bugün

/401
Ankara'nın bilinen ilk resmi, halen Amsterdam'daki Rijksmuseum'da sergilenen yağlı boya bir tablodur.

Yapılış tarihi ve ressamı bilinmeyen tablonun 1730'larda yapıldığı tahmin ediliyor.

Müze kayıtlarında 'Ankara Manzarası' olarak geçen ve yakın zamana kadar Halep'e ait olduğu zannedilen bu resmin Ankara'ya ait olduğu Prof. Dr. Semavi Eyice tarafından kanıtlanmıştır.

Ankara Manzarasının üst tarafında; o zamanlar kentin merkezi olan Ankara Kalesi, alt tarafında ise 18. yy Ankara'sının ticaret hayatının esasını teşkil eden tiftik keçisi ve dokumacılığından sahneler yer almaktadır.

Bu yağlı boya tablo, yaklaşık 500 yıl önce 16. yüzyılda yapıldı, Hollanda'da bir müzede bulunmaktadır. Önemi şu; Ankara’nın o dönemde Halep'e benzetilecek kadar görkemli bir 'Kale Kent' olduğu, kenti çevreleyen üç sur bulunduğu, anıtsal yapıların yerleri ve konumları ile bazıları günümüze kadar yok olsa da belirlendiği bir tablo bu.
Prof. Semavi EYiCE hocamız bu konuda bir kitap yazmış 'Ankara’nın Eski Bir Resmi' adıyla. ilgilenenlere bu kitabı bulmalarını tavsiye ederim. Ressam, tablonun önünde o dönemde Angora olarak anılan kentin en önemli sanayi ürünü olan ve Ankara keçisinin dünyaca meşhur yününden yapılan 'Angora Sof' unun üretimini resimlemiş. Koyunların, keçilerin kırkılmasından, çıkrıklardan eğirilmesine, meviçli ve hareli kumaşların tezgahlarda dokunmasından yerli yabancı tüccarlara satılmasına kadar tüm üretim ve ticari süreç bu tabloda var, hatta geri planda 'Akköprü' den kente doğru bir kervanın gelişi de bu senaryoyu tamamlıyor.

Ankara'nın Roma Döneminden sonra yüzyıllarca Kaleiçi’ne çekilip yaşadığını söylemek olasıdır. Ancak, 13-14 yüzyıllarda Kale dışına çıkılıp, Atpazarı, Koyunpazarı, Samanpazarı çarşıları ve Çıkrıkçılar yokuşu yolu ile Suluhan'a kadar gelişen bir ticaret kentidir Ankara... Bunun başlıca nedeninin ise, ünlü ingiliz Kralı VIII. Henry'nin dahi giydiği 'Sof' dan dokunan kumaşlarının olduğunu söyliyebiliriz.

Osmanlı imparatorluğu’nun Anadolu'da birlik ve barış sağlaması (Pax-Ottoman) ile, yükselme dönemindeki güçlü otoritesinin Anadolu’daki pek çok Kale Kent'in dışa açılması, sosyo-ekonomik ve nüfus gelişmesinin bir benzeri Ankara’da da yaşanmıştır.

Fotoğraf Eklentisi : http://galeri.uludagsozluk.com/g/ankara/

Bu anlatı: 'Halil ibrahim Kütük'e aittir.
Yazar tarafından Uludağ Sözlük'e aktarılmıştır.

Fotoğraf: Oya islimyeli Ulutin ve Halil ibrahim Kütük'den alınmış, Uludağ Sözlük görseller sayfasına yazar tarafından eklenmiştir.
yaklaşık 20 dakika önce arka arkaya 15-20 kere gümbür gümbür sesler gelen şehir. sanki bir yer patladı ama haber sitelerinde de bir şey yok. evim yüksekte olmasından dolayı ufukta oluşan bulanıklığı da görebiliyorum. noluyo lan.
Soğuğuna edilem, Kodumun şehridir. Fakat tek bir güzel yanı vardır benim için, o da istanbul'a dönüşü gibidir hepimiz için. Soğuğunu şu yönden severim ki bize sıcağın değerini hatırlatır. Evet.
kışın diğer şehirlerde avm'den başka gidilebilecek yer mi var sorusu akıllara gelir.
Bu aralar sıcak olan güzel memleketim yani o soğuğuymuş ayazıymış yok. Bir kış yaşasaydık be ankara.
kışın avm'den başka gidilecek pek az yeri olan şehir.

vesselam...
finallerin bitmesiyle dokuz ay uzak kalacak olmanın sevincini yaşadığım gri şehir.
soğuğu ve devlet erkanıyla meşhur ilimiz. başkent olmasından başka hiçbir avantajı yoktur.
Şu sıralar herkesin elinde bir bavul tüm metroyu istila etmişler ohh siz gidin eğlenin gelin biz cefasını çekelim ağğğhh çok gerginim sözlük sabah sabah yürüyen bavullar var her yerde .
su an sabah ezani okunan sehir.
aşti'de saat 06.00 civarı mutsuz, yorgun, bıkkın insanlar belgeseli çekilebilir.
Aşkın kümülatif çaresizliğini ve var oluşun konjonktürel devinimlerini egzajere ederek, realizmin salt izdüşümünü angajmanlayıp, bizlere sürrealizmin diyalektik örneklerini sunan şehirdir.
Bugün montsuz gezmeye sebep olmuştur. Ama yine de soğuğuna ettiğim şehridir. Evet.
modern sanatın da başkenti. görsel
günden güne kendine çeken, dostları birer birer yanına alan, çok bilinmese de aşina hissedilen, özlenilen şehir.
çok fazla klişe barındıran şehirdir.

* abi ankara'da deniz yok yaaa.

* gri şehir, memur şehri.

* ankara'nın en çok istanbul'a dönüşünü seviyorum.

* ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.

ve daha aklıma gelmeyen onlarca klişe...

olm sevmiyorsanız ankara esenboğa ya da aşti'de "nolur kal la" demiyor.
kalk git.

(#21655736)
Butun ego, dolmus, otobus soforlerının kendını f1 pılotu zannettıgı sehır. Altı aydır burdayım daha eve gıttıgımde bugun de ölmedım anne demedıgım gun gormedım. Her kullanısımda yuregım agzıma gelıyor.
intihar şehridir.
öldürmez, acı verir. kışın daha çok yapar bunu, bu yüzden diğer tüm şehirlerden ayrılır.
edip'in yalnızlığını okur her sabah, selim ışık gibi tutunamayıp bu şehre düşersiniz. her sabah eksik, küçülmüş olarak uyanmak; bir gün o kadar küçülecek ki içimiz marmara'nın yoluna kuş olacağız, edip'in kitaplarına yalnızlık.
''hayattan rengi alın geri neyi kalır ki ?'' ankara kalır abicim.
Eğer aşık değilseniz hiç sevilmiyor bu şehir.
kaç yıldır burdayım sakarya caddesi dışında yaşanmışlığım yoktur. avm şehridir. başka şansı da yoktur zaten donar millet çünkü açık alanda.
Hiç özlememişim ailem dışında hiçbir şeyi özlememişim.. ayazı ile karşılayan şehir. . Ama bir şey olmuş buralara ne bu sis?
bok atmış olmak için sallamıyorum ama, hele de burada doğup büyümediyseniz, yani sizi buraya bağlayacak çok kuvvetli argümanlar yoksa, hiç ama hiç yaklaşmamanız gereken şehirdir. yani 2-3 aydır bulunduğum (mecburen mecburen) şu şehre hiç ön yargılı gelmedim ama burası gereksiz bir kent arkadaş. üstüne üstlük arkadaş çevrenizi, düzeninizi, alışkanlıklarınızı, her şeyinizi şehr-i stainbul'da bıraktıysanız, geçmiş olsun.

Yani imkanları ortalama olan biriyseniz tercihiniz ankara olmasın, bişey yok burada, var diyen yalan söylüyordur, ankara gecelerinden güzellemeler, ankara sisine methiyeler kasan bebelere inanmayın, onlar da kendilerini kandırıyorlar zaten.
istanbul varolduğu sürece en iyi yardımcı erkek oyuncudan aday olacaktır hep.
bir aksilik olmazsa yazın gitme kararı aldığım şehir.
© copyright 2005 - 2026