bugün
- su bardağında çay içmek10
- şükretmeyen insan6
- cenazede gülmek5
- alttaki yazara bir şey söyle20
- pudingi çay kaşığıyla yemek4
- insanın düşüncelerinden utanması6
- geceden balıkla yenilmiş soğan4
- usul adab erkan4
- galiba hamileyim5
- tuvalette ilham gelmesi2
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı35
- devrimci kız götü3
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri15
- firavun ahenaton2
- vazektomi3
- hayvanların konuşmaya başlaması3
- yüksek enflasyon7
- bilmiyorum diyebilmek2
- parcalandim toparlanamiyorum321
- muhabbet kuşunun insanına boncuk adını koyması3
- 1 kasım 2026 sosyal medya yasağı2
- erkeklere en güzel hitap şekilleri17
- bol kaşarlı tost3
- boyun ağrısına iyi gelen şeyler15
- insanın yaşamadığı olaydan ders çıkarması2
- beyoğlu nda taksiye çarpan otomobil kazası2
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- sözlük yazarlarının beni travesti sanması16
- erkek hapşırması2
- ölümsüzlüğün sıkıcı bir şey olması2
- sevgilinin arabasıyla kaza yapmak9
- entry formatına hakim olmayan eski nesil yazar2
- kamyon sürerken dinlenecek şarkılar10
- nefret edilen hitap şekilleri11
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak19
- yogartiksen12
- gece mesajlaşırken uyuya kalan erkek9
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz28
- sözlük çeteleri11
- cuma akşamı etkinlikleri8
- ben bu yazıyı hiç kimseye yazmadım5
- çaylak olunca yan hesaplarla sözlüğe gelen işsiz10
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- bi erkek için kütahyadan adanaya gitmek7
- hangi yazarla çift olursunuz28
- hilafetin türklere faydası16
- cuma akşam eve girip pazartesi sabaha dek çıkmamak9
- gecenin bir körü prezervatif isteyen komşu8
- ucan tekme atan hipopotam45
- kibarhergele14
Dikmen kismindan fena bir gok gurultusu duyulan sehirdir. Yakin bir yere indi oglum kesin, fenaydi.
An itibarıyla gök gürültüsünden televizyonun sesini duymakta zorlandığım şehir.
gok gurultusu ve simsek esliginde deli gibi yagmur yagan sehir.
Kizilcahamamdan sevgilerle.
Kizilcahamamdan sevgilerle.
SEÇiMLERDEN ekmeleddin ihsanoğlu'nun birinci çıkacağı il...
seçimlerden eklemeddin ihsanoğlu'nun birinci çıkmamasının açıklaması yoktur.
chp mhp örgütleri tamamen yatmıştır, rakibe çalışsan bu kadar olur amk...
chp mhp örgütleri tamamen yatmıştır, rakibe çalışsan bu kadar olur amk...
Takim tutar gibi siyasi parti tutanlar elde bayraklar, camdan disari sarkmislar, kornaya basa basa trafiği kitliyorlar.
Ben anlamadim neyin kutlamasi hacı?
Ulke dusmandan mi kurtuldu nedir yani? Zaten maşasi olan bir adam o koltuktaydi, bizimkisi yorulup dinlenmek için yerine geçti.
Hani degisen bir sey zaten yok.
Amac ne ben onu anlamadim. Ciddiyim bu ne hiyarliktir?
Ben anlamadim neyin kutlamasi hacı?
Ulke dusmandan mi kurtuldu nedir yani? Zaten maşasi olan bir adam o koltuktaydi, bizimkisi yorulup dinlenmek için yerine geçti.
Hani degisen bir sey zaten yok.
Amac ne ben onu anlamadim. Ciddiyim bu ne hiyarliktir?
koskoca yaz tatilinde bile içinden çıkmak istemediğim müptelası olduğum şehir .
denizi olmadığı için asla güzel görünmeyecek, pek te sevilmeyecek ve bir tarafı eksik kalacak şehirdir. ancak formülü var tabi;
(bkz: ankara ya deniz getirmenin yolu)
(bkz: ankara ya deniz getirmenin yolu)
Fallarda bile kurtulamadığım şehir. *
bazen çok sevdiğim bazende kaçıp gidesimin geldiği şehir. psikolojime göre değişiyor sanırım.
bir şarkı var aklımda
biraz buruk ikimiz hakkında.
ne kadar denesemde boşuna
insan o eski tanıdık şarkıda
kendini bulmuyor...
gerçekten öyle ankara. üniversiteye ilk geldiğim yıllarda ki o heyecanı arıyor insan.
bir şarkı var aklımda
biraz buruk ikimiz hakkında.
ne kadar denesemde boşuna
insan o eski tanıdık şarkıda
kendini bulmuyor...
gerçekten öyle ankara. üniversiteye ilk geldiğim yıllarda ki o heyecanı arıyor insan.
ankara türkiye'nin başkenti olan, arabanın her radyosunu açtığımda ankara oyun havası çalan sözleri ne kadar saçma olsa da insanın oynayası gelen, garip şarkıları vardır.
gönlümün başkenti. aşkın neredeyse gönlünün başkenti orası oluyor haliyle... ev fiyatları uygun ailecek burada yaşayacağız inşallah.
Fazlasıyla özleten şehirdir. Sevilecek pek bir şeyi olmayınca insanlarını sevmek kalıyor, onlar da çok özleniyor.
adam gibi bi ev bulamadığım allahsız şehir.
tıpkı gökten yağan füzeler gibi bu gece ışıldamaktadır. sonra büyük bir gürültü.. Tıpkı bombalar gibi.. gök gürlemektedir. sonra yağmur bir durur bir başlar.. bu gece korkutuyorsun beni ankara!!
gece ulaşımı olmayan.
gri şehir.
Birkaç hafta önce müdürüme, ankaraya gidesim var, bana orda bir toplantı ayarlasanıza dedim.
Tabi bildiğin geyik yapıyorum, daha doğrusu gidesim var da, öyle kafamıza göre ülke/şehir seçip iş ayarlayamıyoruz kendimize tabi ki. Ama ayarlasak ne güzel olurdu di mi?
Şans bu ya, gerçekten ankaraya gidilmesi gerekiyor. Kim gidecek, tabi ki ben. Neden? O kadar ısrar ettim vaktiyle kim gidecekti ki.
Neyse aslında gidesim yok artık ama mecburen kabul ediyorum.
Toplantı iki saat, zaten şehirler arası yolları karıştırma huyum ezelden beri var. daha önce istanbulda bir yere gideyim derken tekirdağa gitmiştim falan, bunca yolu iki saatlik toplantı için gelmişim, sinirim tepemde, hava sıcak, işim bitmiş ama vakit daha öğlen.
Bir arkadaşı arıyorum. Diyorum dude, sinirlerim tepemde, müsaitsen görüşelim.
Saolsun beni hiç kırmaz, toplamda 6 ay birlikte çalıştık, ne ara bu kadar hatırşinas olduk bilmiyorum. Çok azdır başım sıkışınca arayabileceğim insan. O da onlardan biridir.
Atlıyor geliyor. Gece çıktım yola çok yorgunum, ayrıca açım ölüyorum diye kapris yapıyorum. Sütişe gidiyoruz. Bir şeyler yiyiyoruz.
Dur bak kafanı dağıtacak bir şey biliyorum ben diyor. Ortak arkadaşlarımızdan birini arıyor. Dibi gelmiş hadi işten izin al gel diyor. O da atlayıp geliyor.
Sonra bana dönüp önce şu toplantı havasından kurtul, elbiseyle olacak aktiviteler planlamıyoruz diyorlar. Kalırsam diye yanımda getirdiğim eşofmanı giyiyorum.
Atlıyoruz arabaya, Eymir gölüne gidiyoruz. ikisi de odtü mezunu, odtünün uzağına gidemiyorlar bir türlü. Gülüyorum.
Biniyoruz bisikletlere. Bir tur 10 kmymiş, başlıyoruz sürmeye.
Kondüsyonları sağlam tabi ikisinin de, ben geride kalıyorum sık sık, uzaktan beni de bekleyin diye bağırıp duruyorum küçük çocuk gibi. Sonun da olmayacak böyle en iyisi dibi aramızda olsun da kaybetmeyelim onu buralarda diyorlar.
10 km bittiğinde ben de bitmiş oluyorum.
Oysa başlarda ne yorulacağım ya 10 kmde yol mu, siz kendinize bakın diye atıp tutuyordum ikisine de.
Karnım acıkıyor, Bahçelide çocukluğumun yazlarının geçtiği, kısa pantolonla dolaştığım sokaklara götürüyorlar beni. Aa burayı biliyorum, aa burası çok değişmiş diye diye yürüyorum. Acıktım ben ya diye söyleniyorum. Taklidimi yapıyorlar sürekli, gülüyoruz. Bahçelide sıradan bir akşamüzeri, 7. caddede kahkaha ata ata yürüyoruz. Üstümüz başımız tozlanmış, saçımız başımız dağılmış. Hadi seni tanımazlar ama bizi böyle görürlerse kariyerimiz biter senin yüzünden diyorlar, yine gülüyoruz. Yürüyoruz bir sürü. Şu hale bakın, geldiğimde nasıldım şimdi nasılım, asıl toplantı yaptığım adamlar beni böyle görse kariyerim biter şu an diyorum, yine gülüyoruz.
Yola çıkmam lazım, dizlerim tutmuyor sizin yüzünüzden, nasıl araba kullanıcam ben diyorum. Gülüyoruz.
Alkolsüz sarhoş kafası yaşıyoruz.
Kahve alalım sana kendine gelirsin diyorlar. Starbucksa giriyoruz. Kaçıncı cadde burası diyorum, 3 diyorlar. Off tüm sayılı caddeleri gezdik, canımdan bezdim bir daha gelmem ankaraya diyorum, yine gülüyoruz.
Yola çıkıyorum sonra. En az on tane benzinliğe abi bursa ne tarafa düşüyor diye sora sora eve varıyorum.
Velhasıl Ankara güzel azizim. Ankarada bisiklete binilir, dostlarla gezilir, kahve içilir, gülünür, eğlenilir.
Birkaç hafta önce müdürüme, ankaraya gidesim var, bana orda bir toplantı ayarlasanıza dedim.
Tabi bildiğin geyik yapıyorum, daha doğrusu gidesim var da, öyle kafamıza göre ülke/şehir seçip iş ayarlayamıyoruz kendimize tabi ki. Ama ayarlasak ne güzel olurdu di mi?
Şans bu ya, gerçekten ankaraya gidilmesi gerekiyor. Kim gidecek, tabi ki ben. Neden? O kadar ısrar ettim vaktiyle kim gidecekti ki.
Neyse aslında gidesim yok artık ama mecburen kabul ediyorum.
Toplantı iki saat, zaten şehirler arası yolları karıştırma huyum ezelden beri var. daha önce istanbulda bir yere gideyim derken tekirdağa gitmiştim falan, bunca yolu iki saatlik toplantı için gelmişim, sinirim tepemde, hava sıcak, işim bitmiş ama vakit daha öğlen.
Bir arkadaşı arıyorum. Diyorum dude, sinirlerim tepemde, müsaitsen görüşelim.
Saolsun beni hiç kırmaz, toplamda 6 ay birlikte çalıştık, ne ara bu kadar hatırşinas olduk bilmiyorum. Çok azdır başım sıkışınca arayabileceğim insan. O da onlardan biridir.
Atlıyor geliyor. Gece çıktım yola çok yorgunum, ayrıca açım ölüyorum diye kapris yapıyorum. Sütişe gidiyoruz. Bir şeyler yiyiyoruz.
Dur bak kafanı dağıtacak bir şey biliyorum ben diyor. Ortak arkadaşlarımızdan birini arıyor. Dibi gelmiş hadi işten izin al gel diyor. O da atlayıp geliyor.
Sonra bana dönüp önce şu toplantı havasından kurtul, elbiseyle olacak aktiviteler planlamıyoruz diyorlar. Kalırsam diye yanımda getirdiğim eşofmanı giyiyorum.
Atlıyoruz arabaya, Eymir gölüne gidiyoruz. ikisi de odtü mezunu, odtünün uzağına gidemiyorlar bir türlü. Gülüyorum.
Biniyoruz bisikletlere. Bir tur 10 kmymiş, başlıyoruz sürmeye.
Kondüsyonları sağlam tabi ikisinin de, ben geride kalıyorum sık sık, uzaktan beni de bekleyin diye bağırıp duruyorum küçük çocuk gibi. Sonun da olmayacak böyle en iyisi dibi aramızda olsun da kaybetmeyelim onu buralarda diyorlar.
10 km bittiğinde ben de bitmiş oluyorum.
Oysa başlarda ne yorulacağım ya 10 kmde yol mu, siz kendinize bakın diye atıp tutuyordum ikisine de.
Karnım acıkıyor, Bahçelide çocukluğumun yazlarının geçtiği, kısa pantolonla dolaştığım sokaklara götürüyorlar beni. Aa burayı biliyorum, aa burası çok değişmiş diye diye yürüyorum. Acıktım ben ya diye söyleniyorum. Taklidimi yapıyorlar sürekli, gülüyoruz. Bahçelide sıradan bir akşamüzeri, 7. caddede kahkaha ata ata yürüyoruz. Üstümüz başımız tozlanmış, saçımız başımız dağılmış. Hadi seni tanımazlar ama bizi böyle görürlerse kariyerimiz biter senin yüzünden diyorlar, yine gülüyoruz. Yürüyoruz bir sürü. Şu hale bakın, geldiğimde nasıldım şimdi nasılım, asıl toplantı yaptığım adamlar beni böyle görse kariyerim biter şu an diyorum, yine gülüyoruz.
Yola çıkmam lazım, dizlerim tutmuyor sizin yüzünüzden, nasıl araba kullanıcam ben diyorum. Gülüyoruz.
Alkolsüz sarhoş kafası yaşıyoruz.
Kahve alalım sana kendine gelirsin diyorlar. Starbucksa giriyoruz. Kaçıncı cadde burası diyorum, 3 diyorlar. Off tüm sayılı caddeleri gezdik, canımdan bezdim bir daha gelmem ankaraya diyorum, yine gülüyoruz.
Yola çıkıyorum sonra. En az on tane benzinliğe abi bursa ne tarafa düşüyor diye sora sora eve varıyorum.
Velhasıl Ankara güzel azizim. Ankarada bisiklete binilir, dostlarla gezilir, kahve içilir, gülünür, eğlenilir.
Ne kadar bok atsam da burayı öyle özleyeceğim ki gittiğim zaman. Sabah sabah başlığını görünce bir garip oldum lan.
adama alkolsüz sarhoş kafası yaşatan şehir. öyle bir şehirdir ki gri şehrim herkeste incecikte olsa bir iz bırakır.
Ankara candır, canandır. buram buram hasrettir. denizi olduğu için sevilen şehirlerin aksine, olmadığı halde vazgeçilemeyendir.
(bkz: (vid #122822))
(bkz: (vid #122822))
abazasıyla ünlü fişkiyesi kırık başkanıyla lanetlenmiş başkent ve yaşadığım şehir.
Dışardan resmi görünüşünle, bir kızdı mı dur durak bilmeden yağan yağmurun ve çabucak gönlü alınan güneşinle birbirimize ne çok benziyoruz ANKARA.
Ankarayı sevmek icin denize ihtiyaci olmaz insanin. Ankarayi az biraz sevmek durumu da olmaz, ya cok sevilir Ankara yada hic sevilmez. Gri degildir sadece, her renkten vardir ama en cok hangi rengi görmek istersen öyle gorunur sana.
Sik gibi şehir.
Bi geldim hasta oldum şehir.
Kışının ayazının amk şehir.
Bi geldim hasta oldum şehir.
Kışının ayazının amk şehir.
kuğulu da çimlere oturup kitap okumaktır. bozkır kışında sevdiceğini beklerken üşümemektir. ankara, reddedildiğin kadındır. kızarsın, yaşamak istemezsin ama hep o kadını hatırlarsın ama ankara nın kaybedenlerin şehri olduğu aklına gelir. sevdiceğini toprağa versen de, bu sefer aşık olmayacağım desen de yine ankara da aşık olursun ve reddedilirsin.
edit: yılda birkaç günden fazla kalmak dokunuyor.
edit: yılda birkaç günden fazla kalmak dokunuyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar