- ama kent uzlaşısı6
- çerçeve yasa teklifinin meclis'e sunulması6
- meal kuran değildir26
- lore peyniri3
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi14
- theodor herzl e devlet madalyası vermek4
- midilli adası6
- mayışın çekildiği günlerde sucuk yemek2
- leon2
- lor peynirini krem peynir haline getirmek2
- ülkücü vs pkklı3
- insanlar sizi nasıl tanımlar7
- duş almak vs duş yapmak6
- aylık 508 bin tl iyi para mıdır sorunsalı5
- bayan kelimesi neden rahatsız edici28
- lionel messi3
- geceye güzel bir söz bırak6
- online kumar4
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- pforzheim şu an 21 derece3
- çağımızın hastalığı2
- aslan abilerim sözlüğe geri dönsün kampanyası7
- afrika nasıl kalkınabilir15
- iremga12
- gecenin film sahnesi5
- 2026 ağustos ayının serin geçmesi3
- 05 08 2026 ankara daki yoğun osuruk kokusu2
11 yıl koskoca 11 yıl geçti seninle,
çok iyi hatırlıyorum galatasaray daha yeni uefa kupasını alalı bir yıl bile olmamıştı,
o coşkuyu çocukluğumun en güzel yıllarının simgesiydi,
sonra sana sığındık ankara,
ama bir gün bile sevmedim seni ankara.
çünkü hayatımın en boktan döneminden birazcık daha az boktan bir döneminde düşmüştüm kucağına,
çocuktum,
erkeklerle sırnaş dolaş gezen liseliler bile bana o kadar uçuk geliyordu ki
geride bıraktığım oyun arkadaşlarım aklıma geldikçe
ağladım
çok ağladım
seninle birlikte büyüdüm
normal birisine göre belki iki kat büyüdüm,
çünkü zordun lan benim için, çünkü o kadar düşündürdün ki beni, çünkü o kadar senden kurtulma hayalleri kurdurdun ki bana....
hep gitmek istedim işte
gidemedim
sevmek istedim,
sevemedim,
bazen seviyor taklidi yaptım,
artık çoğu zaman içten içe kuru ağladım,
yıllar geçtikçe baktım bıraktığım yıllara
senin bağrında nice güzel arkadaşlarla tanıştım,
iyi kötü huylu huysuz heyecanlı heyecansız ne yarak kürek anılar yazdın zihnime,
sigaraya seninle başladım,
alkole senin ikamet ettirdiğin bir insan yüzünden başladım,
ilk defa senin içinde yaşadım gerçek aşkı, platonik, ızdıraplı, karşılıksız, boş ve biten bir aşk, başlamadan biten...
yılları devirdikten sonra
şimdi gitmek fırsatı elimde,
sana galip geldim,
artık atacağım bir imzaya kaldı senden ayrılmak
ama öyle bir kararsızlık içindeyim ki ankara
beni işte böyle siktirip attın bir kenara ankara
canın sağolsun ankara
gidiyorum
elveda
kaldırım taşlarına,
berbat kış ayına,
ego kartına,
elveda ilk aşkıma,
elveda sana ankara elveda...
yarın o imzayı atıyorum ve kalemin mürekkebiyle birlikte bitiyorsun...
çok iyi hatırlıyorum galatasaray daha yeni uefa kupasını alalı bir yıl bile olmamıştı,
o coşkuyu çocukluğumun en güzel yıllarının simgesiydi,
sonra sana sığındık ankara,
ama bir gün bile sevmedim seni ankara.
çünkü hayatımın en boktan döneminden birazcık daha az boktan bir döneminde düşmüştüm kucağına,
çocuktum,
erkeklerle sırnaş dolaş gezen liseliler bile bana o kadar uçuk geliyordu ki
geride bıraktığım oyun arkadaşlarım aklıma geldikçe
ağladım
çok ağladım
seninle birlikte büyüdüm
normal birisine göre belki iki kat büyüdüm,
çünkü zordun lan benim için, çünkü o kadar düşündürdün ki beni, çünkü o kadar senden kurtulma hayalleri kurdurdun ki bana....
hep gitmek istedim işte
gidemedim
sevmek istedim,
sevemedim,
bazen seviyor taklidi yaptım,
artık çoğu zaman içten içe kuru ağladım,
yıllar geçtikçe baktım bıraktığım yıllara
senin bağrında nice güzel arkadaşlarla tanıştım,
iyi kötü huylu huysuz heyecanlı heyecansız ne yarak kürek anılar yazdın zihnime,
sigaraya seninle başladım,
alkole senin ikamet ettirdiğin bir insan yüzünden başladım,
ilk defa senin içinde yaşadım gerçek aşkı, platonik, ızdıraplı, karşılıksız, boş ve biten bir aşk, başlamadan biten...
yılları devirdikten sonra
şimdi gitmek fırsatı elimde,
sana galip geldim,
artık atacağım bir imzaya kaldı senden ayrılmak
ama öyle bir kararsızlık içindeyim ki ankara
beni işte böyle siktirip attın bir kenara ankara
canın sağolsun ankara
gidiyorum
elveda
kaldırım taşlarına,
berbat kış ayına,
ego kartına,
elveda ilk aşkıma,
elveda sana ankara elveda...
yarın o imzayı atıyorum ve kalemin mürekkebiyle birlikte bitiyorsun...
seviyorum be seni.
küçükken amerika'yla karıştırdığım şehir.
gece sarhoş gezerken tunalıda çorbacı aramaktır.
çok ağlıyor bugün... hüzünlü şehir.
"düzen" ve "intizam" kelimelerinin hayat bulduğu şehir. dışarıdan gelene hiç alışık değiller. örneğin ankarayda, sanki herkes yıllardır ankara'da yaşıyor da her yönü her durağı biliyormuşcasına doğru dürüst bir yönlendirme sistemi yok. ego denen zamazingo istanbul'da olsa zaten kan çıkar hiç girmiyorum.
kısaca, yolunuz sakarya'ya düşerse sizi elimizden geldiği kadar zikmeye çalışırız.
kısaca, yolunuz sakarya'ya düşerse sizi elimizden geldiği kadar zikmeye çalışırız.
yağmurlu, sıkıcı havası ile artık gına getirmiş olan şehir.
yeter, mayısı ortaladık güneş göremedik.
hafif romatizmal rahatsızlıkları olanlar için üzülüyorum. sürekli sızı, sürekli ağrı..
yeter, mayısı ortaladık güneş göremedik.
hafif romatizmal rahatsızlıkları olanlar için üzülüyorum. sürekli sızı, sürekli ağrı..
kıymetini en iyi ankaradan ayrilanların bildiği özlenen şehir.
yaşamadan bilinmeyen ve ' memur şehri, robotik insanlar ' gibi yorumlara maruz kalan lakin orada yaşamaya başladıktan sonra ayrılmak istenmeyen tılsımlı bir bağ kuran şehir.
şu sıralar karadeniz iklimi yaşayan şehir.
Bari denizi olsaydı dediğim şehir vicdansız ankara kaybol git yok ol .
sürekli istanbul ile karşılaştırıldığından mütevellit ben de fikrimi belirtmek isterim ki;
istanbul osmanlının başkentliğini yapmıştır. sokaklarda osmanlı izlerinin görülmesi mümkündür.
ankara türkiye cumhuriyetinin başkentidir. özellikle ulus ve çevresinde sadece ankaranın değil tüm türkiyenin gelişme ve değişme evrelerini görebilirsiniz.
istanbul soğuğu adamı öncelikle kemiklerinden vurur.
ankara soğuğu değdiği yeri yakar kavurur.
ankaranın insanları kaba değil bilakis kibardır. ankara insanlarının çoğu eğitimlidir. zaten bürokrasi ve devletin kalbi olan, her 5 kişiden birinin memur olduğu şehirde kabalıktan söz edilmesi abesle iştigaldir.
istanbul her yerden göç aldığından mıdır bilinmez, insanları istanbulluluğu pek bilmez. istanbul beyefendisi diyebileceğimiz kişiler nüfusa oranla azdır.
belki bir başkente yakışmayan bozuk kaldırımları vardır ankaranın. ama istanbuldaki gibi 100 metre ilerlemek için iki buçuk saat beklemezsin otobüste, arabada, dolmuşta, takside. ulaşım kolaydır buralarda.
denizi yoktur ama gidip görülesi, piknik yapılası, bol bol fotoğraf çekilesi parkları vardır ankaranın. harikalar diyarı vardır mesela. çoluk çocuk, genç yaşlı gidilir orda masallar diyarına. mogan gölü vardır koskoca bir pazar gününü değerli ve hatırlanabilir kılmak için.
tüm türkiyede simidin en iyisi ankarada yapılır. *
4. derece deprem bölgesi olmasından ötürü türkiyede pek çok yerden daha güvenlidir bu açıdan.
sevmeyeni sevmez. ama bi kere sevdim mi gidemezsin ankara dan.
istanbul osmanlının başkentliğini yapmıştır. sokaklarda osmanlı izlerinin görülmesi mümkündür.
ankara türkiye cumhuriyetinin başkentidir. özellikle ulus ve çevresinde sadece ankaranın değil tüm türkiyenin gelişme ve değişme evrelerini görebilirsiniz.
istanbul soğuğu adamı öncelikle kemiklerinden vurur.
ankara soğuğu değdiği yeri yakar kavurur.
ankaranın insanları kaba değil bilakis kibardır. ankara insanlarının çoğu eğitimlidir. zaten bürokrasi ve devletin kalbi olan, her 5 kişiden birinin memur olduğu şehirde kabalıktan söz edilmesi abesle iştigaldir.
istanbul her yerden göç aldığından mıdır bilinmez, insanları istanbulluluğu pek bilmez. istanbul beyefendisi diyebileceğimiz kişiler nüfusa oranla azdır.
belki bir başkente yakışmayan bozuk kaldırımları vardır ankaranın. ama istanbuldaki gibi 100 metre ilerlemek için iki buçuk saat beklemezsin otobüste, arabada, dolmuşta, takside. ulaşım kolaydır buralarda.
denizi yoktur ama gidip görülesi, piknik yapılası, bol bol fotoğraf çekilesi parkları vardır ankaranın. harikalar diyarı vardır mesela. çoluk çocuk, genç yaşlı gidilir orda masallar diyarına. mogan gölü vardır koskoca bir pazar gününü değerli ve hatırlanabilir kılmak için.
tüm türkiyede simidin en iyisi ankarada yapılır. *
4. derece deprem bölgesi olmasından ötürü türkiyede pek çok yerden daha güvenlidir bu açıdan.
sevmeyeni sevmez. ama bi kere sevdim mi gidemezsin ankara dan.
gri ve yağışlı şehir. bir bahar daha yağmurla geçiyor. hava yine haziran sonuna kadar bozuk gidecek sanki bu şehirde.
uzun yıllar bu şehirde yaşadıktan sonra buradan gittiğim . 19 yıl boyunca bir kere bile rahat ve mutlu olduğumu hatırlamadığım. burada doğmam ve büyümeme rağmen bende en ufak bir sempati uyandırmayan yer.
her şehirden daha güzel şehirdir.diğerlerinin trafiğine, nemine, isine, pisliğine bakarak mis gibidir ankara'm.
bu şehrin insanları biraz garip. soğuk ve hırçın. gençler ikiye ayrılır.
apaçi/batı özentisi.
marjinal olma çabaları ve saçları kafadan daha uzun olan apaçiler.
şalvar tarzı pantolon giyen kızlar, marjinal çabalarına girip maymuna dönen diğerleri.
farklı bir şehir.
apaçi/batı özentisi.
marjinal olma çabaları ve saçları kafadan daha uzun olan apaçiler.
şalvar tarzı pantolon giyen kızlar, marjinal çabalarına girip maymuna dönen diğerleri.
farklı bir şehir.
kafa dağıtmak için zaman zaman kısa ziyaretlerde bulunduğum sakin şehir.
kimilerine göre, ona gitmek sevgiliye gitmektir.
internette online oyun oynarken ne zaman bir ankaralıya denk gelsem yenilince küfür etmeye başlıyor. havasından suyundan mıdır yoksa tamamen tesadüf müdür bilemediğim şehir...
Aşktır, candır. bu yıl allah nasip ederse üniversiteye gidilesi şehir olacaktır. Ankara üniversitesi mülkiyeli
olunası için çalıştırır adamı. disiplinli şehirdir, yaşanılasıdır. her yöndende tatmin edici. eğlence, siyaset, tatil, eğitim vs... ne isterseniz burda mevcut.
olunası için çalıştırır adamı. disiplinli şehirdir, yaşanılasıdır. her yöndende tatmin edici. eğlence, siyaset, tatil, eğitim vs... ne isterseniz burda mevcut.
beyaz yakalıların şehri. ayrıca millet adına soygun kararlarının alındığı yegane şehir.
dünyada 3 başkentten birisidir ankara.
neden 3 başkent ? nedir özellikleri ?
1-islamabad
2-brasil
3-ankara
öncelikle bu şehirler sıfırdan yapıldılar yani kesişme noktalarını oluşturan temel budur.
sonrasında ankara hariç olmak kaydıyla geriye kalan 2 şehir insanların yaşayacağı öngörülerek planlandı.
olası hızlı nüfus artışları hesaba katıldı (islamabad çok fazla nüfusa sahiptir ve biraz da çarpıktır vs ama neticede planı da ona göre çarpıktır baştan beri)
brasilia ise modern dünyanın sanat galerisi gibi inşaa edildi veya öyle olsun istendi.
ankara ise toplamda 250 bin kişilik bir plana göre imal edildi.(veya imal edilmek istendi)
şehrin odağının son 20 yıl içinde büsbütün kayması da zaten buna en güzel işarettir.
başkent bir ülkenin en gösterişli veya düzenli veya güzel şehri olması gerekirken ankara bu tanımın hiçbirine uymaz.
içinden nehir geçer ama içinde kamyon lastikleri yüzer.
kendine has alman mimarisi ile bezeli başkentimizde ne bir meydan ne de sanat eseri vardır (parmakla sayılabilecek kadar belki vardır).
son zamanlarda tandoğan'da etap otelinin yanındaki alanda italya nın hediyesi olan bir havuz vardı ama artık yok . (belediye kırıp çöpe atmış ve malesef gördüm per perişan durumda ve belki eritmişlerdir bile.atılma nedeni ise çok haklı : detaylarında çıplak çocuklar var ).
yıllar yıllar önce kızılayda bir kocaman inşaat vardı eski sarı kızılay binasının olduğu yerde, ve hala orada bir bina var ama boş ama estetikten olabildiğince yoksun ve kötü ve çok kötü .
daha neler var neler yok bilemiyoruz çünkü takip edilebilecek bir şey de kalmadı ortalıkta.
yabancı erkan ankara ya geldiğinde trafik ışıklarının pas geçilip roket hızıyla oradan oraya götürülme sebebi de "şehrin minimum düzeyde görülmesini" sağlamaktan ibarettir.
geçenlerde tunalı hilmi caddesinde biraz yürüdüm . toz ,pis,gürültü gırla gidiyor . tasarım ve düzen anlayışımızın afganistan düzeyinde olmasının güzel örneğidir.
herşeyi tam herşeyi eksik...!kaldırım taşları var ama kırık ama çarpık...asfalt var ama yok gibi....alt yapı var ama idareten...yeşillik var ama insandan uzak...meydan var ama inşaat sahasından beter...sokakları var bakımsız...vs vs vs
topu topu 100-150 metrelik bir caddeyi bile ikmal edemeyen bir belediyenin elinde oyuncak olmuş ankara.
nefes alma , beslenme , barınma gibi ihtiyaçların belirli düzeylerde karşılanabileceği bir ortam olmaktan başka bir özelliğinin olmadığı düşünmemize zemin hazırlamış olan başkentimize en yakışır duvar yazısı kamyonların karoserlerinin arkasında yazan "06 başkentli" yazısıdır.
neden 3 başkent ? nedir özellikleri ?
1-islamabad
2-brasil
3-ankara
öncelikle bu şehirler sıfırdan yapıldılar yani kesişme noktalarını oluşturan temel budur.
sonrasında ankara hariç olmak kaydıyla geriye kalan 2 şehir insanların yaşayacağı öngörülerek planlandı.
olası hızlı nüfus artışları hesaba katıldı (islamabad çok fazla nüfusa sahiptir ve biraz da çarpıktır vs ama neticede planı da ona göre çarpıktır baştan beri)
brasilia ise modern dünyanın sanat galerisi gibi inşaa edildi veya öyle olsun istendi.
ankara ise toplamda 250 bin kişilik bir plana göre imal edildi.(veya imal edilmek istendi)
şehrin odağının son 20 yıl içinde büsbütün kayması da zaten buna en güzel işarettir.
başkent bir ülkenin en gösterişli veya düzenli veya güzel şehri olması gerekirken ankara bu tanımın hiçbirine uymaz.
içinden nehir geçer ama içinde kamyon lastikleri yüzer.
kendine has alman mimarisi ile bezeli başkentimizde ne bir meydan ne de sanat eseri vardır (parmakla sayılabilecek kadar belki vardır).
son zamanlarda tandoğan'da etap otelinin yanındaki alanda italya nın hediyesi olan bir havuz vardı ama artık yok . (belediye kırıp çöpe atmış ve malesef gördüm per perişan durumda ve belki eritmişlerdir bile.atılma nedeni ise çok haklı : detaylarında çıplak çocuklar var ).
yıllar yıllar önce kızılayda bir kocaman inşaat vardı eski sarı kızılay binasının olduğu yerde, ve hala orada bir bina var ama boş ama estetikten olabildiğince yoksun ve kötü ve çok kötü .
daha neler var neler yok bilemiyoruz çünkü takip edilebilecek bir şey de kalmadı ortalıkta.
yabancı erkan ankara ya geldiğinde trafik ışıklarının pas geçilip roket hızıyla oradan oraya götürülme sebebi de "şehrin minimum düzeyde görülmesini" sağlamaktan ibarettir.
geçenlerde tunalı hilmi caddesinde biraz yürüdüm . toz ,pis,gürültü gırla gidiyor . tasarım ve düzen anlayışımızın afganistan düzeyinde olmasının güzel örneğidir.
herşeyi tam herşeyi eksik...!kaldırım taşları var ama kırık ama çarpık...asfalt var ama yok gibi....alt yapı var ama idareten...yeşillik var ama insandan uzak...meydan var ama inşaat sahasından beter...sokakları var bakımsız...vs vs vs
topu topu 100-150 metrelik bir caddeyi bile ikmal edemeyen bir belediyenin elinde oyuncak olmuş ankara.
nefes alma , beslenme , barınma gibi ihtiyaçların belirli düzeylerde karşılanabileceği bir ortam olmaktan başka bir özelliğinin olmadığı düşünmemize zemin hazırlamış olan başkentimize en yakışır duvar yazısı kamyonların karoserlerinin arkasında yazan "06 başkentli" yazısıdır.
sağda solda anlam veremediğim zeybek kostümü giymiş sevimsiz pilastik kedi heykelleri vardır. onun haricinde güzeldir. behzat reyizin memleketidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar