bugün
- sözlüğün kepengini kaldırırken düşünülen3
- isviçre alplerinde leğenle kaymak2
- kelle paça4
- birinin omzuna dokunup kadeh tokuşturmak2
- sözlüğün en sevilen yazarı30
- bazı kızların çok güzel olması2
- kürtler eşcinseller solcular ve afyonlular6
- kadınlar yüzünden sözlüğün bu halde olması10
- sorgulayan aklı insana kim verdi19
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi22
- ateistlerin yaşama amacı24
- apo idam edilmeli12
- teröriste sövmek artık yasak23
- 2027 sözlük kuralları5
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı48
- erdoğan'a makarna için oy verildiğini sanan tip3
- yazın bitiyor olması4
- yeter ulan artık19
- cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde revizyon11
- sözlükle ilgili endişeler6
- özür dilemeyi bilmek2
- fenerbahçe vs galatasaray19
- velvet17
- sözlüğe küsmek15
- fenerin sanki bizi biraz fazla rezil etmesi19
- kıskanılan nickler4
- sarapci koala54
- 27 ağustos 2026 ferencvaros trabzonspor maçı6
- hemcinsinde çekici bulduğun detaylar3
- öfke6
- sözlük'ün erkek tipsizleri ve çirkinleri8
- fenerbahçe25
- gta 65
- tarihin en kötü lyonu14
- apoya küfür edince sinirlenen akpliler ve mhpliler11
- ankara12
- bir kızın kucağınıza oturması6
- zall'ın en başından beri yapay zeka olması3
- fenerbahçe lyon maçında atıp tutan yazarlar16
- saraca'nın şeklinin ve tipinin değişmesi7
- savunduğu her fikrin doğru olduğuna inanan insan4
- din tartışmanın gereksiz olması3
- trafikte sinirlenip bağırmak3
- gayler5
- bu saate uyumayan yazarların amacı2
- an itibariyle sözlükte cinlerin dolaşması3
- kadınlar yüzünden dünyanın bu halde olması3
- sosyalizm'in en büyük handikapı3
- sözlüğün siyasallaşması4
- islam barış dinidir43
Ankara'da yaşamak için ankara ayazına alışman gerekir yoksa işin çok zor.
ne kadar sövsem de vazgeçemeyeceğim şehirdir. griliği ayrı güzeldir dostlar.
bir kenti böylece bırakıp gitmek... içinde bin kaygı, bin bir soruyla...
bu aralar gecesi gündüzü sakin geçen şehir. üniversiteler tatile girince kızılay'ı bestekar'ı boşaldı ama bu haliyle de çok güzel olan şehrim.
kedileri güzeldir.
deniz olmadan yaşayamam diyen insanın bir şekilde sevdiği şehir. durup durup özlediğim oluyor, havasından heralde.
Türkiye de deniz olmayan tek yer sanılan şehir.
Pek gezilecek görülecek bir yeri olmayan, istanbula göre biraz tek düze gibi duran şehir. Doğrudur, lakin istanbul da bir yaşa kadar çekilir. Evet istanbul dünyanın sayılı metropollerinden biridir. Ancak bu maalesef bir şehri yaşanabilir ve huzurlu kılmıyor. Ankara yaşanabilirlik açısından istanbulu geçer. Aradığınız huzur, rahatlık, bir yerden bir yere gitmenin çok kolay olması ankarayı diğer büyükşehirlerden üstün kılar. Şu anda istanbulda yaşayan birisi olarak çocuklarımı Ankara'da büyütmek isterim ve de fırsatım olduğu zaman mutlaka Ankara'ya yerleşeceğim.
samanpazarı taraflarında antika kokan tüm dükkanlarını gezmek istediğim şehir.
Bu aralar insanı içine hapseden, havasıyla şaşırtan, biraz ayrı kalma isteği uyandıran canım memleketim.
Ankara'nın bilinen ilk resmi, halen Amsterdam'daki Rijksmuseum'da sergilenen yağlı boya bir tablodur.
Yapılış tarihi ve ressamı bilinmeyen tablonun 1730'larda yapıldığı tahmin ediliyor.
Müze kayıtlarında 'Ankara Manzarası' olarak geçen ve yakın zamana kadar Halep'e ait olduğu zannedilen bu resmin Ankara'ya ait olduğu Prof. Dr. Semavi Eyice tarafından kanıtlanmıştır.
Ankara Manzarasının üst tarafında; o zamanlar kentin merkezi olan Ankara Kalesi, alt tarafında ise 18. yy Ankara'sının ticaret hayatının esasını teşkil eden tiftik keçisi ve dokumacılığından sahneler yer almaktadır.
Bu yağlı boya tablo, yaklaşık 500 yıl önce 16. yüzyılda yapıldı, Hollanda'da bir müzede bulunmaktadır. Önemi şu; Ankaranın o dönemde Halep'e benzetilecek kadar görkemli bir 'Kale Kent' olduğu, kenti çevreleyen üç sur bulunduğu, anıtsal yapıların yerleri ve konumları ile bazıları günümüze kadar yok olsa da belirlendiği bir tablo bu.
Prof. Semavi EYiCE hocamız bu konuda bir kitap yazmış 'Ankaranın Eski Bir Resmi' adıyla. ilgilenenlere bu kitabı bulmalarını tavsiye ederim. Ressam, tablonun önünde o dönemde Angora olarak anılan kentin en önemli sanayi ürünü olan ve Ankara keçisinin dünyaca meşhur yününden yapılan 'Angora Sof' unun üretimini resimlemiş. Koyunların, keçilerin kırkılmasından, çıkrıklardan eğirilmesine, meviçli ve hareli kumaşların tezgahlarda dokunmasından yerli yabancı tüccarlara satılmasına kadar tüm üretim ve ticari süreç bu tabloda var, hatta geri planda 'Akköprü' den kente doğru bir kervanın gelişi de bu senaryoyu tamamlıyor.
Ankara'nın Roma Döneminden sonra yüzyıllarca Kaleiçine çekilip yaşadığını söylemek olasıdır. Ancak, 13-14 yüzyıllarda Kale dışına çıkılıp, Atpazarı, Koyunpazarı, Samanpazarı çarşıları ve Çıkrıkçılar yokuşu yolu ile Suluhan'a kadar gelişen bir ticaret kentidir Ankara... Bunun başlıca nedeninin ise, ünlü ingiliz Kralı VIII. Henry'nin dahi giydiği 'Sof' dan dokunan kumaşlarının olduğunu söyliyebiliriz.
Osmanlı imparatorluğunun Anadolu'da birlik ve barış sağlaması (Pax-Ottoman) ile, yükselme dönemindeki güçlü otoritesinin Anadoludaki pek çok Kale Kent'in dışa açılması, sosyo-ekonomik ve nüfus gelişmesinin bir benzeri Ankarada da yaşanmıştır.
Fotoğraf Eklentisi : http://galeri.uludagsozluk.com/g/ankara/
Bu anlatı: 'Halil ibrahim Kütük'e aittir.
Yazar tarafından Uludağ Sözlük'e aktarılmıştır.
Fotoğraf: Oya islimyeli Ulutin ve Halil ibrahim Kütük'den alınmış, Uludağ Sözlük görseller sayfasına yazar tarafından eklenmiştir.
Yapılış tarihi ve ressamı bilinmeyen tablonun 1730'larda yapıldığı tahmin ediliyor.
Müze kayıtlarında 'Ankara Manzarası' olarak geçen ve yakın zamana kadar Halep'e ait olduğu zannedilen bu resmin Ankara'ya ait olduğu Prof. Dr. Semavi Eyice tarafından kanıtlanmıştır.
Ankara Manzarasının üst tarafında; o zamanlar kentin merkezi olan Ankara Kalesi, alt tarafında ise 18. yy Ankara'sının ticaret hayatının esasını teşkil eden tiftik keçisi ve dokumacılığından sahneler yer almaktadır.
Bu yağlı boya tablo, yaklaşık 500 yıl önce 16. yüzyılda yapıldı, Hollanda'da bir müzede bulunmaktadır. Önemi şu; Ankaranın o dönemde Halep'e benzetilecek kadar görkemli bir 'Kale Kent' olduğu, kenti çevreleyen üç sur bulunduğu, anıtsal yapıların yerleri ve konumları ile bazıları günümüze kadar yok olsa da belirlendiği bir tablo bu.
Prof. Semavi EYiCE hocamız bu konuda bir kitap yazmış 'Ankaranın Eski Bir Resmi' adıyla. ilgilenenlere bu kitabı bulmalarını tavsiye ederim. Ressam, tablonun önünde o dönemde Angora olarak anılan kentin en önemli sanayi ürünü olan ve Ankara keçisinin dünyaca meşhur yününden yapılan 'Angora Sof' unun üretimini resimlemiş. Koyunların, keçilerin kırkılmasından, çıkrıklardan eğirilmesine, meviçli ve hareli kumaşların tezgahlarda dokunmasından yerli yabancı tüccarlara satılmasına kadar tüm üretim ve ticari süreç bu tabloda var, hatta geri planda 'Akköprü' den kente doğru bir kervanın gelişi de bu senaryoyu tamamlıyor.
Ankara'nın Roma Döneminden sonra yüzyıllarca Kaleiçine çekilip yaşadığını söylemek olasıdır. Ancak, 13-14 yüzyıllarda Kale dışına çıkılıp, Atpazarı, Koyunpazarı, Samanpazarı çarşıları ve Çıkrıkçılar yokuşu yolu ile Suluhan'a kadar gelişen bir ticaret kentidir Ankara... Bunun başlıca nedeninin ise, ünlü ingiliz Kralı VIII. Henry'nin dahi giydiği 'Sof' dan dokunan kumaşlarının olduğunu söyliyebiliriz.
Osmanlı imparatorluğunun Anadolu'da birlik ve barış sağlaması (Pax-Ottoman) ile, yükselme dönemindeki güçlü otoritesinin Anadoludaki pek çok Kale Kent'in dışa açılması, sosyo-ekonomik ve nüfus gelişmesinin bir benzeri Ankarada da yaşanmıştır.
Fotoğraf Eklentisi : http://galeri.uludagsozluk.com/g/ankara/
Bu anlatı: 'Halil ibrahim Kütük'e aittir.
Yazar tarafından Uludağ Sözlük'e aktarılmıştır.
Fotoğraf: Oya islimyeli Ulutin ve Halil ibrahim Kütük'den alınmış, Uludağ Sözlük görseller sayfasına yazar tarafından eklenmiştir.
yaklaşık 20 dakika önce arka arkaya 15-20 kere gümbür gümbür sesler gelen şehir. sanki bir yer patladı ama haber sitelerinde de bir şey yok. evim yüksekte olmasından dolayı ufukta oluşan bulanıklığı da görebiliyorum. noluyo lan.
Soğuğuna edilem, Kodumun şehridir. Fakat tek bir güzel yanı vardır benim için, o da istanbul'a dönüşü gibidir hepimiz için. Soğuğunu şu yönden severim ki bize sıcağın değerini hatırlatır. Evet.
kışın diğer şehirlerde avm'den başka gidilebilecek yer mi var sorusu akıllara gelir.
Bu aralar sıcak olan güzel memleketim yani o soğuğuymuş ayazıymış yok. Bir kış yaşasaydık be ankara.
kışın avm'den başka gidilecek pek az yeri olan şehir.
vesselam...
vesselam...
finallerin bitmesiyle dokuz ay uzak kalacak olmanın sevincini yaşadığım gri şehir.
soğuğu ve devlet erkanıyla meşhur ilimiz. başkent olmasından başka hiçbir avantajı yoktur.
Şu sıralar herkesin elinde bir bavul tüm metroyu istila etmişler ohh siz gidin eğlenin gelin biz cefasını çekelim ağğğhh çok gerginim sözlük sabah sabah yürüyen bavullar var her yerde .
su an sabah ezani okunan sehir.
aşti'de saat 06.00 civarı mutsuz, yorgun, bıkkın insanlar belgeseli çekilebilir.
Aşkın kümülatif çaresizliğini ve var oluşun konjonktürel devinimlerini egzajere ederek, realizmin salt izdüşümünü angajmanlayıp, bizlere sürrealizmin diyalektik örneklerini sunan şehirdir.
Bugün montsuz gezmeye sebep olmuştur. Ama yine de soğuğuna ettiğim şehridir. Evet.
modern sanatın da başkenti. görsel
günden güne kendine çeken, dostları birer birer yanına alan, çok bilinmese de aşina hissedilen, özlenilen şehir.
Gündemdeki Haberler