bugün
- meme mutluluk getirir mi getirmez mi sorunsalı12
- para mutluluk getirir mi getirmez mi sorunsalı16
- erkek aldatabilir ama kadın aldatamaz11
- sedat pekmez15
- tarot falına inanan salak4
- diamond bosphoruss denen yazar7
- 23 haziran 2026 portekiz özbekistan maçı6
- kadınlar neden aldatır15
- devşirmelik makamı13
- türk telekom port zammı4
- helal olsun be2
- alan greenspan2
- lionel messi11
- ithal et2
- biz arap değiliz biz türk üz8
- cayenne4
- ak parti'nin yüzde 37 38 oy oranı6
- her türk kızını türbanlı zanneden gavur8
- 0 0 73
- işsizliğin muazzam bir şey olması6
- kabullenince huzur veren gerçekler9
- ismail kartal büyüktür okan buruk2
- askerlik9
- profiline kendi resmini koyan yazarın asıl amacı8
- elmas bey birader gitmesin kampanyası2
- kadında güzellik aramayan erkek6
- dünya kupasında özbekistan'ı desteklemek6
- türk siyasetçiliği yapan araplar7
- sözlükteki üstü kapalı erkek nefreti9
- gay pornosu izlerken oğlunu gören baba7
- uzun zamandır kimsenin dut yememesi5
- köyde yaşama isteği2
- 8 yıllık küpenin kaybolması2
- sürekli esnemek6
- buddy dude4
- ağlama duvarını yıksak ne olur sorunsalı4
- iremga2
- göğüs uçlarını birbirine değdirebilen kadın2
- kıskançlık5
- kızları övmeyince yüz vermemesi3
- sözlük erkekleri aranıyor mu8
- kimyon4
- eşek sucuğu14
- eski sevgilinin 1 haftada yeni sevgili yapması8
- spora vakit ayıramayan erkek oje sürsün7
- selahattin demirtaş övücüsü halk tv6
- uludağ sözlük'ün kokusu4
- süper lig tarihinin en iyi frikikçisi3
- milli takıma reklam veren hiçbir markayı almıyorum2
- gammaz çetesi çökertildi2
ben bugün ıslandım. yağmur yağıyordu çünkü. ben bugün üzgündüm. elim ayağım kırıldı çünkü...
düşünmemek için şarkı dinlenir, her şarkıda başka bir düşünce filizlenir. lanet hayaller. her köşe başında celallenen hatıralar. sahnelenen filimler. gamlı türküler. sözlü sözsüz zamanlı zamansız beliren gölgeler. sekizinci derecen bir şizofrenin uzaklara dalıp giden yirmi yedi bilinmeyenli denklemler..
hep hiç. dert tasa. sen demeye dilim varmıyor. dilime acı biber sürdü kader. vakit geçmiyor bu şehir bu lanet ankara'da. bu lanetli şehirde bıraktım gençliğimi. gülüşümü. sevincimi. nerede bi bela-yı aşk varsa başımdan kaynar sular misali döküldü şoka girdi şiirler, sinir krizinde kafiyeler...
hey gidi dünya hey!! zalimlik ediyorsun şu gariplere. elini kolunu bağlayıp sonrada al şu ipi şu dağın ardındaki iğnenin deliğinden geçir diyorsun. eyvallah başımla beraber de. "de" si var işte. o "de" beni kahreder durur. öldürse ruhum kurtulur. ama öldürmez. bu zalimliktir. bu lanet bir oyun..
alnındaki yazıya bakmadan hareket mi edeceksin ey nefsim?! olmaz ki. yapamazsın hacım onu.
canın yanmaz mı senin karalar bürünmüş şeytan kılıklı düşman! seni öldürmek için ne yapmalı? kızgın demirlerle ciğerini dağlasam söyle çektirdiğin acıyı sana geri verebilmiş olabilir miyim?!
oluru olmayan bir işe vakit harcamak kimin harcı? kim dibi görülmeyen bir kuyuya gözü kapalı dalar? kim ateşe gülerek dalar kim ölümü su içer rahatlıkta yudumlar? altın taslarda sunulan zehri kim kaşık kaşık içer balmış gibi?
o kimse, aynada bana bakan kimse?!
kimse demişken laf lafı açıyor. acı laflar sevenlerin arasını açıyor açılan aralarda dağlar çıkıyor. dağlardan denizlere lavlar fışkırıyor. su ile ateş tozu dumana katıyor. işte hayatta bu noktada anlamlandırılıyor. ateşin suya ulaştığı noktada çıkan cozurtulu sesler, haytın çarkları arasında sıkışıp parçalanan insanların ızdırap dolu iniltilerine benzer. ateşi suyu yakmak ister. su ateşi söndürmek. ikisi de bu muradına eremez. lavlar taş olur kesilir. su ile ateşin arasında taşlar kayalar oluşur. aha tamda benim durumum! ateşi suya ulaşmak ister, su da ateşe. ikisi de çok şiddetli olduğundan mıdır nedir, ne zaman yan yana gelseler araya mesafeler girer. mahvolur hayaller kördğüm olur kaderler. akıl ermez çoğu zaman. akıl ermedi yandı ortalık. gönül hortlar. kora üflersen yanar tutuşur. hatıralar soluk soluğa çabalamada. beynim hoşurtulu, kızgın deniz seviyesinde yüz derece!!
zil çalsın artık. okul tatil olsun. yaz gelsin be. çok üşüdük bu kış. ankara'da soğuğu ile de mahvetti bu sene. iliklerime kadar üşüdüm. affet beni karanlık sokaklar...
"ben kötü bir şair olabilirdim eğer iyi bir şehirde ikamet etseydi duygularım"
soğuk arkadaş bu şehir. hatırlıyorum da ne büyük bir aşkla geldim bu şehre. ne deli severdim. her ankara deyişte içim ısınırdı. şu hale bak. beni getirdiği hale ne çare?!
sonra bahar falan gelir zaman geçer unutmak nimetinden nasipleniriz. belki zaman geçer. zaman geçer belki. cümleler değişik versiyolar halinde hep aynı şeyi tekrarlar anlam değişmez. sesler de gelir insana farklı tonda aynı melodiyi çalan. unutursun için yana yana!!!
niye yazı yazıyorum sence? bence yazı yazı yazarken hiçbir şey düşünmediğim için yazı yazmak. kusmak gibi biraz. içini boşaltmak. kusarken mideni boşaltırsın yazarken beynini yüreğini. allah yazmak nimeti de vermiş bak. şükür olsun ne diyelim. derdi vermişse muhakkak dermanı da verir.
derman ah derman!! acı çeken iki insan. acı çeken mi? acı mahveder insanı. sonra da çeker gider. madem gitme lan şerefsiz!!!!!!!!!!! kal bu gece hesaplaşalım neyin varsa getir. hadi bekliyorum, yağmur yağar lanet şehrin sokaklarına. en ıssız köşesinde seni beklerim gel hadi!!!
uyumak ne tatlıdır ya rabbim. uyumak ölüme en yakındır..incinen hayatımın baharıdır. acımak!
rüya görmüyorum. ya bir gün görürsem. rüya hayata en yakın. ya rüya görürsem. uyandığımda o rüya kabusa dönüşürse. rüya görürsem hiç uyandırma beni yarabbi.
acımak bir masalmış duyulan geçmiş zamanlarda. orospuluk seni tanımlamada ne güzel bir niteleme sıfatıdır.
düşünmemek için şarkı dinlenir, her şarkıda başka bir düşünce filizlenir. lanet hayaller. her köşe başında celallenen hatıralar. sahnelenen filimler. gamlı türküler. sözlü sözsüz zamanlı zamansız beliren gölgeler. sekizinci derecen bir şizofrenin uzaklara dalıp giden yirmi yedi bilinmeyenli denklemler..
hep hiç. dert tasa. sen demeye dilim varmıyor. dilime acı biber sürdü kader. vakit geçmiyor bu şehir bu lanet ankara'da. bu lanetli şehirde bıraktım gençliğimi. gülüşümü. sevincimi. nerede bi bela-yı aşk varsa başımdan kaynar sular misali döküldü şoka girdi şiirler, sinir krizinde kafiyeler...
hey gidi dünya hey!! zalimlik ediyorsun şu gariplere. elini kolunu bağlayıp sonrada al şu ipi şu dağın ardındaki iğnenin deliğinden geçir diyorsun. eyvallah başımla beraber de. "de" si var işte. o "de" beni kahreder durur. öldürse ruhum kurtulur. ama öldürmez. bu zalimliktir. bu lanet bir oyun..
alnındaki yazıya bakmadan hareket mi edeceksin ey nefsim?! olmaz ki. yapamazsın hacım onu.
canın yanmaz mı senin karalar bürünmüş şeytan kılıklı düşman! seni öldürmek için ne yapmalı? kızgın demirlerle ciğerini dağlasam söyle çektirdiğin acıyı sana geri verebilmiş olabilir miyim?!
oluru olmayan bir işe vakit harcamak kimin harcı? kim dibi görülmeyen bir kuyuya gözü kapalı dalar? kim ateşe gülerek dalar kim ölümü su içer rahatlıkta yudumlar? altın taslarda sunulan zehri kim kaşık kaşık içer balmış gibi?
o kimse, aynada bana bakan kimse?!
kimse demişken laf lafı açıyor. acı laflar sevenlerin arasını açıyor açılan aralarda dağlar çıkıyor. dağlardan denizlere lavlar fışkırıyor. su ile ateş tozu dumana katıyor. işte hayatta bu noktada anlamlandırılıyor. ateşin suya ulaştığı noktada çıkan cozurtulu sesler, haytın çarkları arasında sıkışıp parçalanan insanların ızdırap dolu iniltilerine benzer. ateşi suyu yakmak ister. su ateşi söndürmek. ikisi de bu muradına eremez. lavlar taş olur kesilir. su ile ateşin arasında taşlar kayalar oluşur. aha tamda benim durumum! ateşi suya ulaşmak ister, su da ateşe. ikisi de çok şiddetli olduğundan mıdır nedir, ne zaman yan yana gelseler araya mesafeler girer. mahvolur hayaller kördğüm olur kaderler. akıl ermez çoğu zaman. akıl ermedi yandı ortalık. gönül hortlar. kora üflersen yanar tutuşur. hatıralar soluk soluğa çabalamada. beynim hoşurtulu, kızgın deniz seviyesinde yüz derece!!
zil çalsın artık. okul tatil olsun. yaz gelsin be. çok üşüdük bu kış. ankara'da soğuğu ile de mahvetti bu sene. iliklerime kadar üşüdüm. affet beni karanlık sokaklar...
"ben kötü bir şair olabilirdim eğer iyi bir şehirde ikamet etseydi duygularım"
soğuk arkadaş bu şehir. hatırlıyorum da ne büyük bir aşkla geldim bu şehre. ne deli severdim. her ankara deyişte içim ısınırdı. şu hale bak. beni getirdiği hale ne çare?!
sonra bahar falan gelir zaman geçer unutmak nimetinden nasipleniriz. belki zaman geçer. zaman geçer belki. cümleler değişik versiyolar halinde hep aynı şeyi tekrarlar anlam değişmez. sesler de gelir insana farklı tonda aynı melodiyi çalan. unutursun için yana yana!!!
niye yazı yazıyorum sence? bence yazı yazı yazarken hiçbir şey düşünmediğim için yazı yazmak. kusmak gibi biraz. içini boşaltmak. kusarken mideni boşaltırsın yazarken beynini yüreğini. allah yazmak nimeti de vermiş bak. şükür olsun ne diyelim. derdi vermişse muhakkak dermanı da verir.
derman ah derman!! acı çeken iki insan. acı çeken mi? acı mahveder insanı. sonra da çeker gider. madem gitme lan şerefsiz!!!!!!!!!!! kal bu gece hesaplaşalım neyin varsa getir. hadi bekliyorum, yağmur yağar lanet şehrin sokaklarına. en ıssız köşesinde seni beklerim gel hadi!!!
uyumak ne tatlıdır ya rabbim. uyumak ölüme en yakındır..incinen hayatımın baharıdır. acımak!
rüya görmüyorum. ya bir gün görürsem. rüya hayata en yakın. ya rüya görürsem. uyandığımda o rüya kabusa dönüşürse. rüya görürsem hiç uyandırma beni yarabbi.
acımak bir masalmış duyulan geçmiş zamanlarda. orospuluk seni tanımlamada ne güzel bir niteleme sıfatıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar