/401
bugün yine basık bir havası olan şehir, yağmur yağacak gibi duruyor. bu basıklığın ardından yağmur biraz serinletir bizi belki.
fena esmeye başladı. 10 gün önceki fırtınanın ayak sesleri değildir umarım.
gevur camı gibi yanan şehir.

gök gürlüyor bir yandan da vay amağa goyum.
Türkiye' nin başkenti. iç anadolu bölgedinde bulunur. Anıtkabir Ankara'da dır.
Bende egeliyim ama kıyaslanamaz bile egeyle ama Ankara'da şu dikkatimi çekti çok lüks arabalarda gencecik insanlar var nasıl o yaşta o arabalara sahip oluyorlar tartışılması gerekir gibi.
bana her zaman ilk duyduğumda kasvet, sıkıntı ve buna benzer olumsuzlar yükleyen şehir. namı diğer boşkent.
yaz gelmeden sıcağının geldiği şu ayda, kızların tayt -evet, bildiğin tayt- giydikleri şehir. moda/trend ayağına pişik olacaklar, haberleri yok.
aşık olduğum şehir. kurtuluş parkı nda oturup bakla falı baktırabilirsiniz, sonbaharda çınar ağaçları yapraklarını dökerken cinnahtan kuğuluya doğru , ağzında bir şarkı yürüyüş yapabilirsiniz, kuğuluda çimenlere oturup simit yiyip çay içebilirsiniz. çıkrıkçılar yokuşunda eski ankaranın içinde kendinizi kaybedip, kalede herhangi bir konakta gözleme yiyebilirsiniz. hacettepenin ankaraya hakim tepesinde oturup şehre karşı bir kadeh içebilirsiniz. bahçelinin arka sokaklarında sakin sessiz yürüyüşler yapıp kendinizi dinleyebilirsiniz, şehrin göbeğindeki papazın bağına gidip elinizde bir kitap ve semaver dolusu çayla kendinizi ağaçların gölgeliklerine bırakabilirsiniz, kocatepe kahvecisinde bir fincan türk kahvesi içip etrafı izleyebilirsiniz, vs. vs. vs.
ankara sadece kendine sadık olanlara gösterir sırlarını. sakin, ciddi, sadık bir yardir ankara, sizi sürekli şaşırtacak, heyecanlandıracak süprizleri yoktur belki ama ona güvenebilirsiniz, değişmeyeceğine , orda olacağına.
evet kesinlikle aşığım ona, seni seviyorum ankara, denizin, ormanın, nehrin olmasa da seni seviyorum.
belediye başkanı meşhur olmuş şehir.
Çorumlu: bizim oraların leblebisi meşhur. Ya sizin neyiniz meşhur?
Ankaralı: belediye başkanımız.
ankara kadar banel bir şehir görmedim. fakat ankara kadar düzenli sessiz sakin bir şehirde görmedim. insan bunda yaşayınca başka şehirlere gidemiyor.
ilginç manzaraları olan şehir. yolda giderken bakarsınız: yol gri, binalar gri, gökyüzü gri. sanki her şey siyah beyaz ya da doygunluğu azaltılmış gibi. ama yol kenarlarına bakarsınız, yeşilin en yeşiline doymuş çimler ve ağaçlar... işte ankara böyle bir şehir, soluk gri ile doygun yeşilin harmanı. hani olur ya kliplerde falan, her şey siyah beyaz ama kadının ruju muju kırmızı? işte bu da öyle bir şey, anladınız siz onu.
bir beşiktaşlının yaşaması gereken şehirdir. beşiktaş'ın şehri, beşiktaşlının ikinci yurdudur.
ankara, başımızın kenti. haritamızın göbeciği. kalbin ortası. vega'nın ankara sı ile de düşünülünce ankara, bir başka olur kafa.
türkiye'nin başkentidir. kıravatlılar şehri olarak adlandırılır.
bitmeyen nostaljidir ankara..
bugün yağmur yağdırmasın diye dua ettiğim, açık mı olacak kapalı mı karar veremeyen şehir. bugün yağma, yarın sabahtan akşama yağarsın, oldu mu sevgili ankara?
çok kararsızsın ankara ..
insanları alemcidir. türkiyenin başkentidir.
an itibariyle yağmur yağmakta ve ankara'nın boğucu sıcağından bir nebze olsa da bizi kurtarmaktadır.

iyi ki yağmur var...
yağmurlu ve kasvetli havasıyla güne depresif başlama sebebi. * *
polen yağan şehir, yağmur da yağıyor bugün.

bende benden çoksun, senden kira almalıyım ankara.

(bkz: ferhan şensoy)

(bkz: gundeste)
şuan itibariyle toprak kokusunu hissettiren , bunaltıcı sıcaktan kurtarıp serinlik veren yağmurla güzelleşendir ankara.
mor havalı şehir..
gün itibariyle akşamı erken getirmiş şehirdir.
11 yıl koskoca 11 yıl geçti seninle,

çok iyi hatırlıyorum galatasaray daha yeni uefa kupasını alalı bir yıl bile olmamıştı,

o coşkuyu çocukluğumun en güzel yıllarının simgesiydi,

sonra sana sığındık ankara,

ama bir gün bile sevmedim seni ankara.

çünkü hayatımın en boktan döneminden birazcık daha az boktan bir döneminde düşmüştüm kucağına,

çocuktum,

erkeklerle sırnaş dolaş gezen liseliler bile bana o kadar uçuk geliyordu ki

geride bıraktığım oyun arkadaşlarım aklıma geldikçe

ağladım

çok ağladım

seninle birlikte büyüdüm

normal birisine göre belki iki kat büyüdüm,

çünkü zordun lan benim için, çünkü o kadar düşündürdün ki beni, çünkü o kadar senden kurtulma hayalleri kurdurdun ki bana....

hep gitmek istedim işte

gidemedim

sevmek istedim,

sevemedim,

bazen seviyor taklidi yaptım,

artık çoğu zaman içten içe kuru ağladım,

yıllar geçtikçe baktım bıraktığım yıllara

senin bağrında nice güzel arkadaşlarla tanıştım,

iyi kötü huylu huysuz heyecanlı heyecansız ne yarak kürek anılar yazdın zihnime,

sigaraya seninle başladım,

alkole senin ikamet ettirdiğin bir insan yüzünden başladım,

ilk defa senin içinde yaşadım gerçek aşkı, platonik, ızdıraplı, karşılıksız, boş ve biten bir aşk, başlamadan biten...

yılları devirdikten sonra

şimdi gitmek fırsatı elimde,

sana galip geldim,

artık atacağım bir imzaya kaldı senden ayrılmak

ama öyle bir kararsızlık içindeyim ki ankara

beni işte böyle siktirip attın bir kenara ankara

canın sağolsun ankara

gidiyorum

elveda

kaldırım taşlarına,

berbat kış ayına,

ego kartına,

elveda ilk aşkıma,

elveda sana ankara elveda...

yarın o imzayı atıyorum ve kalemin mürekkebiyle birlikte bitiyorsun...
© copyright 2005 - 2026