/400
Havasına güven olmayan şehir. *
Ankara bağrı kara şehir.
uykuda sele yakalanmamak için üst kattaki komşuda kalsınlar alt katta yaşayanlar.

bi gün bende burda yaşıycam amk.
uzun yıllar geçirdiğim şehir. son yıllarda çok fazla göç almış ve memur,öğrenci,entelektüel ve de aydın insanlardan oluşan homojen yapısı bozulmuş, istanbul gibi heterojen ve kozmopolit bir şehre dönüşmüştür. şehrin merkezi olarak kabul edilen kızılay-güvenpark çevresi insan çeşitliliği açısından taksim gibi olmuştur. eskiden daha mütevazi ve nispeten kendi yağında kavrulan küçük bir şehir olan ankara artık iddialı ve de dışarıya tamamı ile açık, kalabalık ve de her türlü insan evladını barındıran bir kent görüntüsüne bürünmüştür. istanbul'daki kadar olmasa da artık buranın da trafiği sorunludur. şehir çok fazla büyümüş ve istanbul'daki gereksiz büyüme ve şişme, artık ankarada da gözlenmeye başlamıştır. yerlisi kötü niyetli değildir lakin biraz sert mizaçlı ve de biraz baltadır. dışarıdan gelenler tarafından "kaba" algılanabilir ki gerçekten de iç anadolu ve ankara insanı biraz kabadır. şahsi fikrim olarak en yaşanabilir ve en sakin yerleri subayevleri ve de istanbul yolunda yer alan ve biraz şehir merkezinden uzak olan eryamandır. karanfil-konur-selanik-olgunlar sokak dörtlüsü öğrenciler ve de gençler açısından sosyal ve kültürel bakımdan doyurucu ve zengindir. 10 sene önceki sakin ve sessiz halini daha çok sevdiğim, bozulmuş ve de çok fazla göç almış , artık istanbuldan çok da farkı olmayan bir şehirdir ankara.
Dikmen kismindan fena bir gok gurultusu duyulan sehirdir. Yakin bir yere indi oglum kesin, fenaydi.
An itibarıyla gök gürültüsünden televizyonun sesini duymakta zorlandığım şehir.
gok gurultusu ve simsek esliginde deli gibi yagmur yagan sehir.
Kizilcahamamdan sevgilerle.
SEÇiMLERDEN ekmeleddin ihsanoğlu'nun birinci çıkacağı il...
seçimlerden eklemeddin ihsanoğlu'nun birinci çıkmamasının açıklaması yoktur.

chp mhp örgütleri tamamen yatmıştır, rakibe çalışsan bu kadar olur amk...
Takim tutar gibi siyasi parti tutanlar elde bayraklar, camdan disari sarkmislar, kornaya basa basa trafiği kitliyorlar.
Ben anlamadim neyin kutlamasi hacı?
Ulke dusmandan mi kurtuldu nedir yani? Zaten maşasi olan bir adam o koltuktaydi, bizimkisi yorulup dinlenmek için yerine geçti.
Hani degisen bir sey zaten yok.
Amac ne ben onu anlamadim. Ciddiyim bu ne hiyarliktir?
koskoca yaz tatilinde bile içinden çıkmak istemediğim müptelası olduğum şehir .
denizi olmadığı için asla güzel görünmeyecek, pek te sevilmeyecek ve bir tarafı eksik kalacak şehirdir. ancak formülü var tabi;
(bkz: ankara ya deniz getirmenin yolu)
Fallarda bile kurtulamadığım şehir. *
bazen çok sevdiğim bazende kaçıp gidesimin geldiği şehir. psikolojime göre değişiyor sanırım.
bir şarkı var aklımda
biraz buruk ikimiz hakkında.
ne kadar denesemde boşuna
insan o eski tanıdık şarkıda
kendini bulmuyor...
gerçekten öyle ankara. üniversiteye ilk geldiğim yıllarda ki o heyecanı arıyor insan.
ankara türkiye'nin başkenti olan, arabanın her radyosunu açtığımda ankara oyun havası çalan sözleri ne kadar saçma olsa da insanın oynayası gelen, garip şarkıları vardır.
gönlümün başkenti. aşkın neredeyse gönlünün başkenti orası oluyor haliyle... ev fiyatları uygun ailecek burada yaşayacağız inşallah.
Fazlasıyla özleten şehirdir. Sevilecek pek bir şeyi olmayınca insanlarını sevmek kalıyor, onlar da çok özleniyor.
adam gibi bi ev bulamadığım allahsız şehir.
tıpkı gökten yağan füzeler gibi bu gece ışıldamaktadır. sonra büyük bir gürültü.. Tıpkı bombalar gibi.. gök gürlemektedir. sonra yağmur bir durur bir başlar.. bu gece korkutuyorsun beni ankara!!
gece ulaşımı olmayan.
gri şehir.

Birkaç hafta önce müdürüme, ankara’ya gidesim var, bana orda bir toplantı ayarlasanıza dedim.

Tabi bildiğin geyik yapıyorum, daha doğrusu gidesim var da, öyle kafamıza göre ülke/şehir seçip iş ayarlayamıyoruz kendimize tabi ki. Ama ayarlasak ne güzel olurdu di mi?

Şans bu ya, gerçekten ankara’ya gidilmesi gerekiyor. Kim gidecek, tabi ki ben. Neden? O kadar ısrar ettim vaktiyle kim gidecekti ki.

Neyse aslında gidesim yok artık ama mecburen kabul ediyorum.

Toplantı iki saat, zaten şehirler arası yolları karıştırma huyum ezelden beri var. daha önce istanbul’da bir yere gideyim derken tekirdağ’a gitmiştim falan, bunca yolu iki saatlik toplantı için gelmişim, sinirim tepemde, hava sıcak, işim bitmiş ama vakit daha öğlen.

Bir arkadaşı arıyorum. Diyorum dude, sinirlerim tepemde, müsaitsen görüşelim.

Saolsun beni hiç kırmaz, toplamda 6 ay birlikte çalıştık, ne ara bu kadar hatırşinas olduk bilmiyorum. Çok azdır başım sıkışınca arayabileceğim insan. O da onlardan biridir.

Atlıyor geliyor. Gece çıktım yola çok yorgunum, ayrıca açım ölüyorum diye kapris yapıyorum. Sütiş’e gidiyoruz. Bir şeyler yiyiyoruz.

Dur bak kafanı dağıtacak bir şey biliyorum ben diyor. Ortak arkadaşlarımızdan birini arıyor. Dibi gelmiş hadi işten izin al gel diyor. O da atlayıp geliyor.

Sonra bana dönüp önce şu toplantı havasından kurtul, elbiseyle olacak aktiviteler planlamıyoruz diyorlar. Kalırsam diye yanımda getirdiğim eşofmanı giyiyorum.

Atlıyoruz arabaya, Eymir gölüne gidiyoruz. ikisi de odtü mezunu, odtü’nün uzağına gidemiyorlar bir türlü. Gülüyorum.

Biniyoruz bisikletlere. Bir tur 10 km’ymiş, başlıyoruz sürmeye.

Kondüsyonları sağlam tabi ikisinin de, ben geride kalıyorum sık sık, uzaktan beni de bekleyin diye bağırıp duruyorum küçük çocuk gibi. Sonun da olmayacak böyle en iyisi dibi aramızda olsun da kaybetmeyelim onu buralarda diyorlar.

10 km bittiğinde ben de bitmiş oluyorum.

Oysa başlarda ne yorulacağım ya 10 km’de yol mu, siz kendinize bakın diye atıp tutuyordum ikisine de.

Karnım acıkıyor, Bahçeli’de çocukluğumun yazlarının geçtiği, kısa pantolonla dolaştığım sokaklara götürüyorlar beni. Aa burayı biliyorum, aa burası çok değişmiş diye diye yürüyorum. Acıktım ben ya diye söyleniyorum. Taklidimi yapıyorlar sürekli, gülüyoruz. Bahçeli’de sıradan bir akşamüzeri, 7. caddede kahkaha ata ata yürüyoruz. Üstümüz başımız tozlanmış, saçımız başımız dağılmış. Hadi seni tanımazlar ama bizi böyle görürlerse kariyerimiz biter senin yüzünden diyorlar, yine gülüyoruz. Yürüyoruz bir sürü. Şu hale bakın, geldiğimde nasıldım şimdi nasılım, asıl toplantı yaptığım adamlar beni böyle görse kariyerim biter şu an diyorum, yine gülüyoruz.

Yola çıkmam lazım, dizlerim tutmuyor sizin yüzünüzden, nasıl araba kullanıcam ben diyorum. Gülüyoruz.

Alkolsüz sarhoş kafası yaşıyoruz.

Kahve alalım sana kendine gelirsin diyorlar. Starbucks’a giriyoruz. Kaçıncı cadde burası diyorum, 3 diyorlar. Off tüm sayılı caddeleri gezdik, canımdan bezdim bir daha gelmem ankara’ya diyorum, yine gülüyoruz.

Yola çıkıyorum sonra. En az on tane benzinliğe abi bursa ne tarafa düşüyor diye sora sora eve varıyorum.

Velhasıl Ankara güzel azizim. Ankara’da bisiklete binilir, dostlarla gezilir, kahve içilir, gülünür, eğlenilir.
Ne kadar bok atsam da burayı öyle özleyeceğim ki gittiğim zaman. Sabah sabah başlığını görünce bir garip oldum lan.
adama alkolsüz sarhoş kafası yaşatan şehir. öyle bir şehirdir ki gri şehrim herkeste incecikte olsa bir iz bırakır.
Ankara candır, canandır. buram buram hasrettir. denizi olduğu için sevilen şehirlerin aksine, olmadığı halde vazgeçilemeyendir.

(bkz: (vid #122822))
abazasıyla ünlü fişkiyesi kırık başkanıyla lanetlenmiş başkent ve yaşadığım şehir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026