bugün
- brezilya6
- para mı aşk mı sorunsalı8
- futbol11
- süper lig7
- türkiye5
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı18
- sözlük yazarlarının en son okuduğu kitaplar5
- araplar kuzey kıbrıs'ı neden tanımıyor5
- türkiye savaşa girerse yanında yer alacak ülkeler2
- gezicilerin polisten dayak yerken çıkardığı sesler7
- türkiyede korku yazarının olmaması3
- telekinezi3
- yaprak3
- kanada3
- nasreddinhoca3
- türkiyenin savaşta olduğu gerçeği2
- sürekli peki neyse diyen kız2
- 22 ağustos 2026 çorum kasımpaşa maçı5
- milan skriniar8
- üniversite okumanın gereksiz olması9
- kafede yalnız oturan insan2
- madencilerin beştepe'ye yürüyeceğiz demesi4
- alçak puşt3
- kasımpaşa4
- 70 sene sonra burası ölü insanların anısı olacak2
- çorum4
- kasımpaşa sk4
- çorum fk4
- en sevdiğiniz türkçe kelime2
- laik teyzelerin fenotipi2
- 22 ağustos 2026 rizespor samsunspor maçı3
- fabrikada tütün saran kız2
- fenerbahçe21
- nervio varıdı nerede o11
- uludağ sözlüğün inci sözlük clonuna dönüşmesi3
- arkadaşlar sizce bu kürt nasıl3
- samsunspor2
- çaykur rizespor2
- truenun amı olması3
- sözlük yazarlarının favori dizisi7
- atatürkün kurduğu düzeni devirmek2
- osuruktan şiirler89
- rasim ozan kütahyalı3
- arkadaşlar sizce bu kürk nasıl4
- imralı basılsın apo piçi asılsın6
- velvet50
- tai lung26
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi13
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- sözlük kızlarının babaları5
içindeyken sonsuz mutlu olduğum, huzurla her saatte sokaklarında yürüdüğüm, istanbulu deli gibi özlediğim, tek artısıyla istanbul'a tercih ettiğim şehir.
beton şehir.
hayatımda sadece askere gittiğimde özlemişimdir.
hayatımda sadece askere gittiğimde özlemişimdir.
sonradan gelenlerin değil, onu yaşayanların seveceği şehirdir. başka bir şehirde büyümüş insana ne yaparsan yap sevdiremezsin, ama çocukluğu orada geçtiyse de ne yaparsan yap unutturamazsın ankara'yı.
varsın denizi olmasın, varsın vapurlarda martılara simit atılmasın, varsın deniz kenarlarında kafesi olmasın, onun o soğuk, kasvetli, ağır başlı, kendinden emin tarzı bile yeter.
bütün kış direndiğim hasta olmama rekorumun içine eden şehir. nasıl bir ayaz var anlamadım kuru kafayla sinüzit etti beni.
kılıçdaroğlu başbakan olursa denize kavuşacak şehir.
hüzün şehridir. biz onu öyle sevdik.
sokaklarında tarih kokusunun tüttüğü bir şehir.
kesinlikle bi' istanbul değil. olamaz bi' istanbul. çok farklılar çünkü.
eski basım bir şiir kitabının sarı sayfasını değiştirirken çıkan ses ve yayılan kokuyu düşün bi. sonra bi martı sesi, vapur sesi ve deniz kokusunu düşün. ve bu ikisini kıyasla. bir mi?
değil.
eski basım bir şiir kitabının sarı sayfasını değiştirirken çıkan ses ve yayılan kokuyu düşün bi. sonra bi martı sesi, vapur sesi ve deniz kokusunu düşün. ve bu ikisini kıyasla. bir mi?
değil.
kar yağarken bayağı bi övdüğümüz şehirdi. şimdi ise sövüyorum şahsen.
kar sonrası o görüntü kirliliği en çok burada yaşanıyor sanırım. yarı buz, yarı kar kalıntıları, çamur ve kar karışımından oluşan kahverengi küçük tepeler, karın erimesiyle oluşan su birikintileri... hadi bakalım, here we go anasını satayım.
kar sonrası o görüntü kirliliği en çok burada yaşanıyor sanırım. yarı buz, yarı kar kalıntıları, çamur ve kar karışımından oluşan kahverengi küçük tepeler, karın erimesiyle oluşan su birikintileri... hadi bakalım, here we go anasını satayım.
sözde başkent.
şimdilerde insanları penguen misali.
isim kökeni antik kent ankyra'dan gelir. yani karayla griyle alakası yok, çağrışım hatasına düşmeyin.
sen ellerimde
sen gözlerimde
issız geçen her gecemde
herseyinle yanımdasın
en zor bu gerçekten
sevdiğimi söylemeden
ayrıldım yine senden
yoksun sen aslında
yalnızım bu kumsalda
neler neler yapıyorsun
bensizken ankara'da
sen gözlerimde
issız geçen her gecemde
herseyinle yanımdasın
en zor bu gerçekten
sevdiğimi söylemeden
ayrıldım yine senden
yoksun sen aslında
yalnızım bu kumsalda
neler neler yapıyorsun
bensizken ankara'da
bir kaç gün sonra ufak bir ziyarette bulunacağım güzide başkent. Havanın nasıl olacaığnı, ne giyilebileceğini kestiremiyorum.donmasak bari.
ankaralılar dışarı aşınmış ayakkabılarla çıkmayın. yoksa yolda kalırsınız haberiniz olsun tek suçlu sizin aşınmış ayakkabılarla dışarı çıkmanızdır. melih gökçek her daim haklıdır.
karın bile yakışmadığı şehir. siz düşünün.
içinde sevecek bir insan olmadığında kesinlikle sevemeyeceğiniz kara kuru, sevimsiz, resmi, askeri, idari memur kenti. minibüs şoförlerin de bile bir devlet memuru havası vardır. sınıf farklılığı çok barizdir. kuzeyi ve güneyi iki ayrı dünyadır. gaziosmanpaşa'da yaşayanlar, keçiören sakinlerinin neye benzediğini bile bilmezler, bilmek de istemezler. adı büyükşehir belediyesi olsa da, içi küçük kafalı insanlarla doludur. en liberal görüneni bile bir noktada muhafazakardır. sıkıcıdır, boğucudur, göz alabildiğine uzanan o çorak, kuru ovaları ve platoları insanı bunalıma sokar. hele ki denizi olan bir şehirde büyüyüp, zaruriyetten ankara'da yaşamak durumunda kalmak kabustan farksızdır.
en havalı, piyasa mekanları, bu mekanlarda bulunanların tikilik derecesi, giydikleri markaların türkiye'de bulunmama oranı, ve söylediklerinin anlaşılamaması kriterleri göz önüne alındığında şöyledir: filistin ve arjantin caddeleri, tunalı, bahçeli, çayyolu- son zamanlarda atağa geçen yeni yeni gelişmekte olan çayyolu tiki topluluğu zirveye gözünü dikmiş durumdadır-. kızılay avam mekanıdır dostlar, evrenin örneklemi gibidir. orda her türden, tipten, cinsten, görünüşten insan bulabilirsiniz. ve tabiki kızılay tek başına bir fenomendir. diğer mekanlarda 1-2 saat geçirdikten sonra deneyim zenginliğinin azalmasıyla sıkılma ihtimaliniz varken, kızılay'da böyle bir durum mümkün değildir. her anı, her köşesi sürprizlerle doludur. 5 adımda karşınıza 5 farklı insan modeli çıkabilir, şöyleki: 1 adım: 50 yaşlarında emekli, düzgün giyimli, kibar bir ankara beyefendisi, 2 adım: 16 yaşında, okuldan kaçmış, eteğinin belini kıvırmış, beceriksizce bir makyaj yapmış, histeri halinde gülen bir ergen kız, 3 adım: açık mavi renk dar paça pantonlu, çakma mor adidas spor ayakkabılı, saçını mümkün olduğu kadar dik konuma getirmiş, elinde tesbihle telefondan ankaralı namık dinleyen- sosyolojik olarak belli bir zemine oturtmanın mümkün olmadığı, kültür çatışması ve kimlik bunalımının simgeleri, varoş gençliği topluluğu, 4 adım: üniformavari giyimleriyle, ankara sokaklarının temizlenmesine yerlere kadar uzanan pardesüleriyle katkı sağlayan, eşarplarındaki desen ve renk cümbüşüyle, rio karnavalındaki samba dansçılarını andıran, askeri nizamda 10'ar kişilik sürüler halinde seyahat halinde olan fetoş müritleri topluluğu, 5 adım: deri ceketi, uzun siyah saçları, çok giyilmiş, uzun süredir yıkanmamış kotu, kulağındaki halka küpesi, pantolonundaki kamyon zinciriyle tam bir metalci izlenimi veriyor olmaktan gurur duyan, tek bir metal parça bilmeyen ve dinlemeyen, içinde mahallenin saf çocuğu yatan, ankara'ya yeni gelmiş üniversiteli genç. işte 5 adımda ankara budur .
veee tüm bunlarla birlikte, insanın hayatındaki en güzel dönemlerinden biri olan üniversite yıllarımı geçirdiğim şehir...2 sene boyunca deli gibi nefret ettiğim, 4 sene sonunda ayrılırken, bana pek de sık yapmadığım bir şeyi yaptıran, beni ağlatan şehir. her şeye rağmen, bok gibi soğuğun, cehennem gibi sıcağın, egsoz dumanı kokan havana rağmen, ankaraaaaa seni seviyoruuum, ankara seni özlüyorum.
en havalı, piyasa mekanları, bu mekanlarda bulunanların tikilik derecesi, giydikleri markaların türkiye'de bulunmama oranı, ve söylediklerinin anlaşılamaması kriterleri göz önüne alındığında şöyledir: filistin ve arjantin caddeleri, tunalı, bahçeli, çayyolu- son zamanlarda atağa geçen yeni yeni gelişmekte olan çayyolu tiki topluluğu zirveye gözünü dikmiş durumdadır-. kızılay avam mekanıdır dostlar, evrenin örneklemi gibidir. orda her türden, tipten, cinsten, görünüşten insan bulabilirsiniz. ve tabiki kızılay tek başına bir fenomendir. diğer mekanlarda 1-2 saat geçirdikten sonra deneyim zenginliğinin azalmasıyla sıkılma ihtimaliniz varken, kızılay'da böyle bir durum mümkün değildir. her anı, her köşesi sürprizlerle doludur. 5 adımda karşınıza 5 farklı insan modeli çıkabilir, şöyleki: 1 adım: 50 yaşlarında emekli, düzgün giyimli, kibar bir ankara beyefendisi, 2 adım: 16 yaşında, okuldan kaçmış, eteğinin belini kıvırmış, beceriksizce bir makyaj yapmış, histeri halinde gülen bir ergen kız, 3 adım: açık mavi renk dar paça pantonlu, çakma mor adidas spor ayakkabılı, saçını mümkün olduğu kadar dik konuma getirmiş, elinde tesbihle telefondan ankaralı namık dinleyen- sosyolojik olarak belli bir zemine oturtmanın mümkün olmadığı, kültür çatışması ve kimlik bunalımının simgeleri, varoş gençliği topluluğu, 4 adım: üniformavari giyimleriyle, ankara sokaklarının temizlenmesine yerlere kadar uzanan pardesüleriyle katkı sağlayan, eşarplarındaki desen ve renk cümbüşüyle, rio karnavalındaki samba dansçılarını andıran, askeri nizamda 10'ar kişilik sürüler halinde seyahat halinde olan fetoş müritleri topluluğu, 5 adım: deri ceketi, uzun siyah saçları, çok giyilmiş, uzun süredir yıkanmamış kotu, kulağındaki halka küpesi, pantolonundaki kamyon zinciriyle tam bir metalci izlenimi veriyor olmaktan gurur duyan, tek bir metal parça bilmeyen ve dinlemeyen, içinde mahallenin saf çocuğu yatan, ankara'ya yeni gelmiş üniversiteli genç. işte 5 adımda ankara budur .
veee tüm bunlarla birlikte, insanın hayatındaki en güzel dönemlerinden biri olan üniversite yıllarımı geçirdiğim şehir...2 sene boyunca deli gibi nefret ettiğim, 4 sene sonunda ayrılırken, bana pek de sık yapmadığım bir şeyi yaptıran, beni ağlatan şehir. her şeye rağmen, bok gibi soğuğun, cehennem gibi sıcağın, egsoz dumanı kokan havana rağmen, ankaraaaaa seni seviyoruuum, ankara seni özlüyorum.
[null https://www.youtube.com/watch?v=cckb1m88-Hc] veganın buruk bir sarkısı. ah yagmur donerken kara yine yol var falımda.
aklı olanların işi yoksa dışarı çıkmaması gereken şehir. arabalarını bile çıkaramamıştır insanlar. en işlek yollarından birisi olan d-200'de bile kar tabakası vardır.
(bkz: hayalet şehir)*
(bkz: hayalet şehir)*
durmak bilmez bir kar ile güne devam eden, dışarı çıkmayı imkansızlaştıran şehir.
hayatımda görmediğim karı bana göstermiş hatta bunu mart ayında yapmış şehirdir.
normal koşullarda akşam 18:20 de bindiğim ve eryaman'da oturduğum evime en geç 18:55 de ulaşmamı sağlayan şirketin servis aracı eskişehir yolu tıkanıklığı nedeniyle 1,5 saat kadar geç geldi. tam "yaşasın, oleey" gibi sevinç ifadeleri kullanırken zırhlı birlikler'in önündeki yolda meydana gelen tıkanıklık nedeniyle ancak 21:35 de eve ulaşabildiğim, yoğun kar yağışına rağmen personelini işten erken çıkarmayan şirketlerin bulunduğu, hadi servisle eve gidenleri geçtim, kendi arabasıyla yola çıkanların yol tıkanıklıkları nedeniyle araçlarına yol kenarına park edip kilometrelerce yolu yürüdüğünü ve otobüs kullananların da aynı şekilde gelmeyen belediye otobüslerinden ümidi kesip "tabana kuvvet" dedikleri, ülkemin başkenti şehir. olağanüstü bir durum için elbetteki kimseyi suçlayamam ancak gönül isterdi ki valiliğin okulları tatil ettiği haberinden sonra çalıştığım kurumun iş çıkış vaktinden 2 bilemedin 3 saat kadar önce personeline "hadi herkes evine" desin.
ayrıca zırhlı birliklerin önünden etimesgut'a doğru giden yol genişletilmeli ve ortadan refüjle ayrılmalı. ömrümde gördüğüm en tehlikeli yollardan biridir.
ayrıca zırhlı birliklerin önünden etimesgut'a doğru giden yol genişletilmeli ve ortadan refüjle ayrılmalı. ömrümde gördüğüm en tehlikeli yollardan biridir.
ben ki, yazın en sıcak günlerinde herkes "oh içimiz ısındı" diye gezinirken içten içe "kar yağsın artık" diyen bir insanım. ben ki, şubatın başlarında bu kar mereti ilk yağdığında herkes "donduk" diye şikayet ederken, "ne güzel işte yaa amma abarttınız" diyen bir insanım. ben ki, soğuk havayı birkaç kazak giymekle engellersiniz sanan insanım. hayır, efendim. bu sabah kalktığımda öyle bir manzarayla karşılaştım ki, kardan arabaları göremedim. onlar bir kardan araba olmuşlardı. allah yoldakilere sabır versin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar